12 Mart 2017 Pazar

Adı Efsane: Çare, bazen çaresizliktir...


Sevginin aşamayacağı hiçbir engel yoktur. Yeter ki, o sevgiyi göstermekten geri durulmasın. Her türlü zorlukla baş edebilmenin yolunu buluyor da, sevgisizliği aşmayı beceremiyor zira insan. Yanıyor, kavruluyor; en sonunda da uzaklaşmak istiyor. Her şey geride kaldığında daha iyi olacağını sanıyor ama tüm efkârını beraberinde getirdiğini anlaması çok da uzun sürmüyor... Tarık'ın pes edişlerine artık yeterince alıştık. Yine etti. Çekip gitmeye, her şeyi arkasında bırakmaya o kadar eğilimli ki, bu sefer onu Melis'ten başkası durduramazdı. İyi ki, suçlu aramadan uyandı. İyi ki, babasına gitme dedi...

7. Bölüm


Melis'in başına bir şey gelmeyeceğinden emin olduğumuzdan, o konuda hiç kafa yormadım. Kafa yorduğum nokta, gözünü nasıl açacağı ve Tarık ile Hakan'a nasıl yaklaşacağı üzerineydi. Ondan beklediğim gibi davrandı. Olması gerektiği gibi de... Ne babasının ne de Hakan'ın o vurulmayla bir alakası yoktu. Kendisi Kıvanç'la gitmek için ayrılmış, ardından da pişman olarak geri dönmüştü. Aslında kaos adına senaristlerimiz kulağına öyle yapmasını fısıldamıştı... Uyanır uyanmaz değil ama tam da Kıvanç yanındayken Hakan'ı sorması on numara hareketti mesela. Ona bir zarar gelip gelmediğini merak etmesi de. Bu o anki şokta dahi, aklında Hakan'ın yer aldığının göstergesiydi. Kalbinin nasıl da onu arzulamaya başladığının da... Bu vurulma ilk aşamada HakMel'in sağlam bir zemine oturmasını sağladı, ikinci aşama ise Tarık'ı İstanbul'da tutmuş oldu. Bahar'ın oldukça ikna edici olan konuşması, babası hastaneye ziyarete geldiğinde iyiden iyiye yumuşamaya başlayan kalbindeki buzları, tümden eritti ve gerisi çorap söküğü gibi geldi. Bundan sonra aralarındaki bağın biraz daha kuvvetli olacağından yana şüphem yok. Ancak entrikalar da bitecek değil...




Seçil'in onları Tarık'tan uzaklaştırma mücadelesi tam gaz devam edecektir mesela. Geçirdiği ameliyatın ardından gözlerini ilk defa açan kızın karşısına geçip, halen babasını kötülemesini de ben bir yere koyamadım. Seçil'in haklı olduğu yerde haklılığından dem vuruyorum lâkin, bu bölüm çokça kere haksızdı. Tamamen bencilce davrandı ve asıl derdinin yeğenleri olduğuna şahsen beni ikna edemedi. Yine ilk bölümdeki o Tarık'a olan aşkından gözü hiçbir şey görmeyen ve sadece ona zarar vermek için nefes alan Seçil vardı karşımızda. Keşke vursaydı, kırsaydı, Tarık'a olanca gücüyle bağırsaydı ama yeğeni gözlerini açar açmaz, ilk yaptığı şey Tarık'ı onlardan uzak tutacağından bahsetmek olmasaydı. Melis'in eminim babasını ikna etmek için hastaneden çıkmasına da çokça bozulmuştur ve bakalım şimdi nasıl hamleler yapacak. Bu sefer de, onun işi hiç kolay değil...


Seçil'in, gönül işlerine de karışmaya başladığını gördük. Hadi Kıvanç ile sevgili kalması için diretiyordu da, Hakan'a karşı doğrudan cephe alması neydi bilemedim. Tamam, yine kendince haklı yeğenini korumak istiyor. Ve Hakan gibi birisi, onun için ideal bir damat adayı olmaktan çok uzak. Ancak kendisi kalbine laf geçirebiliyor mu ki, Melis'in kalbinin yönüne karışabilecek? Hâlâ delicesine kendisi için yasak meyve olan Tarık'ı arzularken, bu iş nasıl olacak göreceğiz. Belki bundan sonrası için çok da kanırtmaz diyeceğim ama Melis'in, Hakan'ı sorduğu anda takındığı tavır da pek ümit verici değildi doğrusu... Zaten kendisine de pek gerek yok gibi. Kıvanç elindeki tüm kartları açarak, Hakan'ı alt etme çabasına girişeceğini daha ilk dakikadan hissettirdi. Hastane odasında konuşmalarına tanıklık etmesi de zaten dipte közü bulunan gerilimin kor ateşe dönmesini sağladı ve Hakan'ın çaresizliği, onun atacağı gol oldu...


Seyfi ile ilgili şuan sarf etmek istediğim o kadar çok kelime var ki, kendimi pek zor tutuyorum. Bir babanın böylesi alçalabilmesi, böylesi kör vicdanlı olması karşısında diyecek pek bir şey de bulamıyorum. Eşini, çocuklarını sırf kendi selameti için tehlikeye atan bir adamdan her şey beklenir... Hapishaneden çıkmak için kurduğu dümen beni oldukça şaşırttı. Çok şey beklerdim de, bu kadarını beklemezdim doğrusu. Ama onunla ilgili bir sınır koymamak gerektiğini anladım. Tabi tek ona kızmıyorum, Hakan'ın annesine de çok kızıyorum. Sürekli Hakan'ın iyiliğine yaptığını sanıp, arkasından iş çeviriyor. Çenesini o haricinde kimseye tutamaması da cabası. Buyursun, çıkıyor kocası. Artık kına mı yakar, ağıt mı orasına da kendisi karar versin... Kız kardeşini kurtarmak için, Kıvanç karşısında küçülmek zorunda kalan Hakan'ın haftaya uğraşması gereken konu bu olacak. Kıvanç'ın tüm dolduruşuyla karşısına geçecek Melis'ten yediği tokat da yanına kâr kalacak. Keşke anlatsa yaşananları ama gururundan anlatmayacak ve ta ki Melis bir başkasından bu gerçeği duyana kadar ızdırap içinde barışmalarını bekleyeceğiz. Oldu mu yahu bu şimdi?..


Bahar ile Tarık arasındaki etkileşim ise tüm hızıyla ilerlemeye devam ediyor. Bahar'ın çokça yakındığımız o despot halinden yavaş yavaş sıyrılmaya başlaması da cabası. Her ne kadar annesi bu ilişkinin her şekilde maydanozu rolünü üstlenecek olsa da, Tarık biraz da kaynana dırdırı çeksin ne var yani?.. Şunu belirtmeden olmaz, şahsen halen Tarık'ın Bahar'la bir ilişki yaşaması taraftarı değilim. Ancak o yönde gittiğimiz de ortada. Elbette bu durumda yakınmak yerine, doğacak sahnelerin tadını çıkartmayı yeğleyeceğim. Keşke Seçil biraz daha ılımlı olabilseydi de, Tarık'la onun aşkına şahit olabilseydik. E boşa dememişler, "Kişi ne yaparsa kendine yapar" diye...


Bu kişilerden birisi de Sibel. Tam bir hayâl kırıklığı ama benim için değil, Fikret için. Öylesine tatlı, öylesine sevgi dolu, öylesine sevimli bir karakter ki, Sibel'in onun duygularıyla oynadığı gerçeği iki kere canımı sıkıyor. Kız resmen kalbinde Hakan varken, Fikret'e meylediyor ve boş hayâller kurmasını sağlıyor. En sonunda üzülen de Fikret'ten başkası olmayacak. Keşke algısı biraz daha açık bir karakter olsaydı da, bizim ilk bölümden hissettiğimiz bu durumu biraz olsun kavrayabilseydi. En azından her şey bittiğinde sadece küllerin üzerine su dökmek kalırdı. Zira böyle devam ederse, gönlündeki yangın sadece Sibel ile olan bağlarını değil, Hakan'la dostluğunu da kül edip yakacaktır. Aman öyle olmasın...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder