22 Mart 2017 Çarşamba

Hayat Şarkısı: Bir sayfa kapanır, yenileri hiç gecikmez...


Bir salı gecesinde son kez, Hayat Şarkısı hakkında yazmaya başlıyorum. Reytingleri hiç de kötü değilken bu kararın alınmış olmasından ötürü çokça sinirliyim aslında. Orada hiç izlenmeyen yeni dizisi duruyorken kanalın hem de ama ne yapalım, karar alınmış bir kere. Bundan böyle pazar akşamları oturur izleriz biz de dizimizi. Özetsiz, mayıs sonuna dek... Salı akşamlarını anlamlı kılıyordu, bakalım pazar akşamlarını da kılacak mı. Çok korkuyorum, bunun sadece gaz alma kararı çıkmasından zira. Her ne kadar ortada kesin bir tarih dolanıyor ve 'Bahar Sürprizi' diye yaptıkları değişikliğe güzel bir kılıf bulmuş olsalar da. Bakalım, neler olacak sonunda...

47. Bölüm


Cem belasının son kullanma tarihi aslında ilk sezon çoktan dolmuştu ama bu sezonda da getirip gözümüze soktular karakteri. Yaptığı bin bir çiğlik, oyuncunun performansındaki düşüklük derken tam bir cinnet sebebine dönmüştü artık mesele. Ya gidecekti ya da biz kendimizi kesecektik yani, o derece. Şükür ki, bu bölüm itibariyle kendisinden kurtulduk. Bu sefer öldüğü de direkt Mahir tarafından, defaatle kontrol edildi ve bu defter de kapanmış oldu, çok da güzel oldu!.. Cem'in plânlarının en başından beri varabileceği bir yön yoktu. Akli melekelerini tümden kaybetmişti ve bu da kahramanlarımızın felaketi demek oluyordu. Hadi onun aklı durmuştu da, yanındaki adamın aklı nasıl hiç basmadı tüm bu istediklerinin olamayacağına hiç anlamadım. Sanırım bolca para insanın beyin fonksiyonlarında ciddi hasara sebep olabiliyor ve o hırs, hazin bir sonu hazırlıyor...




Bayram Cevher'in bir plân yaptığı belliydi. İçeride bir hain vardı ve bunu çözmüşlerdi. Bu bölüm anladık ki, yere düşen tespihi sonrası masa altına koyulmuş dinleme cihazını fark etmiş Bayram Cevher ve komiser arkadaşıyla bu bilgiyi paylaşıp, gerisini bir güzel tezgâhlamışlar. Ayrıca Hülya'ya Mehmet'i alıp evden çıkmadan önce, haykırışları sırasında bunu söylemeyi de ihmal etmemiş. Bu da, eve dönüş kısmında kopacak kıyameti önleyen güzel bir adım olmuş. Tabi Hülya cephesinde bir sorun yoktu ama bu sefer, Süheyla cephesinde büyük bir sorun patlak verdi. Hem de öyle böyle değil... 


Güzel, aksiyon dolu sahneler izledik şükür. Flashbackleri öyle güzel kullanmışlar, bizim bilmediğimiz o anda yaşananları da Arda ile Bayram'a öyle güzel anlattırmışlar ki; flashback düşkünü bazı dizilerin senaristlerine ders olarak izletilmesi lazım... Elbette yapılan plânlar ne kadar kusursuz olursa olsun, spontane gelişen olaylar can sıkıcı durumlara sebep olabiliyor ve gerisi, mutluluk içerisine saklı koca bir hüzün doğuruyor... Filiz gözümde artık tam bir kahraman. Helâl olsun ona. Cem'i ne güzel yolladı ama eşek cennetine. O zevki ben Bayram Cevher'in yaşamasını isterdim ama olsun, ona da yakıştı. Öncesinde Kerim'in vurulması ise işte tam da o spontane gelişen olay, daha doğrusu trajediydi. Bayram Cevher'in öldürülmesi emrini veren ve bunu Kerimlere söyleyen Cem, tüm bu gerilimin fitilini ateşlemiş oldu. Baskının ardından elindeki ipi kesmeyi başaran Kerim ise olması gerektiği sertlikte saldıramayınca Cem'e, çıkan boşluktan faydalanıp silahı ateşlemiş oldu. Daha kötüsünden de Filiz'in hamlesi korudu. Ardından da zaten Azrail'e eş oldu... 


Hülya'nın meseleyi biliyor oluşu, onu belki biraz sakinleştirmişti ama Süheyla'nın en ufak bir çizikte dahi yeri göğü inleten hali, oğlunun vurulduğu gerçeğine ancak böyle tepki verebilirdi. Karakterin tutarlılığı açısından bu enfesti. Evet, Süheyla tam olarak öyle yapardı. Oğlunun dalağının alınmış olmasını bile hayati bir mesele sayardı ve bilinçaltında suçladığı kişilere saydırdıklarına, dile geliş izni verirdi. Organik bir Türk kadını zira kendisi... Tabi iş daha sonrasında farklı boyutlara vardı. Tüm sinirini çıkarttıktan sonra biraz olsun yatışmasını beklerdim ama tamamen huysuz bir kadın olup çıktı ve akli melekeleri de sanırım uçup gitti. Bir hafta boyunca her an bu şekilde dolaşan, sürekli kendine çatan Süheyla karşısında da Bayram Cevher sonunda pes etti. Hikâyesine yeni bir yol verecek anlaşılan şimdi. Geçmişte kalmış yasak bir aşkı dirilterek hem de. Bu arada Süheyla da iyice keçileri kaçırır, durum tamamen kontrolden çıkmış olur böylece. Üzülüyorum çok ona...


Cem'in ölümünün üzerine güzel bir haber de Melisa cephesinden geldi. İntihar etmiş bizim ruh hastası psikopat asistanımız ve tüm bunların sorumlusunu da Kerim ilan etmiş. Sanki Kerim hislerine karşılık vermiş, hayâlleriyle oynamış ya da onu yarı yolda bırakmış gibi... Kerim ona hiçbir zaman ümit vermedi ki. Bilinmez bir ameliyat öncesi zaman var ama o noktada da dediklerine güveniyorum ben. Kendi kendine gelin güvey olan bir karakterin, bu hastalıklı haline katlanamayışından ve intihar etmiş olmasından Kerim'e ne? Hazer sana soruyorum, kardeşine meyil etse, onun duygularıyla oynasa, hatta ondan bir çocuk yapıp ortada bıraksa daha mı iyi olurdu senin için? Kerim'i neyle suçluyorsun, bunları yapmamış olmasıyla mı? Ondan, eşini aldatıp da kardeşinle gönül eğlendirmediği için mi alacaksın intikamını? Üzgünüm ama bu Cem'in durumundan bile daha tutarsız bir intikam oyunu olacak. Ruh hastası kardeşinin platonik aşkına kavuşamaması ardından intihar etmesinin faturasını Kerim'e kesmesi tam bir aymazlık. Yeni kötümüz hayırlı olsun yani. Ne yapalım, başa gelen çekilir...


Ve gelelim o geçmişte kalmış yasak aşka... Bayram Cevher her zaman için çapkındı, bu bildiğimiz bir şey ama böylesi ciddi bir gönül meselesi olduğundan haberimiz olmamıştı. Hem de en tutkulusundan... Melisa'nın ölümü ardından gelen halası Mahsa ile yaşadıkları şiir tadındaki, altı yıl önce üzerine çizik attıkları o yasak aşka geri dönecekler anlaşılan. Her ne kadar bu sahnelerin yaratacağı elektriği çokça merak ediyor ve ilgiyle izleyeceğimi biliyor olsam da, ortada bir Süheyla gerçeği var. İyice devreleri yanarsa, o tatlılığını, sevimliliğini her bölüm biraz daha kaybederse gerçekten yazık olur. Biz onu ne kadar aksi olursa olsun, anında sevimli olabilen kişiliğiyle seviyoruz. Fabrika ayarlarıyla çok da oynamayın rica edeceğim...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder