14 Mart 2017 Salı

İçerde: "İçerde misin evlat?"tan, "İçerdeyim evlat"a...


Bir şeylerin artık değişmeye başladığı, biraz olsun ilerleme kaydedilebileceği izlenimi veren bir bölümle ekrana geldi bu hafta İçerde. Kudret'in, Celal'in karşısına geçişiyle bütün dengelerde de değişim başladı gibi. Onun ilk defa, karşısına geçen bir düşmandan böylesine çekindiğini gördüm. Ne olursa olsun, sözüne güvenecek kadar dürüst olduğuna inandığına da. Ondan mütevellit, Celal bu hapis mevzusundan yırtsa da, anlaşılan o ki sonunu Kudret Sönmez hazırlayacak...

25. Bölüm



Celal bu zamana kadar karşısına hangi türden düşman çıkmış olursa olsun, hep küçük görme eğilimindeydi. Sonunda kendisinin galip geleceği bir savaşın içerisinde olduğundan da hep emindi. Ve hep de öyle olurdu. İlk defa geçtiğimiz hafta Kudret'i karşısında gördüğünde, diğerlerinde takındığı ifadesi yoktu yüzünde. Ne o alaycı gülümseme, ne de "Nasılsa bunu da alt etmeyi başarırım" hali hakimdi üzerinde. Kudret'ten gerçekten çekiniyor olması ise enfes, karakterin gözündeki kendini 'ilah hissetme' perdesi bu sebeple kalkmış olur hiç yoktan. Mâlum insanların ölümüne de, hangi şartlar altında yaşayacak olduğuna da kendisi karar verme eğiliminde. Kudret sayesinde bir hale yola koyar kendini sanıyorum, nitekim koysun da. Adımlarını daha dikkatli atacaktır kesin. Ancak, korkunun ecele faydası yok. Kudret Sönmez boşa demedi, "Asıl film şimdi başlıyor" diye...


Uzun vadede çok bir şey olmaz ama bir bölüm için az şey oldu da diyemem. En önemlilerinden biri Sarp noktasında oldu. Kendini yine olmayacak bir hayâlin içerisine sürüklemiş olsa da, Celal'e ilk defa Umut'u sorabilecek olması güzel. Alacağı doğru bir cevap yok. Fakat, Celal'in bu soruyla karşı karşıya gelmesi artık lazımdı. Ne diyecek, nasıl çamura yatacak görelim bakalım. Ben şahsen sanmıyorum, ancak gerçeği söylemesi şartıyla serbest kalabileceğine ikna edebileceğini Sarp'ın. Ya bunu demez ya da son anda bir şey olur ve diyemez. Çünkü işi o raddeye getirirse, bundan sonrasında 'içerde' kalamaz. Dedim ya, Umut'un kim olduğunu Celal şu durumda asla söylemez zaten.


Kilit isim, Kudret. Sarp eğer gerçeklere ulaşmak istiyorsa, yapması gereken şey Kudret ile iş birliğine gitmesi. Celal'i ancak onun yanında durursa yok edebilir ve kardeşine de onun sayesinde kavuşabilir. Geçen hafta alaycı bir üslupla yazmıştım bunu ama şuan gayet ciddiyim. O da bunu anlayacaktır sanıyorum dışarıya çıktığında. Kudret de, Sarp hakkında en ince ayrıntısına kadar gerçekleri öğrendiğinde zaten onunla iletişime geçmeden durmaz. O işi de Alyanak halletti sağolsun. Bakalım, Kudret ile Sarp ne zaman Celal'i bitirme yolunda ortak olacak. Olmaları bir gereklilik çünkü...


Kimselerin bilemediği, bir türlü öğrenemediği, öğrenmeye yaklaşmış olsa bile bir şekilde ikna edildiği konuda da Kudret, bir adım öne geçti. Mert'in Celal'e çalıştığını anladı. Onu hedef tahtasına alması on numara. Elbette açığa verecek değildir, imkansız. Yapacağı şey, didik didik geçmişini araştırmak olacaktır Mert'in ve bir bakmışsınız, aslında Umut olduğu gerçeğine de sonunda ulaşmış... Neden olmasın?.. Bu elbet bir gün olacak, bu da başlangıç bölümü olsun... Tabi sadece bu olmayacaktır açığa çıktığını öğrenmesinin etkisi, elini kolunu da bağlayacaktır Mert'in. Bunu bildiğini ve her an onu açık edebileceğini söylediğinde ister istemez Mert, artık ona çalışıyor olacak. Yani yağmurdan kaçarken dolunun göbeğine itilmekte Mert. Onun tek kurtuluşu, bundan sonra düzgün bir polis olmak için çaba sarf etmek ama o gerçek ortaya çıkmasın diye çaba sarf edecektir. Bakalım, başına neler gelecek...


Ben Nermin'in, Melek'in annesi, otomatikman Kudret'i de onun dayısı olarak düşünmüştüm geçtiğimiz bölümü izledikten sonra. Ancak durum tamamen farklıymış. Nermin, Celal'in kardeşiymiş. Elbette Kudret'in de aşığı. Ne oldu, nasıl öldü bilinmez ancak ikilinin düşmanlığı da bu ölümle birlikte kök salmış. Handan'ın da Kudret'in kızı olduğunu öğrendik ayrıca. Yoksa bu kız Nermin'den olmasın sakın? Celal de onun dayısı?.. -illa birini dayı yapacağım kafaya koydum- Bakalım, kardeşinin ölümünden sorumlu tuttuğu Kudret'ten Celal mi intikam alacak sonunda, yoksa sevdiği kadının ölümünden sorumlu tuttuğu Celal'den, Kudret'mi. İkincisi olursa pek hoş olur söyleyeyim...


Birkaç adım da olsa ilerleyebildiğimiz için, bölümün keyifli geçtiğini söyleyebilirim. Tabi yazmadan edemeyeceğim şeyler de yok değil. O ikinci el uygulaması, ardından gelen araba reklamı neydi gerçekten? Sanırsınız reklama girmiyor da dizi, bölüm içine bari alalım demişler. Bildiğin bir kurgu oluşturulmuş o ikinci el uygulaması için, şok geçirdim... Şimdiye kadar ultra lüks bir arabaya binen Melek'in, o orta sınıf araçtan tatmin olduğuna da hiç ikna olmadım söyleyeyim. Tamam reklam yapıyorsunuz da, bari bu beğeniyi yükleyeceğiniz karakterin daha önce bindiği arabalar sıradan olsaydı. Alın iliştirin Davut'u bir araba reklamına, sürdüğü diğer araçlardan sonra istediği kadar övsün bindirdiğiniz arabayı zerre gıkım çıkmaz. Azıcık özen zor olmasa gerek... Gelecek bölümden verilen sahne sonrası şükür ki sonunda Füsun, öğrenecek Sarp'ın aslında polis olduğunu. Bu da gelecek bölümde atılacak bir başka adım. Kudret Sönmez 'uğur'lu mu geldi ne?..

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder