5 Nisan 2017 Çarşamba

İçerde: Kullanırsınız belki bunu da...


Adım adım ilerleyebildiğimiz hikâyelerin bir parçası olmayı ne kadar da seviyoruz. Ne kadar da çıkmaz olduğunu bildiğimiz yollara sapıyoruz. Bunu yapıyor, pişman oluyor ama yine de vazgeçmiyoruz. Alışkanlık halini alıyor çünkü, bırakamıyoruz... İçerde için direkt böyle demek ne kadar doğru olur bilemiyorum ama adım adım ilerlediği kısmı çok doğru, takdir edersiniz ki. Bir ölüm izledik, bir de Sarp'ın, annesinin hakkındaki gerçeği öğrendiğini anlamasını. Geri kalan her şey, sonunda kaydı en başa sarmaktan başka bir işe yaramadı...

28. Bölüm


Kudret akıllı adam, şahsen varlığından oldukça mutluyum. Her ne kadar hiçbiri sonuca ulaşmasa da, şimdiye kadar Celal'e ecel terleri döktüren tek kişi o oldu. Bundan sonra daha ne kadar süre döktürebilecek, kendini nasıl koruyacak bilemiyorum ama son yaşananların ardından, onun için de tehlike çanları çalıyor. Tabi hiddetinin daha da artması, gözünü iyice karartacağı ve bu sefer gerçekten kıyım yapmaktan çekinmeyeceği sahneler hazırlıyor gibi duruyor. Handan öldü... Hem de Celal tarafından, yakınındaki bir insan aracılığıyla. Önce ondan alacaktır öcünü, ardından da Celal'e daha sert saldıracaktır.




Handan'ın ölümü sürpriz oldu diyemem. Karakterin Kudret ortaya çıktığından beri hiçbir cazibesi kalmadı. İyice geri plana atıldı ve sahnelerdeki varlığı da otomatikman azaldı. Tabi böyle olmasını istemezdim, Sarp ile bir aşkın içerisine düşmesini yeğlerdim. Ancak en başında rayından çıkmış karakter özellikleri, daha sonra tekrar raya hiç oturamazdı. Sarp, sevgilisi olan ama sevgilisi yokmuş gibi yaşayan bir adam olarak kalmaya devam edecek. Mâlum, Melek'le artık yan yana gelebilmeleri bile bir mucize gibi. Ne de güzel gelişme... Tuba Ünsal'a ise emekleri için teşekkürler.


Güzel tasarlanmış, hem ders veren hem de intikam alma oyununa dönen planları severim dizilerde. Kudret'in, Celal'e iki çocuğu arasında seçim yapmak mecburiyeti sunması ona hem ders oldu hem de intikamını almak için fırsat doğurdu. Lâkin, elbette olacak bir şey de yoktu. Biliyorsunuz, Celal'in arkasında senaristlerimiz var. Öyle sırtını kolay kolay yere getirmeyi de düşünmüyorlar. Bu uğurda herkesi ve her şeyi harcamayı da göze almışlar. Tabi Celal'e kalsa bir güzel anlatacaktı her şeyi ama Mert yetişti bu sefer de imdadına. Mustafa'nın kurtuluşu, otomatikman onun da milyonuncu kez kurtuluşu oldu. Kudret ile artık daha ciddi mücadele edecektir. Eşeğini sağlam kazığa bağlaması için, elinden geleni yaptı çünkü...


Mustafa'nın kurtarılış sahnesini ise sevdim. Sarp ile Mert'in yan yana olduğu sahneleri zaten sevmemek imkansız. İkisi de olağanüstü performanslar ortaya koyduğu için, insan hem hangisine bakacağını hem de hangisine güleceğini şaşırıyor. Elbette onlar bu durumdan memnun değil gibi takılıyorlar. Artık sürekli karşılaşmaları da, tesadüf olmaktan çıktı bence. Mert'in onu görünce polislik satması, Sarp'ın mafyayı oynaması kadar komik. Her ikisinin de salt amacı iyilik olduğu için, aslında onları birbirine çeken de bu sanırım. Birlikte hareket ettikçe, isyan etseler de bundan hoşlandıkları da açıkça görülüyor. Bir de kardeş oldukları ortaya çıktıktan sonra görün siz onları. Görebilir miyiz, bilemiyorum tabi. En kötü ihtimalle finalin, son on dakikasında falan. O da bir şeydir, hiç öğrenemeden de bitebilir neticede dizi...


Onların kardeş olduklarını öğrendiğinde nasıl etkileneceğimizin provasını bu bölüm yaptık. Sarp, annesinin paçasını kurtarması ardından anladı kendisiyle ilgili gerçeği bildiğini. Şükür ki, böylesine bir zor an yaratılmış da öğrenmesi sağlandı. Sarp'ın o an ki bakışı ise enfesti. Celal'i alıp gittikten sonra, kendine mukayyet olamayıp geri dönüşündeki mutluluk ise evet, ciğerimizi deldi geçti. Bir de Mert'in, Umut olduğunu öğrendiği anı düşünün. Ardından Füsun'a bunu söyledikleri ya da üçü birden öğrendikleri anı. Herhalde elimize jilet alır dikine dikine keseriz bileklerimizi... Sarp artık daha huzurlu hareket edecek, bu onun için çok iyi oldu. Füsun yine eli yüreğinde oturacak ama en azından oğlunun tam da istediği gibi bir evlat olduğunu artık biliyor. Mert de Celal'in arkasını toplamayı bırakıp, elini daha fazla kirletmezse çok iyi olacak. Zira gittiği yol, yol değil...


Bir de ne kadar çok bölüm içi reklam alıyor dizi değil mi? Araba reklamı mâlum, telefon reklamı mâlum. Bu bölümde de sıvı el sabunu(!) ve çamaşır kurutma makinesi reklamı mâlum oldu. Sırada ne var gerçekten çok merak ediyorum. Mesela, Celal kebapçısında Kudret'i ya da bir adamını vahşice öldürüyor ve her yana kan sıçrıyor olsun. Ardından da ellerinde birer fırça, tavanı Minik, duvarları Sarp ile Davut atışa atışa boyuyorken görelim ve tam o anda alt bantta, "FenaBoyar Boya ile mekanınız renklensin!" yazısı belirsin. Alın size bomba bir reklam sahnesi daha. Kullanırsınız belki bunu da...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder