19 Temmuz 2017 Çarşamba

Dolunay: Evliliğin kapısı mı bu aralanan?..


İnsanda utanma duygusu olmalı. Olmalı ki sınırı aşmaya yaklaştığında, "Ben ne yapıyorum?" diyebilsin. İnsanda ar da olmalı. Çünkü yaptığının nelere sebep olabileceğini, başkalarının başına ne işler açabileceğini düşünmeli. Pek tabi gurur da olmalı.  Zira olmazsa nelere sebebiyet verdiğini görüyoruz Asuman'da. Nasıl çirkinleşebileceğini bir karakterin, nasıl saçmalayabileceğini izliyoruz. Neden bu kadar katlanılmaz, hatta kanal değiştirme isteği uyandıran bir hale büründürüldüğüne ise anlam veremiyoru(m)z. Sanırım veremeyeceği(m)z de...

3. Bölüm


Hadi gençtir, çılgınlıklar yapar. Tamam, para arzusuyla zengin adamlara kendini meze de yapar. Ama bir insan nasıl ablasına zarar vereceğini bile bile, onun arkasından iş çevirir akıl sır erdiremiyorum. Hani sevmiyor desem, ona dair net bir emare de yok. Bu karakterin ne yapmaya çalıştığını biri anlatabilir mi çok rica ediyorum? Bu kadar kendini bilmezlik çok fazla değil mi? Her şeyi mahvetme dürtüsüyle hareket etmek nereye kadar? Hem de bir romantik komedide? Bir drama izliyor olsak, yine mazur görürsün. "Dramdır, hamurunda var" dersin. Ama romantik komedi içerisinde, görece 'sevimli' olabilecek bir kızı şeytanlaştırmayı anlamıyorum... Bir ara sahnelerinde zap yapmayı dahi düşündüğümü rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü bunun bir ileri boyutu, kendini Ferit'in ya da Deniz'in koynuna sokmak olacak. İzlediğimiz karakterin bunu yapmayacağını kaç kişi söyleyebilir? Sanıyorum herkesin aklından geçen bu. Hatta Alya'nın bile aklından geçen bu gibi. Sanki Deniz'in koynuna girsin de ablası bunu öğrenip bir daha ona yaklaşmasın derdinde. İlaç verip bir şekilde Deniz'i kıvama getirebilir de, Asuman'ı bu fikre ikna etmeye çalışmaz dahi. Mevcut karakterde ne ar ne namus ne gurur ne de utanma duygusu var çünkü...


Olan her durumda Nazlı'ya oluyor, olacak da. Lâkin, son olanların üzerine onun da hak etmediğini söyleyemem tüm bunları. Tamam, kardeşidir. Tamam bazı şeyleri konduramaz, görse de görmezden geliyordur; eyvallah. Ama bu nedir? Böyle birine insan sırf kardeşi olduğu için dahi tahammül gösteremez, göstermemeli. Annesi olsa yine anlarım ama ablası olarak Nazlı'nın biraz daha sert olmasının vakti geldi, geçiyor. Mesela o dosyanın Hakanların eline geçtiğini öğrendiğinde, anında dank etmesi gerekirdi. Malını biliyor olması lazım. Bizim iki bölümde karakter röntgenini çektiğimiz kızı, yıllardır hiç mi tanıyamadı yani ablası? O dosyanın fotoğrafını çektiğini görmesek bile, herkesin aklına direkt Asuman gelecekti. Nazlı'nın da gelmeliydi. Gelecek bölüm fragmanında görünen, telefonunu kurcalarken görüntüye ulaştığı. Ama sırf onu korumak için son anda Ferit'e söylemekten vazgeçerse, daha ne yaparsa yapsın kızamam Asuman'a. Beni bu kadar şımartsa biri ve sınır koymasa, ben de onun burnundan getiririm. Kız haklı...


Tüm bu kaosun hazırladığı şeyse, Ferit ile Nazlı'nın Bulut'u geri almak için yapacağı formaliteden bir evlilik. Mâlum, çocuk gitti. Sırf Ferit zamanında aşkına karşılık vermedi, öylece ortada bıraktı diye tek derdi para olan kocasının oyununa alet olan Demet'e ise ne desem bilmem. Yıllardır yüzünü dahi görmediği yeğenine birden halalık yapmaya çıkması ise çok komikti gerçekten. Bir insanın içerisinde büyük bir hayâl kırıklığı, hatta kin olur da; masum bir çocuğu buna malzeme eder mi?.. Hatasından dönecek gibi değil. Hakan gibi biriyle Ferit'in ardından nasıl bir yokluğa düştü de evlenmeye çıktı onu da anlamadım lâkin, Ferit için tek kurtuluş bir evlilik. Bu hakim sonunda elbet çocuğa da soracak, "Kimin yanında kalmak istiyorsun?" diye. O zaman ikilinin evli olması, her şeyi değiştirecektir işte. Hakan'ın kafasını duvarlara vurduğu zamana ışınlanabilir miyiz acaba?..




Evlilik diyoruz da, ne Ferit ne de Nazlı için hiç kolay olmayacak. O formalite evliliğin, gerçek bir evliliğe dönüşme süreci ise çok heyecanlı olacak. İkilinin ateşli sürtüşmeleri de, elbet alev aldıracak. O andan sonra, formalite falan da kalmaz zaten. Artık Ferit de az biraz değişir herhalde, aşklarıyla coşarız ekran karşısında... Şuan için ortada pek de coşacak bir durum yok doğrusu. Kedi sesine uyanan Nazlı'nın kapıda kalıp, sonra kendini bir anda yarı çıplak Ferit'in kollarında bulması her ne kadar ilgi çekici olsa da; "Vaaoov" diye kendimden geçmedim şahsen. Ferit değişmeye başlamadan da geçmeyeceğim gibi. O kadar soğuk bir karakterin, Nazlı'yı mutlu edebileceğine inanmıyorum çünkü. Ha şu var, bu bölüm itibariyle ikilemde kalmam. Ferit-Nazlı-Bulut üçlüsü bence şahane oldu. Deniz de iyi bir dost olsun Nazlı'ya. Olmak istemez, olay çıkartırsa da çok ses çıkarmam gibi. Mâlum, bizim kız ateş ediyor. Bir anda nasıl kalbine gömsün adamcağız hislerini? Bak yine Deniz'in tarafını tutmaya başladım, en iyisi paragrafı sonlandırayım...


Hikâyeye etki de eden 'güçlü' çocuk karakterleri izlemeyi seviyorum, yalan yok. Ama izlediğim dizinin konusunu bir yerden alıp, başka bir yere taşıyacak çocuk oyuncunun bende çok iyi bir izlenim bırakması şart. Çünkü diğer karakterlerin onun için gireceği zorluklara, yapacağı fedakârlıklara ancak öyle tav olabilirim. Onun için verecekleri mücadeleye de, o şartla sıkılmadan eşlik ederim... Bulut ise şükür ki, tam da öyle bir çocuk. Alihan Türkdemir'i, Muhteşem Yüzyıl Kösem'in küçük şehzadesi olarak izlemiş olmak bunda en büyük etken aslında, evet. Ama ondan sıyrıldığımızda da, karşımızda gerçekten çok sempatik ve yetenekli bir çocuk var. Gözünden ışıklar saçan, her girdiği ortamın atmosferini anında bambaşka bir hale büründüren bir çocuk... Bulut için Nazlı'nın da Ferit'in de tüm mücadelesini destekleyeceğim. O tatlılar tatlısının sırf para için vasisi olmasına katlanamam ben Hakan'ın. O yüzden çok beklemeden, bu fikri hemen ortaya biri atsın. Ve evlilik en kısa sürede gerçekleşsin...


Yalan, çok riskli bir kumar. İster istemez her şeyin mahvolmasını dahi sağlıyor çünkü. O sebeple, yalan söylerken çok dikkatli olmak şart. Harap olman, kaçınılmaz oluyor... Fatoş dizide en sevdiğim karakterlerden birisi. Nazlı için biçilmiş kaftan bir dost. Ama aşk cephesinde başlangıcı iyi yapamadı. Ve ilerleyen zamanda bu yönde çokça acı çekeceği ortada. Tarık gidip de Engin'e gerçekleri söylemez belki ama Fatoş ne zaman söyleyeme cesaret eder muamma. Karaktere gülmek çok yakışıyor, onu da çok somurtturmayın rica edeceğim... Keyifli bir bölüm izledik. Asuman'ın olduğu sahneleri saymazsak, bir saniye dahi sıkılmadım. Güzel, akan bir senaryo var karşımızda. Başarılı oyunculuklar izliyor olmak da kaymağı işin. Ama tekrar tekrar belirtmek zorundayım, kaos yaratacağız diye bir bölümün neredeyse yarısında yan karakteri gözümüze sokmayın. Gözümü kapadığımda bu bölümden arta kalan tek şey, Asuman. Ve ben bundan çok rahatsızım...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder