23 Ağustos 2017 Çarşamba

Dolunay: İnkâr çözüm mü?..


Aşık olmak, aşkı yaşamak, aşka ait olmak... Aşk, insan için sihirli bir kutu gibi. İçinden ne çıkacağı büyük bir giz. Ulaşması mesele, ulaştıktan sonra mutlu olması ayrı mesele... Ondandır ki, çoğu zaman inkar en doğrusu gelir. Bazen hiç olmamış gibi davranmak da aslında en iyisidir; tıpkı Nazlı'nın başvurduğu gibi. Tabi bir çözümü yok. Eninde sonunda o aşkın yoluna savrulacak. Ondan sonrası, büyük bir bilinmezlik...


8. Bölüm


Aslında bu davranışı sergilemesini beklediğim kişi Ferit'ti. Tüm ketumluğuyla, kendini aşktan olabildiğince geri tutacak ve kapılmamak için direnecekti. Ama çoğu şey göründüğü gibi olmuyor. Aşk, her şeyi bambaşka yapıyor... Nazlı'nın da bu kadar geri plâna atması kendini, ondan beklenecek bir şey değildi benim için. İlk bölümden kapılmıştı çünkü Ferit'e ve onunla yatmış olma fikri bile korkunç gelmemişti. Şimdi resmen ruhlarını değişmiş gibiler. Biri olabildiğince teslim olmaya açık, diğeri de üzerini örtmek için elinden geleni yapıyor. Varacağı bir yer var mı? Elbette yok.  Zaten tam evden çıkarken yanağına öpücük konduran Ferit'in verdiği mesaj da bu yöndeydi...


Geçen haftaki bölüm yorumumda da yazmıştım. Ben ikilinin kör kütük aşka hemen düşmelerini istemiyorum. Her ne kadar lafı bir kez dahi geçmemiş olsa da, Bulut'u kurtarmak için sonunda evlenmeleri gerekeceğine inanıyorum ve aşkı da kör kütük o zaman yaşamaya başlamalarının daha mantıklı olacağına inanıyorum... Geçtiğimiz bölüm gelen o öpücük resmen bu duruma çelme taktı. O kör kütük aşka daha erken savrulmalarının da yolu açıldı. Ayrıca, Asuman'ın gerçeği ortaya çıktığında daha büyük bir felaketin baş göstermesinin de... Yani açık olmak gerekirse Nazlı'nın sergilediği tavırdan geleceğe yatırım babında mutluyum. O süreçte evlilik mevzusu da bir patlak verse de, "Her şey Bulut'un iyiliği için" moduna geçseler. Mâlum, tüm dengeler o zaman oldukça değişecek. Bir süre için o öpücük de, aşkları da geri plâna atılmış olacak.


Ümidim var mı? Her geçen hafta biraz daha tükeniyor. Senaristlerimizin ne yapmak istediğini kestirmekte de oldukça zorlanıyorum. Bulut'u kurtarmaya karakterlerimizi hiç odaklamadıklarını düşünüyorum. Bir mahkeme muhabbeti dönüyor, o mahkeme oluyor ve her seferinde Bulut, halasına veriliyor. Ferit biraz sıkılıyor, çokça üzülüyor; hop üç sahne sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam ediyor. Hani aslında vekaletini istemiyormuş algısı bile yaratabilir bu durum uzun vadede, böyle sürerse. Bir topla o avukatları etrafına. "Biz nerede hata yaptık, bu davayı kazanmak için neler yapabiliriz?" diye bir sor. Hakan seni uyduruktan iki kareyle yenmeyi başardı. Onca kirli işin içerisinde, tak peşine iki tane dedektif didik didik etsinler hayatını. Hiçbir şey yapmadan, Bulut'un velayetini almayı beklemek bir hayâl, bu ortada. Biraz mücadele görmek istiyorum tam da bundan. Bu konuda da inancımı kaybetmek üzereyim zira...


Deniz'in de aslında yapabileceği bir şeyler olabilir. O da boş bir adam değil, hiç yoktan akıl verebilir. Ama onun da tek derdi, Alya'nın sahne aldığı gece kulübü ve Nazlı. Bulut kaçıncı sırada kim bilir... Hani insan ister istemez yerine koyuyor kendisini karakterlerle. 'Aynı durumun içerisinde olsam, nasıl hareket ederim' diye düşünüyorum. Karakterlerimiz neden bir an olsun düşünmüyor?.. Düşünüyorlarsa, biz neden hiç denk gelmiyoruz? Mesela bu bölüm hikâyeyi bir adım dahi öteye götürecek tek bir şey oldu mu? Ne yazık ki... Alya'nın sahneye çıkıp, bir hışım birbirine ilgi besleyenleri ifşa etme girişiminin nihayete ermeyeceği de kesin. Evet, hiçbir şey olmuyor dizide efenim... 


Tüm bu pasif hâl, Hakan'a yarıyor. Adam kafasına koyduğunu yapıyor, Ferit öylece seyrediyor. Şimdi baba olması da gündemde, iyice kendine inancı gelir herhalde... Bu arada 'gündemde' diyorum, gerçekleşme ihtimalini pek olası görmüyorum. Demet'in o tepkisi, hamileliği haber vermeden bitirme girişimine dönüşebilir. Son anda engellerse ne âlâ ama her şey olup bittikten sonra öğrenirse Hakan, yine olan Ferit'e olacak. Resmen Ferit'in yaşadığı iki ucu pislikli değnek durumu. Ama umurunda değil, oldukça üzülüyorum doğrusu... Yazmadan geçmeyeyim, Hakan'ın kendini haklı gösterecek birçok çıkışına tanıklık ediyoruz özellikle iki bölümdür. Her ne kadar bir yanımla anlattıkları sebebiyle empati kursam da, bir katil olduğu gerçeğini unutmam mümkün değil. Onu böylesi aklamak yerine, biraz kirli işlerine tanıklık etsek daha güzel olmaz mı mesela?..


Kötü bir bölüm izlediğimizi asla söyleyemem. Hatta olabildiğince keyifliydi. Ama işte hikâyeye etki edecek adımların atılması da gerekiyor artık. Tamam, gülüyoruz eğleniyoruz lâkin her şey yerinde sayıyor. Bulut, istemediği insanlarla yaşamak zorunda kalıyor. Annesini, babasını ve hatta evini özlüyor ama ancak kaçıp giderek, kendi mücadelesiyle bu özlemi giderebiliyor. Bir yerde dizinin ana dişlisi o ama tüm çarklar, ondan bağımsız hareket ediyor. Haliyle, insan artık kayda değer bir şeyler olsun istiyor...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder