16 Ağustos 2017 Çarşamba

Dolunay: İnsan dediğin...


İnsan dediğin sevmeyi bilmeli. Karşısındakine savaş açtığında, masum olanların başına gelebilecekleri düşünmeli. Can yakarken, hatta alırken; başını ellerinin arasına koyup, "Ben ne yapıyorum?" diyebilmeli. İnsan, her şeyden önce insan olabilmeli. Canı sıkıldığında, kafası attığında, gözü karardığında; insan kalabilmeli... Hakan gibi olmamalı yani, kısaca bu şekilde de tanımlayabiliriz. Küçücük bir çocuğu, oyununa kurban etmemeli. Masum bir yavruyu sevdiği insanlardan, sırf intikam ve daha fazla para için ayırmamalı. Yani ne olursa olsun, Hakan gibi olmamalı...

7. Bölüm


Bulut meselesi her geçen bölüm biraz daha dallanıp budaklanmakta. Çocuğun ailesi ölmüş, başına gelmeyen kalmamış ama yine de kimsenin onu dinlediği yok. Kimsenin ne istediğini, kimde kalmayı seçtiğini sorduğu da yok. Olayı tatlıya bağlaması gereken hakim bile saçma sapan bir iki delille, o miniğin ağzından dökülenleri hiçe sayıyor. Neymiş, Ferit çapkınmış. Neymiş, kadınlarla gönül eğlendiriyormuş. Eee? Hadım edelim madem? Bu nasıl argümandır, bu nasıl karardır anlayabilene aşk olsun. Olayı belirli bir noktaya çekmek için harcanan zamana yazık gerçekten. Halbuki, avukatların evlilik fikrini ortaya atması da çözüm olabilirdi. Şu durumda da tek kurtuluş o görünmekte zaten. Hatta bölümün sonunda Ferit'in halinden tavrından beklediğim şey, Nazlı'ya evlilik teklif etmesiydi. Lâkin, konu oldukça klişe bir noktaya dayandı ve bir süre daha kalacak gibi öyle...


Daha önceki yazılarımda da bahsetmiştim. Biliyorsunuz, dizilerimizde karakterlerimiz kavga dövüşle de olsa, ilk görüşte aşkla da olsa hep belirli bir mesafeyi katettikten sonra evlilik yoluna saparlar. Evlendikten sonra da her şey rezil olur. Konu bulamayan senaristler, dayar kaosu insanı çileden çıkartır... Dolunay'da ise bu çizginin dışında sunulabilecek güzel bir nokta vardı. İkilimiz minik bir çocuğu içerisine düştüğü saçma durumdan kurtarmak için, tam aşka düşmeden evlenecek ve o evlilik süreci hem kendilerini tanımakla hem de yavaş yavaş aşklarının harlanmasıyla oldukça izlenesi bir atmosferi vaat edecekti. Ama görünen o ki edemeyecek... Alkollü olmaları, ertesi gün her şeyi unutmaları için güzel bir bahane olabilir aslında ancak her türlü, henüz erkendi bence öpücük için... Ne kadar öpücük meraklısı olduğumu beni tanıyanlar bilir. Ama bu sefer tam da bu sebeple durumdan pek hoşlanmadım. Ferit'in Nazlı'yı öpmektense, evlilik teklifi yapmasını beklerdim. 




Durum sadece 'evlenmeden aşka düşmek' genel geçerliliğini -kısaca klişe- devam ettirmekten ibaret değil bir de. O öpücük, gelecek için çok önemli bir itirafın da önüne geçti. Eğer, Ferit o hamleyi yapmasa belki de Nazlı söyleyecekti... İlerde yalanın iyice ayağına dolanması için senaristlerimiz ellerinden geleni yapmaktalar. İş daha bir çıkmaza sapsın diye, neler neler daha yaparlar bilinmez. Bilinen bir şey var ki, o da bu evliliğin bir an önce gerçekleşmesi ve Bulut'un dayısının yanına dönmesi gerektiği... Hem oldukça komik birçok sahne heba oluyor hem de masum bir çocuğun göz göre göre yaptıkları onlarca kötülüğün sahibi insanlar tarafından alıkonulmasını izliyoruz. Ne olacak, ne bitecek oldukça merak ediyorum doğrusu. Klişenin dibine kaşık sallamadan da ilerlenebileceği kanaatinde olduğumu belirtmek isterim sadece. Elde bu kadar güçlü bir damar varken, özellikle de...


Asuman'a da değinmek şart tabi. Tam düzeldi, düzelmeye başlıyor gibi derken; her hafta biraz daha çirkinleştiğini görmekten oldukça sıkıldım. Bu karakter dizide tam olarak neye hizmet ediyor, anlayan biri bana da anlatabilir mi rica ediyorum? Evet, Nazlı'yı zor durumda bırakmak için kullanıldı. Çok da güzel oldu, tebrik ediyorum emeği geçen herkesi(!). Bu kadarı yetmez mi peki? Daha ne tür saçmalıkların ateşleyicisi olacak ki? En yakınındaki insanları saniye düşünmeden harcayan, sözde iyiliklerini düşünen bir kızın kahrını biz neden çekmek zorundayız? Pişmanlıklarını bile büyük bir kibir ve şuursuzluk gölgesinde yaşayan bu karaktere artık tahammül edemiyorum doğrusu. Rica edeceğim ya şu kızı düzgün bir forma sokun ya da tam da hak ettiği gibi kötü yola düşsün, bir daha yüzünü görmeyelim...


Bak, bu yönde düşüncelerim olan başka bir karakter de Alya'ydı mesela. Ona dair düşüncelerim değişmeye başladı. Çünkü karakteri gözle görülür ölçüde parlatıldı... Son kertede, Deniz'in bastıra bastıra Nazlı'yı sevdiğini söylemesi onda bir şeyleri değiştirir mi bilmiyorum lâkin değiştirse de, bu kışkırtmadan sonra çok da kızmam doğrusu. Karakter pek laftan anlamıyor, hafiften sülük gibi Deniz'e yapıştığı da doğru. Ama tabi ondan kurtulmanın yolu, bir başkasını hedef gösterip kendini geri çekmekten geçmiyor. Deniz'in böyle yapmasını istemezdim. Birlikte olmak istemediğini, başka bir argümanla da dile getirebilirdi. Bakalım Alya başladığı iyileşme serüvenini bir vahşete dönüştürmeyi mi seçecek, yoksa bu gerçeği kabullenip, yoluna mı bakacak. Göreceğiz...


Fatoş ile Engin olası ilişkisi için de, başlamadan bitti diyebiliriz sanırım artık. Engin'in burnundan kıl aldırmaz halinden artık irrite olduğum için, çok da takılmıyorum bu duruma. Ben zaten Fatoş'un, Tarık'la bir aşka düşmesini tercih edenlerdenim. Bundan sonra o yola sapsın madem o da... Kendini bir halt zanneden Engin'e de tam Asuman gibi bir tip yakışır zaten. Sömürsün nesi var, nesi yoksa... Keyifli bir bölüm izlediğimizi söyleyebilirim. Olmamışlıklar biraz fazlaydı ama genele baktığımızda, çok da bir sorun yok doğrusu. Atılan o yanlış adımlardan, geç olmadan vazgeçersek şahane olur tabi. Yaratılan fırsatları iyi değerlendirmek gerekir, göz göre göre heba etmenin bir anlamı yok. Ferit tam aşka düşmüşken, tavrında da şahane değişimler başlamışken; bu öpücükle her şeyi bir kaos ortamına sürüklemeyin rica edeceğim. Önce evlendirin, Bulut'u kurtarın; ondan sonra istemsiz düşecekler kör kütük aşka. Doyamayacaklar zaten sonrasında birbirlerini öpmeye, koklamaya...

Beklenen Kral

1 yorum :

  1. Ne olacak sizin bu Hakan düşmanlığınız:) Ben en sonunda onun Asuman'la birlikte olmasını istiyorum. Mafyacılık yakışmaz mı Asumancığıma?

    YanıtlaSil