30 Ağustos 2017 Çarşamba

Dolunay: Mutlu olma fırsatı nasıl tepilir?


Bazen gerçekten çok da iyi olmamak gerekiyor. Yaptıkların göze hoş göründükçe, arkandan kuyun daha derin kazılıyor. Zarafetin doruğuna ulaştığında, garabetin bataklığına çekildiğini görüyorsun. Emek veriyorsun ama karşılığında sadece eleştiriliyorsun... İyi insan olmak gerçekten zor. Hele de dizi evreninde mevcut gözde bir çift varken, sen çok iyi bir alternatif olarak kenarda duruyorsan; her şey daha da zor. Tıpkı Deniz'in başına gelenler gibi...

9. Bölüm


İlk bölümden beri Deniz her konuda daha ideal bir erkek olarak sunuldu bize, Ferit'in karşısında. Ferit'te iyi ne yoksa Deniz'de, Deniz'de kötü ne yoksa Ferit'te vardı. Haliyle insanlar Nazlı için doğru partnerin Deniz olup olmadığı konusunda kafa karışıklığı yaşamaya başladı. NazFer ne kadar yakınlaşmış olursa olsun, hâlâ akıllarda bir yerde Deniz'e aslında haksızlık yapıldığı fikri ağır basıyordu... Haliyle bu dizi evreninde kabul edilebilir bir şey değil. Ortada gözde bir çift var ve tüm süreç onların üzerinden işlenmek zorunda. Diğer yanda duran mükemmel erkek çıkıntılık yapıyorsa, onun da çözümü basit; şimdiye kadar altın gibi parlatırken, birden çamura sokup seyirciyle arasına duvarlar örmeye çalışmak... Başarılı oldu mu? İnkar edemeyeceğim, son iki bölümdür devam eden bu süreç bu bölüm meyvelerini vermeye başladı. Ama böyle olmadan da çözülemez miydi sorusu, aklımı çokça karıştırmakta...




Evet, Nazlı için iyi bir sevgili adayı olabilirdi Deniz. Ama Nazlı ilk bölümden ağrı Ferit'e karşı bir şeyler hissediyorken, dönüp de Deniz ile aşka düşmesi saçma olurdu zaten. Yine evet, ideal erkek figürünü temsil ediyordu ama gönül ferman dinliyor mu?.. Ne olursa olsun Nazlı, sonunda Ferit'i seçecekti. Deniz'de aklı kalanlar da bir zaman sonra bunu ister istemez kabullenecekti. Karakteri bu kadar rayından çıkartmaya gerek yoktu bence. Hiç olmadığı biri gibi davranmaya, sırf 'karşılıksız aşk' bahanesiyle başlamamalıydı. En azından bu kadar keskin olmamalıydı... Deniz'in gidişatından hiç memnun değilim yani. Karakter çokça saygı duyduğu Ferit'in karşısında geçip resmen racon kesti. Bunun bir sonraki aşaması, ağız burun dalmak. Peki bu bizim şimdiye kadar izlediğimiz Deniz'de tam olarak nereye düşüyor? Elbette hiçbir yere!.. Bu lüzumsuz kötülemeyi bir an önce durdursak iyi olacak gibi lâkin durmayacağı da garanti...


İnsan birisine aşık olduğunda nasıl bir gerekçe olursa olsun önlerinde, yine de kalbine söz geçiremiyor. Ne olduğunun da aslında çok bir önemi olmuyor. Ama o aşktan, saçma sapan bir sebeple kopuyorsan, haksız olduğunu da kabul etmen gerekiyor... Nazlı'nın Ferit aşkında en büyük engel, Asuman'ın yediği haltlar. Bir türlü anlatamıyor, anlatamadıkça da Ferit'ten uzaklaşıyor. Son sefer de istifa edecek noktaya sürükledi kendisini. Eline ne geçti? Ne geçecek? Elbette kocaman bir hiç... Daha birkaç saat önce hem Ferit'in hem de Deniz'in yanında çalışmasının hayâllerini gerçekleştirmeye onu daha da yakınlaştıracağından bahsederken, birden Ferit'in yanından ayrılma fikri nereden çıktı peki? Büyük bir bilinmez... Fatoş'la bir sahne öncesindeki konuşmasıyla, bir sahne sonraki konuşması arasında dağlar kadar fark vardı Nazlı'nın ve arada bu değişime sebep olacak tek bir şey bile izlemedik. Öylece ekrana bakakaldım...


İyi yanı, Ferit'in elindeki sözleşmenin Nazlı'nın elini kolunu bağlaması. İstese de istemese de Ferit'in yanında çalışmak zorunda kalacak ve istiyor, bunu hepimiz biliyoruz. Bundan sebep, Deniz'in tazminat ücretini ödeme teklifini kabul edeceğini düşünmüyorum. Nitekim, orada zorunlu çalışıyor olsa da bu teklifi yine kabul etmezdi. Ama tabi karakterlerimizin ruh hali ve davranışları birbirini tutmadığı için, kabul etmiş olduğunu görürsek de şaşırmam. Elbette bunu hiçbir şekilde ona yakıştıramam... Ferit'le birlikte savrulacağı o aşkı teptiği her gün sadece kendine yapıyor, başka kimseye değil. Bakalım, sonunda inadından vazgeçtiğini görebilecek miyiz...


Hani Bulut'un başına gelenler sebebiyle Ferit'in çok kızacağını düşünüyor ya, açık konuşmak gerekirse görünen köy kılavuz istemez. Bulut'u geri alma fikri falan tamamen bir hikâye artık. Ferit, Hakan'ın peşine adamlar takıp kirli işlerini ortaya çıkartacakken; Hakan tüm çamura batmışlığıyla, Ferit'te açık aramakta. Bulup kullanırsa da şaşırmam. İnancım da giderek azalıyor Ferit'in, Bulut sevgisine. Kimse kusura bakmasın, dediğim gibi kılavuz istemiyor görünen köy işte böyle... Hakan'ın Ferit'le uğraşmayı bırakıp biraz Demet'le vakit geçirmesi gerekiyor bir de. Kadın resmen ipi ellerine almış istediği gibi at koşturuyor. Geçen bölüm yorumumda tam da tahmin ettiğim şeyi yaptı ve bebeği aldırdı. Hakan'ın hiçbir şeyden haberi yok şimdilik ama elbet öğrenecek. Ve eminim o zaman da Demet'e tek laf etmeyip, yine Ferit'e bilenecek... Onu dizginleyebilecek kişinin her ne kadar Asuman olmasından rahatsız olsam da, Nazlı ile uğraşmasını önlemesi açısından bu aldırma meselesini bilmesi güzel oldu. Artık sonuna kadar kanırtır, Demet'i çileden çıkartır...


Fatoş ve Tarık noktasında ise güzel adımlar atılıyor. Engin falan hikâye, aslolan Tarık'la düşeceği aşk. Zira birlikte her sahneleri ekrandan ağrı pozitif enerji saçmakta. O damardan gidilir umarım hep, bu güzellik bozulmaz sonrasında. Engin mi? O beter olsun!.. Normalde ayar olduğun Hakan'ın ona laf soktuğu sahnede yersizce içimin yağları dahi eridi doğrusu... Bu kez çok da keyifli bir bölüm izlediğimizi söyleyemeyeceğim. Kuru yolda patinaj yapıp durduk yine başından sonuna. Hatta öyle ki, finalinde Nazlı'nın istifasıyla daha bile geriye gittik. Tüm parçalar birleşsin, bir bütün olsun isterken; olan parçaları da bir bir kaybetmeye başladık. Anlayan beri gelsin...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder