27 Eylül 2017 Çarşamba

Dolunay: Aşk, affeder...


Kızmak, bağırmak ya da ortalığı dağıtmak... Hangisi çözüm olmuştur yaşananların dinmesine? Hangisi, sona erdirmiştir hüznü ya da hayâl kırıklığını? Anlayış ve sükut gösterilse her şeyin çözüme kavuşması daha kolay olmaz mı? Sonuca daha çabuk varılmaz mı? Daha kısa yoldan dinmez mi acılar, sıkıntılar, kırıklıklar? Denemeye değmez mi, en azından?.. Bakın, Ferit bunu denedi. Bir ara zıvanadan çıkacakmış gibi hissettirdi ama o da çok sürmedi. En güzelini yaptı. Nazlı ile kopmanın eşiğindeyken, bir bütün kalmayı daha da kolaylaştırdı. Hem de tüm dış müdahalelere rağmen...

13. Bölüm


Ferit'in değişimine ara ara değiniyorum. İlk bölümlerdeki adam kesinlikle değil ve bu ona çok yakışıyor. Deniz'in bu uğurda yine tam tersi bir adama dönüştürülmesinden sıkılsam da, durum böyle. Onun öyle olması gerekmiyordu ama Ferit'in şimdiki hali gerekliydi. Başlangıçtaki adam olsaydı şimdi, o restoranı kapatma girişiminde bulunmakla kalmazdı; kapısına dozer dahi getirirdi... Elbette bu değişimin en önemli nedeni Nazlı'ya olan aşkı. Ona verdiği değer, kızgınlığının önüne geçiyor. Sinirlenmeye çalıştıkça, kalbi daha büyük bir aşkla atıyor. Sevgili Yaman da bu durumu o kadar güzel aksettiriyor ki, karaktere olan inancımız pekişiyor... Yani dozunu biraz kaçırsa da, benim beklediğimden daha yumuşak tepkiler verdiğini söyleyebilirim. Tabi ne olursa olsun, ağır bir yalan var ortada. Evet, Nazlı doğrudan suçlu değil ama yalanın bir parçası olması masum dememe engel oluyor doğrusu. Ne geldiyse başına iyi niyetinden geldi zaten, bundan sonra da ancak iyi niyetinden gelir. 


Ferit'in sinirini tolere eden halini sevdim. Normal şartlarda kardeşini ezdirmemek için, diklendiğini de görebilirdik. Şükür iki tarafta da karşı karşıya geldikleri her seferinde görece bir sükut hakimdi ve her şeyi dengeye oturtmak daha kolay oldu. Kısa süre içerisinde eski hallerine dönemezler gibi ama kopup, ayrı parçalara bölünmesindense bu daha kabul edilebilir durmakta... Şimdi bu kadar yumuşak ilerledim, az biraz laf sokmadan da duramayacağım. Restoranı kapatmak ne demek? Ferit, Nazlı'yı cezalandırmak için hayâlini elinden almayı mı uygun gördü yani? Hani çıkışmadı da, kabul etti hatasını. Kendini iyice doldurmuş olacak ki, bir anda öyle bir karar aldı. Sanırım gittiğini duymasa, kolay kolay yumuşamazdı da. Neyse, sonuca bakalım biz. Kırılıp dökülen, havalarda uçuşan bir şeyler görmeden atlattık bu krizi. Şimdi sıra, aşklarının kıymetini anlamalarında. Orada da yine azıcık Nazlı'ya iş düşecekmiş gibi durmakta...


Tüm bu süreçte çıkartacağı yeni olaylarla, Deniz'in neye ulaşacağını çok merak ediyorum. Bana nedense tümden Nazlı'yı kaybedecekmiş gibi geliyor sonunda. Dostluğunu kaybetmeyi göze alabilir mi bilemiyorum ama bu gidişin sonu iyi değil. İnsan aşık olabilir, kalbine söz geçiremiyor da olabilir. Ama bu onu kazanmak adına, olmadık plânları devreye sokmak için yeterli bir gerekçe değil. Nazlı o bilgileri ulaştıranın Deniz olduğunu öğrendiğinde ne olursa olsun afallamayacak mı sanki? "Dost mu, düşman mı?" diye geçirmeyecek mi aklından? Bunların hepsi olacak. İşte o zaman merak ediyorum Deniz ne yapacak. Bekleyelim, güzel bir dostluğu nasıl elinin tersiyle ittiğini izleyelim... Şahsen yine de bi konduramamıştım ona. Geçen haftaki yorum yazımı okuyanlar hatırlarlar. Bu devirde kimseye güvenmeyeceksin işte...



Kardeşine bile güvenemiyor insan. Düşünsene, ablasının çalıştığı evin iç işlerine müdahale etme cüretini gösteriyor iki yüz verilince. Aldığı parayı çatır çatır harcıyor, her şeyi bir bataklığa gömdüğünde de pişman olup ağlayarak, kendini aklamaya çalışıyor. Sonra mı? Yine vurdumduymaz o insana dönüyor. Hatta insanların açıklarından yararlanmayı, marifet sayıyor... Asuman'ın akıllanacağı var mı bilemiyorum. Umudum yok açıkçası lâkin, bu sefer cidden o yola soktular gibi geldi. Her ne kadar Demet'i köşeye sıkıştırmış olmasını sevsem de, bebek aldırdığını Hakan'a muhbirleyecek kadar ileri gitmesi de az biraz sıkıntı. Kestirilemez bir karakter var karşımızda. Ve Demet'i intikamla bileyecek aynı zamanda. Arada olansa, yine Nazlı'ya olacakmış gibi bir his. Bari çabucak Ferit'le eskisi gibi olsa da, kanatlarının altında daha da güvende hissetse...


İnsan güvende olmak ister nihayetinde. Ailesine, sevdiklerine, sevmeseler bile aile bağı olan insanlara güvenmek ister. Bile isteye seni ölüme göndermesiyse, affedilemez... Hakan, Demet'in yaptığından sonra büyük bir hayâl kırıklığı yaşamış olacak. Ve dahi hatta Demet'e ciddi bir zarar da verebilir. Evet, Demet'in yaptığı yenilir yutulur bir şey değil ama sen de o kadının ailesini yok ettin? Kardeşini acımadan öldürttün?.. İkisinin de suçu ve acısı eşit. İkisi de, her konuda olduğu gibi bu konuda da haksız. Ve ikisi için de karanlık günler yakın... 


Ferit'in, Demir'in arabasının otoparktan kaldırılması emrini vermesi bir sabotaja kurban gittikleri gerçeğinin kapısını tamamen araladı. Elbette akla gelen ilk kişi Hakan olacak ve sıkı bir araştırma her şeyi sonunda ortaya çıkartır. İşte o zaman Hakan'ın başına gelecekler bir yana, şirkete konuşunun hikâyesinin ailesinin yok edilmesine dayandığını öğrenen Demet darmaduman olacak. Yani ikisi de, işledikleri günahların bedelini bir şekilde ödeyecek... Güzel bir damara sapıldığını söylemeliyim. O kazaya geri dönmek, üzerinden işlenecek konular keyifli olacaktır. Tam dizi bir kısır döngüye hapsolmaya başlamışken, bu aksa oldukça sevindim. Bakalım, Dolunay'ın esas kötüleri ne zaman bedel ödemeye başlayacaklar...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder