30 Eylül 2017 Cumartesi

Kalp Atışı: Bu güzel aşk da olmasa...


Sabretmek, sabredebilmek önemli. Yoksa hayatın çivisinin çıktığı her seferinde çıldırman içten bile değil. Nasıl baş edebilir ki insan, her an başka bir sorunla? Nasıl bir çaba, sorunsuz kılar ki sabretmekten başka?.. "Her şey olacağına varır" derler ya, o hesap. Kabullenmek bir yana, sabretmek önemli bir eşik. Belki sabrın sonu selamet olmaz ama dert edip tasalanmakla geçirdiğin vakitten daha huzurlu olursun. En azından denemiş olursun... Böyle bir sabır, Eylül'ün babasında da vardı. O katnem karısının her yaptığına tahammül ediyor, alttan alıyordu. Ama her şeyin olduğu gibi sabrın da bir sonu var. Güzelce patladı. Bundan sonrası, iyi baba olmaya çabalamasında saklı...

13. Bölüm


Bu noktayı sevdiğimi söylemeliyim. O kadının hakkı şimdiye kırk kere kapıya atılmaktı zaten -Tabi bu bölümde gösterilmedi, fragmanda gördüğümüz üzerinden yazıyorum-. İpek'in de tıpkı onun gibi kötü bir karakter olacağı hissettirilmişti ama şükür ki karşımızda ablasıyla arasını düzeltmek için çabalayan birisi var. Annesi gibi olmamaya özen gösteren en azından. Her ne kadar çözüme kavuşması kolay gibi gözükmese de iyi bir nokta... Babası bir yana, Eylül'ün İpek'le arasının mükemmel olması zaman gerektirecek gibi duruyor. Çocukluklarında yaşadıklarını sindirebilmesi kolay değil haliyle Eylül'ün. Tabi biraz daha empati yapabilir, sonuçta doğrudan İpek'in suçu değil hiçbiri... Bakalım bundan sonra neler gelecek başlarına. Açıkçası merakla sıkı fıkı kardeşler olmalarını beklediğimi de söyleyemem. 


Benim beklediğim şey herhangi bir endişe ya da korku olmadan, bekleyen başka bir gerilimin vicdani yükü ile savaşmadan Eylül ile Ali Asaf'ın mutlu olması. Geride hep bir sorun patlamaya hazırken, sahnelerinden arzu ettiğim düzeyde etkilenemiyorum; "Nasılsa şimdi bir sorun patlak verir, her şey çorba olur" diye düşünmekten. Ama tabi görece daha iyi sahneler yazılıyor. Ve dahi hatta bu bölüm dizide keyifle izlenebilecek tek şey ikisinin sahneleriydi. Ali Asaf'ın kendini geri çekmesi işe yaramışa benziyor. Ondan sonraki çekikliğinin sebebi de babasının büyük yalanıydı. O da ameliyatıydı, nasıl olacağıydı derken kendi kendine aktı. Son kertede, büyük başka bir buhranla da sonuçlandı. Bu sonucun Eylül ile Asaf ilişkisine nasıl yansıyacağı da belirsiz. Vicdan yapıp da, babasının yalanın söylemez umarım Ali Asaf. Yoksa, yandı gülüm keten helva...


Tabi umarım Ali Asaf kendisiyle ilgili gerçeği de öğrenmez. Nereden çıktı bilemiyorum ama tıpkı Sinan'ın Eylül'ün babaannesini öldürmesi gibi bir hatayı meğersem ailesi için de babam dediği o adam yapmış. Nüfusuna alması, evladı yerine koyması da tamamen vicdan azabındanmış. Evet, adamın düzelmesini beklemiyordum zaten ama böyle bir 'suni gerilimle' ölmesini de istemezdim. Keşke beynine kan pıhtısı gitmiş olsaydı da, öyle ölseydi. Şimdi Sinan'ın babasına kim katil değil diyebilir ki? O öldürmüş olmadı mı söyledikleriyle?.. Garip bir durum. Çok iyi anlaşan, fikir birliğine varmakta zorlanmayan iki ortak bir anda kanlı bıçaklı oldu, son noktada da biri diğerinin ölüm yolunun taşlarını kendi elleriyle döşedi. Sanırım sorun bizim onların hayatlarına bakışımızla başladı. Ne yapsaydık, hiç bulaşmasa mıydık acaba?..


Bir hastane draması izliyoruz ve kaos dışında hiçbir şey vaat edilmemesinden gerçekten sıkılmaya başladım. Bölüm başlıyor karakterler birbirine ya girmek üzere ya da giriyor, bölüm bitiyor bambaşka bir kaosun kapısı aralanıyor. Her yazımda neredeyse yineliyorum, hasta olaylarıyla çok güzel damarlar yakalanabilir. İzleme keyfi de katlanır. Ama hep bir kaos, hep bir hastane içi sorun, hep bir hastane çalışanın başına ölümcül kaza gelmesi falan; insan böyle hastane olmaz olsun diyor içten içe o zaman. Düşünsenize, hastaneye adımını atan direkt bela halkaları tarafından çevriliyor ve sağ çıkması için çok iyi cerrahlarımızın yeteneklerini konuşturması dışında, bir de mucize gerekiyor...

---


O mucizelerden birisi de Alp için gerekmekte şimdi. Tam Esma ile çok güzel bir çift oldular, tatlı tatlı cilveleşecekler biz de coşacağız derken; hop bölümlerdir mesajı verilen o ur ortaya çıktı. Her güzel şeyin olduğu gibi, Alp'in moralinin de sonuna gelmiş olduk böylece. Nasıl baş edeceğini bilemiyorum ama herkesten gizleyerek, bir yere varamayacağını anlar umarım. Göz göre göre ölecek yoksa bir yerlerde... Yani hastane kadrosunun, 'Ölümle Pençeleşme Listesi'nde sıra onda. Bir sonraki karakterimiz kim olacak bilemiyorum lâkin umarım ciddi derecede büyümeden halledilir Alp'in sorunu. Bakın ölüm mevzusuna değinmiyorum bile. Lütfen kimseler de değinmesin...


Dizi Doctors uyarlaması ama izleyenlerin artık orijinal diziyle arasında çok da bir bağ kalmadığından şikayet ettiğini görüyorum. İlk bölümlerde "Şu karaktere böyle olacak, bu karakterin başından bunlar geçecek" diye spoiler verenler resmen helak durumdalar. Zira kime ne olacağına dair kesin bir çıkarım yapmak imkansız. Bu iyi mi? Değil. Çünkü uyarlanan şeyden uzaklaştıkça, o uyarlama arzusuyla girişilen dünyayı da tepetaklak etme durumu söz konusu oluyor. Hayâl ettiğinle, karşındakinin çatışması da bizim canımızı sıkıyor. Bir de dizi Amerikan hastane dramalarından çokça olay alıyor. Hatta her bölüm alınan bir olay, başka bir hastane dramasına ait. Tamam, hadi buna bir şey demiyorum haftalardır ama en azından biraz daha eski bölümlerden konu alsak? Bir dizinin son sezon finalinin ana olayını getirip de uyarlayınca, ister istemez izlediğin üzerinden iki ay geçmiş şeyle karşılaştırıyorsun. "Ne oluyor?" derken buluyorsun kendini. Hadi özgün şekilde kendimiz yazmıyoruz bari daha uzak sezonlardan, daha uzak bölümlerden olaylar alsak ya? Daha iyi olmaz mı?..

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder