11 Ekim 2017 Çarşamba

Dolunay: Nazlı keşke denize açılsaydın?..


İnsan her an mutlu olmuyor, hissetmiyor da. Ondan ki mutluluğu yakaladığı anları daha bir unutamıyor. Hafızasında hep en güzel haliyle saklıyor... Tabi sadece mutlu olmayı sevmek yetmiyor, her şey için olduğu gibi mutluluk için de çaba göstermek gerekiyor. Mâlum, o da koşa koşa bizlere gelmiyor... Peki mutlu olmaya bir adım dahi olsa yaklaşabilecekken, başka işler peşine düşersek gerçekten hak etmemiş mi oluruz mutsuzluğu? Neden olmadık şeyler peşinde koşarak, kaçırıyoruz ki mutluluğu?..

15. Bölüm


Nazlı'yı anlayabilene aşk olsun. Ben bazen onu gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Çok akıllı ve pratik zekaya sahip bir kadın olduğunu bilmesem, başka şeyler düşünmeye bile başlayacağım. Ama sanırım heyecanlandığında, bastırmak için başvurduğu yöntemler onu böyle olmadık durumların içerisine sokuyor. Her an peşinde mutsuzluğun gölgesi varken, her şeyin sarpa sarması da uzun sürmüyor... Ferit'i neredeyse ilk bölümden beri sevdiğini biliyoruz. Hadi o zaman yaşadığına hoşlantı diyelim, şimdikinin adı tamamen sevgi. Ne Ferit'e ne de kendine bunu itiraf edemiyorken, hissettirmemek için giriştiği mücadele ise hep kendi topuğuna sıkmasını sağlıyor. Bölüm içerisinde yaşadığımız da tamamen bu. Saçmalık olarak görmüyorum ama yine de böylesi bir durumu normal olarak karşılayamıyorum. İnsan gerçekten istemeyerek evlenecek olsa dahi, nikah kıyılmasına bir-iki saat kalmışken gidip de balık alışverişi yapmaz. Depoda dakikalarca o balık senin, bu balık benim deli gibi sohbet, muhabbet etmez.


Peki ne olacak?.. Ferit'i ikinci kez yüzüstü bırakmış görünecek, her türlü o garanti ama kurtuluşunu neyin hazırlayacağına dair bir fikrim yok. Belki Demet insafa gelir de kitlediği gibi çıkartır onu oradan. Belki de adam son anda bir şey unutmuş olur geri döner, bulur Nazlı'yı donmadan. Ne olur, nasıl olur belirsiz. Belli olan bir şey var ki mahsur kalmasının yarattığı kaos bir yana, kimseye evlenmeden bir saat önce balık almaya gitme sebebini açıklayamaz. Fatoş dahi giyinmiş süslenmiş orada bekliyorken, Nazlı'nın başına gelen kör göze parmak durumu. Bakalım, nasıl bir gidişat belirlenecek bundan sonrasında. Ferit'le evlenir o cepte de, muhtemelen belediyenin nikah dairesinde Engin ve Fatoş'un şahit, tek izleyicinin de Asuman olduğu bir törenle. Tebrikler Nazlı, sahici olmasa da kendi düğününü kaçırdın!.. Şimdi böyle yazdım yazdım, son anda kurtulup da yetişirse pek sevinirim not düşeyim. Olacağını sanmam ama umut fakirin ekmeği...


Ferit tolerans göstermek konusunda katı bir karakter. İnsanları kolayca yargılayıp bir köşeye savurma huyu mâlum. Umarım ikili arasında yeni bir krize yol açmadan çözülür bu dondurucuda kalma meselesi. Hazır iş işten de geçmek üzereyken, Ferit'in daha kolay affetmesi için böyle bir hastanelik olsa Nazlı daha toparlanabilir gibi her şey. Beni sizler sadist yaptınız senaristlerim. Sizin eserinizim!.. Şaka bir yana, olacakları gerçekten merak ediyorum. Dillendirildiği ilk bölümde düğüne savrulmaktan da hoşlanmamıştım, ne yalan söyleyeyim. Evet, geç kaldı bu evlilik ama bu kadar aceleye de ne hacet? Yani bir bölüm erkendi ama gelecek bölüme her şey düzelip, evlensinler de az eğlenelim. Demet mi? Beter olsun elbette!.. 


Hakan ile o kadar ortak noktaları var ki, evli olduklarını bilmesem kardeş olduklarını iddia edebilirim. Bu kadar tencere-kapak bir çift az gördüm. İkisinin de gözü döndüğünde, gerçekle bağları kopuyor ve yaptıklarının nereye varacağını düşünmeden hareket ediyorlar. Bu başlarına bir şey gelmeyeceğinden emin olduklarından böyle belki de... Biliyoruz ki, Nazlı'nın depoda mahsur kalmasının suçlusunun Demet olduğu nasılsa ortaya çıkmaz. Çalışan kameralar çalışmaz olur, hatta bir bakmışsınız hiç kamera yok çıkar. O da olmazsa zaten gider Hakan'a söyler hemen birkaç adam yollayıp, kayıt kuyut ne varsa yok eder. Dizide çark hep ikisinden yana dönüyorken, daha çok kötülükleri yanlarına kâr kalır. Bizdeki sinir ise bâki...



Kolay kolay kötü karakter affetme eğilimi göstermem. Tabi Deniz için, 'kötü bir karakter' demek az biraz insafsızlık gibi olur ama son birkaç haftada ona yaptırılanları, sıradan kötü bir karakter de rahatlıkla yapardı mâlumunuz. Neyse ki, iyice zıvanadan çıkartılmadan frene basıldı. Demet'le Hakan'ın gazına gelip hisselerini devretme fikrini kabul etse, her şey tam bir kaosa sürüklenecekti. Şimdi evlilik meselesine kızıp, kabul etme ihtimali de yok değil lâkin o ağlamadan sonra bunu da pek olası görmüyorum. Sanki içinde, derininde saklı gerçek Deniz'e ulaştı gibi. Aşk için fazlaca çaba sarf etti, başka bir adama da dönüştü. Ama hiçbir şey elde edemediği gerçeği ortada. Daha da kötü olmak da ancak Nazlı'yla tamamen arasını açar. Onun için en güzeli, bu bölüm hissettirildiği gibi karakterin eski haline döndürülmeye başlaması olur... Bu arada not düşmezsem olmaz, Hakan Kurtaş bölüm içerisinde ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu bir kez daha kanıtladı. Emeklerine sağlık...


Fatoş'un şuursuzluğuna da değineyim. Bir itirafta da bulunayım; Nazlı'nın depoda mahsur kalmasına dahi, Fatoş'un ayrılmak için buluştuğu Engin'in evlilik teklifinin kabul etmesi kadar sinirlenmedim. Bu nasıl bir yanar dönerlik, bu nasıl bir dediği ötekini tutmazlık; hayretle izledim. Fatoş'a da yakıştıramadım. Tarık yine onca ümitle dolduğuyla kaldı. Sanırım şu saatten sonra da Fatoş'un, Tarık'ı hak etmediğini düşünmeye başlayacağım... Keyifli bir bölüm izledik. Hep eleştiriyorum, iyi şeyler de yazayım. Özellikle Ferit'in evlilik teklifi kurgusu, basın toplantısı ve sonrasında Nazlı ile toplantı odasının dışındaki o küçük sahnesi çokça başarılıydı. Genel olarak da iyi bir bölümdü. Sonu acı oldu lâkin, evliliğin bu saatten sonra kaçınılmaz olduğuna inandığımdan karalar bağlamak düşüncesinde değilim. Aman yine ters köşeye getirmeyin?..

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder