23 Kasım 2017 Perşembe

Meryem: Öpücük dediğin her derde deva mı yoksa?..


İnat etmenin çözüm olmadığı mâlumunuz. Sonuçta her şeyin bir sonu olduğu gibi, inat etmenin de sonu var. Zira insan içine attığı şeylerle uzun süre yaşayamaz. "Yaşarım" derse de, yapamaz. Gider dağa taşa haykırır, olmadı çiçekleriyle konuşur; yine de dile gelir söyleyemedikleri. Sonrası mı? Bir iç huzuru... Peki ya tam bu anda, o konuşmayı duyması gereken asıl kişi de ortamda olursa? İşte o andan sonra ne inat ne de inkar, hiçbir işe yaramaz. Artık gerçeği herkesin bilmesinde de zerre sakınca kalmaz. Gerekirse ölüme bile göğsünü gere gere, bu gerçekle gidiverirsin. Tıpkı Meryem'in yaptığı gibi...

17. Bölüm


Düzenli okuyucularım bilirler, sevdiğim karakterleri asla hatalarıyla kabul etmem. Kendi yarattığı bir sorunun içerisinde debeleniyorsa, bir tekme de ben atarım ki; akıllandığında daha çok sevineyim. Bundan sebep, Meryem'i özellikle geçtiğimiz bölüm yorumumda çokça eleştirdim. Hatta yazının başından sonuna, laf soktum. Çünkü gerçekten yaptıklarını mantıkla izah edebilecek durumda değildim, ben de böyle bir yol buldum. Ama biraz olsun akıllandığı bu bölümde, göklere çıkarmasını da bilirim. Bundan sonra hep böyle kalmasını da diliyorum... Oktay'la savaşmanın doğru bir yolu yok. Onu yola getirmenin de mümkünatı yok. Artık tamamen dibe battı. Tek uğraşı da kendisiyle beraber herkesi o dibe çekmek. Bunda başarılı mı? Değil diyemem. Lâkin karakterlerimiz akıllarını kullanmaya başladıkça, dipte yapayalnız kaldığını görmek güzel oluyor. Etrafında ağzının içerisine bakan annesi dışında kimsenin kalmaması da, ödediği en büyük bedel aslında. O bedelin farkında olamayacak kadar kör olmasıysa kendi sorunu, biz sonuca bakalım...


Meryem için ilk bölümden beri Oktay'ın yeri hep farklı olmuştu. İlk bölümlerde kalbinin, son bölümlerde de nefretinin sahibi çünkü. Hayatını zindana çeviren o kazadan bugüne bir kere olsun gün yüzü görmeyen olarak, bence cinayeti işleyenin Oktay olduğunu da şimdiye çoktan demesi gerekirdi ya; en azından artık eskiden aşk yaşadıklarını gizlemiyor. Savaş eğer mantık zincirini düzgün bir şekilde kurarsa, cinayeti asıl işleyenin o olduğunu anlayacaktır yani... Bölümün sonunda bir şekilde Oktay'ı susturabilirdi pek alâ. Savaş'a mani de olabilirdi Meryem. Ama alnı dik bir şekilde, onun Savaş'a açık vermesinin keyfini yaşadığını hissettirdi bana. İlk defa, bu kadar rahat ve cesur görünüyordu. Ve fragmanla da bunu kanıtladığı ortada. Öpücük dediğin her derde deva mı yoksa?..




Bekliyor muydum? Hayır. Bölümün ilk fragmanında Derin'in Oktay'a, "Öpüştüler" demesini gördüğünü yanlış yorumlamasına yordum. Nitekim öyle de çıktı. Ancak altıncı hissi nasıl kuvvetliyse, öpüşeceklerini hissetmiş. Şaşırdım mı? Kesinlikle!.. Yazının başında da belirttiğim gibi, insan illa ki bir şeylere açılmaya ihtiyaç duyuyor bir zaman sonra. İçinde birikenler, artık yenilerine yer açmayacak kadar çok olduğunda başka çaresi kalmıyor. Meryem'in yaşadığı da tam olarak buydu. İlk belirtisi de, Selma'ya hafiften çıtlatmasında saklıydı. Oktay'ın - tabi o olduğunu bilmeden- Meryem'i her an dikizlediğini öğrenen Savaş'ın eve gizlice girmesi ise tam da duymak istediklerini ayağına getirmiş oldu. Çok güzel düşünülmüş bir sahneydi. Yeri geldiğinde -yani sürekli- senaristimiz Meryem Gültabak'ı çokça eleştiriyorum. Hakkını vermem gerektiği yerde de vereyim. Her ne kadar bu anı kısa tutacak, başka bir olayın fitilini ateşlese de; aslında o olay da bir yerde Meryem-Savaş aşkına hizmet ettiğinden, kusursuz bir aks olduğunu içtenlikle söyleyebilirim. Ellerine sağlık... 


Bundan sonra ne olur? Fragmanda gördüğümüz gibi, Meryem artık aşkını saklamak ihtiyacı hissetmeyecek. Ve hatta onun için ölmeye razı olduğunu gösterecek. Bu hiç ummadığım, önemli ve büyük bir adım. Bölümün en başında izlediğimiz, "6 ay sonra" sahnesinin de ilk parke taşı. O da yine ince düşünülmüş, televizyon ekranına apışmış vaziyette kaldığımız bir sahneydi. Hele ikilimizin bir de bebek beklemesi efsane. Tabi sahnenin sonunda elinde silahla beliren kişi Oktay mı, yoksa Derin mi zaman gösterecek. Eğer final bölümüyse kastedilen, Derin olması gerekir. Zira, Oktay'ın final bölümünde yeri ya mezar ya da kodestir. Derin'i tutacak bir şey olmadığından, sahneleyeceği  bu gösterinin olmaması gerek bir aks olduğunu düşünmüyorum. Sonucunda ölüm olmadığı müddetçe tabi... Eğer sezon finali olur da Oktay çıkarsa, ikiliden birinin ciddi şekilde yaralanacağını düşünmemek imkansız. Bakalım, o mutlu an nasıl ve ne şekilde kana bulanacak...


Oktay'ın iplerini sıkı sıkıya tutmak gerektiği açık, en ufak boşlukta kendini kurtaracak büyük bir hamle yapmakta gecikmiyor mâlum. Berke-Beliz-Derin iş birliği ise ikinci koldan onun işini bitirecek başka bir alan yaratırsa şahane. Olur mu? Ümidim yok. Beliz'in oyunun gereği olarak, ona yeniden güvendiğini kanıtlamak için verdiği kayıt sıkıntılı. O kayıtla Oktay'ın holdingde hisse almayı başarması ise, yeni yetme bir savcıyken yaptıklarını düşünürsek felaket. Yani çok su kaldırır bir konu bekliyor bu yanda. Sadece Sevinç'i öldürenin o olduğunu ispatlamak bunca yaptıklarının ortaya çıkmamasının yanında ödül olacağından, umarım plânları ellerinde patlamaz. Bu arada belirtmeden geçmek istemem, daha önce de yazmıştım zaten. Serhan Onat şahane bir performans çıkartıyor ortaya. Onun sahnelerini ayrıca izlemek de büyük keyif. Karakterinden tek ricam, Savaş'ın hiçbir şeyden haberi olmayan masum kardeşini üzmemesi. Bilse gerçeği en az kendisi kadar düşman olacaktır o da çünkü babasına...


Aşk dizide en tatlı kimde duruyor derseniz, Burcu ve Güçlü'de derim. İkilinin bu bölümde yan yana sahnesi olabildiğince azdı ama her biri de oldukça keyifliydi. Burcu'nun artık aşkını gizleme ihtiyacı hissetmemesi ancak, yine de her an aba altından sopa gösterir tavrı şahane. İşin garip tarafı bu Güçlü'nün de pek hoşuna gidiyor. Yani bizim oğlan da zaten sert kız seviyor. Tencere kapak misali birbirlerine çokça uygunlar ve artık aralarındaki elektriklenmenin adını koymak gerektiği de açık. Bir-iki bölüme, bu yönde bir adım da rica ediyorum. Gülümser oğlunun sevdiği kızla çokça mutlu olmasını isterdi eminim. Güçlü ömrünün bundan sonrasında itişe kakışa, cilveleşe yiyişe çokça mutlu olacağı birisini buldu. Ona annesinin bu isteğini yaşamayı çok görmeyin...

Beklenen Kral

1 yorum :

  1. Kaç haftadan sonra çok güzel, nefes aldıran bir bölüm oldu. Savaş ve Güçlü'nün tekrar katilin peşine düşmesiyle olaylar hızlanacaktır. Kendi adıma ilk bölümlerin güzelliği, Savaş'ın kıvrak zekası sayesinde hızlıca pek çok seye ulaşıp, çözmelerinin seyircide yarattığı heyecan ve rahatlama duygusuydu büyük oranda. Meryem'in babasının ölümünden beri Savaş ya peşine düşmüyor ya da hiçbir kapıyı açamıyordu. Olayları çözemedikleri için de tıkanıp kalmıştı. Nihayet bu bölüm, tekrar Savaş ve Güçlü atağa geçti. Sizin de dediğiniz gibi Savaş'ın Meryem'in sözlerini duyma sahnesi ve o ana kadar şekillenen olaylar çok akıllıca kurgulanmıştı. Insanın en içten sözleri, yalnız olduğunu düşündüğü an söyledikleridir. Ve Savaş'ın bunu duyması harika oldu. Artık kaçmayan bir Meryem var. Haftalardır aynı sahnelerin, aynı cümlelerin tekrarlanmasından sıkılmıştık.

    YanıtlaSil