25 Aralık 2017 Pazartesi

Dolunay: Başarılı performansların yaşattığı dizi...


Aşk, bazen insanın mutsuz olacağını bile bile arkasına bakmadan kaçtığı bir duygu olabilir mi gerçekten? Ne yaptığını bilmeden, düşünmeden hareket etmesinin sonucu mudur yoksa tamamen başına gelenler? Kim mutluluğu elinin tersiyle iterek, kendisine yeni bir huzur ortamı yaratabilmiş ki? Kim, kendini mutsuzluğa hapsettiği için takdir görmüş? Neden, kaçmak Nazlı? Kim, aşktan kaçmanın hayrını görmüş?..

25. Bölüm


Nazlı'ya çokça kızdığım iki bölüm izledik. Hatta Asuman'a dahi daha az kızdığımı söyleyebilirim. Neden mi? En azından umursamaz ve bir şeyi kafasına takmıyorsa, gerçekten bir zaman sonra yok saymaya başladığını görebiliyoruz. Ama Nazlı hem Ferit'e olan aşkından için için yanıyor hem de o aşktan kaçmak için elinden geleni yapıyordu. Bunun mantıkla izah edecek bir durum olduğunu düşünmüyorum. İnsan bile isteye kendine acı çektiriyorsa ve yaptığının mantıklı gerekçeleri de yoksa, onunla oturup empati yapmamı kimse beklemesin. Daha önce de yazmıştım, benim bir karakteri sevmem onu koşulsuz benimsemem anlamına gelmiyor. Eğer bir hata yaptıysa, en sert şekilde eleştirmekten de kaçınmam. Nazlı, hatalıydı. Zira Ferit'e her şeyi anlatsa tüm bu çilenin çeyreğini dahi çekmeden bir çıkış yolu yaratması mümkündü... 


Ferit ilk bölümlerde tanıdığımız o adam değil, belki kestirip atma huyunu hâlâ benliğinde saklıyor ama bir yanıyla da geri dönmeye meyilli olduğunu gösteriyor. Nazlı'nın boşanma ısrarına yaklaşımı da tam olarak böyleydi. "Peki istiyorsan boşanalım ama ben seni seviyorum eğer vazgeçersen buradayım" noktasında olmasını sevdim. Biliyoruz ki, en baştaki Ferit olsa Nazlı'yı bir kalemde siler ve tıpkı annesine davrandığı gibi hareket ederdi. Nazlı için de çare bu oldu açıkçası. Onun yersiz bir şekilde sakladığı gerçeği Asuman'ın anlatması ise güzel hamleydi. Eleştirmeye gelince en ağırını yapıyorum, övmesini de bilirim. Bu işi ablasının başına açan olarak Asuman'ın eniştesiyle tüm gerçekleri konuşması yerindeydi. Ayrıca takındığı tavır da öyle. Yine bizim başlarda izlediğimiz Asuman, ne olursa olsun ablasının boşanması için tüm duygu sömürüsü tekniklerini kullanırdı. Aradan geçen zaman, anlaşılan ona da yaramış. Ferit'in olaya yaklaşımı da naif olunca, iş tatlıya hemen bağlandı. Elbette çözüme ulaşmak o kadar kolay olmayacaktı...




Bölüm içerisinde keskin hamleler hep Asuman'dan geldi zaten. Sadece Nazlı-Ferit aşkını kurtarmakla kalmadı, Hakan'ın işlediği cinayetlerin itirafını da ortalığa saçtı. Senaristler sanırım onu böyle aklamayı uygun görmüşler, son bir bölüm kaldığı için geçmiş defterleri açmayacağım ve iyi hamle demekle yetiniyorum. Bunca bölüm kahrını çektiğimize değmiş oldu en azından... Deniz'in duyduğu gerçeklerle karanlık tarafa geçişine ise bayıldım. Hakan Kurtaş canlandırmasa izlemeye tahammül edemeyeceğim karakteri, onun şahane performansıyla birleşen doğru yolda izlemek iyi geldi. Ayrıca Nazlı'ya olan aşkını artık dizginlemesi ve Ferit'le birlikteliklerini desteklemesi ise güzel kurtarışlardı. Tabii onun karanlık tarafa geçmesi ile birlikte şirkete gidip Demet'i gerçeklere boğması yine Hakan'a yaramış oldu. O kısmı atlayacağımı düşünmesin kimse. Şahane bir sahnenin bile altından ona fayda çıkartmak ancak, Dolunay senaristlerinden beklenecek bir işti... 


Hakan kötü bir adam olmanın çok ötesinde. Tahammül edilemez vurdumduymazlığı ve kendisinden başkasını düşünmekten aciz kişiliğiyle, yaptıklarının tamamının da yerinde olduğunu gözler önüne seriyor aslında. Lâkin yine de her seferinde, "Bu kadar da olmaz" demekten alamıyorsun kendini. Bunun esas sebeplerinden birisi de, kötülüğüne bir sınır çizilmemiş olmasıydı. O da bu imkanı sonuna kadar kullanıyordu. Tabii son iki hamlesi bayat ve bildikti ama onu da artık iyice köşeye sıkışmış olmasına yorayım. Bundan sonrası için kurtuluşu yok o garantilendi. Tüm bu olanların üzerine zaten yeniden kaçarsa, iyi biri olmanın ne kadar kötü bir şey olduğunu düşünmeye başlayacağım... 


Elbette karşılığında Ferit vurulmasa da olurmuş. Gösterilmedi kimin vurulduğu ama o son aksa böyle bir yolla girmek isteyeceklerini düşünüyorum. Kan akıtmadan teslim olmamış olmak da Hakan'ın bu zamana kadar ki karakter özelliğini yansıtmış olur. Eğer Ferit'in annesi vurulmuş çıkarsa, o da sürpriz olur bak. Anne-oğulun finalde arasını yapmak için bu yolu kullanmak istemiş olabilirler nihayetinde...


Artık ne olur, nasıl olur fragman gelmeden yorum yapması güç. Bildiğim tek şey, tüm bu aksiyon son iki bölüme sıkıştırılmamış olsa kesinlikle daha iyi olurdu. Final bölümü yılbaşı gecesi yayınlanacakken katıksız mutlulukla izlemiş olurduk. Şimdi başı kaos son kısmı mutlu bir final, yılbaşında eğlenmek isteyen izleyiciyi ne kadar çeker düşünmek gerek. Hani şu da var, kimse vurulmamış da olabilir. Ama ortaya çıkan gerçek, hiçbir şey yaşanmamış gibi hemen mutlu bir aile portresi çizilmesine ters düşüyor. Keşke bu bölümün ortasına gelmeden tüm meseleler aşılsaydı... Belki de zaman atlamasıyla çözüm bulmuşlardır, göreceğiz bakalım ne olacak... Birkaç bölümdür diziyi yorumlamıyorum. Aynı şeyleri sürekli yazmak zorunda kalmak istemediğimden, özellikle de. Ama bu bölümden sonra yazmak istedim. Zira şahane performanslar izliyoruz ve senaryo nasıl bir yol izlerse izlesin bunun bir hatırı olmalı. Tüm oyuncularımızı içtenlikle kutlarım. Dizi eğer onların başarılı performansları olmasa, şimdiye kırk kere havlu atmıştı zira...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder