26 Aralık 2017 Salı

Siyah Beyaz Aşk: Aşktan kaçmak öyle kolay değil Ferhat...


Her şeyden vazgeçip gidebilmek gerçekten kolay mıdır? Arkanda sevdiğin herkesi bırakarak, bir daha dönmeme fikriyle gitmek mümkün müdür?.. Peki ya sevdiğini gönderebilmek? Arkasından göz yaşı dökmeden vedalaşmak nasıldır? Başkalarının mutluluğu için mutsuz olacakken, nasıl çekip gitmesine izin verir ki insan? Ani bir fren sesi gelmez mi, kolundan tutup da sevdiğine "Gitme!" diye haykırmaz mı gerçek bir aşık? Ferhat sen Namık böyle olsun istiyor diye, artık laf etmesin diye, kendini yeniden ona kanıtlayabil diye gerçekten gönderebilecek misin Aslı'yı sensizliğe? Hadi canım, inanmam...

11. Bölüm


Bir insanın elinde hayatınızı oyuncak ettiğinizde, ne kadar karşı çıkmaya çalışırsanız çalışın; yine onun istediğini yaparken bulursunuz kendinizi. Her şey sanki sizin dışınızda gelişiyormuş gibi olur ama olanların hepsi aslında sizin eserinizdir. İtildiğiniz mutsuzluk da keza. Başkalarının istekleri için kendi mutluluklarından vazgeçenlere de pek üzülmüyorum doğrusu ben. Görünürde sırf, Namık istedi diye Aslı'dan vazgeçen Ferhat'a da üzülmüyorum misalen... Kendini birilerine kanıtlama eşiğini çoktan geçmiş birisi. Aslı'nın ona bir zarar vermeyeceğini de biliyordu. Hatta, artık eskisi gibi de değildi Aslı. Hali, tavrı gözle görülür şekilde değişmeye başlamıştı. Artık nefretle değil, anlamlandıramadığı bir şefkatle bakıyordu... Eni sonu şu sonuca geliyoruz, yani aslında Ferhat değişmeye başladığı için göndermeye kalkmıştı Aslı'yı. Zira Aslı değiştikçe, o da değişiyordu. O sert adamı oynamak her geçen dakika daha da zor oluyordu. Ellerini tutup, gözlerinin içine bakarak "Seni seviyorum" dememek için kendisini kasıyordu. Çareyi de masraftan istifade onu uzaklara göndermekte buldu. İşte ben bu Ferhat'a üzüldüm. Kim üzülmez ki?.. 




Aşk karşısında en büyük çaresizlik sınavlarını verdi bu bölüm Ferhat. Aslı'nın kalbinin içini gördükçe ona itilmemesi imkansızdı nihayetinde. O da apansızca itiliyordu ve kendince duvarlar örmeye çalıştı. Ama tabi bunu daha az kırıp dökerek de yapabilirdi. Her seferinde Aslı'yı biraz daha korkutmakta bulmasaydı keşke çareyi. Tüm bunların sonucu da o kuru vedalaşma olmasaydı mesela... Ne olacak? Hiçbir fikrim yok. Halen vedalaşma sahnesinde kaldım çünkü ben. Erkan Birgören'in daha önce yazmış olduğu bir diziyi izleyenler, hayâlleri ve rüyaları ne kadar çok sevdiğini de bilirler. O sahnenin hayâl olmasını istemezdim ama özellikle Ferhat'ın o kadar sıcak ve samimi bir şekilde Aslı'ya sarılması ve hatta koklaması hayâl olduğunu buram buram hissettirdi açıkçası. Asıl hayâl çıkmasa şaşırırdım. Zira ikilinin bu kadar ani şekilde tüm duvarlarını yıkması senaryo matematiğinde çok da mümkün değildi. Tabi lap diye arabasına binip çekip gitmesini de beklemiyordum Ferhat'ın hemen bunun ardından. Mesafeli de olsa, sonuna dek yolcu ettiğini görmek isterdim. Şahsen, geri döneceğini düşünüyorum. Çünkü Aslı'nın başında zaten koca bir dert beklemekte orada...


Kendine düşman yaratmak kolay ama o düşmanla asil bir şekilde savaşamayacaksan, buna kalkışmak ahmaklıktır. Tam da bundan Namık'ın tam bir ahmak olduğunu düşünüyorum. Yeter'e elindeki kara kaplı dosyası sallayıp, Aslı'nın da karanlık bir geçmişi olduğundan dem vurduğu sırada gerçekten sağlam bir şey olabileceğine inanmış ve merak da etmiştim. Ama duyduğum şeyi oldukça hafif ve lüzumsuz buldum. Bugün kaç tane cerrah ameliyat sırasında elinde olmayan sebeplerden bir tane dahi olsa hasta kaybetmemiştir ki? Her ameliyat sırasında ölen hasta ihmalkarlık eseri mi? Namık'ın kendisi bir hastane sahibiyken, en azından ondan bu topa girmesini beklemezdim. Ancak Cüneyt'in sırf Ferhat'tan rol kapmak için gidip de ölen hastanın yakınlarını Aslı'yı dava etmeye iknaya çalışmasını kesinlikle ondan beklerim. Nerede bir şerefsizlik varsa, altından Cüneyt çıksa şaşırmam. Yolunu bu derece şaşıran bir karaktere her şey yakışır... Ne olacak? O çocuğun tipi bir cinayet işlemeye hiç müsait değil öncelikle. Gidip cebinden çıkardığı bir demet çiçeği verse Aslı'ya daha inandırıcı olur. Ya başarısız bir cast seçimi olmuş ya da altından başka bir şey çıkacak. Kim bilir belki de arabayla yanından geçtiği sırada Ferhat, hali tavrından şüphelenip engel olacak. Göreceğiz artık...


Aslı'nın tıpkı Ferhat'ın geçtiği yoldan geçmesi taraftarı değilim. Evet, kabul. Eğer vurulursa Ferhat vicdan azabı içerisinde şahane sahnelere imza atar ama senaristimizin bu tekrarcılığa ve kolaycılığa kaçacağını düşünmüyorum. Aslı yine gitmesin ama madem kimse onu istemiyor, abisinin yanına taşınsın. Hem böylece Namık'ın da başka kimsenin de hayatına müdahil olmamış olur. İşte o zaman da Ferhat'tan güzel sahneler izleyebiliriz bence. Ona duyduğu özlem, hemen yakınında oluşu ama inatla gitmeyip kendini yiyişini izlemek keyifli olur. Zira hiçbir sınanmayı da hak etmedi diyemem. Bu bölüm Aslı'ya reva gördüğü tavrı için az biraz vicdan azabı çekmesi gerektiği kesin. Başta da dediğim gibi kendisiyle olan mücadelesine üzüldüm ama tavrını tasvip etmem kesinlikle mümkün değil... 


Hem Aslı'nın abisinin yanına taşınmasının bir iyi yanı da, Ebru belasının hızlı adımlar atmasını engellemek olur. Karakterin ben nasıl bir kin güttüğünü gerçekten anlamıyorum. Ferhat'ı ya da Namık'ı cezalandırmak için neden Cem'le evlenmesi gerekiyor? Aslı'ya da mı düşman bu kadın? Ne yani derdi, Cem ile evlendiğinde eline ne geçecek? Biri beni aydınlatabilir mi bu konuda? Ben Ebru'nun hiçbir sahnesine kendimi veremiyorum. Güttüğü kini de anlayamıyorum. Keşke Şahin ölmeseydi de bizi bu tutarsız karakterin ellerine bırakmasaydı. En azından adamın niyeti başından belliydi. Bu kendi başınayken bile ne yapmayı plânladığını anlayamıyorsun. Yani adamlarına evini dağıttırıp, kendine tokat attırdın; Cem onu Ferhat yapmış sansa ne olacak? Gidip de kulağını falan çekmesini mi bekliyorsun? Gerçekten Ebru sahnelerinde zap yapmak istiyorum...


Abidin'e gelirsek, yine bölüm boyunca şahane bir karakter olduğunu gösterip durdu. Böyle iyi insanların yaşadığı dünyada, nasıl kötüler bu kadar güçlü olabiliyor gerçekten anlamıyorum... Gülsüm'e her şeyi anlatması yerindeydi, tabii beklemezdim. Yeter'e hiçbir şey söylememesi noktasında öğütte bulunması da şahaneydi. Sonuç olarak Gülsüm en başında kandırıldı ve çocuğunu bir başkasına vermek de annesinin fikriydi. Onun vicdanında böyle bir yük taşımasına müsaade etmemesi tam da Abidin'e yakışır bir davranış olmuş. İyi yanı bu ince davranışları teyze oğlunun da kanına işlemeye başladı. Meyhane sahnesi bu açıdan Ferhat için ders niteliğindeydi. Belki Abidin isteyerek onu Aslı'yla ilgili gerçeklere iteklemedi ancak söylediklerinin her biri Ferhat'ı o sonuca ulaştırdı. Bakalım, yine etrafında kalın duvarlar varmış gibi davranır ama bu sayede, belki Aslı'yı üzmemeyi öğrenir. Tam Aslı her bulduğu fırsatta çemkirmesin Ferhat'a derken; Ferhat her bulduğu fırsatta Aslı'ya atarlansın da istemem. Acaba bunun bir orta yolu yok mu sayın Birgören?..

Beklenen Kral

5 yorum :

  1. vallahi kaleminize sağlık hepsine katiliyorum. hele ferhat'ın tavrina, ebru ekrandayken zap yapma isteginize ve karakterin tutarsizlıgına, abidin'in guzelliğine %100 katiliyorum. namık'ın asli hakkindaki karanlık sırı fos çiktı epeyi saçma olmus bence. hakikaten o çocuğun asli'yi öldurmeye tesebbüs edecekmis gibi degil de ona bir sey verecekmis gibi hali var.yeni bölümü merakla bekliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ferhat o çocukta babası için elini kana bulayan kendini görecek bence. Çocuğun geleceği ferhat gibi kararmasın diye farklı bir yol izleyecektir sanırım

      Sil
  2. Resmen etkisinden çıkamıyorum! En son ceylan ve korkut ali çiftine bu kadar bağlamıştim. Ama Asfer gerçekten başka son sahnenin hayal olması bile çok güzel. Ferhat sürüm surunsun isyiyorum Aslı ya geri dönmesi için yalvarın isyorum değişik duygular icindeyim

    YanıtlaSil
  3. Harika. Altına imzamı atarım. Öyle güzel ifade etmişsiniz. Elinize sağlık

    YanıtlaSil
  4. Yorumlarını zevkle okudum bende diziyi ierken çoğu noktada böyle düşünüyorum 3 tane fragman verdi bu hafta bölüm bomba gibi geliyor

    YanıtlaSil