27 Aralık 2017 Çarşamba

Ufak Tefek Cinayetler: Kırık dökük bir Merve İmparatorluğu...


İnsan başkasının mutsuzluğundan beslenmeyi gerçekten nasıl başarır? Nasıl bir yaşanmışlık buna sebep olur ki? Böylesi bir yaşama gayesiyle gerçekten sonsuza dek mutlu kalınabilir mi? Yoksa bir yerden sonra işin rengi değişmeye mi başlar?.. Kurduğun dümenler, tezgahladığın oyunlar ayağına dolanırsa ne olur peki? Hâlâ mutlu kalmak mümkün müdür, yoksa son pişmanlık fayda etmez diyebilir miyiz? Merve için yolun sonu geldi mi dersiniz?..

Merve gibisi düşman başına bile fazla...


Herkesin hayatında mutlaka Merve gibi birisi vardır. İlla ki, hiç yoktan tehlikesi teğet geçmiştir. Aslında mesele böylelerinin çok olması değil de, onlara itaat edenlerin haddinden fazla olması bence. Çünkü ipin ucu orada kopuyor. Çevresinden güç aldıkça daha da kötüleşiyor ve dizginlenemez oluyorlar. Sonrası mı? Elbet bir yerde tökezliyorlar ve daha dün ağzının içine bakanların şimdi nasıl kuyusunu kazdığını görüyorlar. Bu iş şans işi değil, daha çok etme bulma meselesi. Zira ne ekersen, elbet onu biçersin...

İnsanın hiç yoktan kendine saygısı olmalı tabii...


Açık konuşmak gerekirse ilk bölümde Merve'yi aşırı sempatik bulmuştum. Aslıhan Gürbüz vesileyle de olabilir bu, bilemiyorum ama ta ki Oya'nın başına gelenleri izledik, o andan sonra Gürbüz bile sevdiremezdi bana Merve'yi. Hadi itiraf edeyim, az biraz onun için yine de seviyorum... Nasıl bir kin ya da öfke, en yakın arkadaşlarından birine hiç olmadık bir iftira atmanı sağlayabilir gerçekten? Hangi yaşanmışlık bunu normal kılar bir insan için?.. Fark ettiyseniz Pelin'i hiç geçirmiyorum bile. Masum olduğu için mi? Değil elbette. O büyük bir acziyet içinde ne yazık ki, güç kimdeyse onun yanında. Biraz önce bahsettiğim koşulsuz itaat edenlerden yani. Dizginlerini kaptırmışlardan. Onu bundan sebep suçlamıyorum ben, sadece acıyorum şahsen. Peki Merve'nin attığı iftirayı desteklemesi cezasız mı kalmalı? Asla! Onun da tıpkı şimdi Merve gibi tepetaklak olduğunu görmeliyiz kesinlikle. Biraz burnu sürtünmeden, akıllanmayacak belli ki. Arzu'ya gelirsek, zaten hem madden hem de manen o zaman sessiz kalmasının bedelini ödedi bence...


Sevgi mi, güç mü?..


Merve mi? O her durumda güçlü görünmek zorunda. Ne burnunun sürtündüğünü kabul eder ne de yaptıklarının birinden dahi pişmanlık duyar. Yeniden o istediği gücü elde etmek için çabalar yalnızca. Tüm kirli oyunlarına kaldığı yerden devam edebilmek için. Olan da her türlü Serhan'a olur yani... Bundan sonrası Merve'nin gerçek duygularını görmemiz noktasında oldukça önemli. Serhan'ı gerçekten mi seviyor, yoksa tek derdi parası ve gücü müydü göreceğiz... Gerçekten seviyor çıkma ihtimali nedir? Serhan kelepçelenmiş götürülürken dolan gözleri bir an böyleymiş gibi hissettirdi açıkçası. Ama ne zaman ki arkasını döndü ve evindeki kalabalıkla göz göze geldi, işte orada işin rengi birazcık değişti. Seviyor dahi olsa, Serhan'ın batması durumunda onu yapayalnız bırakacağı gün gibi ortada. Dedim ya, Merve için 'güç' her şey demek. O olmadıktan sonra sevgi neye yarar ki?..

Desteklemek istediğim ama bundan çekindiğim aşk...


Bu da, Oya - Serhan aşkının meşruluğuna fayda sağlar doğrusu. Bir yıl sonrasına gittiğimizde o camdan aşağı düşen kim olacak hâlâ hiçbir fikrim yok ama eğer Oya'dan intikam almak isteyen Merve tam da bu sebeple onu itmiş çıkarsa, hiç mi hiç şaşırmam. Tabii burada sorun, düşen kişinin ölmüş olması. İkinci sezon durumu netleştiğinde, muhakkak ki Meriç Acemi'nin bugün öldürmeyi düşündüğü kişi ile o zaman öldüğünü gördüğümüz kişi bambaşka biri olacaktır. Bunu biz hiçbir zaman bilemeyeceğiz belki ama ben öyle olacağından eminim... Bir de hep kadınlar üzerine yoğunlaşıyoruz ama mesela neden Serhan olmasın ölen? Merve'nin aynı sebepten ondan öç almak istemesi de pek âlâ mümkün. Lâkin Oya gibi, Serhan'ın da ölmesini istemem. Lüzumsuz bir karakter çıkarsa, pek sevinirim. Mesela Taylan?.. 

Kızım oradan derince bir tas dolusu kısır söyle bakiyim!..


Dizinin en büyük çıkmazı, sorgu sahneleri. Sanıkların yerine tanıkların dinlendiği sahneler tıpkı kısır günlerine benzemekte. Ama bu insanların sanki Merve, Oya ve Pelin'in hayatlarını yirmi dört saat kameralarla izliyormuş gibi en ince detayına kadar her şeye hakim olmasını bir türlü kafam almıyor. Anlamlandıramıyorum. Hadi, onu da geçtim. Muğlaklık söz konusu olduğu için isim verilmiyor ama kadınların hepsi depresyonda ve ifade veremiyor, peki dizinin erkekleri bu sırada ne yapıyor?.. Burcu mesela? O nerede günümüzde? Ölmüş olma ihtimali bulunan kişilerden birisi de o mu yani? Ben şahsen Mehmet tarafından bir zaman sonra kapıya koyulmuş ve uzaklara gitmiş olmasını tercih ederim. Hani, "Mümkünse lüzumsuz bir karakter ölmüş olsun" dedim ya; onu lüzumsuzdan dahi saymıyorum. Tüm bu sorgular, geçmiş deşilmesi Burcu'nun ölümünü araştırmak içindiyse, izlediğim vakte yazık der, geçerim. Zira o yükseklik yetmez ona, Arzu'nun Boğaz köprüsünden aşağı atmasını tercih ederim... Bir diğer çıkmaz da kadınların erkeklere bağımlı gibi yaşaması. 10. bölümde Pelin bu sınıflandırmadan uzaklaştı aslında, Taylan'ın maddi gücü dahi onun babasının eseriymiş. Ama mesela Arzu'nun Mehmet'in para vermeyi kesmesi sonrası aidat ödeyemeyecek noktaya gelmesi biraz saçma değil mi? Arzu gibi bir kadın, hele de kocası kuyumcuyken hiç mi kenara köşeye bir şey koymadı yani? İnanmam... 

O İmparatorluk elbet çöker...


Eni sonu neler olacak bilemiyorum, lâkin sorgu kısmına dizinin sonuna kadar takılacağım sanırım. Özellikle de ana karakterlerimize didinin didisi uzaklığındaki yan karakterlerin, onlar hakkında her detayı biliyor olmasına... Onun dışında, her bölümü büyük keyifle izlediğimi not düşmek isterim. Oya'nın zafer elde ettiği ana kadar hep içim buruk kalacaksa da, bu böyle. Müzikleriyle kalbimizi okşayan, çılgın karakterleriyle arada sinirlerimizi bozsa da her daim kendini izletmeyi başaran Ufak Tefek Cinayetler'i gerçekten çokça başarılı buluyorum. Ve Merve'nin krallığının aldığı bu derin hasar, onu nasıl etkileyecek çok merak ediyorum. Mâlum, güç insanı kral eder ama en ufak tökezleme sonrası taht için çıkan savaşta, ilk kralın kellesi gider...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder