11 Ocak 2018 Perşembe

Meryem: SavMer'in senaristle imtihanı...


Sevmek hiçbir zaman tek başına yeterli değildir. Anlayışlı olmak da gerekir, ön yargı taşımaksızın karşındakini dinleyebilmek de. Zira kestirip atmadan, neyin ne olduğunu sorup ona göre hareket etmek en önemlisidir... Bazen kendinden pay dahi çıkartman gerekir. Zira sevgi, empatiyi her daim tetikler. Körü körüne bağlılık değil kastettiğim ama mesela ilk yanlışta hemen duvarlar örmektense kendini yerine koysan, çıkabilirsin belki de işin içinden kolayca. Bir dosya, saklanmış tek bir gerçek bahane olmamalı aşkının yüzüne kapılar örtmek için. Meryem, "Neden?" diye sormayıp da çekip gitmen nedendir söyler misin?..

23. Bölüm




Evet, Savaş babasını koruduğu için suçlu. Ama bunu yapmasının sebebi kendini ya da onu düşündüğünden değil ki. Naz ile Tülin heder olmadan işler düzlüğü çıksın diye saklanmasına göz yumuyor. Cezasını çekeceği zamanı da çok iyi biliyor. Yani Naz ve Tülin için sessiz kalması, onun bu suçunu direkt masumlaştırıyor. Beliz için bu yeterli gelmeyebilir. Kardeşi için de olsa, babasını öldüren adamı saklamasını normal karşılamasını zaten beklememek gerekir. O tamam da, Meryem'e ne oluyor? Bu kadar çabuk manipule edilebiliyor olmasından yana gerçekten dertliyim. Bir mesaj gelsin ve düşüncelerin 180 derece değişmeye başlasın. Baskın esas duygu, Savaş'ın başına iş açılacak korkusu olsun ama öyle tepkiler ver ki suçluyor görün... Madem bu kadar düşünceli bir insandın, yalana da karşıydın; yirmi bölüm boyu neden Oktay'ın katil olduğunu sakladın Meryem? Senin de niyetin bir yerden sonra Savaş'ı korumaktı değil mi? Oktay aslında umurunda bile değildi, tıpkı şuan Yurdal'ın zerrece Savaş'ın umurunda olmaması gibi. Lâkin hiçbir şey sormadığın, dinlemediğin ve yüzüne kapıyı kapatıp çekip gittiğin için hiçbirinden haberdar değilsin...


Savaş da en başından her şeyi anlatabilirdi tabii Meryem'e. Biraz ektiğini biçmek onun yaşadığı şuan. En azından bu kadar keskin bir tepkiyle karşılaşmamış olurdu. Ama bu elbette senaristimizin işine gelmezdi ve yazmamış... Onca badire atlatmış, onca ızdırap ve çileye göğüs germiş iki aşık; meğersem hiçbir yaşanandan ders almamış. Hiç olmadı, hepsini unutmuşlar. Oktay'ın öldüğünü sanmaları geçmişin üzerine perde çekmiş. Sızan o güçlü ışığı da görmezden geliyorlar. Hu, Oktay ölmedi yaşıyor ve tüm bunları sizin başınıza saran o. Önce durun bunu düşünün. O dosyayı arabaya kim koydu, fırında o kol düğmelerinin ve Sevinç'in fotoğrafının işi ne sorgulayın. Gelecek bölüm bu sorgulamayı görmez de bir kaçma kovalamaca izlersek, üzgünüm ama daha fazla tahammül edebileceğimi sanmıyorum bu gidişata...


Ölmediğini ilk andan beri biliyorduk zaten. Geri dönüşünün, onu büyük bir şaşanın içerisine sokması ise kötülerin daima kazandığının kanıtı. Birkaç sahne önce nefes dahi almakta zorlanırken, birkaç sahne sonra hiçbir şey olmamış gibi tıkınıyor olmak da Tanrı'nın bir mucizesi olmalı. Mesele uyanabilmekmiş yani. Küçük bir acı nöbeti ve hayata kaldığın yerden devam edebilirsin... Söz konusu kötüler olduğunda Türk dizi senaristlerinin insaflarının ucu bucağı olmaması beni çokça eğlendiriyor doğrusu... İki ay sonrasına sürüklendiğimiz bölüm başında, kale gibi bir evde Derin ile aşk yaşıyor görünen Oktay'la verilmek istenen mesaj neydi peki? 'Yeterince kötü olursanız, çevrenizdeki en varlıklı kızı bile ayartabilirsiniz' mi? Hani Gargamel'e de benzemiyor değil, hali tavrı. Neden olmasın?..


Yurdal gibi olması çok zor bence Savaş'ın, onun geçtiği yollardan geçse dahi aldığı kararları almayacağından eminim. Yani Oktay'ın, Meryem ondan nefret etsin diye giriştiği bu plânın normal şartlarda bir karşılığı olmaması lazım. Lâkin, küçük nüanslarla Savaş'ın Yurdallaştırıldığını görmek plânın başarılı olabileceği hissini de aşılamadı değil. En azından bir süre için tıkır tıkır işlerse şaşırmam. Eninde sonunda Savaş kendini bulacaktır nasılsa. O zamana kadar olacakları da yürek kaldırır mı bilemedim... Bu arada belirtmeden geçmek istemem, Savaş'ın 'Yurdallaştırıldığı' anlardan birinde Meryem'e sert çıkması ardından Güçlü'nün onu savunması enfes bir detaydı. Güçlü gibi bir adamdan başkası beklenmezdi... -Savaş gibi adamdan da Yurdallaşması beklenmez, tekrardan not düşeyim madem buraya-


Başlarındaki belalar yetmez gibi bir de Burcu'nun eski erkek arkadaşı eklendi listeye. Şimdiye kadar neden duruyordu, birden ne diye harekete geçti bilinmez. Hani şu ana kadar ortalarda görünmeyip, birden Burcu aşkıyla kavrularak onu tekrar kazanmak istemesini çok da mantıklı bulmuyorum. Ya zaten her an Burcu'yu izliyordu ve Güçlü'nün kendisini aradığını fark edince harekete geçmeye karar verdi ya da belirsizlik. Umarım güzel bir yere bağlandığını görebiliriz... Yüzünün azimle gösterilmemesi de bir başka mesele. Yüzü yanmış falan mı, nedir bu gizin sırrı merak etmedim de diyemem hani. Bakalım, altından ne çıkacak. Sanıyorum gelecek bölüm itibariyle hem niyeti anlaşılacak hem de kendini gösterecek. Tabii tam Güçlü'nün Burcu'ya evlilik teklif etmeyi düşündüğü geceye denk gelmese şahane olurdu. Lâkin, neden gelmesin? Kötüler daima kazanmaya, iyilerse örselenmeye mahkumdur; unutmayın...


Güzel şeyler de olmuyor değil, Burcu'nun artık duvarlarını indirmiş olması on numara hareket mesela. İnatla öpüşmek istememesi de can sıkıcı bu arada. Ortasını bir süre daha bulamayacağız sanırım onlarda. Ne yapalım, şu eski sevgili meselesini sağ sağlim atlatsınlar da biz birkaç bölüm daha bekleriz sabırla... Tam manasıyla, çok yorucu bir bölüm izledik. Bu sürekli yeni bir olay örgüsü çözüyor olmanın verdiği bir yorgunluk değil yanlış anlaşılmasın. Bu kadar çok olayı bir anda üzerimize yığmalarından tamamen o yorgunluk. Yani daha biz birini bile çözmeye başlamadan, onlarcası üst üste geldi ve içinden çıkılması imkansız bir duruma dönüştü. Ben şahsen bir yerden sonra umursamayı kestim. Bir sürü saçmalığa kafa patlatacak değilim. Ama siz, bu diziyi izleyenlerin iki buçuk saat boyunca sıkılmadan ekranla içli dışlı olmasını istiyorsanız; biraz da çözümlerle gelin...

Beklenen Kral

2 yorum :

  1. Çok güzel yazmissiniz vallahi.diziyi izletmemek için sanki ellerinden geleni yapiyorlar.

    YanıtlaSil
  2. Cok guzel yazmissiniz. Cogu yerlerde sizinle hemfikirim, amma bazi yerlerde farkli dusuncedeyim acikcasi. 1 - Meryemin tedirgin olmasinin sebebi Savasin babasinin korumasi diyil, yalan soylemesi de. Onu korkutan sey Savasin kontrolsuz ofkesi. Unutmayalim ki, Savas zamanla Meryeme az cektirmemisti ve onun bu ofkesinden en cok zarar goren de Meryem. En kotusu de, Savas Meryeme verdiyi hasardan habersiz. Evet, cok deyisti, Meryemi koruyub kolladi, ona destek cikti, sevdi amma henuz gecmisteki hatalarla yuzlesmedi. Ve bu noktada ben Meryemden bir patlama bekliyorum. Cunku Meryemin aklinin bir kosesinde hep gecmis var, unutmadi, unutamiyor. Burcuya dediyi gibi, doluyor amma tasamiyor. Evet, Savasi seviyor, herkesten herseyden cok seviyor amma ayni anda da korkuyor diyil. Ve bu bolumde bunu dile getirdi Gucluyle konusurken, hani dedi ya cok korkuyorum, Guclu de babasina donusur diye mi soruyor Meryeme. Evet ve evet, Meryemin asil korkusu o. 2 - Savasin Yurdallasma konusu. Herkes diyor ya, Savas farkli, babasina benzemiyor. Aslinda Savas babasina, hatta Oktaya cok benziyor, nerdeyse birebir ayni. Ilk bolumleri hatirlayalim, Savasin acimadizligi, kontrolsuz ofkesi, Meryeme karsi olan siddete goz yummasi, sahte dosye hazirlatmasi. Savasin bu tarafi hep vardi, sadece Meryemle birlikte olduktan sonra dizginlendi bu ozellikleri amma hicbiryere kaybolmadi. Her insanin icinde iyilik ve kotuluk var, esas soru hangi tarafa gecmektir. Meryemin yaninda Savas hep aydin tarafta, o yuzden Meryemi kaybetmekten olumune korkuyor. Cunku onsuz karanliga bogulacagini biliyor.

    YanıtlaSil