2 Şubat 2018 Cuma

Vatanım Sensin: Artık resmi bir evlilik gerekmiyor mu sizce de?..


İnsan ne çok fedakârlıklar yapmak zorunda kalıyor hayatı boyunca, ne zor mücadeleler verirken buluyor kendisini. İstesin ya da istemesin fark etmez, ne çok sınanıyor. Ne çok yanıyor kalbi... Herkesin sınavı başka, herkesin savaşı da başka. İçinde olduğun durum, tuttuğun taraf, baktığın açı bile her şeyi değiştirmeye yeter de artar. Gerçek bir savaş dönemindeysen eğer, tamamen değişir her şey. Sen, ayak uydurabilirsen ayakta kalabilirsin ancak. Ya uyduramazsan? Büyük bir bilinmezlik... Azize hayatının en zorlu mücadelesini verdi. Şükür ki güçlü bir kişiliğe sahipti ve direndi, ayak uydurdu. Tüm mücadelesinin karşılıksız olduğunu düşündüğü o anda ise, karşısında ömrünü adadığı adamı buldu. Değmişti yani her şeye, artık özgürdü...

43. Bölüm


Aslında o tutsaklığı bittikten sonraki süreçte de özgürdü. Kızdık ama yaşadığı tecavüz, bebeğinin yanında olmayışı vs. çok güçlü zorluklardı ve çiftlik onun için bir çeşit arınma noktası oldu. Tabii bir yerden sonra meselenin lüzumsuz şekilde dallanıp budaklandığını da unutmamak lazım... Bir diğer sorun da, Hamilton noktasında. O tecavüz anının geldiğini gördüğü halde herhangi bir müdahalede bulunmaması tam bir facia. Azize'yi ailesinden uzak tutmak için uydurdu belli ki o görevi de. Cevdet zıvanadan çıkıp da tehlikeye atmasın görevini diye. Her ne kadar bir noktada haklı olsa da, en azından o tecavüz eden yüzbaşının bir şekilde haddini bildirebilirdi sanıyorum. Sırf cezasının tamamı şimdi kesilsin diye, vurdumduymaz öküze bağlanmış karakter. Yakışmış mı? Eski hali olsa evet derdim de, değişiminden sonra bilemedim... 




Sevdiği kadının bir Yunan rütbelisi tarafından tecavüze uğradığı gerçeğiyle Cevdet'in baş edebilmesinin hiçbir yolu yoktu. Ne o gün ne de bugün. Ondan sebep bir yanımla hak veriyorum ya zaten Hamilton'a-Neden bir şekilde o tecavüzü engellemediği dev bir soru işareti olarak kenarda dursa da-. Önemli bir vatan görevi var ortada ve gözünü karartması her şeyi mahvedebilirdi. Hele de İzmir'in içerisinde olduğu durumu düşünürsek. O zaman yapamadığı şeyi, şimdi yapmaya kalkması ise sürpriz değil. Kimin yaptığı belli olmadığından tüm üst rütbeli Yunan askerlerini öldürmek, Azize'nin öcünü almak pratikte güzel fikir ama uygulamada bir karşılığı yoktu. Sonu koşulsuz ölüm... Azize son anda iyi yetişti, karı koca şahane bir sahne çıkartmışlardı yine ortaya. İkna etmesi de uzun sürmedi zaten Cevdet'i. Nasılsa derdi veren senaristler, dermanını; yani tecavüz eden yüzbaşıyı eve göndermeye karar vermişlerdi... Peki Cevdet gerçekten vurmuş olabilir mi o haysiyetsizi?..


Ailesi söz konusu olduğunda gözü dönen birisi olsa da, dirayetli bir asker aslında Cevdet. Kriz anlarında attığı sağlam adımların hep olumlu karşılığını almış bir deha. Zaten ondan sebep, geçtiğimiz sezon sonunda bir oda dolusu Yunan rütbelisini öldürdüğü halde hâlâ göz bebeği olarak kalmadı mı? Şimdi hedefi biraz daha büyütmüşken, plânlanan taarruzda en önemli noktada durup Yunanların aleyhine çevirme fırsatını da yakalamışken; o yüzbaşıyı vurmaz gibi geliyor. 4. Ordu Komutanını Bolşevik iftirasıyla azlettirmek için onca plân yapıp, her şeyi ince ince işlemesi bunu göze almasını engeller bence. Yapmış olursa üzülür müyüm? Asla. Ama görevini düşündüğümde sorun. Zira tek başına değil, ardında bir sürü askerle geldi. Ve onların tamamını öldürmesi de durumu tek başına toparlamaya yetmeyecektir. En güzeli, merdiven başındayken hissedip hayâlini düşlemesi olur. En kötüsü de, bu anın Azize'nin hayâli çıkma ihtimali... Zira bu Cevdet'in görevine zarar gelmesin diye onun susmasını, Yüzbaşının ise kirli oyunlar çevirmesinin zeminini hazırlayacaktır. Yani Cevdet ya öldürmüş olmalı ya da hayâl onun çıkmalı. O an bir şey yapmasa dahi, taarruza çıktıklarında nasılsa türlü işkencelerle öcünü alacaktır Azize'nin. Neden olmasın?..


Şahsen pek beklediğim gibi gelişmediği için olaylar, hâlâ biraz şaşkınım. Ben karamsar bir şekilde Azize'nin çiftliğe geri döneceği fikri üzerinden olacakları derlemiştim zihnimde. Fragmanı gördüğüm andan itibaren çokça mutlu olduğumu söylemeliyim yani. Azize'nin ailesiyle kavuşması gerekiyordu ve şahane bir sahneyle bu sağlanmış. En az Azize-Cevdet kavuşması kadar iç yakan, şahane performansların sergilendiği bir sahne olmuş. Hepsinin emeklerine sağlık... Bundan sonra Azize'nin ne yapacağını pek merak ettiğimi de söylemeliyim. Yaşadığı onca şeyin psikolojik etkisini üzerinden kolay atamayacağı ortada ama o kadınları da yalnız bırakmayacak gibi. O aksın nasıl tasarlanacağını görmeyi merakla bekliyorum. Hadi bakalım...


Onlarla ilgili saatlerce yazabilirim, hiç sıkılmam. Yaşadıkları her sahneye de çokça gerçek/gerçek dışı anlam yükleyebilirim; bu da benim için sorun olmaz. Her anlarını izlemekten büyük keyif aldığım da ortada. Ama artık bir şeylerin adının koyulması gerektiği de ortada. Mealen evli olduklarını sürekli kendilerine ve bize anlatmak zorunda bırakılmalarının sonu gelmeli bence. Tam da Hilal'den annesinin yaşadığını öğrendikten sonra Leon'un yapmayı teklif ettiği gibi, artık gönül birliklerini resmileştirecek bir adım atmaları şart. Azize büyük bir sevgi ve olgunlukla karşılayacaktır eminim. Zaten Leon'un kişiliğini de çok iyi biliyor. Her ne kadar bir ara Cevdet karşı çıkmış gibi dursa da, onun da asla olumsuz bir karşılık vereceğini sanmıyorum bu evliliğe... Bir yuvaları var artık, çok nadir de olsa bu yuvada bir araya gelmeleri çokça anlamlı ama mesela öpüşmelerinden hemen önce vicdanlarını temizlemek isterlermişcesine, aralarındaki gönül evliliğini dile getirme ihtiyacı bir süre sonra rahatsızlık verebilir izleyiciye. Hem artık bir şeyler yaşamaları da cidden gerekiyor. Nereye kadar kitaplardan konuşup, çay içecekler? Hadi gösterilmeyen sahneyi yok sayalım, bundan sonrasında da mı bir şey olmayacak? Yapmayın...


Hem her ne kadar Leon cidden evli olduklarını düşünse de, yüreğinde büyük bir korku taşıdığı Aleksi'nin aralarındaki ilişkiyi bildiğini söylemesiyle ortaya çıktı. En azından Azize ve Cevdet aralarındaki ilişkinin boyutunu bilse, böylesine telaşlanır mıydı? Hiç sanmıyorum... Önce çocuk köle işine gireceği anlaşılan ruh hastası Aleksi'yi ortadan kaldırsın, sonra da gidip kızımızı annesinden babasından istesin ve resmen evlensinler rica edeceğim. Evlendikten sonra yine kitap, çiçek, maymun, böcek muhabbeti dinlersek de afakanlar basması olası not düşeyim. Bir Yıldız-Yakup evliliği muadilini çekemem... O kısım ise her zamanki gibi tam bir çok bilinmeyenli denklem. Yahu Yıldız depar atıyor sana karşı, Yakup nedendir sürekli kendini çekmen? Artık çok fazla oldu bu durum. Kız sana yeşil ışığı yaktı, daha ne inat ediyorsun? Yoksa da çık git yahu, yatmayın aynı yatakta bile. Ne saçma şey bu... Güzel bir bölüm izledik. Şikayetlerim vardı ama genel itibariyle memnun kaldığımı belirtmeliyim. Hatta zaman nasıl aktı anlamadım bile. Dilerim bu hafta da karşılığını, hak ettiği şekilde almayı başarır. Biz her türlü, sonuna dek arkasındayız...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder