8 Mart 2018 Perşembe

Börü: Bazen sadece iyi olmak yetmez...


İnsan, acının ne demek olduğunu en iyi bilen varlıktır. Hem canı yanan hem de can yakan olduğu için özellikle de. İsteyerek ya da istemeyerek, birisinin canını acıttığında otomatikman acısına da sebep olursun. Bunu en aza indirmek için ne kadar çabalarsan çabala, sonuç da vermez bazen. İnsanoğlunun doğasında var vahşilik, kim bilir belki de genlerine işlenmiştir. Bazılarının sıkı sıkıya dizginleyebildiği, bazılarınınsa dur durak bilmediği... Ne olursa olsun, hiçbir dava ve amaç birisinin acısına dönüşmemeli dünyada. Kime ne fayda sağlıyorsa sağlasın, çocuklar ölmemeli. Onların dünyası kararmamalı. Aydınlık bir dünya bırakmak için çaba sarf etmeliyiz el birliğiyle. Bu amaçla görevinin başında olan kolluk kuvvetlerinden birinin, tam da uğruna çaba sarf ettiği çocuklardan birisini öldürdüğünü görmesi eminim ki tarif edilemezdir. Acı ise hiç olmadığı kadar derin...

2. Bölüm




Terör eylemlerinin neye hizmet ettiğini hiçbir zaman anlamayacağım. Kan dökerek, insanları yerlerinden yurtlarından ederek, vahşice katliamlar yaparak ne elde edilebilmiştir ki şimdiye kadar? Birilerinin maşası olmak ve onlara tomarla para kazandırmak dışında, neye yaramıştır bu eylemler? Elbette hiçbir şeye... Börü'nün sağlam bir damarla anlattığı hikâyesinin bu bölüm bize yansıttığı da buydu. Zamanında verilen tavizlerin, sonradan nasıl başımıza bela olduğu gösterildi. Bu sebeple yok yere ne kadar can kaybettiğimiz de... "Bu kadar dramatik bir boyuta vardırılmalı mıydı?" diye sorulabilir aslında. Verilecek cevap ise, her gün sahada daha da kötülerinin yaşandığını hatırlatmak olur sadece. Bunu göstermemek, es geçmek çare değil. Görmezden gelmek de keza. Asena'nın durumla nasıl baş edeceği ise muallâk...


Sağlam bir çatışma sahnesiydi. Kameraya sıçrayan kana kadar düşünülmüştü ve profesyonelce çekildiği her halinden de belliydi. Öyle ki, pusu aşaması dahil on dakikaya yakın süren sahneden gözümü alamadım. Sanki bir Türk dizisi değil de, Amerikan savaş filmi izliyor gibiydim; yalan konuşmayacağım. İşte tam da bu kadar kurgunun içerisine girince, yaşanan da senin başına gelmiş gibi oluyor. Asena'nın iyi bir şey yapmak isterken, kötülüğe karışmış olması en az onun kadar benim de canımı yaktı doğrusu. Nefesimin darlanmadığını söyleyemem, o yere diz çökmüş bağırırken. Bu hem gerçekçilik noktasında hem de verilmek istenenin amacına ulaştığı noktasında bir artı. Her iki konuda da bu bölüm yine her şey tadındaydı. Seslerden yana biraz sıkıntı duymaya meylettim gibi ancak, o da bir süre sonra sahneye konsantre kesilmemden olsa gerek rahatsız etmemeye başladı. Zaten kısacık bölümün finali de bu an olmuştu...


Şimdi ne olacak? Asena'nın bu durumu atlatabilmesi çok zor. Yaptığının nasıl bir niyet taşıdığından ziyade, yaşananın özellikle vicdanına bindireceği yük kolay kolay geçmeyecektir. Mâlum o çocukla daha öncesinde köyde yapılan düğünde tanışmış, küçük de bir sohbet etmişti. Bu süreçte özellikle Kemal'e çok iş düşüyor yani... Aralarında büyük bir aşk olduğu ayan beyan ortada. Kemal zaten bunu gizlemiyor da ama Asena'nın kalınca bir duvar ördüğü de gerçek. O duvarın aşılması uzun vadede mümkün gibi görünmese de, bu yaşanan olayın etkisiyle yakınlaşmaları olası. Kendisini iyi edebilecek birinden uzak durması yersiz olur zaten Asena'nın. Şimdi geçmişte yaşananlara, olmadı yaşanmayanlara takılmanın vakti değil. Kemal'in başlarına ne gelirse gelsin onu her türlü sorundan uzak tutmaya yemin etmiş bakışlarından, kaçırmasın gözlerini. Elbette psikiyatri sahnelerine de ihtiyaç var ama dizinin kısa vakit ve az bölüm ihtiva etmesinden o konuda daha çok Kemal desteği izleriz gibi... 


İlk bölümü Reina saldırısı ile açmıştık. Her ne kadar tarih dizide biraz daha geriden işlese de, söz konusu olay bu. Kaya'nın o gece kardeşine, kardeşinin sevgilisinin fikriyle yapmak istedikleri sürprizin hayatını tümden değiştirecek bir felakete dönüşmesi elbette yine kolay atlatılacak bir şey değil. O yüzden psikiyatri sahneleri olmasını bekliyordum. Tabii beklediğim, dizi zamanıyla eş bir sahneydi. Geçmiş zamandan bir detay görmek değil. Kaya'nın ruh halini çok iyi yansıtan bu sahne, soru işaretlerini de gidermiş oldu. Ayrıca karakterin geçmişte nasıl birisi olduğuna da ışık tuttu. Elbette anlattığı gibi birisi değilmiştir lâkin, şimdiki halinden daha neşe dolu olduğu kesin. 


Dizi zamanıyla eş psikiyatri sahneleri de görmek isterim doğrusu. Çünkü Asena'nın şuan içerisine düştüğü durum neyse, Kaya'nın da tıpkı o. Kardeşinin ölümünden kendisini sorumlu hissediyor ve ona destek olabilecek bu derece yakın birisi de yok. Turan ve Barbaros öğrendi ama sonuçta nereye kadar destek olabilirler. Herkesin kendi derdi var. Bu açığı psikiyatr kapatmalı. Eğer günün sonunda karakter biraz olsun huzur bulsun isteniyorsa özellikle de. Yoksa daha büyük bir ruhsal bataklıkta bırakabiliriz Kaya'yı her şey sona erdiğinde... 


İşin FETÖ boyutu da ayrıca devam ediyor İrfan üzerinden. Bu bölüm çok fazla değinilmedi ama hapisteki görüşme sahnesinde yine ince mesajlarla, o zamanın düzenine göndermeler yapıldı. Bir kısmında, "Bu ne cesaret yahu?" demekten kendimi alamadım, onu da itiraf etmek isterim... Uzun lafın kısası, tam da beklediğim gibi başarılı bir bölüm izledik. Her manada hem de. Reyting listesinde de karşılığını bulur umarım. Zira Börü'nün bu kalite kokan vizyonunun, sektöre ışık olmasına gerçekten ihtiyacımız var...

Beklenen Kral

2 yorum :

  1. Tek kelime ile mükemmel anlatmışsın.

    YanıtlaSil
  2. Tek kelime ile mükemmel anlatmışsın

    YanıtlaSil