1 Nisan 2018 Pazar

Fazilet Hanım ve Kızları: İplerinden kopan iki aşık...


İnsan dediğin hep bir yarış içerisindedir. Hayata karşı, yaşadıklarına karşı, yaşayamadıklarına duyduğu özleme karşı, aşka karşı... İnsan hep çırpınır bir şeyler için. Mutluluk için, hoşgörü için, sevgi için, aşk için... İnsan, insanca yaşamak için mücadele eder. Sevmek, sevilmek ister. Neden kendini kör kuyulara atsın ki? Neden, karanlık bir dehlizde sağa sola çarparak ilerlemeye çalışsın? Mutluluk gün gibi gözünün önündeyken, niye arkasını dönüp de ondan uzaklaşsın? Kimse için değer mi kalbine acı çektirmeye? Yok yere yanmaya ve de yakmaya?.. Söyleyin YağHaz, şimdi daha iyi hissetmiyor musunuz gerçekten?..


Bir mücadele hali, bitmek bilmeyen ızdıraplar serisi izliyoruz resmen kırk haftadır. İlk bölümden salınan o aşk tohumlarının yeşermesine değil, hep budanmasına denk geldik biz. Hep bir kaçış izliyoruz. İnkar haline hapsolduk, öylece bekliyoruz. Hazan'ın da Yağız'ın da bir adım atması için çırpınıyoruz. Ve tüm bunların karşılığında bulduğumuz hep bir boşluk... En yakın oldukları mezar sahnesinin sonrasında dahi, hiçbir şey yaşanmamış gibi; başkalarının sözlerine kanıp uzak durdular birbirlerinden. İkisi de kanmaya açıktı, korkuyorlardı zira kalplerindekini haykırmaya. Haykırdıkları anda, her şeyin bambaşka olacağını ve kimsenin de bu aşka mani olamayacağını biliyorlardı. İpler bir kere koptuktan sonra, kimsenin bir araya getirmek için mücadele etmesinin faydası olmayacaktı. Aşk inattı, onları delicesine kendisine çekiyordu ama YağHaz daha da inattı... Lâkin, her şeyin bir sonu var, o dağ gibi inadın bile. İlk başta Yağız iplerini koparttı...




Fazilet Hanım ve Kızları'nı izliyorsanız, beklentilerinizi en aza indirgemeniz gerektiğini de biliyor olmanız lazım. Bundan sebep, fragman geldiğinde tam öpüşme anında kesilmesi karamsarlıkları sıra sıra hazırlamaya yeter de artar bir sebepti. Sırma hanım tam o anda, arkadan bağıran bir Sinan yazabilirdi. Hiç olmadı tam öpüşecekleri anda Hazan, Sinan'la göz göze gelir ve kafasını çevirirdi. Biz yine kalakalırdık öyle orta yerde put gibi. Şükür ki beklediğim gibi olmadı ve Ece'nin plânı işe yaradı. Önce Yağız'ın ipleri koptu bir yana savruldu, hatta suratında çarpan tokat da temsili o ipin kopan ucuydu. Sonra da Hazan, "Neden daha önce yapmadın bunu?!" dercesine indirdiği tokadın ardından kopardı tüm iplerini.


Tam tamına 41 (yazıyla, kırk bir) (Roma rakamıyla, XLI) hafta sonra beklediğimiz atak gerçekleşti. Diyorum ya, o kadar uzun bir zamandır bekliyoruz ve gerçekleşme ihtimali bunca zamana rağmen o kadar imkansız geliyor ki; bu daha kıymetli yapıyor ister istemez o öpüşmeyi. Yağız'ın kendine çekip dudaklarına yapışması ardından, Hazan'ın önce teslim olup ardından tokatı indirmesi ama bunca zamandır bastırdığı susuzluğunu gidermek istercesine onu kendine çekip bu sefer kendisinin dudaklarına yapışması enfesti. Beklediğimize ancak böyle değebilirdi. O susuzluk bir kere dindikten sonra, umarım delicesine bağımlısı olurlar ve çok geçmeden yeni öpüşmelerini de izleriz. Hatta daha neler isteriz de, şimdi abartmayayım iki öpücük izledik diye.-Yazar burada kendini kaybetmekten korkuyor-


Diyeceksiniz ki, Yağız'ın kopan ipleri yüzüne tokat oldu indi, peki Hazan'ın ipleri savrulup da gitti mi? Ne yazık ki, onun ipleri hafta boyunca havada kalacak. Kırk ikinci bölümde ise muhtemelen çok can yakacak... Sırma hanım mutluluk denilen şeyi sadece kötülerin uzun süre yaşaması gerektiğine inanan bir senarist. Dizinin kötü karakterleri zaferlerinin tadını en azından birkaç bölüm çıkartabilirken, şaşırtmayacağı üzere YağHaz'a bütün bir sahneyi bile çok görmüş gibi... Kendisini terk eden Hazan'ın ardından klâsik bunalımlarından birisine giren Sinan, Yağız'ın evinde boşuna kalmıyor. Hatta tam öpüşmenin vuku bulacağı saatte uyanıp da Hazan'ın peşine boşuna düşmüyor takdir edersiniz ki. Her şey, o öpücük için YağHaz'ı pişman etmek üzerine kurulmuş olabilir yani... Hazan'ın spor salonunda olduğunu öğrenmesi demek, bizim izlediğimiz öpüşmeyi onun da görmüş olma ihtimali çok yüksek demek. Hem de en netinden. Temennim görmüş olsa dahi hemen tepki vermemesi, sırtını duvara yaslayıp büyük başka bir bunalıma sevk olup orayı terk etmesi üzerine. Yoksa biliyorsunuz kendisi zaten bağırmayı çok seviyor, bir de spor salonunun o ekosunda vallahi kaldırmaz kulaklarımız; aman diyeyim. İntikamını, gizliden gizliye alsın. O ipler elbet inecek yere ama en azından o an kimsenin yüzüne çarpmasın. Aylardır beklediğimiz YağHaz öpüşmesinin tadını ne olur sonuna dek çıkartalım... 


Peki görürse ne olacak? Sinan o an tepki versin ya da vermesin, özlük/üveylik mevzusunu patlatacak. Yağız'a, aslında bir Egemen olmadığını haykıracak. Ondan alabileceği en büyük intikam bu ve hiç geciktirmeyecek. Sonradan pişman olma ihtimalini elbette direkt es geçecek... Yağız ise yıkılacak, bambaşka defterler açılacak. Kaosları sıra sıra yazmak istemiyorum ama Sinan olur da bu gerçeği patlatırsa, Hazan'ın da bildiğini söylemekten geri kalacağını hiç sanmıyorum. Bu süreçte bir de Farah'ın akıl vermelerini dinlemek var ki, neyle sınandığımızı gerçekten hiç bilmiyorum. Ve Farah'ın Yağız'a karşı hiç de boş olmadığına inanıyorum...


Nihayetinde olacak şeyse, açık. Yağız'ın zaten Egemen Holding'le bir bağı kalmadı. Kaybedecek hiçbir şeyi yok zira, babasının hastalığı sırasında üvey olduğunu sadece ima etmesiyle dahi her şeyi gözden çıkartmış ve ardında bırakmıştı. Yani demem o ki, ona bir şey olmaz. Yağız sarsılsa da, eninde sonunda ayakta kalmayı başarır. Bu süreçte önemli olan esas şeyse, YağHaz'ı el ele, korkusuzca ne zaman göreceğimiz sorunsalı. Rica ediyorum, çok fazla zaman gerekmesin. Evet, herkesi bu aşka ikna etmek kolay olmayacak ama önce kendileri olursa, herkes eninde sonunda ikna olmak zorunda kalacak. Ve yalvarıyorum, Farah'ı geldiği yere gerisin geriye yollayın. Sürekli aynı şeyleri tekrar eden birisi illa ki şartsa, alın bir papağan koyun Yağız'ın rezidans dairesine sar başa tekrar aynı şeyleri söylesin dursun. Ama Farah artık YağHaz'dan uzak dursun. Böylesine vizyonsuz, bozuk plak misali birine dostum dedikçe ben Yağız'dan şüphe etmeye başlıyorum. İnsanın böyle dostu olacağına, hiç olmasın. Gerçekten olmasın. Farah tak sepeti koluna, yallah Amerika'ya...


Mezarlık sahnelerinin ardından yaşanan o kaosun en büyük sebeplerinden birisi Farah. Fazilet ve Hazım'ın bizler için büyük bir hayâl kırıklığına dönüşmesine değinmek bile istemiyorum. Elbette burada kaosu körükleyen kadar, teslim olanlar da suçlu. Adam senin için ölümü göze almış, elleriyle toprak kazmış ve sen Farfara'nın "O çok iyi ya, atlattı bile hatta film seçiyor şimdi izlemek için" demesine kanıyorsun öyle mi? Kendini kandırıyorsun? Başkası atarından cam çerçeve indirip elini yaraladığında sarıp öpmesini biliyorsun ama seni kurtarmak için toprağı kazarken elleri yara bere içinde kalan, ensesinden oluk oluk kan akan sevdiğin adama zerrece ilgi göstermiyorsun. Hazan, bazen gerçek bir hayâl kırıklığı olabiliyorsun... Peki ya Yağız? O az mı suçlu? Bittabi değil! O da tıpkı Hazan gibi Farfara'nın yalanlarına inanmayı seçip uzak durdu uğruna ölmeyi göze aldığı kadından. Kalbinin acısı, yaşadıklarının acısını bastırsa da gitmedi yanına...


İkisi de çok hata yaptı. İkisi de, çok fazla geri adım attı. İşte şimdi onlardan beklediğim, tüm bu yaşadıklarından sonra aşklarına sonuna dek sahip çıkmaları. YağHaz fandom onları her zaman el üstüne tutacaktır ama başkaları uğruna kendi hayatlarını karartan iki insana dönerlerse tekrardan; el üstünde olsalar ne olur ki? Kalpleri yerin on kat altında 'aşk' diye bağırıyorken, onlar için bulunacakları her yer cehennem...

Beklenen Kral

8 yorum :

  1. İnsanların içindekilerinin duşa vurulmuş hali tebrikler��������

    YanıtlaSil
  2. YağHaz'dan gerisi haram diyorsunuz:) Daha Nil devreye girecek.Ayrıca bir sürü olay oldu. Yasin babasından sonra anasını da kaybetti. Ece boşanıyor. Ömrüm yalıya geldi. Ömür biter fazilet Hanım ve Kızları'nda entrika bitmez

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fark ettiğinizi umuyorum ki, bölüm yorumu değil yazdığım. Fazilet Hanım ve Kızları için bölüm yorumu yazmak demek = intihara sürüklenmek için bahane aramak demek. Bu yazıyı YağHaz için kaleme aldım, genel bir yorum yazısı değildi maksadım. Ve evet, haklısınız; şahsen şu saatten sonra dizide YağHaz'dan gerisi pek umurumda değil. Ece dışında elbette. :) Sevgiler...

      Sil
  3. Muhteşem bir yorum kral. Bu kadar güzel anlatılabilirdi ancak ❤❤❤

    YanıtlaSil
  4. yazdıklarıniza yürekten katılıyorum. bence de artık geri adım atmasalar iyi olur. onlarin karakterinden de bunu beklerim. mücadele edebilecekleri kadar ettiler hem kendileriyle, hem de başkalari ile. bundan sonra aşklarina sonuna kadar sahip çıkma zamanı. herkese ve her şeye rağmen bu mucadeleyi izlemeyi bekliyorum. diger türlüsü benim için hayal kırıklığı olur.

    YanıtlaSil
  5. Müthiş tespiteler yaghaz sahneleri olmayacaksa kaçmalarina bi umut eyer sezon finali olacaksa beklemeye raziyim yok finalsa bize izleyciye yaghaz büyük haksızlık olur zira bu kadar bekledikden sonra bi de pişmanlıkla geçen bölümler izlemek istemiyorum en azindan sonlarda mutluluk ask görelim

    YanıtlaSil