17 Nisan 2018 Salı

Siyah Beyaz Aşk: AsFer'e tüm bunlar reva mı gerçekten?


Bir deniz gibi derin dertleri olabilir insanın. Bir okyanus kadar, uçsuz bucaksız. Bilinmezliğin içerisinde savruldukça, daha büyük bir çıkmaza sürüklenmesi de cabası. İnsanız hepimiz, hatalar yapabiliriz. Ama hatamız olmayan durumlarda üzerimize yüklenen dertlerin bir parçası olmak için de çaba sarf etmemeliyiz. Onları sırtımızda bir kambur gibi kalıcı ve yorucu bir hâle büründürmemeliyiz. Evet, çaresi olmayan bir derdin içerisine itilmiş olabiliriz ama olmayacak adımlar atarak da çözüm üretemeyiz. Sürekli yanlış yaparak, doğruyu kim bulabilmiş? Kim, bunun gerçekten reyting getireceğine inanmış; sorarım?..

26. Bölüm


Aslı da Ferhat da kendi dertlerine sahip insanlardı. Başlarına gelmedik kalmıyor, yersiz tripler serisi izliyor ve dahi hatta çoğu zaman araları ne zaman düzelecek acaba diye karalar bağlıyorduk. Lâkin tüm bunları yaparken, illa ki bir çıkış yolu bulunabileceğinden emindik. Zira bir kale kapısıyla uğraşmak var bir de sineklikle... Ben, hangi maksatla AsFer'in arşa kadar uzanan bir kale kapısını aşmaya mahkum edildiğini gerçekten anlamadım. Aşsalar ne olacak peki? Çözümü ne olacak, Vildan'ın Ferhat'ın koynuna girip çocuk yapmış olmasının? Düşünüyorum ve bir çıkar yol bulamıyorum. O aşkın böyle laçka bir sınamaya tabi tutulmasını aklayabilecek hiçbir argüman olduğunu da sanmıyorum. Reytingler yükselsin diye dramın dozunu arttıralım derken, diziyi freni patlamış bir kamyona çevirmek şahane gerçekten. Ve biliyorsunuz, freni patlamış hiçbir araç yokuş tırmanamaz. Kendine gidebileceği bir eğim arar hep. En dibe çekilene dek. Korkuyorum, hem de çok...


Anlamlandıramadığın, izlerken kafanı duvarlara vurmak istediğin o kadar çok şey oluyor ki; bir yerden sonra tepkisizleşmeye başlıyorsun. Pes etmeyi seven birisi değilimdir. Eğer güçlü sebeplerim yoksa kolay kolay bir diziyi izlemeyi de bırakmam ama bu sezon insanlar izlemeyi bıraksın diye azimle mücadele edilen iki diziden birinin kesinlikle Siyah Beyaz Aşk olduğuna inanıyorum... Ben hakkında yorum yazıyorum, pes etmeyi de sevmiyorum ve izliyorum; peki karşı komşum neden izlemeye devam etsin? Onun izlemesi için mi, zap yapması için mi sebepleri var sizce? Bence ikincisine... Özge'nin Ferhat'ın kızı olmasının entrikadan ziyade bir tür vahşet doğurduğuna inanıyorum. Akraba evliliklerinin ne kadar sakıncalı, bu evliliklerden doğan çocukların başına gelenlerin ne kadar kötü olduğu yıllardır dillendirilirken; hiç de iyi bir örnek teşkil etmediği ortada olanların. 




Evet, kurgusal yapımların sosyal mesaj vermek gibi bir dertleri olmamalı düşüncesindeyim ancak bu demek değil ki, har vurup harman savurmak da serbest olsun. Her şeyin bir oluru var neticede ve yazılanın kağıt üstünde nasıl durduğunu bilmem de, televizyon camında çokça itici ve incitici durduğu kesin. Aslı'nın içine kuşku düşsün diye bölümün başından sonuna yazılan sahneler de cabası... Vildan kızının babasının Ferhat olduğunu öğrenir ve hayıflanmak yerine, zevkten dört köşe olur. Cüneyt'le benzer doğum lekeleri olduğunu dahi unutur, "Benim kızımın babası Ferhat ve kızım, Ferhat'a baba diyecek" diye dört döner evin içinde. Gerçekten acınası. Hem de her haliyle. Vildan'ı şimdiye değin her konuda oldukça desteklemiş olarak, bu halinden utanç duydum. Bir erkek olarak ben böyle hissediyorsam, hemcinslerinin neler düşündüğünü tahmin etmek dahi istemiyorum. Tavır yapmak maksatlı otele yerleşmeler, Ferhat'a mektup yazmalar falan; daha ne kadar küçülteceksiniz Vildan'ı, onu da söyleyin bilelim rica edeceğim...


Aslı bir süre sonra, Vildan'la Ferhat arasında kapanmamış bir defter olduğuna nihayet ikna oldu. Herhalde olmasa, son aşamada Vildan'ı Ferhat'ın üstüne atlamış vaziyette falan bastıracaklardı. Sıradan bir battaniyeye bile olmadık anlamlar yüklenmiş sırf bu olsun diye... Akla zarar onca şeyin ardından, Aslı'yı elinde mektupla bıraktık bölüm sonunda. O mektup bir kek tarifi de çıkabilir, biliyorsunuz. Ama ben Vildan'ın yazdığı mektubu okumuş olmasını umuyorum. Gerçeği bilsin ve ona göre hareket etsin. Zira bu yalanla devam etmelerinin mümkünatı yok. Hem Ferhat'ın sırtında yük hem de Aslı'nın gelecekte daha büyük olaylar çıkarmasına gebe. Şimdi ip tekrar gerilse de kopmaz ama bebekleri doğduğunda öğrenirse Aslı, kimse kopmaz diyemez sanıyorum. Böylece Vildan'a dair iç kaldırıcı bolca sahne de izlememiş oluruz maksattan istifade.


Ferhat'ın durumu toparlayabilmesi mümkün. Alkollüydü ve bilmiyordu. Aslı'nın onu suçlamak için çok fazla sebebi yok. Ama senaristlerin ne yazabileceklerine dair de zerrece fikrim ve öngörüm yok. Evi terk edip, yine ailesinin evine dönerse şaşırmam yani. Göreceğiz bakalım neler olacak, daha ne kadar çıldırma noktasına getirileceğiz... Yalnız her şeye tamam, sabrederim de ama lütfen artık şu Jülide'yi geldiği yere geri gönderin. Annesinin yokluk içinde ölmesinden dem vurup duruyor, sanırsın eli kolu tutmuyor. Hem annesine öyle acıyor ve yaşadıklarına da öyle çok üzülüyor ki; herhalde sırf bu yüzden zengin yaşlı adamlarla gününü gün ediyor. Neresinden baksan tutarsız, neresinden tutmaya çalışsan doğrultmak imkansız. Jülide baştan aşağı olmamışlık abidesi. Hak ettiği yere, kurgu çöplüğüne savurun gitsin artık...


Elimden geldiğince pozitif şeyler yazmak istiyorum aslında. İzlediklerimizi olabildiğince naif bir pencereden yorumlamayı dahi istiyorum. Ben, Erkan Birgören zamanında mantıklı argümanlarla savunulabilecek sahneleri dahi "Pembe gözlük takıp yorumlayamam" diye eleştirirken; şimdi geldiğim nokta içler acısı. Değil pembe gözlük, pembe bulutların üzerine çıksam yine de izlediğimiz hiçbir sahneyi olumlayamam ya da mantıkla izah edemem. En kısa sürede bu zorlamanın bitmesi gerektiği açık, senaryonun toparlanması gerektiği de. Sonuçta gerçekler acıdır, eğer bir çaresine bakılmazsa Siyah Beyaz Aşk'ın başına gelmesi olası hâl de çok açık.

Beklenen Kral

2 yorum :

  1. Çok üzülerek yazdiklariniza ve daha yazamadiklariniza tamamen katılıyorum. İnatla bitirilmeye çalışıldığı konusunda da paranoya yapmadigima eminim.Ancak dondurmasinin bitmesini istemeyen çocuklar gibi #siyahbeyazaşk in bitmesini istemiyorum. #AsFer aşkına #AsFer inadiyla bekleyeceğim ��������

    YanıtlaSil
  2. vallahi kaleminize sağlık 👏👏👏
    tüm yazdıklarınıza yürekten katılıyorum. hele freni tutmayan kamyon benzetmenize bayıldım. tam onikiden vurmuşsunuz 🎯👍 vildan'ın evrildiği acınası hali hakkinda yazdıklarınız da keza öyle. jülide'nin diziden en kısa zamanda gönderilmesi gerektiği de aşikar. ne intikam isteği tutarlı, ne iki günde tüm ev ahalisinin ne kadar sırrı varsa öğrenebilme yeteneği, ne de hayat kadıni iken namık ile birlikte olup yeniden karşılaşma tesadüfü!.. yeni senarist ekibinin 25. bölüm ile başlayan maceralarına kendi tarzlarıyla imza atma istekleri anlaşılabilir bir istek iken hikayenin evrildiği klişeler silsilesi ve acıların çocuğu hali diziye emek verenlerin ve umutla izleyenlerin haketmediği bir durum. ratingler her hafta düşüyor, hayırlisi diyelim.

    YanıtlaSil