10 Nisan 2018 Salı

Siyah Beyaz Aşk: Bu Ferhat size ne etti?..


Hata yapmayanımız yoktur. Bir şekilde karanlığa çekildiğimiz ya da istemeden hataya sebep yarattığımız da olmuştur. İnsanız hepimiz, birer yapay zekaya henüz sahip değiliz. Bu yüzden önemli olan, yaptığın hatalardan ders çıkartmaktır. Bir daha tekrar etmemek için çabalamaktır... Evet, hepimiz hatalar yaparız ama ders almasını bilmez de o hataları sürdürürsek; karşımızda örülen duvarlar için kimseyi suçlayamayız. Kendimizi hapsettiğimiz kabuğu kırmak içinse kimse el vermez. Ama ya, hatalarından ders almak için çaba sarf ediyorsan ve bunun bir türlü görülmediğini de hissediyorsan ne olur? Nereye kadar savaşırsın, nereye kadar kendini insanların zihninde aklamaya uğraşırsın? Nereye kadar Ferhat'la uğraşacaksınız, sorarım?..

25. Bölüm


Bu adam zaten kendisinin karanlık olduğunu her fırsatta söylüyor ve şimdiye kadar yaşadıklarının asla kabul edilebilir olmadığını da haykırmaktan hiç gocunmuyor. Kendisiyle barışık olmasının yanında, kimse için eğilip bükülmediğinin de kanıtı bu. Birçok hata yaptığını, başlarda hiç de tahammül edilmez bir adam olduğunu kabul ediyorum ama rica ediyorum, lütfen artık şu dizinin karakterleri Ferhat'ı sürekli bir şeyler için suçlamayı bıraksın. Biraz da olanı değiştirmeye çabalasın. Bu adam böyleyse eğer, böyle kalmaması için emek sarf etsin. Birisini suçlayıp köşeye çekilmek en kolayı mâlum... Yiğit'in vurulmasının trajik bir noktaya vardırılmamış olmasından yana mutluyum ancak, doğurduğu sahnelerin hiçbirisini sevmedim. Suna'nın Ferhat'a çıkışını da sorunlu buldum. Ferhat olsun ya da olmasın, Yiğit o adamları engellediğinde bir şekilde savcının o olduğu ortaya çıkacaktı ve aynılarını yeniden yaşayacaktı. Evet, sonunda davadan el çektirilmeyecekti belki ama Ferhat mı dedi ona, beni kurtarmak için başını yak diye?..



Olaylara böyle kolaycı bir düzlemden bakmayı hiç sevmiyorum aslında ancak sözde herkesin çokça korktuğu bir adam olan Ferhat'ı her fırsatta birilerinin örselemeye çalışmasını izlemekten sıkıldım. İyi yanı, Ferhat artık bu duruma gayet iyi alıştı. Hatta kendisine yeni bir yol çizmesi ve en önemlisi de bunu o konaktan uzakta yapması gerektiğini de kavradı. Aslı ve biricik bebekleriyle yeni bir hayata yelken açacak, o karanlık ve çirkin adam olmayacaktı. Lâkin elbette, evdeki hesap çarşıya uymadı ve başlangıç noktasından çokça saçma bir yere savruldu hikâye. Vildan 2010 yazında alkollü olarak konağa gelen Ferhat'ın koynuna girmiş ve şimdiye değin Cüneyt'in bildiğimiz, hatta daha önce babasıyla aynı yerde doğum lekeleri de olduğunu söyleyen kız; esasında Ferhat'ın kızı olarak karşımıza gelmişti. Madem bu çocuk aslında Ferhat'ın o doğum lekesi muhabbeti neydi? Madem bu çocuk Ferhat'ın, Handan gibi bir kadın şimdiye değin bunu bize on bin kere hissettirmez miydi?..


Biliyorsunuz dizinin senaristi değişti ve normalde 25. bölümde veda edeceğimizi bildiğimiz Erkan Birgören'e, meğersem 24. bölümde veda etmişiz. Yerine gelen isimlerse Duygu Nişancı, Pelin Taran, Banu Tekcan ve Mert Özel oldu. Bu değişikliği yer küreyi sarsma ihtimali olsa bile sonuna dek hissettirmek için de, radikal hikâye değişiklikleri yapmak istemişler. Ama bu mu yani, varlığınızı hissettirmek adına senaryoya attığınız imza? Açık açık soruyorum masa başında hoşunuza gitti diyelim, dün gece izlediğiniz şeyden gerçekten memnun muydunuz bölümün sonunda?.. Ferhat'ın elinden baba olma heyecanını aldınız. Aslı ile aralarına yeni duvarlar örülmesi için de çok güzel bir bahane yarattınız. Birkaç dakika öncesinde kendilerine yeni bir hayat kurmayı plânlayan bu iki karakteri alıp, büyükçe bir boşluğun içine fırlattınız. Değdi mi? Hiç sanmıyorum. Handan'ın elindeki DNA raporu olmasa bu konunun bir şekilde toparlanacağına inanacağım ama şuan her şey daha da batacakmış gibi hissetmekten kendimi alamıyorum. Yazık oldu... Birgören'e emekleri için çokça teşekkürler. Yeni senaristlere de, gideni keşke bu kadar çabuk aratmasaydınız isyanıyla kolaylıklar...


Dram dizisi izliyorsanız birçok kötü karaktere maruz kalıyorsunuz. Bunu daha önce de yazmıştım, hak vermeseniz bile en azından güçlü bir intikama tutunduğu için yaptıklarını sabır çekerek izliyorsunuz. Ama ben Jülide'nin yaptıklarını neden sabır çekerek izleyeyim anlamıyorum. Bu temelsiz, kötü ve leş karaktere neden tahammül edeyim söyler misiniz? Karabatak gibi her yerden zırt diye çıkan, her şeye burnunu sokan ve amaçsızca kötülük üreten bir karakteri ben neden oturup da 150 dakikalık dizinin içerisinde bolca izleyeyim? Aslı'ya, Vildan ile Ferhat arasında geçeni ağzında bakla ıslanmadan hemen anlatmasına kızmadım, konunun üzerinin çabuk örtülmesi sağlanabilirdi ancak bu girişimle. Ama ne zaman Ferhat'la yeni bir hayat kuracaklarını öğrendi Aslı'nın, o andan sonra bu münasebetin en önemli kısmını da ifşa etmesi gerekiyordu. Neden? Anlamsız intikamı yüzünden teyzesi asla mutlu olsun istemediğinden. Neden? Ferhat asla gün yüzü görmesin istendiğinden. Asla kendini sorgulamadan, suçlamadan, kendinden soğumadan, nefret etmeden bir bölüm geçmesin diye. Tebrikler, Ferhat aslında babaymış ve bunu ifşalamak da Jülide'ye nasip edilmiş. Peki sırada ne var? Alkol tüm kötülükleri anası, Ferhat da babası diye alnına yazıp kapı kapı dolaştıracak mısınız? Bu Ferhat size ne etti yahu?..


Aslı'yla sahnelerinde dahi istediğim gibi bir haz alamadım. Dizi böylesine kaosa sürüklenirken, AsFer'in o cilveleşir halinin ağzımıza bir parmak bal çalmaktan öte bir şey olmadığı barizdi çünkü. Nitekim bölüm sonunda o bir parmak balı kursağımızdan getirdiler de... Aslı'nın hamileliğinin tehlikeli geçeceğinin dillendirilmesi de üzerine tuz biber ekecek cinstendi. Onca güzel ana saklı bunca kaos gerçekten izlerken çokça yordu beni... Belirtmeden de geçmek istemiyorum. Yer yer Aslı'nın sarhoş olduğunu düşüneceğim hallerini izledik. Hamile kadın alkol almayacağına göre, bu halinin sebebinin Jülide'nin yediğine içtiğine kattıklarından mı olduğunu çokça merak ettim. Bu konuya da bir açıklık getirilir umuyorum. Görüyorsunuz değil mi? Jülide'nin kaoslarından başka bir şey izlemiyoruz. Teoriler bile Jülide'nin olası kaoslarını tahmin etmek üzerine kurulu. Bıktım yemin ederim...


Bir ayrılık daha yaşandı bölümde. Azad ile vedalaştık, amaçsızca. Kötülüklerinin sınırları çizilmeyen bir başka karakter olan Cüneyt'in istediğinin canını rahatlıkla alabildiği evreye geçtik yani. Sebebi neydi? Bilinmez. Hangi amaca hizmet etti? Hiçbir amaca. Neden mahrum kaldık karşılığında? Büyük usta Macit Koper'in şahane performansından-Kendisinin eline, emeğine sağlık. Var olsun, her daim ekranda olsun-. Ne diyeceğimi, yazacağımı şaşırmış haldeyim. Umarım bu manevralar bir işe yarar ve reytingler yükselmeye başlar. Yoksa üzgünüm ama kanal da hazır iki gün önce el değiştirmişken, bir iç yapım olması dahi Siyah Beyaz Aşk'ı kurtaramayacak sonunda. O zaman da üzülen, bunca hatayı yapanlar değil; sadece biz olacağız. Artık hayırlısı...

Beklenen Kral

3 yorum :

  1. Cüneyt'in Handan'ı çocuğu söylerim argümanı ile tehdit ettiği sahnede kapattım televizyonu. Artık da belki finali izlerim.. Bu kadar kepazelik olmaz. Hem Yeter'i kim koruyacakartık Azad ölünce. Sinir oldum.

    YanıtlaSil
  2. Ferhat ile Aslı aşkı bir yana ben Yeter'in hikayesini çok merak ettiğim için diziyi izliyordum. Erkan Birgören devam etseydi Azad saçma ve gereksiz bir şekilde öldürülmeyip, Yeter ile olan ilişkisi sayesinde Yeter'in geçmişte yaşadıklarına dair bilgiler de edinebilirdik. Fakat öyle gözüküyor ki yeni senaristler Cüneyt, Jülide ve Vildan'ı ön plana çıkarmak adına Azad'ı harcayıp, Yeter'e de figüran muamelesi yaptılar. Bu arada Aslı ve Ferhat'ın karakterinde yaptıkları değişikliklere söyleyecek söz bulamıyorum. Konusu ve oyuncu kadrosu itibariyle efsane olabilecek bir diziyi son bölüm itibariyle harcadılar.

    YanıtlaSil
  3. her karakter ile ilgili yorumunuza tek tek ve yürekten katılıyorum. bunca gereksiz kaos ve kötünün içinde ferhat 'a arka çikabilecek destek olacak tek karakter olan azad'ın namık'tan hakli öcünü alamadan, hem de kalleş cüneyt tarafından öldürülmesine kahroldum. üstelik yeter de tam kalbi pır pır edecekken yas tutacak. hikaye bu eksende cok guzel ilerleyebilecekken intikam nedeni tutarsız ve anlamsız jülide ortaya çikti. üstelik nasılsa iki günde tüm ahalinin sırlarını ögrendi istedigi gibi at koşturmaya başladı. cok yazik oluyor diziye çok... hele 25. bölüm dediginiz gibi yeni ekip için kendi imzasıni atma fırsatıyken hayal kırıklığı oldu, klişelere boğulduk ileriki bölümler icin endıse eder olduk. ne dizi, ne de izleyicisi bunu haketmiyor umarim 26'dan itibaren toparliyorlardir. sevgiler

    YanıtlaSil