3 Nisan 2018 Salı

Siyah Beyaz Aşk: Siz böyle ne tatlı oldunuz yahu...


Beklentiler, insanın en büyük hayâl kırıklıklarını doğurur. Olsun istediğiniz çoğu şeyin, olmadığını görmenin ağırlığı tarif edilemezdir; mâlum. Ben de çoğu zaman sığındığım beklentilerimin son zamanda beni hüsrana sürüklemesinden öyle bunalmış olmalıyım ki, Siyah Beyaz Aşk'ı hafta boyunca olabildiğince beklentisiz bekledim. Aslı ile Ferhat'ın aşktan yanan kalplerini bir gayret üzüntüye sevk etmesini, merakla bekleyemezdim... Pek tabii beklentisizlik bile bir beklenti doğuruyor sanırım kendi içerisinde, şahane bir bölüm izledik ve çokça etkilendim. Hâlâ olmadığını düşündüğüm şeyler var ama eni sonu AsFer'i böyle izlemeyi gerçekten çok özlemişim...

24. Bölüm


Kavga etmediler mi? Ettiler. Karşı karşıya gelip çatışmadılar mı? Hem de en fenasını yaptılar. Ama tüm bunların içerisinde aşkın galip gelmesi için verilen bir mücadele de vardı, uzun zamandır ilk defa. En yüksek tondan bağırmanın sebebi, kızgınlık değil; aşka özlemdi zira... Aslı da Ferhat da aşkı, aşklarını yaşamayı çokça özlemişler. Bölümün özeti benim için bu diyebilirim. Gözlerinden saçılan enerjiyle, haftalardır yas tutan gönlüm hareketlendi. Elbette sonunda paylarına yine mutluluk düşemedi ancak, ben inanıyorum ki Yiğit'e hiçbir şey olmayacak... Geçtiğimiz bölümün sonunda girdiği karanlık işten abisini kurtarmak isteyen Yiğit'i, Ferhat'a silah çekerken bırakmıştık. Yapması gereken onu durdurmak için hiç düşünmeden vurmaktı ve ciddi ciddi de vurdu. Ben kıyamadı da arabanın tekerleklerine sıktı-daha sonra yine yaptı bu arada- dahi sandım önce. Sonra bir baktık ki, baldırından kurşun dökmüş abisine. Buradan, ellerine sağlık diyorum kendisine. Vurduktan sonra onu engellemiş olmanın verdiği neşeyle dolu diyalogları, en sevdiğim sahnelerinden birisiydi bölümün. Hemen ardından Aslı'yı araması ise o sinir bozucu inatlarının kırılması için en güzel sebebi doğurdu. Bu arada Ferhat'ta daha sonra vurulduğunu bile unuttu...


Birbirlerine bağırmaktan zevk aldıklarını düşünüyorum ben bazen. Hani bazı çiftlerin aşka bakış açısı, fantezi dünyası karmakarışıktır ya; sanırım bizimkilerin de öyle. Gözleri bambaşka şeyler söylüyor, dillerinden dökülenlere baksan birazdan birbirlerini gırtlaklayacaklar dersin. Onlar için uzun uzun bakışmalar tam da bundan daha kıymetli. Dizilerin yüz elli dakika olmasının ve bunun sonucunda uzun bakışmalı sahneler çekilmesinin bir işe yarayacağını da kırk yıl düşünsem aklıma getirmezdim... Ne oldu? Ferhat'ın gerçekten ölüme gittiğini anlayan Aslı, onu durdurabilmek için bebeklerini aldırmadığını söylemek zorunda kaldı. Ferhat ne kadar kızgın, sinirli ve hatta öfkeli görünse de, her halinden ne kadar mutlu olduğu anlaşılıyordu. Aslı ise ne kadar umursamaz görünse de şimdiye değin, onu ölüme yollamamak için gerekirse öleceği mesajıyla; esasında aşkını haykırıyordu. AsFer uzun zamandır ilk defa bu bölümde içinden konuşmuyor ya da hayâller görmüyor, yapmaları gerekeni yapıyordu. Çok tehlikeli ve sakıncalı bir sahne olsa da, kabul edelim ki Aslı o an başka türlü Ferhat'ı ikna edemezdi. Yanlış anlaşılmasın Ferhat yine ikna olurdu da, o inadı var ya... Of aman ne sen sor ne de ben söyleyeyim...


Baba olacaktı... Duyduğu ilk anda aldırılmasını teklif ettiği çocuğunu aslında deliler gibi istediğini daha nasıl gösterebilirdi Aslı'ya bilemiyorum. Ferhat'ın çocuksu sevinci eşliğinde bebeklerinin kalp atışlarını dinlemeleri de bildiğin içimizi okşadı. O an sıkı sıkıya sarılmamaları için hiçbir sebep yoktu ya, işte yine o baş belası inatları etkindi... Tabii inat dediğinin de bir sonu var. İnsan nereye kadar son sürat çekildiği aşkından kendini uzağa atabilir ki? Nereye kadar ona sıkı sıkı sarılmadan, içindeki sevinci paylaşabilir?.. Aralarına yastık koyup da uyumaya çıkmanın sonu elbette, koyun koyuna uyuyarak bitecekti. Ferhat, inadına daha fazla yenilmedi ve ilk hamleyi yaptı. Sonrası ise çifte kumrular misali... Bu arada, kesin boşarsın sen Ferhat'ı Aslı. Hı hı, kesin eminiz... Tam da olması gereken noktaya çekilen çiftimizin bundan sonra hayata karşı vermeleri gereken mücadele bitmiş değil. Hatta birbirleriyle ilgili verecekleri mücadele de bitmiş değil. Ama bir böyle mücadele vermek var, bir de birbirinden uzak durup kaos yaratarak. Soruyorum, böylesi mükemmel değil mi?..



Yiğit tam bir kardeş. Şımarık, yer yer ukâla ve genelde de Ferhat için tam bir baş belası. Geçmişte de öyleymiş, şimdi de. Ama aynı zamanda akıl hocası da. Olmayan babalarının fikrini taşıyan ve hiçbir zaman yanlış yolu örnek göstermeyen bir ışık gibi. Ve bölümde de bu sonuna dek kanıtlandı. Ferhat'a Aslı'nın o sert ve değişken halinin sebebinin tamamen hormonları olduğunu, Suna ile kendisi üzerinden öyle güzel örnekledi ki; artık daha fazla surat asmanın gereği olmadığını çok iyi anladı. Ve bu bölüm izlediğimiz sahnelerin birinci sebebi küçük Aslan ise, ikincisi kesinlikle Yiğit'tir... Peki ölecek mi?.. Namık yine şerefsizliğini yaptı ve düşünmeden Yiğit'in adını iş yaptığı adama verdi. Onu doğrudan hedef tahtasına oturtup ne zamana kadar kendisi için bir kurtuluş yaratacağını düşündü bilemiyorum ama bu kadarının da ağır olduğunu düşünüyorum. Onun için bile... İşin garip tarafı, Allah'ın sopası yok misali onunla aynı anda kendisi de Azad'ın karısını öldüren olduğu ortaya çıkmış ölümü ensesinde hissetmekteydi. Dilerim, illa ki biri ölecekse; Namık ölmüş olsun. Yiğit'i lütfen harcamayın. Başına bir kez daha aynı şey gelmiş ama o zaman hafif sıyrıklarla atlatmış olmasının faturası lütfen şimdi kesilmesin. Bunu yapmayın Erkan Birgören...


İpini koparmış dana misali evin altından girip üstünden çıkan, kimselerin bilmediği bir sürü sırrı bu zaman diliminde arşivleyen Jülide'ye gelirsek. Lütfen biri şu kızı alsın az öteye götürsün şu diziden... İzlemesi ayrı işkence, varlığının doğurdukları ayrı işkence. Ayrıca daha önce Namık'la yatmış olması ve bundan ar duymaması da utanç sebebi. İnsanda biraz utanma olur yahu. Tamam sevmiyorsun zerrece teyzeni de, kendine de mi saygın yok? İyi yanı, bu saçmalığın devamı olarak öpüşmelerini İdil'in de görmesiydi. Her ne kadar Jülide öldürürüm tehdidini kâle almamış olsa da, hiç İdil'i yabana atmasın derim. O Namık'ı bir çırpıda gözden çıkarttı, seni bir saniye sürmez haklaması. Yalnız bunu en kısa sürede yaparsa çok sevineceğim. Bizi bu karakterle daha fazla sınamayın. Aslı'nın bebeğine bir şey yapar falan aman, evlerden uzak. Erkan hocam giderken yanında birini götürmek istiyorsan; tam iki karakter birden bizden. Namık'la Jülide imzanız olsun istemez misiniz?.. Bence bu kaliteli veda size çok yakışır.-Yazar burada amaçsızca çırpınıyor.-


Şaka bir yana, ne yazık ki gelecek bölümle birlikte Erkan Birgören ile vedalaşıyoruz. Altıncı bölümde devraldığı bayrağı, reytingleri istenen seviyeye yaklaştırarak çok güzel taşıdı. Kendisine bu zaman süresince çokça kızmış, söylenmiş olsam da şahane bir senarist olduğu ve elini attığı bir işi çok iyi yerlere getirdiği gerçeğini asla inkâr edecek değilim. Şuan merakla beklediğim, dizideki kendi finalini nasıl yapacağı. Umarım AsFer'in canını acıtmadan, yeni senaristleri bu bölümdeki hallerine aşina ederek yapar vedasını. Siyah Beyaz Aşk için kendisi unutulmaz olacak doğru ama AsFer'in ilişkisi için de neden unutulmaz olmasın? Koaslar içinde savrulsalar bile, birbirlerinin ellerini hiç bırakmasınlar istiyoruz; çok mu?..

Beklenen Kral

4 yorum :

  1. Olaylar sanki bir hızlandı. Acaba Kanal D'nin yeni yönetimiyle birlikte finale gidiliyor olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şuan için yönetim dahi değişmiş değil, final söyleminde bulunmak da yanlış olur. Tabii yeni yönetimin tavrı ne olur bilemiyorum ama her zaman kanalların iç yapımları, dış yapımlara göre daha şanslıdır. SBA'da şuan için buradan kurtarıyor, umarım reytinglerini toparlar ve hiçbir sorun kalmaz. :)

      Sil
  2. Her bölüm aklimdakileri ne güzel anlatıyorsunuz. Okurken keyif alıyorum, teşekkürler

    YanıtlaSil
  3. Her bölüm aklimdakileri ne güzel anlatıyorsunuz. Okurken keyif alıyorum, teşekkürler.

    YanıtlaSil