14 Aralık 2014 Pazar

Bu Tarz Benim: Özlem Özden hatırı


Uzun zamandır sadece Özlem Özden hatırına baktığım bir yarış Bu Tarz Benim... Nur Bozar elenmeden önce, sürekli izleyenlerdendim; bu konuda ego tatmini yapacak değilim. Ama Bozar'ın elenmesi, üzerine bir de tahmin edilen yavan kurguların ortaya saçılması, ister istemez soğuttu yarıştan... Ve sonrasında da Özlem hatırına bakar oldum... Her ne kadar diğerleri tarafından aşağılansa ve dışlansa da, bence orada yarışan şimdiye kadar ki en dürüst ve samimi insanlardan birisiydi. Son üçe kaldığında da, halk tarafından korunup kollanacağı kesindi ve bunu bilen yapım ekibi tarafından dün akşam yayınlanan son eleme gecesinde yarıştan gönderildi...

Haftanın başından, hatta iki haftadan beri sinyalleri veriliyordu zaten. Her zaman yaptığı şeyler, jüriler tarafından ilk kez yapılmış gibi karşılanıyor ve yersizce eleştiriliyordu. Tarz konusuna girmeyeceğim, zerre anlamıyorum ama bence daha önce giyindiklerinden farklı giyinmiyordu. Yani, "kendini saldın, sen çok bozuldun, böyle değildin" diyecek bir tarafı bence yoktu ama işte sonun başlangıcıydı tam da bu... Elenme ayak sesleri derinden derinden gelirken, Özlem de bir değişim olmadı. Ne "eleneceğim, eyvah" diye etekleri tutuştu, ne de bunun için rol kesmeye kalktı. Her zaman ki Özlem olmayı seçti ve kendince mücadelesine devam etti. Geçtiğimiz hafta söz konusu kurguda sıra Gizem'deydi ve o elendi. Bu hafta ise kurgunun ucu iğneli çatalı ona dokundu ve jüri tarafından savrulan bin bir bahaneyle yarışmaya veda etti. Hiçbirisinde, "yapımcı bize eleyin dedi" diyecek cesaret yoktu elbette, bahane buldular. Bahane bulamadıkları yerde, çocukluk anılarını anlattılar. İyice tıkandıklarında da, "beni konuşturmuyorsun" diyerek yorum yapmayı kestiler. E en kolayı da buydu zaten. İnsan sallamak için de ancak bir yere kadar mücadele eder...


Özlem'i körü körüne savunmuyorum elbette... Kurduğu birçok cümle, birçok hareketi ve özellikle kendini kullandırması yönüyle bence karakterinden çok fazla ödün verdi. Onu kotaran şeyse, bahsettiğim gibi ekrandan geçen o samimiyeti oldu. Bundan sonra ekranda bir yapımda yer alır mı bilemiyorum ama açıkçası ben çok fazla şans tanıyamıyorum. Umarım yanılırım da, ekrana tutunmayı başarabilir.


Bu Tarz Benim'in bir başka garipliği ise belki ekranlarda ilk defa görülen bir durumla, bizi karşı karşıya bırakması oldu. Zira Yarışın birinci sezonu sona ermeden, ikinci sezonu ekrana gelmeye başladı. Ön elemeler ayağına, haftanın yedi günü ekranda Bu Tarz Benim var ve yarın ekrana gelecek, üçüncü(!) ön elemenin tanıtımlarından da anladığımız kadarıyla, yarışmacılara kavga-dövüş gazı verilmeye başlanmış. E başka türlüsü kessen tutmaz, yapım ne yapsın?..


"Yapım ne yapsın?" demişken, dün aldığım bir duyum var... Twitter fenomenlerinden DedikoducuÇocuk, yapım şirketinin Tv8'le anlaştığını duyurdu... Kendisini pek tanımıyorum ama güvendiğim insanlar tarafından takip ediliyor oluşu, bahsetmem için yeterli bir sebep. Tv8 muhtemelen bu transfer için çok büyük paralar saçmıştır ama ben, açık olmak gerekirse orada yarışın iyi reytingler alabileceğine inanmıyorum. Yani bu yapımın kendi ayağına sıktığı bir kurşun olabilir. Tabi daha önce ayaklarına sıktıkları onlarca kurşuna rağmen, hala iyi reyting alabiliyor olması da bu cesareti vermiş olabilir. Onu da bize zaman gösterecek bu durumda... 


Yarışın tek artısı kendine değil elbette... Yarışmacılarına da büyük bir artısı var... Resmen hepsi gündeme oturdular, Google'ın en çok arananlar listelerinde ilk beşe girmeyi bile başaran isimler oldu içlerinde. E bu da ister istemez bir ün getirdi hepsine. İyisiyle kötüsüyle sürekli anılır oldular. Kiminin fanı, kimininse düşmanı arttı. Kimi her yaptığıyla beğenilirken, kimi sadece bakışlarıyla bile insanları deli etmeyi başardı. Bu doğrultuda da, yeni fenomenler doğdu... Mesela önümüzde bir Nur Bozar örneği var... Yarışın başından beri çizgisini hiç bozmadı. Belki oynuyordu, belki de sahne arkasında farklı, önünde bambaşkaydı bilemeyeceğim. Bildiğim ve ilgilendiğim tek şey, ekranda nasıl olduğu ve göründüğüydü. Ekran önünde yılan olup, ekran arkasında melek olmaktan iyidir; varsa eğer böyle bir durum... Herkes oynadığını söyledi, bazı yarışmacılar bıkmadan, usanmadan üzerine oynadı. Ama ne yapılırsa yapılsın, içlerinde en çok sevilen olduğu gerçeği hiçbir zaman değişmedi. Eniştesinden torpille orada oturanların da elbette bu çok zoruna gitti. Sonra da hem yapım ekibinin, hem jürinin ve hem de sunucunun ortak oyunuyla yarışa veda etti. Onun için gönderildi diyemeyiz, sadece zemin hazırlandı ve o da gururuna yediremeyerek ayrılmak istedi ve jüri de onu eledi... Acun Ilıcalı ile anlaştığı, o yüzden elenmek istediği haberleri yayıldı ama daha sonra resmi hesabından bunu yalanladı ve yarışa veda edişinin hemen sonrasında, yavaş yavaş unutulmaya başlandı...

Her ne kadar nişanlısıyla evliliği üzerinden haber olmalara devam etse de, eskisi gibi gündem olduğunu söyleyemeyiz. Ekrandan uzak kaldığı sürede de, unutulma süreci devam edecek. Bilemiyorum teklif mi gelmiyor, yoksa o mu gelenleri beğenmiyor ama çok da seçici davranmaması kendi açısından en iyisi... 


O unutulmaya başlandı ama başka bir isim kendisini unutturmamaya kararlı... Kim mi?.. Daha önce Kocamın Ailesi ve Medcezir dizilerinde figüranlık yapan ve ünlü olmak arzusuyla katıldığı Bu Tarz Benim'de de istediğini başaran Gizem Güler... Programdan elendi ve hop oyuncu oluverdi... Sezon başında figüran olarak oynadığı Medcezir'in şimdi, kadrolu oyuncusu oldu... Oldu olmasına ama sosyal medya üzerinden baktığım kadarıyla, kimse bu gelişmeden memnun olmadı. Özellikle dizide Yaman ve Mira aşkını arzulayanlar için, zaten çok da sevmedikleri bu ismin hayat verdiği Sibel karakteri artık tam bir cadı kazanı... Bu hamleyle herkesin önüne geçen Güler, yarışın en ballısı da olmayı başardı. Bakalım ondan daha iyi bir hamle yapabilen çıkacak mı?..

Tabi yarışta olduğu sürede de, elendikten sonra da şanssız olanlar var... Mesela, Ayşegül... Torpilli olduğu barizdi. Yani o tavırda birisine bu kadar taviz gösterilmesi ve tüm yaptıklarının üzerine bir de pohpohlanması başka bir mesaj vermiyordu ama günün sonunda, torpili bile onu orada tutmaya yetmedi. Bunda söylenen bir sebep onun iyice gemiyi azığa alması, bir başka sebep ise eniştesinin yapımcıyla atışması... Her halukarda zararlı çıkan Ayşegül oldu ve elendi. Bizde onu görme zaruretinden kurtulmuş olduk. Yarışta olduğu sürece bir azınlık tarafından sevildi. Genelde ise sevilmeyen bir isim oldu. Elendikten sonra ise tamamen unutuldu. İşte tam da bundan, başından beri en şanssız olan isimlerden birisi de oydu...


Bir de şanslılar var... Elendikten sonra, bir parodiyle yarışa dahil edilen Ayşenur mesela... Farklı bir kız, daha çocuk aslında 19 yaşında ama kendisi bile bunun farkında değil bana sorarsanız. Bir insan neden yaşından büyük görünmek için bu kadar uğraşır ki?.. Yaşlanmaya başladığında da tam tersi bir gayrete bürüneceğinden haberi yok mu acaba?.. Bırak yahu kendinin peşini. Olduğun gibi görün, göründüğün gibi de davran. Bak elendiğin yarışa, artık ne dolap çevrildiyse geri geldin. Üstüne bir de son üçün içerisindesin. Bari bu son hafta, kendin gibi görün...

Son olarak bir de tarz olmadıkları için elenen yarışmacıların, tarz yorumlamak için geldiklerinden bahsetmeliyim... Ben ömrü hayatımda böylesine bir saçmalık görmemiştim... Yahu siz tarz olmadığı için elenen insanları, hangi akla hizmet tarz yorumlaya getirirsiniz?.. Bu neyin kafası?.. Bu neyin reyting kaygısı? Bu neyin tutarsızlığı?.. Resmen, akıl akıl gel peşime takıl!..

Böylesine ironi, trajedi ve oyunlarla geçti benim için Bu Tarz Benim... Jürisiyle, sunucusuyla ve skandalları bitmek bilmeyen yarışmacılarıyla ekranın en ilginç işlerinden birisi olmayı da başardı. İkinci sezonu ve yarışmacıları hakkında, şimdiden konuşmak ne kadar doğru bilemiyorum ama "olmamış" demek geliyor içimden.. Madem öyle, tüm bunlar ışığında yarışı kanalına transfer ettiği söylenen Acun Ilıcalı düşünsün öyle değil mi?.. Nasılsa bize bir zap kadar uzak olacaklar...

Yarışla ilgili bir önceki analizimi okumak istersen tıklaman yeterli.

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder