10 Mart 2015 Salı

Survivor All Star: Çok erken değil mi?


Öne çıkmak için kendisini heba eden, sürekli birbirlerini yiyen egosu tavan yarışmacılarıyla, daha ay olmadan sinir stres yaptıran ve izlerken kumandayı ekrana atma hissi uyandıran bir yarış izliyoruz birkaç haftadır. Karşısındakine kibirli derken, kibrin en şaşalısını sergileyen mi ararsınız, yoksa cadı avına çıkıp da zafer elde etmiş gibi hava atanları mı bilmem ama hangi dümen isterseniz var bu sene ki yarışta...

Açıkçası böyle olacağını, daha ilk günden insanların birbirlerini yiyecekleri bir yarışma hayal etmemiştim birçokları gibi. En azından daha önce birbirleriyle yarışmış ya da bir arada yaşamış insanların daha sıcak kanlı ve ılımlı olması gerekir düşüncesi hakimdi. Hiç olmadı yarıştığı sezonlar sorun çıkartanların daha az konuştuğu, daha az sivrildiği bir yarış olmalıydı bana göre... Ama öyle olmadı ve öyle olmadığı gibi daha beter şeyler izler olduk. Karşı takıma kin duymaya gerek duymuyor bu sezon kimse, zira kendi gruplarındakilere duydukları yetiyor da artıyor bile...

Duygu - Hilmicem meselesi

Geçtiğimiz hafta yarışmaya veda eden isim olan Duygu'yu ele alalım mesela... Tamam kabul etmeliyim ki sorunlu bir yarışmacı ve kavga etmeyi, insanları kışkırtmayı seviyor. Daha önce yarıştığı sezon içerisinde de farklı değildi ama bu sefer, daha ilk günlerden sorun yaratarak, kendi rekorunu egale etmeyi de başarmıştı. Buraya kadar her şey doğru ama böylesine bir sırtından bıçaklanmayla veda etmemeliydi bence ada hayatına... Hilmicem'in yaptığını, "büyük bir cesaret gösterisi" olarak görmüyorum ben kesinlikle. Duygu'dan daha çok oy aldığını adı gibi biliyordu ve ondan kurtulmak için böylesine bir yola girdi. Duygu giderse kafasını dinleyecek, Hilmicem giderse de en güçlü rakibini kendi isteğiyle eleyecek olan Turabi ise bu durumda içlerinde en karlı olanlarıydı. İkinci olan Hilmicem, üçüncü olan Duygu'yu elediğinde Seda'nın sergilediği tavır ise 'fair play' ruhundan çok uzaktı. O ana kadar gitmesini istediğim Duygu'nun yaşananlardan sonra gitmesi tam da bu sebeplerle bana çok koydu. Bunun bir anlaşma sonucu olduğu, Hilmicem'e Duygu'nun yaptıklarından rahatsız olan Acun Ilıcalı'nın önceden sonuçları uçurduğu vs. gibi bin bir teori üretildi bu konuda ama asıl olanın Duygu'nun sırtından bıçaklanması olduğu unutuldu. Ve Hilmicem'i birinci yapan isimlerden birisi olduğu da kesinlikle doğru. Elendiği zaman onun için attığı twitler bile, ona bir külfettir bundan böyle. Gurur pozları verip dolaşmasın yani öyle...

Kendi içinde erimeye başlayan Ünlüler

Ünlüler - Gönüllüler adalarında her zaman Ünlüler'in daha ılımlı ve daha az sorun çıkartan olduğunu görürdük şimdiye kadar. Gönüllüler birbirini yer, Ünlüler ise yadırgayarak onları izlerdi. Ama All Star'da bu istatistik de değişti... Ünlüler - Gönüllüler mücadelesi, en azından Ünlüler cephesinde birkaç zaman önce bitti. Zira Ünlüler kendi içlerinde verdikleri mücadeleden sıyrılıp da, Gönüllüler'e fırsat bulamadılar henüz. Hakan ve Ahmet'in başını çektiği iki ayrı grup oluşturdular. Hakan hakkında bir önceki analizimde çok iyi şeyler yazmıştım ama bu analizimde durum böyle olmayacak. Kesinlikle kadın yarışmacıları dolduruşa getirdiğini düşünüyorum ve iki ayrı grup oluşmasında ki en önemli faktör o. Haklı haksız mevzuna girmiyorum, her iki tarafın haklı olduğu konular var ama bu bir kutuplaşmanın içerisine sürüklenmelerini gerektirmezdi. Tabi tek suçlu Hakan değil elbette... Merve Aydın, tamamen değişmiş bir ruh haliyle gelmiş bu sezon adaya ve maksadı sadece sorun çıkartmak gibi. Sahra'yı bile ondan daha az sorun çıkartmaya yer arıyor olarak görüyorum ki, durumun vehametini siz düşünün. Onunla aynı dozda sorun yaratma meraklısı olan ama geçtiğimiz sezonla bu sezon arasında tutarsızlık göstermeyen Ahmet ise bir diğer suçlu. Ve aynı çıkarları gözettiği Merve ile bir araya gelip grup içinde ayrı bir grup oluşturan iki taraftan biri oldular... 

Hakan, Serenay, Merve Oflaz, Doğukan ve Fulya bir grup; Ahmet, Merve Aydın, Pascal, Anıl, Almeda ve Berna bir grup oldu ve bu iki ittifakın en güçlü yansıması, kaybettikleri Dokunulmazlık oyunundan sonra ortaya çıktı. Zira Ada Konseyi'nde her grup, diğer grup içerisinden daha önce anlaştıkları bir ismi yazdı ve sonuç olarak Ahmet 5, Fulya ise 6 oy aldı. Sonra da çıkıp grupça karar almadıklarını söyleyenler vardı ki onlara çok güldüm. Bariz anlaşmışsınız işte kimi yazacağınızı, Doğukan kusura bakma ama samimi gelmedi bana bireysel oy kullandığını söylemen. Sayıca üstün olan Ahmet'in başını çektiği grup, bence güç olarak da daha üstün ve her ne kadar bir grup mücadelesi olsa da Dokunulmazlık oyununu kaybettikçe tek tek karşı gruptan birini göndermeleri yüksek ihtimal. Hele bir de içlerinden birinci çıkarsa, değme keyiflerine. Zira ilk elenme adayı olan Fulya'nın karşısına kimin geçeceği, hangi gruptan ismin birinci çıkacağıyla paralel. Belki de hiç rizikoya girmeden Ahmet'ler atlatacak bu oylamayı ve sonuç ne olacak?.. Hakan, Merve Oflaz ve Serenay her zaman elenme potasında olacak. Doğukan'ı karşı tarafın ne olursa olsun kolay kolay yazmayacağını düşünüyorum ama bu risk onun için de hep var. Fulya mı?. O bu akşam elenen isim olacaktır muhtemelen... 

Şanslı Gönüllüler

E oldu da bitti. Gönüllüler'in mücadele vermesine bile gerek yok bu durumda. Ünlüler zaten bir grup olamayışlarıyla hem oyunlarda hem de birbirlerini yemek mücadelesiyle, Ada Konseyi oylamalarında çökecek. Bize de bu kısır döngüyü izlemek kalacak. Yani ya Ünlüler'in aklı başına artık gelmeli ya da baştan sonucu kabul etmeli...

Yeni bir Sahra mücadelesi

Duygu'yu yolladıktan sonra bir bütün gibi görünen Gönüllüler, aslında yine kendi içlerinde çatlamaya çok müsaitler ama uzun vadede Ünlüler gibi kanlı-bıçaklı iki ayrı gruba bölüneceklerini sanmıyorum. Şuan benim içlerinde gördüğüm tek sorun, Sahra'nın Özlem'e takmış olması... Sahra'nın bu tavrının altında ise sakatlandığı geçen hafta boyunca Özlem'in sergilediği başarılı performanslar var. Baktı ki kendisine güçlü bir rakip, hemen dişlerini bilemeye başladı. Oldukça azimli, mücadeleci ve kimseyle takışmamak için azami çaba sarf eden Özlem'e bile kibirli dedi kız... Tabi onun kibirli olduğundan yakınıp, kendisinin nasıl harika bir yarışmacı olduğunu, her oyunda nasıl iyi sonuçlar elde ettiğini söylemesi ve bir de, "o bir kere kilolu" diyerek de üzerine mum dikmesi kibre girmiyor değil mi?. Yoksa kibrin ana hatlarını belirleyen kurallar Sahra'yı es mi geçiyor?.. Tam da bundan sadece izlerken gülünecek bir kimse kendisi... Sinirlenip, gerilmeye dahi hacet yok. İlk Ada Konseyi için kendisine Özlem'i hedef seçen Sahra'nın hakkından verdiği mücadele ile gelecektir kesinlikle Özlem; ona güveniyorum ben... 

Birkaç soru...

Geçtiğimiz hafta birinci olan Turabi'ye gelirsek, onu çözmek gerçekten çok zor. Türkiye'nin içerisinde olduğu siyasi düzen gibi, herkes ondan nefret ettiğini söylüyor ama sonuçlar bir açıklanıyor bakıyorsun ki birinci çıkan o. E, madem kimse bu adamı sevmiyor; ona kim oy atıyor?.. Peki ya Hilmicem'e, koskoca Survivor şampiyonu adama kendisi gibi şampiyonluğu olan Turabi'ye yancı olmak yakışıyor mu?.. Neden hep onun peşinde ve izinde?.. "Ben de şampiyondum, senin gölgene ihtiyacım yok" niye diyemiyor?. Yoksa şampiyon olduğu sezon Murat'a yaslanması gibi şimdi de Turabi'den mi medet umuyor?.. Peki ya Acun Ilıcalı, neden onlara karşı bir pozitif ayrımcılık sergiliyor?. Neden hep onların konuşmasını ya da röportajını izliyoruz?. Neden hep Turabi'nin yarışacağı zamanlar reklama giriliyor?.. Reyting çeken adam olarak, böyle gözetilmeye devam mı edilecek?. Antipatik hareketleri, söylemleri de mi görmezden gelinecek?.. 

Daha bitmedi...

Sesi çıkmayan ama erdemlice mücadelesini sürdüren, yarışan, ada hayatına uyum sağlayan Özlem'i biz daha ne kadar röportaj yaparken görmeyeceğiz?.. Yarıştıkları sezonlar adalarını cennete çeviren Hasan ve Doğukan neden hem röportajlarda hem de ada yaşamlarına uyumda bu kadar gerideler bu sezon?.. Hasan'ı hele yarışmalar dışında hiç görmüyorum ben. Belki amele yanığı olduğundan kameralardan kaçıyor ama bu durum çok can sıkıcı söyleyeyim... Ben sürekli Turabi, Hilmicem, Sahra, Merve Aydın röportajı görmekten çok sıkıldım. Nadya ile bile daha çok röportaj yapılıyor, ben daha ne diyeyim?.. Özlem, Hasan ve Doğukan'ın hakkı daha ne kadar yenecek ayrıca da merak etmekteyim?..

Ballı adam Taner

Bir de Taner konusu var... Adamın ne sesi çıkıyor ne soluğu, hiçbir yarışta da yok. Resmen adaya tatil yapmak için gitmiş gibi. Ödül kazanırsa takımı yemeğini yiyor, kazanamazsa köşesinde açlık çekiyor. Turabi ve Hilmicem'e de sırtını yaslamış, uzunca süre orada kalacak gibi duruyor. Sahra bile Özlem'in hiçbir işe yaramadığını söyleme cesareti gösterip, onu es geçiyor. Ballı adam vessalam...

Kafa karıştıran video


Yarışın her zaman bir kurgudan ibaret olduğu söylenedurur. Özellikle bu sezon yarışmaların sürekli 9-9 bandına gelmesiyle bu söylemler daha bir ayyuka çıkmışken, geçtiğimiz haftadan bir görüntü bu hafta boyunca baya bir konuşuldu. Serenay ve Nadya'nın yarıştığı kova taşımacılı bir oyunda, Acun Ilıcalı'nın birkaç saniye içerisinde iki farklı yerde olması oldukça kafa karıştırıcıydı açıkçası. Bir süre önce su taşacak mı diye akvaryuma kontrole giderken, tam su taşıp da Gönüllüler sevinç çığlıklarıyla Nadya'ya koşarken onun hakem tahtasında belirmesi oldukça enteresandı. Serenay'ın akvaryumu daha çok doluyken, daha az dolu olan akvaryumla Nadya nasıl kazandı bilemedim. Üzerine o kovadan suyu döküp galip gelirken, ne su döktüğü ne de orada olduğu gözüken Serenay nerede anlamadım?.. "Ah nasıl olsa bu kazanır" diyip, yerine mi geçti?.. Bu görüntüler çok ama çok kafamı karıştırdı ve iyi niyetli düşünmeye de çalıştığım halde içinden çıkamadım. Daha fazla deşmeyip, izleyip kararı kendiniz verin diye videoyu paylaşıyorum...

Sürekli bir sorun hali, keyif almak bir kenara dursun; şimdi kim kimin hakkından gelecek endişesi içerisinde izlediğimiz Survivor All Star'ın efsane olduğu açık. Ama kime göre, neye göre efsane muallak. Tabi bitmeyen özetleri, her seferinde en az 20 dakika süren reklamları ve bu kadar birbirini kırmaya endekslenmiş yarışmacılarıyla, daha ne kadar izlemek için katlanırım; o daha da muallak...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder