31 Aralık 2015 Perşembe

Poyraz Karayel: İçinden çıkılmaz kurgular...


Ters köşelerin anlaşılmaz kurgulardan beslendiği bir bölümle ekrana geldi bu hafta, Poyraz Karayel. Genel itibariyle sevdiğim bir bölüm oldu ancak detaylara indikçe, içinden çıkılmaz durumlar da doğmuyor değil... Poyraz'ın babasını öldürdüğünü zannederken, aslında her şeyin bambaşka olduğunu anlaması için yaratılan karakterin varlığını hele hiç anlamadım. Bakalım, haftaya aydınlatılırız sanırım...

38. Bölüm


Adil'in vurulması sonrası özellikle de emniyet müdürünün tavrından, çokça belliydi başına bir şey gelmediği. Zaten ölmemesi de gerekirdi. Çünkü karakterin böylesi kolay bir şekilde, hesap vermeden göçüp gitmesi gerçekten saçma olurdu. Şimdi öldü sanıldığı için, ekmeğine yağ sürüldü gibi duruyor. Ama öyle değil. Sonuçta eski gücünü kazanabilmesi çok zaman alacak. Bu süreçte de durmadan Bahri ile uğraşır herhalde. Şahsen, Poyraz'ın babasının ölmediğini ortaya çıkartacağını hiç ama hiç sanmıyorum. Şimdi tek derdi, onun iplerini sıkı sıkıya tutmak olur. Ama başaramayacağı kesin...


Bahri eninde sonunda yaşadığını öğrendiğinde, asıl hesaplaşmayı da o zaman izleriz. Ve belki de o zaman, babasının kanıyla bezeli o bıçağı aynı şekilde saplar Adil'e. O yüksek ihtimalle hiç rahat durmayacağından, toplu bir 'bedel ödemesi' almak olur bu da Bahri için. Oldu, bitti...


Adil'i vurması ardından suçlanan bir Poyraz ise görmek istemezdim. Evet, babası. Suçluluk hissetmesi çok normal. Lâkin, durup dururken vurmadı ki bu adamı. Hatta o erken davranmasa, kurşunları yağdıracak kişi Adil olacaktı. Bir iç hesaplaşmaya yer yok bu yüzden. Hani çok çok göğsüne nişan almazsın da, ayaklarına sıkarsın falan. Normal şartlarda da Poyraz karakterinde biri öyle yapardı. Ama böyle olunca da, kimse öldüğünü düşünmezdi değil mi?.. (^.^) 


Bundan sonra ne olacağına dair tahmin yapmak çok güç. Poyraz'ın Mualla ismindeki o şarkıcı üzerinden nasıl bir bağlantıyla Adil'e ulaştığını bile anlamadım. O karakter nereden çıktı, gerçekte de peşinde kimse yoktu da en başında takığını Poyraz mı ayarladı falan; bir sürü soru işareti dolanıyor kafamda. Sonuca ulaştık ama gidiş yolundan bir haberiz. Umarım haftaya bilgilendiriliriz...


Bu sezon için olayların daha en başında nasıl sonuçlanacağını tahmin edebildiğimizi yazmıştım. Eksik parçaları birleştirmesi kolay oluyordu. Ama artık öyle bir kurgu ağı oluşturuluyor ki, ortaya çıktığında bile anlamama ihtimali çok yüksek. Misal, o kan kartı meselesi halen çözülmedi. Poyraz ne keşfetti de, Adil'in vurulmasına sebep olan süreç hazırlandı muamma. O daha aydınlanmadan üzerine bir de bu geldi. Kaldık dımdızlak ortada. Bu arada Mualla, Adil'in başka birinden kızı falan çıkarsa pek iyi olur belirteyim...


Evdeki çatışma sonrası ölen Mete'ye değinelim biraz da... Bahri'nin büyük bir iç hesaplaşma yaşamasına sebep oldu zira ölümü. Bahri, bildiğimiz mafyalardan olmadığından böylesine etkilenmesi çok normal. İçinin yandığını bize her sahnesinde buram buram gösterdi. Gözünden yaş akmadığı sahnelerde bile, göz bebekleri konuşuyordu. Musa Uzunlar'a kocaman tebrikler... 


O çatışma ortamında tek kurşun yiyenin Mete olmasının manidarlığına bir kez daha değinmeyeceğim. Sırf Sefer'e gerçekleri söylemesin diye toptan sesi kesildi dedim ama onun yarıda bıraktığı meseleyi tamamlayan, bu hafta Dafne oldu.  Şaşkınım dostlar... Hiç beklemiyordum gerçekten. Sema'nın, Mete'ye devraldığı dosyalar ile ilgili bilgilendirme yaptığı videoya hastalığını iliştirmesi nereye koyulur bilmem ama sonuç olarak bu sıkıntıdan kurtulduk. 


Sefer'i elde etmek için bu gerçeği sonsuza kadar saklayabilirdi Dafne. Kızamazdık da, aşk bu neticede-aslında çok pis kızardım-. Ama o aşktan daha değerli şeylerin de olduğunu gösterdi. Bakalım Sefer bundan sonra ne yapacak. Hemen gidip karşısına dikilerek, onu asla bırakmayacağını söylemesini isterim şahsen...


Gelelim Songül'ün oyun içinde oyuna dönen 'yasak aşk' bilmecesine... Her hafta o cephede de farklı bir gelişme yaşanır oldu. Her şeyi geçtim o adamın abisi değil de, sevgilisi çıkması ters köşenin âlâsıydı. İpek yüzü temiz, içi kapkara biri çıkacak sanıyorum her şeyin sonunda... Peki Songül'ün bu gerçeği şansa öğrenmesi?.. Biraz zorlamaydı itiraf edelim. Hem de çift cam kaplı penceresi olan bir evin dışında, ortada bir kavga sebebiyle çıkan yüksek ses yokken öğrenmesi. Bilemedim... 


Bakalım Sadreddin'e gerçeği söyleyecek mi, yoksa ne hali varsa görsün düşüncesiyle her şeyi akışına mı bırakacak. Çocuğunu gözünü kırpmadan kurtardı diye Sadreddin'e bir sempati beslediği sıra gerçeği öğrenmesi, dengeleri değiştirir gibi. Göreceğiz...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder