7 Şubat 2017 Salı

İçerde: Hissedebilmek...


Bir insanın sevgisini kazanmak için, herkesi ve her şeyi karalamak mümkün müdür? En kutsalına bile dokunmak, canını acıtmak? Böyle kazanılan sevginin bir kıymeti olduğunu düşünebilir misin peki? Sahte çünkü o sevgi ve yaratanı da sensin. Kim, böyle bir sahteliği kabul eder ki? Kim, kızım benimle barışsın diye ölmüş kardeşinin arkasından konuşturur birini? Ve böyle birisi gerçekten insan olabilir mi?.. Celal başlarda sevimli geliyordu, yalan yok. Özellikle de şivesi sebebiyle. Ancak artık kendisinden ciddi ölçüde rahatsız olmaya başladım. Dünyada sadece kendisi varmış ve hatta sanki dünya sadece kendisi için dönüyormuş gibi davranıyor-ki, bu sinir bozucu. Diğer insanların da hayatlarının kendileri için ne kadar önemli olduğunun farkında değil. Bu gözü karalıkla, daha nereye kadar gelmeyecek bir şey başına?..

20. Bölüm



Celal'in bu plânla, şimdilik Melek'i kazanmaya yaklaştığı söylenebilir. Ancak bize tanıtılan Melek, bu konunun üzerine gitmeden duramaz. Tam, annesini öldürdüğünü öğrendi şimdi Celal'i bitirmek için Sarp'a yardım dahi eder derken; kafasına bir kuşku tohumu ekilmesi şaşırtmadı tabi. Tıpkı Celal'in elinden ikinci kez gelen ölümden, Sarp kendisini kurtardığı halde ağzını açıp da tek kelam etmeyen Coşkun gibi. Ana hikâye yeter ki hiç ilerlemesin, gerisi mühim değil... Ancak eninde sonunda Melek bu gerçeği öğrenecektir sanıyorum. Hiç olmadı Celal birine ya da birilerine itiraf ederken duyar ve ondan sonra çizginin öteki tarafına geçer. Bu sayede artık onun gerçekten güçlü ve etkili bir karakter olduğunu görmüş oluruz böylece. Zira ilk bölümden beri sadece kuru gürültü...


Geçen bölüm yorumumda da değinmiştim, Sarp'ın Gökhan'ın vurulması ardından teslim olmamasının mantıklı hiçbir açıklaması yok gerçekten. Polis olan birisinin balistik raporunu bilmemesi imkansız ve kaçması da mantıksız. Mert'in de görmediği halde, onu Sarp'ın vurduğunu gördüğünü söylemesi mantıksız. Tamam, Coşkun'u öldürdüğünü düşünüyorsun ve ondan bir şekilde intikam alman lazım lâkin böyle bir vebalin altına girilir mi? Oldu ki, Sarp teslim oldu. O zaman da balistik raporunun sonucunu falan mı değiştirecekti yani? Hadi bu Sarp'ın aklına gelmedi, Mert'in de mi hiç aklına gelmedi? Hadi onların da gelmedi, Yusuf amirin ve hatta onun müdürününde mi gelmedi? İnanabiliyor musunuz, koca bölümde bir kez dahi 'balistik' kelimesi geçmedi... 


Bölüm sonunda, Mert Yusuf ile onu uzaktan uzağa seyrederken bıraktık. Normal şartlarda artık şüpheye düşmesini ve ardından da Sarp'ın polis olduğunu öğrenmesini bekleriz ancak, sanmıyorum ki öyle olsun. Muhtemelen Yusuf son anda fark edecek Mert'i ve Sarp'ı gözaltına almak için ikna etmiş oyunu oynayacak. Mâlum, Mert de zerre sorgulamaz bunu. İki kadının kaldığı evde, çamurlu kocaman bot izlerini görüp onlarca dakika sonra Sarp'ın evde olabileceği aklına gelen bir karaktere dönüştü kendisi çünkü... Bundan sonraki süreçte de gelecek bölüm sahnesinden anlaşıldığı üzere, belli ki balistik meselesi gündeme gelecek ve Sarp da aklanmış olacak. Tabi Mert boş durmayacak ve bu sefer de Coşkun'u öldürdüğünü Melek'e söyleyecek. Çocuk kinini nasıl ve ne şekilde çıkartabileciğini şaşırdı gerçekten. Gidip tokat bile atabilir sonunda Sarp'a; "Terbiyesiz!" diye. Coşkun'un ölmediğini öğrense de, artık bir rahatlasa!..


Onu bari öğrenir sanıyorum, gelecek bölüm finalinde falan. Nasılsa Coşkun kaçmayı başardı Sarp'ın elinden. O öyle uzun süre sessizce köşesine çekilip bekleyecek birisi değil. Öyle olsa, hafızamı kaybettim oyunuyla Barış'la takılmaya devam ederdi. Mert'i yine bir ankesörlü telefonun başına geçip arayacaktır. Ondan sonra da Sarp'a olan bu dindirilemez kini az biraz sonlanır sanıyorum. "Öldürmedi de neden öldürdüm dedi o zaman?" diye düşünürse de sıkıntı yok. Zira kardeşini aradığını biliyor. Tabi iki kardeşi ortak bir noktada buluşturmayı pek sevmediklerinden, böyle düşündürmeye de bilirler onu. Şimdilik zaten, Coşkun'un ölmediğini öğrensin yeter diyorum...


Yaşar'a gelirsek, karakteri ilk iki bölüm ben de oldukça iyi buldum ve izlemekten de hoşlanıyordum ancak onun da artık suyunun çıktığını düşünüyorum. Keşke Şenay Gürler ve Emre Erçil'li bölümler de bu kadar uzun tutulsaydı. Böyle konuk kötüleri genelde en fazla iki bölüme harcarlardı ama Yaşar'a nedense bir türlü kıyamıyorlar. Öylesine de itici ki, biri kafasına sıksa içim ancak soğur. Celal bile yapabilir hatta bunu, hiç fark etmez. Ama ben Yusuf'un yapmasını tercih ederim. Oğlunun öcünü elinden bir anda kaçan şüpheliden çıkartsın yani ne var? Kaçmasaymış o da, olur sonra...


Sarp'la Füsun'un olayına gelirsek; az biraz hissetsin yahu artık gözlerinde Sarp'ın aslında 'kötüyü' oynadığını. Bir işler çevirdiğini anlasın yahu. Benim annem bir dolaplar çevirdiğimi değil gözümün içine bakmak el kol hareketlerimden, mimiklerimden dahi şıp diye anlar. Eminim herkesin annesi de. Hatta en ilgisizi bile. Nasıl Füsun gibi, özellikle Umut kaybolduktan sonra Sarp'ın üzerine daha da düşmüş olan bir anne hissetmiyor bilemiyorum. Hadi, Mert'in oğlu olabileceği ihtimali hiçbir şekilde aklına gelmiyor; kalbi bunu ona hissettirmiyor bari Sarp'ın aslında kötüyü oynadığını hissetsin. Çok mu bu istediğim?..

Beklenen Kral

2 yorum :

  1. Sarp'ın teslim olmamasının nedeni zaten polis kimliğinin açığa çıkabilme ihtimali ve içerdeyken Coşkun'u konuşturamayıp Umut'la ilgili bir şey öğrenemeyecek olmasıydı ki bu iki unsuru da 20. bölümde belirttiler zaten. Ayrıca Yusuf Müdür'ün oğlunun vurulduğu sahnede Mert Sarp'ı arabayla takip etti, onu ararken silah sesi duydu ve sesin yönünde koşup olay yerine geldiğinde gördüğü manzara elinde silahla bekleyen bir Sarp ve yerde 2.80 yatan bir adam oldu. Lütfen beni yanlış anlamayın bu şekilde dizi yorumları yapmanız çok güzel ancak biz seyirciyken ilahi bakış açısıyla her şeyi bilerek izlediğimizi, dizideki karakterlerin o an bizim gibi her şeyi bilmediğini de göz önünde bulundurmalısınız bence:) Başarılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerli görüşleriniz için teşekkürler. :)

      Sil