16 Nisan 2017 Pazar

Adı Efsane: Nerede o öpücük, nerede?!


Sonu biraz hüsranlı olsa da, masal gibi bir bölüm izlediğimizi söylemem pek de yanlış olmaz bu hafta. Bu halin, hele de bölüm sonunu düşünürsek sonsuz olacağını elbette düşünmüyorum ama keyfini de sürmek lazım. Mâlum, insanın keyifli olabildiği anlar pek az hayatta. Her daim mutlu olabilen yoktur; kendini kandıranlar dışında. Kötülükle kendine mutluluk yaratanlar ise her daim kaybetmeye mahkumdur; tıpkı Kıvanç gibi... Maddi imkanların tümüne sahip ama belli ki manevi yönden birçok eksiği var. Ve o eksiği, maddi imkanlarını kullanarak kapatabileceğini sanıyor. Kendini bu şekilde tatmin edebileceğini, eksiklerini böyle giderebileceği de. Lâkin çok yanılıyor...

12. Bölüm


Kıvanç'ın sorunları olduğu kesin. O sorunlar nedir, derininde ne yatıyor şimdilik hiçbir şey bilmiyoruz. Sadece onun bir şeylerin acısını, zevkle başkalarından çıkartışını izliyoruz. Gocunmadan, birazcık olsun üzülmeden, kahrolmadan, zevk ala ala marifetini izlerken buluyoruz... Bunun nereye kadar devam edeceğine dair bir fikrim yok. Lâkin artık karakterin içinde neler yaşadığını da görsek fena olmaz hani. Bu akıl almaz şımarıklığının sebebi para mı yoksa, ailevi başka dertleri mi var öğrenmek isterim. Zira şuan yersiz derecede kötü olduğunu düşünüyorum. Çok büyük kötü hem de, gözü döndüğünde hiçbir şey görmeyen kötülerden. Büyümüş halini düşünemiyorum, tam da ondan. Ne olduğu, nasıl bu noktaya geldiğini gördüğümüzde en azından daha rahat yorumlayabiliriz ahvalini. Şuan için sadece içimden küfretmek geçiyor, neden az biraz da empati yapmayalım? Ha yapacağımın da garantisini vermeyeyim, itici karakterleri derininde ne olursa olsun pek zor benimsiyorum... 


Fikret ve Hakan'ı ölesiye dövdürdü, seçmeye katılmalarına engel olmak için güzel fikir. Ayrıca, Melis sebep intikamını da almış oldu. Peki, seçmeye katılamadılar diyelim. Kıvanç bu zaferle başka bir şey kazanabildi mi? Yoksa daha çok şey mi kaybetti? Daha fazla hayâl kırıklığına mı imza attı kendisi için? Bunun idrakına vardığı zamanı dört gözle bekliyorum. Yandaşları dışında yanında tek kişinin dahi kalmadığı zamanları. O zaman nasıl bir çaresizlikle sınanacak, göreceğiz... Sibel onun için şuan en iyi seçenek ama taktikleri o kadar yanlış ki, sadece kötü olmayı seçiyor. Tencere-kapak misali uyuştuklarından, aşık olduğunda da tüm bunların cezasını çekecektir zaten. Şimdilik içine içine söylenmeleriyle egosunu tatmin etmeye çalışsa da, bu bölüm fitili ateşlendi o meselenin. Artık gençliğinin baharında nasıl solduğunu izler, haline güleriz biz de Kıvanç'ın...



Fark ettiyseniz Sibel'e, Kıvanç'la dışarı çıktığı ve Hakan'la Fikret'i dövdürebilmesine bilmeden de olsa yardım ettiği için zerrece tepki göstermedim. Birincisi, bu karakterden her şeyi beklerim. İkincisi, Fikret'i ancak böyle kurtarabiliriz ondan... Ağzı burnu yamuldu, beraberinde Hakan'ın ki de yamuldu ama anlaşılan o ki, Sibel'in ona yar olmayacağını böyle böyle anlayacak. Ve böyle böyle vazgeçecek, gönlündeki sevdadan. Ondan kendine hayır olmadığını da gerekirse, böyle dayak yiye yiye öğrenecek. Eğer bir karakter aklını kullanamıyorsa ve kötülüğe kalbini bahane ederek fırsat veriyorsa, o karakterin gerçeği bu şekilde kavramasından rahatsızlık duymam. En azından sonradan daha büyük pişmanlıklar yaşamamış olur. Tabi beraberinde Hakan da dayak yemeseydi, pek iyiydi. Bu da, Melis'i Kıvanç'tan tamamen uzaklaştırdı ve aşklarının harcının daha güçlü karılmasına sebep olacak. Kıvanç da bu rezilliğin faturası olarak, gözaltına alınırsa değme keyfime. Ama elbette, o kadar da uzun boylu olmayacağını bilmekteyim...


Nazar değmesin, Hakan ile Melis'i bu bölüm olağanüstü sahneler eşliğinde izledik. İkisi de olabildiğinde naif karakterler oldukları için, birbirleriyle atıştıkları zamanlarda dahi hallerindeki o güleç edayı seviyorum. Çarpışan arabada aşkın bir başka yaşandığını gördük. Dönme dolapta rehin kalan çiftlerimizden olup, tarihe adlarını da yazdılar. Ama nerede o öpücük, nerede?!. Deli gibi öpücük peşinde koşturuyorum haftalardır, yazık bana da. Öpüşseler elime ne geçecek onu da bilmiyorum ama öpüşsünler yahu, kime ne? Kıvanç'la Sibel de görsün hatta, beklediğimize değsin onca zaman... Bölümün sonunu dramatik açıdan pek sert bulmakla birlikte sevdiğimi de söylemeliyim. Zira birçok noktadan getirisi olacak. Ve çoğu da, hayırlı getiriler. Hayırlısı olsun artık...


Tarık'ın tayfamıza dönüşünü çok sevdim. O ahenk şahaneydi. Karakterlerimizin şaşkınlığı da öyle. Melis ve Zeynep tam da onlardan beklediğim gibi davrandıkları için de pek mutlu oldum. Babalarının, böylesi bencilce yaklaşmalarına rağmen onları kırmamasının mükafatı ancak bu olabilirdi. Elbette bu az biraz teyzeleri ile aralarını açtı... Seçil'in bu noktada pek de kötücül yaklaştığına inanmak istemiyorum ben. Sırf, Bahar'dan uzak tutmak için ya da Tarık'ın ipinin elinde olmasını istediği için müdürle konuştuğunu sanmıyorum. İlk bölümlerdeki Seçil'den beklerdim de, dönüşüm geçiren Seçil'den bunu beklemem. Ha niyeti oyduysa, bunu da bir şekilde belli ederse de şaşırmam söyleyeyim. Gelecek bölüm Melis'e babasının Bahar'la bir ilişkisi olduğunu söyleyecek olmasına da şaşırmıyorum. Çok bile sabretti, evdeki tansiyon düşürücü yardımcısı olmasa daha da gözü kara hareket edecekti mâlum. Hem Melis de artık öğrenmeli. Artık nasıl bir tepki vereceği de kendi bileceği iş. Babasının mutlu olmasını istiyorsa ses etmez, istemiyorsa cingar çıkartır; mutsuzluğun içerisine iter...


Bahar'la Tarık iyi oldu, kabul etmek lazım. Verdikleri enerji çok yoğun. Bu şekilde devam ederlerse, mutluluğu yakalayacakları da kesin. Tabi sürecin nasıl gelişeceği, dediğim gibi oldukça önemli. Melis ya da Zeynep bu ilişkiye karşı gelirse, ikisinin de kendini geri çekeceğini biliyoruz. Onlar kabullenene kadar da, aşktan kurumalarını izleriz artık. Ve öyle olacak gibi. Melis belki beni yanıltır, onun karakterinin nasıl bir tepki vereceğini hiç kestiremiyorum ama Zeynep'in kolay kolay bu ilişkiyi benimseyeceğini sanmıyorum. Hele de Seçil tarafından doldurulursa... Yani Bahar'la Tarık'ı mücadele dolu günler bekliyor gibi. Sonu mutlulukla taçlanacak olsa da, hiçbir aşk kolay elde edilmiyor neticede. Bu durumda bize de, onlara da sabretmek düşüyor sadece...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder