7 Mayıs 2017 Pazar

Adı Efsane: Hakan ne zaman gün yüzü görecek?


Hep bedeller ödüyoruz değil mi? Hem de çoğu bizimle dolaylı dahi ilgili olmadığı halde. Hep, başka insanlar için heder oluyoruz; isteyerek ya da istemeden. Her an bir bela, ensende bitmeye hazırmış gibi düşünsene bir? İşte, Hakan her an öyle bir yaşam sürmekte... Bir karaktere ne kadar üzülünürse, o kadar üzülüyorum ona. Bir çıkış yolu da yok gibi, her günü başka işkence. Bu çocuk daha nereye kadar dayanabilir, söyleyin bize...

15. Bölüm



Sibel platonik bir aşka düşüyor, bedelini Hakan ödüyor. Sadık gördüğü manzarayı yanlış anlıyor, bedelini Hakan ödüyor. Fikret Sibel terk etti diye bunalıma giriyor, bedelini kendisi yüzünden olduğunu düşünen Hakan ödüyor. Fikret sırf Sibel'e kendini kanıtlamak için sakat ayağıyla seçmelere çıkıyor, Hakan o öne çıksın diye neredeyse bir kere bile potaya top atmıyor. Melis babasına çocukça küsüyor, geliyor onların depoda kalıyor; Tarık her şeyi yanlış anlıyor ve yine Hakan bedel ödüyor. Yetmiyor, aşkıyla sınanıyor. Bitmiyor, Tarık anlıyor Melis'le arasında bir şey olduğunu ve anında bu aşka karşı çıkıyor... Sorarım size ne zaman gün yüzü görecek Hakan? Ne zaman bedel ödemek zorunda kalmayacak? Ne zaman sadece kendi önüne bakabilecek? Nereye kadar, başkaları için yaşamak ya da fedakârlık yapmak? Bu şekilde mutlu olan bir insan evladı görülmüş mü? Peki neden tüm bunlar her seferinde dozu biraz daha artarak Hakan'a reva görülüyor?.. Büyük bir bilinmez var ortada. O bilinmezin varacağı bir yer de şimdilik yok gibi. Ya Hakan tüm sirayetiyle bunlarla mücadele etmeye devam edecek ya da pes edip, uzaklara gidecek...


Melis ile güzel bir aşkın içerisine düşmeye, ne yazık ki bir an olsun fırsat verilmiyor. Sanki mutluluk harammışçasına, hep başka bir yönden sınanıyor... Geçen bölümün sonunda Melis ile içinde bulunduğu pozisyon tamamen yanlış anlaşılacak türdendi. Tarık'ın ilk etapta verebileceği her tepki bu sebeple makuldü. Lâkin, uzatmaması da gerekiyordu. Nitekim, Melis tam vaktinde araya girdi ve o an için mesele büyümedi. Ama sonrasında Tarık'ın Hakan'a karşı tavrı pek de destekleyeceğim türde değildi. Ve yine de o çocuk velayet meselesinde başına iş açılmasın, kızlarını da hafta sonları görebilsin diye resmen kendisini paraladı. Ancak öyle, kendini bir nebze olsun affettirebildi. Tabi ki, ikinci sorunun patlak vermesi de çok uzun sürmedi. Bir fular neler, nelere sebep oldu...


HakMel için romantik anlar çok sınırlı mâlum. Bir araya geldiklerinde genelde başka dertler ve sorunlar baş göstermiş oluyor... Yahu çocuk gitmiş bir ağacın altında romantik bir ambiyans yaratmış, belediyenin parkı sulayacağı tuttu inanabiliyor musunuz? Belediye bile HakMel'e karşı, HakMel aşkına diş gösteriyor inanabiliyor musunuz? Tam akıl çıldırmalık mevzu resmen. Tabi bununla sınırlı değil hiçbir şey, şimdi aralarına bir de demir parmaklıklar girecek gelecek bölüm fragmanından görüldüğü üzere. Kıvanç ile karşı karşıya gelen Hakan'ın attığı kafa, bu sefer başına ne işler açacak göreceğiz. Bu arada, Kıvanç'a hiçbir şey olmaz. Beton gibi kafası var onun. Tabi, eline sonuna kadar kanırtacağı büyük bir fırsat geçmiş vaziyette. Ve sonuç olarak, Hakan yine mağdur. Hakan yine çaresiz. Hakan yine başına iş açılmış bir vaziyette, başına gelecekleri beklemekte...


Velayet meselesinin ise resmen evlere şenlik olduğunu düşünüyorum. Zira Melis çıtayı öyle bir noktaya koydu ki, başka bir şey düşünemiyorum... Çocukça davranmanın da sınırları olmalı bence. Düşüncelerin ne kadar çocukça olsa da, kocaman bir kızken hem de. Bahar meselesindeki tavrının varabileceği başka bir mesafe yok şuan. Olabilecek en büyük tepkiyi verdi ve babasının velayetlerini kaybetmesi için en önemli kozu yaratmış oldu. Hakan ve diğer tayfa bir araya gelip sorunu çözmeye çalışmasa, Bahar da son golü atmasa bir daha babalarının yanında kalamayacak kişi de kendisinden başkası değildi hani. Adalet tartısından bakacak olursak meseleye, Melis nasıl bölümün başında Bahar'la aşkına tepki koydu ve ortalığı kaldırdı, Tarık da bire bir aynını yaparak durumu eşitledi. Melis kısacası kendi kalesine gol attı. Ama tabi arada olan, yine Hakan'a idi. Efkâr Prensi oldu, çıktı... Bir de bu pencereden baksın Melis ve babasının Bahar'la aşkını öyle ölçüp tartsın bakalım...


Bölümde Fikret cephesinde ise yüksek oranda bir düzelme söz konusuydu. O buhranlı, her an elem ve keder içinde, sıkıntılardan kendine bir ırmak yapmış, içinden çıkmayan Fikret bu bölüm yoktu. Eski neşesinde ve tam da olması gerektiği gibiydi. Kendisini böyle izlemeyi o kadar özlemişim ki, sahnelerinde gülmek daha değerli oldu benim için. Ona Sibel'den hayır yok. Bu ilk bölümde de böyleydi, şimdi de böyle. Kesinlikle yeni bir aşka ihtiyacı var ve ancak öyle tam olarak iyileşebilir. Bu noktada da fanların isteği, FikÇil. Kıvanç'ın kuzeninin çıktığı mı, arkadaşı mı bir türlü emin olamadığım bu kızçeyi Fiko ile bir çift olarak arzuluyorlar ve fotoğraflarda da büyük bir uyum var görünmekte aralarında. Eğer o kuzenin sevgilisiyse-ki öyle duruyor, bu durum nasıl kotarılır hiçbir fikrim yok tabi. Ama elbette bu isteği yazmadan da geçmeyeyim dedim. Fikret için şuan dizi sınırları içerisinde en makbul aday kendisi çünkü. Gerisi, senaristlerimizin bileceği iş...


Bahar ve Tarık'ın son kertede barışacakları, bir araya gelecekleri kesin. O sürece kadar neler yaşanacağı bilinmez ama her halukârda yan yana geldiklerini de görüyoruz. Yani ister istemez birbirlerine çekiliyorlarken, öyle çok uzun bir ayrılık olmaz o. Melis'in ördüğü duvarların sonunda yıkılmaya mahkum olduğunu da atlamamalı... Sırada Seçil var. Ona da ideal, şöyle en karizmatiğinden bir sevgili adayı gelse diyorum. O da kendi hayatına baksa, kendi düzenini kursa. Melis ve Zeynep için hayatını ipotek etmekten kurtulsa. Bunları yapıyor olmaktan şikayetçi görünmüyor, aksine halinden de memnun. Ama nereye kadar devam edebilir ki bu? Nereye kadar sürdürebilir bu mücadeleyi? Onun için en güzeli kendine bir yol çizmesi ve o yolda tökezlemeden ilerlemesi. Mutluluk, herkesin olduğu gibi onun da hakkı unutulmamalı...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder