1 Aralık 2017 Cuma

Vatanım Sensin: Kerim, HiLeon fandomun radarına girme derim...


Aile dediğin nedir? Aile olmak öyle kolay mıdır? Biriyle evlenince, hemen aile olmuş olur musun? Bir de çocuk yapsan mesela? Aile demek, bir arada yaşamak mıdır sadece? Aile bütün olmak mıdır, her daim fedakârlık yapmak mıdır? Aile nasıl bir şeydir? İnsan neden aile olmak ister ki? Bunun için sadece sevmek yeter mi? Geri kalan her şey sorunsuz bir şekilde halledilir mi? Karanlığın içerisine saplandığında, aydınlığa ulaşmanı sağlayabilir mi? Eninde sonunda yüzün güler mi? Sonsuza dek korunur mu? Nasıl olur tüm bunlar, var mı bir cevabı? Yoksa Azize'den mi pay çıkartalım hepsine? Azize, bir gün gerçekten ailesiyle kavuşabilecek mi?..

35. Bölüm


Karakter tam bir bilinmezliğin içerisinde. Hani bir çıkış yolu da görünmüyor. Dağıstanlı'nın yanında kaldığı sürede kurtuluş mücadelesine verebileceği bir katkı da varmış gibi durmuyor. Ya iş yapıyor ya da uzaklara dalıyor. Azize'nin hikâyesinin varacağı bir yer var mı pek merak ettiğimi söylemeliyim. Şu an için sadece orada zaman öldürüyormuş gibi duruyor. Hikâyenin ana eksenine hiçbir katkısı olmadan hem de. Bunu izlemekten hoşlanmıyorum. Onu biz her durumda cevval ve atılgan tanıdık. Bir köşeye sinmiş, kafasını ellerinin arasına koymuş öylece düşüncelere daldığını nereye kadar izleyebilirim bilmiyorum. Artık bu duruma bir son versek şahane olmaz mı? En azından eline silah almış, bir mücadele içerisine girmişken görelim. Bir şey olsun yani, onun bu durumda olmasını geçerli kılacak. Bunu karakterin hak ettiğini düşünüyorum...


Tevfik'le karşılaşmalarının da yarattığı öyle ciddi bir çatışma olmadı mesela. İlk anda verdiği tepkinin sıradan olduğunu kabul etmek gerekir. Karşında hayatının bir dönemini büyük bir hayâl kırıklığı içerisinde yaşamana sebep olmuş o adam varken, sevgi gösterisinde bulunması garip olurdu. Onun değiştiğine çabucak inanmaması ise güzel. Ne olur, ne olmaz neticede... Evet, tahmin ettiğimiz gibi çıkmadı aslında, Flipos'un adamı o değilmiş. Söylediklerini yalan sayacak argüman da yok. Karakteri gerçekten söylediği gibi düzelmiş olabilir. Doğrunun yanında olmayı seçmiş de olabilir. Lâkin somut adımlar görmeden yine de buna inanmam mümkün değil. Azize de sık sık maruz kalacağı Tevfik'e hemen inanmasın. İyice bir tartsın, ölçsün. Yoksa kendini bir gece yine yollarda bulabilir. Tevfik'in gözünü karartıp onu bir kez daha kaçırma girişiminde bulunmasının önünde hiçbir engel yok mâlum. Bakalım, göreceğiz neler olacak. Rica ediyorum, Azize ailesine geri dönsün!.. 


Bölümün ana konusu, Hilal'in kaçırılmasıydı. Başından sonuna çok da, "Vay be!" diyemediğim bu aksın sonucu ise merak uyandırıcı. Doğrusu Hilal'in hâlâ o ahırımsı yerde olduğunu düşünmüyorum. Peki ne olmuştur?.. En kötü ihtimalle başına bir zarar gelmesin diye, sevdalandığını da söylemekten çekinmeyen(!) Kerim tarafından kaçırılmıştır oradan. İyi ihtimal ise Leon'un ortalardan kaybolduğu o süre içerisinde, Hilal'le Kerim'i görmesi ve duruma müdahale etmesi olurdu. Geri döndüğünde yüzünde nedense iyi haber verecek bir ifade yakaladım. Kendimi de kandırıyor olabilirim tabi ama ilk sezon olduğu gibi kafasını bir yerlere çarpıp baygınlık geçirmediyse, Leon'a bu kahramanlığın çok yakışacağını düşünüyorum. Sevdiceğini kurtarmış olsun, ne olur ki?.. 




Kerim'i öldürmesini istemem tabi. Ha belki sevdalandığı içine doğmuştur da, bacağına bir kurşun sıkıverir. Bak ona bir şey demem. O lafı ettiği an ben de kafasına sert bir cisimle vurmak istedim doğrusu. Tüm bunlara rağmen ölmeyi hak etmediği de ortada. İyi bir çocuk. Bundan sonra hikâyenin ana ekseninde de yer alabilir. Tek şartım, Hilal'e duymaya başladığı sevdadan bir an önce vazgeçmesi. Leon'un gözlerindeki o aşkı gördükten sonra hele, Mehmet gibi Hilal de Hilal diye tuttursun, bak nasıl seri beddua geliyor HiLeon fandomdan!.. Adam çaresizlikte nirvanaya ulaştı, gözlerinde yaş kalmadı sevdiceği kaçırıldı diye. O sırada bir zırtapozun daha ona aşık olduğunu öğrenir de kendini keserse biz ne yaparız, söyleyin!.. Yalnız iyi adam diye başladığım paragrafı zırtapoz diye bitirmem? Kusura bakma Kerim, ben de HiLeon fandomdanım. Bunlara şimdiden alışsan çok iyi olacak...


Bölümü seyrederken aklımdan geçen bir konu oldu. Bu sezon diziye dahil olan ana karakterleri tek tek gözümün önüne getirdiğimde, bir tanesi için bile "Ne iyi olmuş da gelmiş" demediğimi fark ettim. Geçen hafta Dağıstanlı ve Seher için bunu yazmıştım, bu hafta da listeye Flipos'la Aleksi'yi dahil ediyorum. Açık konuşmak gerekirse Filipos tam olması gerektiği gibi bir karakter. Vasili gibi değil, kendisine sempati duymamızı mümkün mertebe engelliyor. Ama bu yine de izlerken darlanmadığım anlamına gelmiyor. Ne kadar kötü olursa olsun, yine de Vasili'yi izlemeyi tercih ederdim. Flipos'a katlanamıyorum. Bu arada Levent Can'a değil lafım, not düşeyim... Peki ya Aleksi?.. İlk bölüm sempatik bir çocuk gibi göründü. Altından iyi bir karakter de çıkabilirdi. Ama rahatsız bir ergenden başkası değil. Şımarıklarının da izlenecek ya da keyif verecek bir yanı yok. Yakup-Yıldız evliliği itibariyle, bir bölümde atıla çıkması ise efsane. Tabi burada kendisi bir çatışma unsuru olarak kullanılacak. Yıldız'ın peşinden koşacak, kendine taktığı Yakup'u çıldırtacak. Sonunda mı? Mümkünse eşek cennetine. Uzun zaman almazsa özellikle pek sevinirim...


Ali Kemal'in gittiğini ve bir daha o karakterin dönmeyeceğini kabul etmekte zorlanan bir kitle söz konusu. Tamam bir yerde haklılar, koca bir sezon boyu Yıldız'la mutlu olma ihtimaline tutundular. Ancak dizinin şuan geldiği noktayı düşündüğümüzde, neden Yıldız'a Rahibe Terasa hayatı uygun görmeye çalıştıklarını anlamıyorum. Karakterin neden hikâyeden çıktığı ortadayken hem de. Elbette bu kız da hayatına bir şekilde devam edecek. Sürekli mutsuz, beş karış suratla dolaşan ve herkesten, her şeyden nefret eden Yıldız izlemekten haz mı alıyorsunuz?.. Ben de hemen bir sonraki bölüm aşka düşsünler demiyorum zaten. Ama Yakup'la içerisine düştüğü bu evlilik, karakterin neden kurtuluşu olmasın? Evet, zorla evlendirildi. Evet, evlenmelerine bence de gerek yoktu. Lâkin ikilinin sahnelerinde saçtığı enerjiyi fark etmemiş olamazsınız? Hem bu adam kötü birisi de değil. Aksine, dört dörtlük bir karakter. Eninde sonunda aşka düşseler, ikisi de hayatlarını mutlu mesut devam ettirse ne olur? Bence çok güzel olur. Hemen ısınmayın, normal olan da bu. Ama körü körüne de karşı çıkmayın yahu...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder