14 Ağustos 2014 Perşembe

Her Şey Tadında'ydı aslında


Şimdi biraz geçmişe gideceğiz. Aslında o kadar da çok uzak bir geçmişe değil, Ocak ayına... Dokuz yıllık Digiturk abonesiyiz ve Digiturk'ün geleniyle gideniyle tüm kanalları ve içeriklerini her zaman takip etmişimdir, ederim. Bu giriş cümlesi, istemsiz bir reklama dönüştü ama anlatacağım konu aslında bu cümlede gizli...

Anılar
Digiturk'ün hatırlarsanız birkaç ay öncesine kadar, "Lokum gibi kanal" sloganı olan bir tematik kanalı vardı. Evet, Turkmax... Ve yine o lokum gibi kanalın, ismi ve içeriğinde aniden değişikliğe gidilme kararı alınmıştı. Hatta öyle ki, kanalın programcıları bile kendilerine gelen; "bitiriyoruz" haberiyle öğrenmişlerdi kanalın tamamen değişeceğini... 2006 yılında televizyon macerasına başlayan kanal, "izleyicisini farklı içeriklerle buluşturmak" vaadiyle, Şubat ayının ilk haftasında isim ve içerik değiştirerek Turkmax Gurme olacaktı...

Biz kimiz ki?
Kanalda 2010 yılından beri yayınlanan Her Şey Tadında programı da, bitirilmekle karşı karşıyaydı alınan bu format değişikliği kararı sonrası. Eğlence ve yaşam kanalı, yemek kanalına dönüştürülecekti ve içerisinde programın iki saatinin ayrıldığı bir yemek bölümü de olan, Her Şey Tadında karşı karşıya kaldığı bitirilme gerçeğiyle artık yüzleşmişti. Turkmax Gurme olacak kanalda, Her Şey Tadında'ya yer yoktu... 

Sabahları seyredemediğim ama gece yayınlanan tekrarlarını hiçbir zaman kaçırmadan izlediğim, Her Şey Tadında'nın böyle apar topar bitirilişine pek atarlanmıştım haliyle. Daha çok da, 2014 yılının sözleşmesini imzaladıklarını duyuran; Jess Molho, Sena Keçeli, İpek Durkal, Turhan Alyakut ve Eyüp Kemal Sevinç'in düştüğü durum beni atarlandırmıştı. Çok sevip emek verdikleri program, format değişikliği bahanesiyle yayından yok yere kaldırılıyordu nasıl kızmayayim?.. 


Final yayınının ertesinde, o kızgınlıkla bir gece oturdum ve her cumartesi okurlarının 'mektup' dediği maillerini yayınlayan Yüksel Aytuğ'a bir yazı yazdım... Yazıyı hemen o hafta sonunda köşesinde yayınladı Aytuğ ve çok güzel geri dönüşler aldım. Hiç bir etki yaratmadıysa dahi, programın bitirilişine biz müşterilerinin(!) ne denli kızgın olduğunu vurgulamıştım kanal yöneticilerine... Ben her ay takır takır senin maaşına gidecek parayı ödüyorum, sen beni kaale almaya tenezzül dahi etmiyorsun... Olacak iş mi bu?.. Soruyu sordum kendim cevaplayayım; Türkiye'de olacak bir işti bu. Sen istediğin kadar yırtın, tematik bir kanal yönetiminde dahi ulusal kanal vurdumduymazlığını görmeye mecbur kalırsın bu ülkede...

Siyasetin kokusu
Gelen yeni belediye başkanının kişisel kanaatiyle(!) artık ipi çekilmiş olan, Antalya Televizyon Ödülleri'nden en iyi magazin programı ödülünü almış bir programı bitirmek... Akla mantığa sığmayacak bir şeydi bu ancak, programın o zamanlar göremediğim ya da düşünemediğim yönüyle bitirilişinin altında yatan sebep, İpek Durkal'ın başı çektiği magazin masasında son dönemlerde çokça siyasi konu başlıklı haberlerin gündeme gelmesi ve iktidarın yoğunlukla eleştirilmesiydi bana göre. Özellikle Gezi olayları ve Rıza Sarraf'ın tutuklanması magazin masasının değişmeyen gündemleri olmuştu. Kendilerini özgür hissettikleri kanalın yayını içerisinde söyledikleri, programın da geleceğine mâl olmuştu. Malum, platform TMSF'nin elindeydi-ki hala öyle-. Siyasetin bu denli çok konuşulması muhtemelen rahatsızlık uyandırmıştı ve istediklerini dile getirmekte özgür olduklarını düşünürken aslında, özgür olmadıklarını anlamışlardı...

Nereden mi bu kanıya vardım?... Yeni kanalda ilk zamandan beri yayınlanan "Kürşad Başar'la..." programının varlığından ötürü. Muhtemelen onların kullandığı aynı masa, etrafında yine beş kişi ve yine onlar gibi gündelik hayattan konular konuşulmakta... Yalnızca Her Şey Tadında'dan farklı olarak, bir sunucu var ve konuklar her hafta değişmekte. Ayrıca masanın ortası yemeklerle dolu ve bir yemek masasında sohbet vaat ediliyor bizlere... Sadece önlerinde tablet oluşu, masanın ucunda çeşitli dergi ve gazetelerin sıralanışı ve yemeklerin dizilmemesi mi bitirmek için bir sebepti Her Şey Tadında'yı?.. Hadi oradan...

Yeni başlangıçlar
Programın, sezon ortasında bir kanala geçmesi imkansız gözükmekteydi. Zira, düşünülebilecek tüm ulusal kanallarda bir sabah programı zaten vardı. Daha sonra Jess Molho'nun yeni kanalda bir programa başlayacağını öğrendik. Bazıları kendisinin ekibe ihanet ettiğini dile getirmekteydi ama paragraf başında dile getirdiğim gibi; sezon ortasında başka bir kanala geçmesi imkansız olan programın karanlık geleceğini mi bekleyecekti Molho?.. Elbette hayır... Yeni kurulacak Turkmax Gurme'de kendisine hemen bir görev verilmişti. Bu görev öyle büyüktü ki, kanalın mazisinden bahsedilecek her ortamda; onun sunduğu programla yayın hayatına başladığı anlatılacaktı.

Düşünsenize, bir kanal sizin kurduğunuz cümlelerle yayın hayatına başlıyor... Bu ne olağanüstü bir görev... Dört yıl boyunca az emek vermemişti kanala Jess, hak etmişti bu görevi. Ama onunla birlikte hak eden bir de Sena Keçeli vardı. Tatlılık ve saflıkta bir dünya markası olan Keçeli, muhtemelen çocuğunu büyütmek istediği için ekrandan çekildi; programın bitişi ardından. Yoksa, onun da kanal tarafından göz ardı edildiğini asla düşünmüyorum. Bunun yanında, Turhan Alyakut'un asli görevi zaten kanalın editörlüğüydü o orada devam etti. İpek Durkal'da bir süre yalnızca köşesindeki yazılarıyla konuk oluyordu bize ama daha sonra o da, Show TV'de 'Yeni Bir Gün' adlı bir sabah programının yorumcularından olmuştu. O programı sırf onun için heyecanla karşılamış ve birkaç bölümünü izlemiştim ama ne yazık ki istediğim zevki alamadım. Durkal'a magazin konuşulurken dahi söz düşmüyordu neredeyse... Daha sonra izlemeyi bıraktım, şuanda da kanalın program listesinde yer almıyor ama şahsen bitirilip bitirilmediği konusunda bir bilgiye sahip değilim.

Tüm bunlar doğrultusunda, Her Şey Tadında'nın da yeni sezonda başka bir kanalda başlayacağını sanmıyorum. Jess, Acun Ilıcalı'nın yeni satın aldığı Tv8'le gelecek sezon için bir anlaşma yapmıştı zaten. Orada her sabah ekrana gelen "Aramızda Kalsın"ın bitirilip yerine Her Şey Tadında'nın yayına sürüleceğini hiç sanmam. Ayrıca hükümetle ilişkisi kuvvetli olan Ilıcalı'nın, bu programa izin vereceğini de sanmıyorum. Yani, Her Şey Tadında ile sonsuza dek vedalaşmış olabiliriz; halbuki her şey tadındaydı aslında...

---

Teşekkürler!..
Program yayından kaldırıldıktan birkaç ay sonra, bu bloğu açmamda ki ateşleyici nokta; programın bitirilişi ardından yazdığım yazıya, program ekibi dahil gelen güzel geri dönüşlerdi. Hele Yüksel Aytuğ'un yazımı yayınlamadan önceki giriş cümlesi beni mest etmişti. Bugün bu bloğu Her Şey Tadında ve ekibine borçluyum yani ve bloğumun üçüncü ayında kendilerine bu yazıyla teşekkür etmek istedim...

Teşekkürler, Jess Molho, Sena Keçeli, İpek Durkal, Turhan Alyakut, Eyüp Kemal Sevinç ve program için emek veren diğerleri...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

twitter.com/BeklenenKral
BeklenenKral@gmail.com

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder