25 Eylül 2015 Cuma

Bir Deniz Hikayesi: İlk bakış


Aslında mazisi Küçük Ağa’ya kadar uzanıyor dersem hiç de yanlış olmaz; Bir Deniz Hikayesi için… Oldukça başarılı bir ilk sezon geçiren ancak ikinci sezonunda yapılan birçok hatayla rakiplerine yenilerek ekran macerasını sonlandıran Küçük Ağa’nın hemen ardından önce dizinin başka bir kanalda devam edeceği dillendirilmiş, daha sonraysa Emir Berke Zincidi başrolünde Erler Film’in yeni bir dizi çekeceği duyurulmuştu…

Emir Berke Zincidi’nin ekran hikâyesi Öyle Bir Geçer Zaman Ki’de hayat verdiği küçük Osman’ı gerçekten başarılı bir şekilde canlandırmasıyla başladı. Daha sonra Erler Film’in radarına takıldı ve uzun yıllar daha birlikteliklerinin mahsulü birçok yapımı ekranda göreceğimiz şimdiden kesin gibi. Sırf onun için sıfırdan iki dizi birden yaratılması da bunun en büyük kanıtı. Küçük Ağa ile çizilen çocuk karakterin bir süre sonra iyice yola gelmez hale dönüşü, o dizinin ipini çektikten sonra şimdi farklı bir konu ağı üzerinden daha uslu-tabi hafif de haşarı- ve akıllı bir karakter izliyoruz. Bu sebeple Bir Deniz Hikayesi’ne biraz da, Küçük Ağa’nın yumuşatılmış çocuk başrollü hali diye bakabiliriz. En azından durumu ben öyle görüyorum…

Kadro

Dizinin kemik kadrosu, Emir Berke Zincidi (Deniz), Begüm Birgören (Zeynep), Emre Kızılırmak (Hakan), Ozan Çobanoğlu (Ahmet), Başak Parlak (Reyhan), Cevdet Arıcılar (Aslan), Caner Kurtaran (Semih) ve Beste Vural’dan (Azra) oluşuyor. Aydın Bulut’un yönetmen koltuğunda oturduğu Bir Deniz Hikayesi’nin senaryosu Aylin Süer’e emanet…

Kısaca hikâye


Babası tarafından annesi olmadan büyütülen ‘modern Ömercik’ Deniz, annesizliğin çokça yoksunluğunu çekmiş ancak babası Hakan onun yokluğunu hissettirmemek için de elinden geleni yapmış. Deniz büyüyüp 9 yaşına geldiğindeyse, hayatında büyük bir değişimin kapısı aralanır. Zira, öldüğünü sandığı annesi Zeynep aslında yaşıyordur ve onun, oğlu olduğunu öğrendikten sonra da yaşadıkları kasabadan İstanbul’a getirmek için büyük bir burs imkanını her şeyden habersiz olan Hakan’a ayarladığı kolej danışmanları aracılığıyla sunar… Hakan’ın önce karşı çıktığı bu fikir, ortalardan kaybolursa Zeynep’in onu bulamayacağı fikriyle pekişip; Deniz’in doktor olma hayâliyle birleşince gerçeğe dönüşür…

Aşktan doğan nefret


Aslında hikâyenin başı, büyük bir aşkı resmetmekte… Yatlarının kaptanı olan Hakan’la büyük bir aşkın içerisine düşen Zeynep’in evlilik yolundaki birlikteliği, kendisini çokça kıskanan-benim Kül Kedisi masalındaki üvey kardeşlere benzettiğim- kardeşi Azra’nın her şeyi mahfetmesiyle bambaşka bir hâl alıyor. Ablasının olmadığı zamanlarda Hakan’a sürekli kur yapan, aklını çelmeye çalışan Azra; bunu başaramayacağını anladığındaysa bu sefer arkasından babasına kuyusunu kazmaya odaklanıyor. Onu tam bir para avcısı ve her kadınla, hatta müsaade etse kendisiyle bile gönül eğlendirecek biri olarak sunduğu babası da istediği kıvama çok kolay gelince, gerisi çorap söküğü…


İlk başlarda evliliklerine çok da ses edecek gibi durmayan Aslan, Azra’nın dolduruşlarıyla evliliğin bir numaralı karşı çıkanı oluyor. Zeynep’i evlatlıktan reddetme tehdidi dahil her yola da başvuruyor ancak, ikisini de birbirinden koparamıyor. Onlar kaçıp gizlice evlendikten sonra kızının hamile olduğunu öğrendiklerindeyse, aslında büyük bir kötülüğün ayak sesleriyle onları affetmiş gibi davranıp Hakan’ı şirketlerinde üst düzey bir pozisyona getiriyor. Onun için ayarladığı sekreterle anlaşıp, bin bir fışkı yemelerinin ardındansa Zeynep’i kandırmayı başarıp emeline ulaşıyor…

Hamileliğin son döneminde olan Zeynep, otel odasında Hakan’la sekreterin çıplak görüntülerini gördükten sonra ona postayı koyar ve sancısı tutup hastaneye kaldırılır. Doğan çocuğuysa Aslan kat hemşiresini ayarlayıp öldü göstererek, Hakan’a verir… Hakan İstanbul’dan ayrılır, Zeynep ise yaşadıklarının stresinden uzaklaşmak için yurtdışına taşınır…


Tam 9 yıl sonraysa bir yıl önce evlendiği zengin iş adamıyla Türkiye’ye dönüp bir yat gezisine çıkan Zeynep, uğradıkları kasabada karşılarına çıkan şirin çocuğun bir süre sonra oğlu olduğunu öğrenince çok büyük bir şok yaşar. Hakan’ın onu kendinden kaçırdığını düşünerek, ona daha çok bilenir ama bilmediği her şeyin babasının başının altından çıktığıdır. Bu noktada da onun en büyük yardımcısı, o zaman da olayların içerisinde olan şoförleri olacak belli ki... 

Hakan da taşındıkları kasabada yıllardır altlı üstlü oturdukları hem ev sahibi olan hem de bir süre sonra aile kıvamına geldikleri komşularının kızı Reyhan’la tam nişanlanmanın arifesindeyken düştüğü bu sürecin içinden nasıl çıkacak bilinmez. Lakin olan Reyhan’a olacak gibi duruyor şimdiden…

Eleştiri-yorum-

Dizinin Deniz karakteri üzerine kurulduğu her sahnesinden, her karakterin ağzından çıkan söylemden çok net anlaşılıyor. Bu yüzden de bu tek kalıp durumun bir süre sonra bir zarar doğurup doğurmayacağının iyice düşünülmesi gerekiyor. Zeynep/Hakan/Reyhan aşk üçgeni bu duruma alternatif olması açısından iyi bir malzeme. Ancak o da Deniz karakterine feda edilir ve aşk üçgeni hemen çözülürse yandık… Bunun dışında özellikle TOTAL izleyicisini memnun edeceği ve uzun soluklu bir yapım olacağı kesin gibi. Sadece atılacak hamleler, o uzun soluğun muhteviyatının nasıl olacağını ayrıca belirleyecek…


Zincidi’nin performansı her zamanki gibi. Rolünün üstesinden geldiği belli. Emre Kızılırmak’ı ilk defa böylesi-özellikle de 9 yaşında bir çocuk babası- bir rolde izleyeceğimiz için yadırgarım diye düşündüm ama o da başarılı bir baba performansı ortaya koymuş. Begüm Birgören için denecek söz olmadığıysa kesin… Diziyle ilgili en yüksek perdeden dile getireceğim eleştirim, müzikleri olacak. Sanki 90’lı yıllardan kalma eski bir dizinin tekrarı yayınlanıyormuş gibi hissediyorum her dinlediğimde. Bir de jilet alıp kendimi kesme dürtüsü kaplıyor içimi nedensizce. Kesinlikle çok fazla arabesk kaçmış. Erler Film’in bunu daha önce Alev Alev’de de yaptığını düşünürsek gelenek haline getirdiği kesin…

Son kertede uzun soluklu olacağı belli bir Kanal D dizisi diyebiliriz onun için. Eğer sırf Deniz üzerinden işlemezse, izleyici kitlesini çeşitlendireceği de açık. Tabi bunların hepsini zaman gösterecek. Bekleyelim, görelim…


Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder