17 Ocak 2016 Pazar

Big Brother Türkiye: Biz mi seçtik abi?


Aslında çok keyifli olması lazım. Çokça eğlenmemiz vede beraberinde heyecan duymamız. Çocukluğumda kalmış olmasına rağmen BBG'yi nasıl da ilgiyle takip ettiğimi çok net hatırlıyorum mesela. Mesela yarışmacıların ne kadar sinir bozucu olursa olsun, izlenir olduğunu da. Ama Big Brother'da durum ne yazık ki öyle değil. Hele de biri durduk yere öne çıkmaya başladıysa ve ortaya atılan felaket senaryoları bir bir gerçekleşiyor; yapım da bunu sessizce izlemeyi tercih ediyorsa...

Deşifre hesaplarının varlığı

Yarışma ile ilgili benim bildiğim iki deşifre hesabı var. Evde ne olup bittiğini, kimin hafta sonunda eleneceğini, kimin lider olacağını, yarışmanın sonunda kimin birinci yapılacağını falan dillendiren cinsten. Hani bir değil, iki değil her yazdıkları çıkınca da insan ister istemez itimat etmek zorunda kalıyor. Peki, bu çok güzel. Ben izleyeceğim film ya da dizilerle ilgili eleştirileri ve yorumları da öncelikle okumayı çok severim. Ama bu bir yarışma ve yayın sırasında da seyirciye bir heyecan yaşatmak isteniyorsa, önce bu hesapların fişini çekmek gerekmiyor mu?.. Ya 'battı balık yan gider' durumu söz konusu ya da umursanmıyor falan zannediyorlar. Lâkin bilsinler ki, artık eleme önceleri ziyaret edilen yegane hesaplardan oldular...

Biz mi seçtik abi?

Yarışmanın kendisine gelirsek, ne zaman o açılma olacak hâlâ merakla bekliyorum. Ama sanıyorum Star TV umudu kesmiş ki, gece 02:45'e kadar ötelenmekte gece yayınları. Tamam iyi reyting alamıyor. Ama bunun suçlusu bizler değiliz ki? O yarışmacıları seçip de biz mi soktuk içeri? Bir reklam oyuncusu-Alphan-, Bu Tarz Benim yarışmacısını-İdil- yüz binlerce kişi içerisinden biz mi belirledik? O yüz binlerce kişi içerisinde Funda, Seda, Hüseyin, İdil mi öne çıkmıştı da yarışmaya dahil ettiniz? Madem bu isimleri dahil dip kendi ayağınıza da sıktınız, en azından canlı yayın neden vermiyorsunuz?.. 

Canlı yayın nerede?

YouTube kanalında verilen yayının canlı olmadığını anlamak için âlim olmaya hiç hacet yok. Büyük olaylar olduğu ya da kavgalar çıktığında, kameranın akvaryuma fokslandığı da mâlum. E tüm bunlar olurken, canlı yayın bile canlı değilken biz nasıl Big Brother için heyecanlanalım? Nasıl deşifre hesapları "her şey kurgu, kim gidecek kim kalacak belli. Belirli bir senaryo veriliyor onları oynuyorlar" derken neler olacak diye merak edelim?.

Ben gerçekten anlamıyorum. Bu onlarca ülkede yapılmış, halen birçok ülkede de devam eden bir yarış. Dünyanın en büyük Big Brother evini yapmayı biliyorsunuz da, yarışı orijinal formatında neden devam ettirmiyorsunuz? Daha mı zor geldi?. Yahu ekranda yayınlansa anlarım. Uygunsuz söz/hareket vs olur RTÜK'te ensemize yapışır diye korkabilirsiniz. Ama RTÜK'ün YouTube yayınlarına karışmadığında sanırım hemfikiriz? Eee? Böyle olunca, gerçekten her şeyin kurgu olduğu kabul mu ediliyor? Canlı yayının nasıl durdurulduğu ve tekrar açıldığında da kaldığı yerden yayına nasıl devam ettiği meselesine ise hiç değinmeyeceğim. Ben ilgiyle tüm bu hatalardan dönüldüğü bir ikinci sezon bekliyorum. İkinci sezon olur mu o da muamma ya, neyse...

Funda'nın gerçek yüzü

Deşifre hesaplarının üzerine odaklandıkları tek bir isim var; Funda. Yapımcının arkadaşının sevgilisi vs. gibi söylemler dile getirilmekte-dışarıda bir sevgilisi olduğunu söylemesi ama kim olduğunu açıklayamamasını da buna bağlamaktalar-. Açıkçası nedir ne değildir bilmiyorum. Yarışmayla ilgili ilk yazımda da hakkında pek iyi şeyler yazmıştım. Ama aradan geçen zamanda onun da gerçek yüzünü, o yazıda özellikle belirttiğim 'mahalle' tarzının iyice ayyuka çıktığını görüyorum. Yazılmamak için, yalanlardan yalan beğenen Seda ile son hafta çevirdikleri dümense en büyük voleleri oldu. 

Seda ile Funda arasında ne fark var?

Yalnız Asuman Krause, geçtiğimiz hafta Seda'nın hastalık ve bayılmalarının yalan olduğunu açıkça dile getirirken, bu hafta Funda'nın "Hüseyin neden hiç yazılmıyor abi?" diyişini nasıl hiç deşmedi? Normal şartlarda, onu orada el ense yere sermesi gerekirdi. E durum böyle olunca da, hoop geliyoruz korunup/kollanma meselesine. Çünkü haşin bir girişle, konuyu ilk başta deşmeye çok meraklıydı. Sonradan ayağını birden gazdan çekmeyi tercih etti nedense. Kısmet tabi...

Onur ve yalandan aşkları

Seda-Onur arasındaki aşk meselesine hiç girmeyeceğim. Pek sevmediğim halde orada Çağla'nın haklı olduğuna inanıyorum. Onur'un yaş mevzusunu öne atıp, yaş olarak ona yakın olan Seda'ya yürümesinin tek sebebi de beğeni noktasında. Çağla'ya tipi olmadığını söyleyemeyip öne yaşını attı; ama Allah'ın sopası yok iki gün sonra tüm ergenliğiyle evde "Seda da Seda" diye dolandı. Peki gerçekten aşık mıydı? Tabi ki hayır. Onun derdi canı sıkılmasın diye kendisine meşgul olacak bir şeyler yaratmak. Tıpkı Seda'ya olduğu gibi başlarda Gülşen'e de meylettiği mâlumunuz. Bu arada kendini çok yakışıklı ve çekici hissetmesi noktasında da alıyor beni bir gülme; hiç sormayınız...

Elenmesi şart ilk üç isim

Seda'nın elenmesi şart. Artık yalanlarına da, ağlamalarına da katlanamıyorum. Funda ile bir olup, mahalle teyzeleri gibi herkesin arkasından dedikodu yapıp, sonra en iyileri kendileriymiş gibi yine herkesi birbirine düşman etmelerine ise sinir oluyorum. Birinden biri bari gitsin de, öteki köşesine sinsin. Ardından da Funda ve İdil ikilisine sıra gelse ne iyi olur. Elenme listesine yazılmamak için Rezan'la olan tüm konuşmalarını yalanlayan İdil'i de unutmadık...

Ve temenniler...

Bakalım, gecenin yarısında yayınlanıyor ama kaydedip vs. bir şekilde takip ediyoruz. Her şeyin bir kurgu olduğu, deşifre hesaplarının günler öncesinden olanı biteni yazmasından biraz gözümüze batıyor ama tüm bunları da yazmak gerekiyor. Bu sabrı daha ne kadar göstereceğim, gerçekten ben de çok merak ediyorum...

Söz konusu deşifre hesaplarından birisi @MahmutNahmut diğeri de @AdolfTay.

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder