21 Ocak 2016 Perşembe

Poyraz Karayel: Evlilik teklifinin böylesi


Sürprizleri sevmeyen insan çok azdır. İyi bir şeye kavuşma arzusunun oluşturduğu dürtüden beslenir bu sevgi. Yarattığı değişikliktir, o sürprizi sevilir yapan. Yeni bir maceraya açılma vaktidir kimi zaman. Kimi zamansa, insanın ödü ağzına gelir... Yani bu biraz da sürprizi kimin yaptığıyla ilgili bir meseledir. Sonunda yine iyi bir şeye kavuşursun ama gidiş yolu korku dolu olunca, oracığa bayıla da bilirsin. Tıpkı Ayşegül'ün başına geldiği gibi...

41. Bölüm


Poyraz'ın şu zamana kadar tanıdığımız aşıklardan birisi olmadığı mâlumunuz. Ayşegül'le birlikte, yine daha önce pek de şahit olmadığımız bir çift oldukları da... Ama bu farklılığın bazen uçurum kenarlarında gezmekle eş olduğu da apaçık ortada. Ayşegül'e, "nefesini kesicem" dedi ama ucunun bayıltmaya kadar varacağını kimse düşünemezdi. "Mutluluk" üzerine sarf ettiği aşırı gerçekçi tespitlerin ardından balkon korkuluğuna çıkıp da kendisini aşağıya salmasına şaşırmayıp da ne yapalım şimdi? 



Kafamız karışsın diye de araya başka bir sahne iliştirildi ama eminim herkes Poyraz'a ne olduğunu düşünmekten o sahneyi dikkatle izleyemedi bile. Anladık ki sonradan bizim oğlan her şeyi hazırlamış, gerçekten de Ayşegül'ün nefesini kesmeye meyletmiş. Ama o şokla çocuk düşmediyse, ne âlâ... O da Poyraz'ın çılgınlığının bir yansıması. Ethem Özışık'ın aklına, İlker Kaleli'nin şahane oyunculuğuna sağlık...


Bir yanıyla bu evlilik teklifinin büyük bir kırılma olduğu doğru. Lâkin, peşi sıra yaratacağı birçok kırılmayı da beraberinde taşıması olası... Mâlum, geçtiğimiz bölümün sonunda tanıştığımız gerçek Adil Topal'ın pek de insanlıktan nasip almamış olduğunu anlamamız uzun sürmedi. Babacan görünüşünün de bir yanılgıdan ibaret olduğuna çok güzel ikna etti bizi. Bahri ile olan hesaplaşmasını anlatışı, kendini Kaf dağına eş görmesi ama en önemlisi de, Ayşegül'den doğan bir torunu asla kabul etmeyeceği gerçeği sinir bozucuydu. 


Şu zamana kadar Poyraz'ın her anını takip etmiş olması, üzerine Ayşegül'ün hamile olduğunu ondan önce öğrenecek kadar eli kolu uzun olması ise iki kere sinir bozucuydu. Tabi özellikle Ayşegül meselesi, geçtiğimiz bölüm yorumlarından birinde değindiğim olası bir teorinin gerçek çıkma ihtimalini de arttırdı... Despina aslında Adil'e çok yakın, Bahri'nin aklını bulandırması için gönderilmiş birisi olamaz mı? Adil'in intikamını alacağı ana kadar yanında olup, en sonunda sırtından hançerlemesi için gönderdiği... Gidişi, belki de bu oyunun onu çokça yaralamasındandır ya da bir bakmışsınız, Bahri'nin yazdığı mektubun yarattığı etkiyle geri dönmüş. Ya plâna kaldığı yerden devam etmek için ya da gerçekten iyi biri olarak Bahri'nin yanında kalmak için. Hepsini elbet göreceğiz. Ayşegül'ün hamileliği meselesinin Adil'in ağzından ilk duyulması, ardından Despina'nın onu arayarak kan değerlerindeki bir değişiklikten bahsedip hamilelik testi yaptırmasını istemesi tesadüf olamaz gibi...


Çakma Adil bile gerçeğinin yanında yunmuş yıkanmış kalırken, Poyraz'ın da bir an için olsun "Keşke gerçek babam o olsaydı" diye iç geçirdiğine eminim. Zira onun gibi sadece Ayşegül'den ayrılmasını isteyen birisi yok şuan karşısında. Ayrılmazsa en büyük kötülüğü yapacağını gerine gerine anlatan bir baba figürü var. Poyraz'ın bundan sonra canı gerçekten çokça yanacak... Peki çakma Adil'e ne olur? Eğer ikinci sezon gelen herkesin tek tek gitmesi ihtimali gerçekten yoksa, bir süre daha onu piyon niyetine kullanabilir. Yok, Mete'nin ardından Dafne, Despina ve onu da yolcu edeceksek; durum gerçekten sıkıntı belirteyim. Ucu Meltem'e bari dokunmasın rica ederim...


Ha illa birini yolcu edeceksek, Songül var?.. Şöyle bir eşek cennetine kendisi pek yaraşır. Ama olur mu, senaristimize göre ona dört ayağının üzerine düşmeler daha çok yaraşır!.. Tamda tahmin ettiğim gibi restoranda olay çıkartıp İpek'in gerçekleri anlatmasını önledi. Malikaneye geldiler, Bahri her şeyi duydu; dört ayağının üzerine düşmesi yetmedi, bir de ekmeğine tereyağı sürüldü. Kendini acındırıp istediği bir ev, istediği kadar para, özel araba ve şöförü de boşanma karşılığında kaptı... Daha ne olsun yahu?.. İpek'in midesi geniş sevgilisi durumu öğrenip de karşısına dikiliverdi ama Songül onu da üçe beşe katlar, yetmezse öldürür suçu birinin üstüne atar kurtulur. Öyle çok şey yapmamak lazım yani. Songül şanslı kadın, Özışık sağolsun...




Bu bölümün en renkli sahneleri, çakma Adil'in tutulduğu yerden kaçırılmasıyla birlikte gelişti. Poyraz, Zülfikar, Taş kafa, Sefer ve Meltem'in bir olup giriştikleri tezgahın sonunda, her şeyin ortaya çıkması ama yine de sus payı vermeleri ise enfesti. Bu arada, "Bana güvenmiyor musunuz?" diye soran Poyraz'a "Yööö" cevabı veren Sefer, Zülfikar ve Taş kafaya ne kadar güldüm anlatamam. E adamlar haklı ve günün sonunda da yanılmadılar. Yanlarına kâr olarak, taktıkları maskelerin onları çok tatlı yapışı kaldı...


Sefer ve Sema cephesindeki çocuk mevzusuna da değinmeden olmaz. Sema'nın bir çocuk yapmak istememesi çok doğal. Hastalığın ona geçme ihtimali, yaşadıklarının aynısını çocuğunun da yaşaması demek. Bunu kendisi dahi kaldıramazken, ona nasıl yakıştırabilir ki?.. Bahri baba yine babalığını konuşturup şahane bir fikir atınca ortaya, hiçbir dert kalmadı tabi. Öksüz bir çocuğa kol kanat germek gibisi var mı?.. 


Tıpkı Sefer'in çocukluğunda, arzuladığı gibi... Yüksek bir ihtimalle, Poyraz ve Meltem'in abisi çıkma ihtimaliyle eş hem de!.. O aile fotoğrafındaki üçüncü çocuğun o olma ihtimali, çok çok yüksek. Poyraz'ın abisi olarak onu izlemek de dev farklı olur. O meseleyi de yakında öğreniriz. Bakalım, Adil'in kötülükte nirvana kişiliği daha nelere müsait?..

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder