30 Mayıs 2016 Pazartesi

Hayatımın Aşkı: Aşkın gözü ne kadar kör kalabilir?..


Bazı zamanlar ne yaparsak yapalım, başarılı olamayız. Verdiğimiz tüm mücadele bir hiçten ibarettir ve ileriye gittiğimizi sandığımız kadar, geriye gitmiş buluruz kendimizi. Gerçekten ne istiyor olduğumuzu bilsek de gerçeklerin ne olduğunu bilmediğimiz sürece her şey boş. Tıpkı Gökçe'nin içerisinde olduğu durum gibi. Demir'i elde etmek için her şeyi yapıyor. Onun sözde sınavından geçmek için amansız bir çaba sarf ediyor. Ama bilmiyor ki, ne o sınavın ne de Demir'in kalbinin -henüz- bir parçası...

3. Bölüm


Demir ilk bölümden beri çizgisini bozmadan devam eden bir karakter. Yalnız üzerine bir şeyler eklemeyi sürdürdüğü de açık. Belirtmek gerek ki masum bir kız bulacağım derken tam çakalına denk gelmesi ve hiçbir açık hissetmemesi de, Gökçe'nin kendine karşı bir şeyler hissettiğini bir türlü anlayamaması da oldukça büyük bir saflık. Daha sert bir terim kullanırdım ama yapmayacağım. Senin karşında aslında tam da istediğin gibi biri var ama sen görmüyorsun. Yetmiyor, belki de gerçekte hayâllerinin kadını olacak o'nu her fırsatta yerin dibine sokuyorsun. Gün gelip pişman olduğunda Gökçe'yi Kaan'a kaptırmış olursa ne yapacak peki? O zaman hâlâ Demir-Gökçe ikilisini destekliyor olacak mıyız orası bile muamma... 

Yeliz meselesine gelirsek, geçtiğimiz hafta yorumumda belirttiğim gibi fazla 'boş' bir karakter. Demir'in onun gerçek yüzünü görmemek için verdiği mücadele de paha biçilemez. Yahu bu kız, böylesine büyük ve ünlü bir reklam ajansının patronunu nasıl tanımıyor olabilir? Hadi tanımıyor, Google Görseller ne güne duruyor?. Demir bunları nasıl düşünemiyor?.. Olan her durumda Gökçe'ye olurken, bari daha dişli görünen biri olsaydı da içimiz gam yemeseydi. Mesela, Kiralık Aşk'ta Defne'nin başlarda en büyük rakibi Yasemin'di. Ama rakip gibi rakip yani. Kim olsa kafasını karıştırır bir hâl, tavır ve edaya sahip. Bu kızımız ise mıy mıy. Demir'in zevki buysa, zaten Gökçe ardına bakmadan kaçsın...


Tabi kaçmaz. Aksine bir süre daha yılmadan mücadele eder. Ne zaman pes eder, onu da bilmem... Bu bölüm yine Gökçe'nin üzerine fazlaca yüklenilmişti ama diğer bölümlerde olduğu gibi yoğun bir şekilde sunulmadı. Daha az ve daha ilgi çekiciydi her sahnesi. Enerjisine hayranız ama bir karakteri 150 dakika boyunca her sahnede görmenin, çok da iyi bir izlenim doğurmadığını itiraf etmek gerek... 


Demir'in kendisini bir sınava tabii tuttuğunu sanan, uğruna dayak yiyecek kadar saf ve gerçekleri göremeyecek kadar da kör, Gökçe. E boşa dememişler aşkın gözü kördür diye de, aşk sonsuza kadar süren bir şey değil. Bakalım o pembe bulutlar dağılmaya başladığında neler olacak. Ben asıl o kısmı çokça merak ediyorum. Demir'in Gökçe'nin peşinde koşacağı zamanlara hemen gelsek nasıl olur acaba?.. 


O sıralar Kaan'ı da merak ediyorum ben. Şimdilik ilk bölümden farklı bir yerde değil. Oldukça sönük bir karakter. Acaba bir yerden sonra on bin bakımına alınacak ve o zaman mı, Gökçe için daha cazip bir hale gelecek? Şuan motorunun üzerinden indiğinde, gayet sıradan birine dönüşen bir Kaan var zira karşımızda. Hele o saçları... Biri eline makas alıp kessin artık yiter!..


İki bölümdür sadece adı anılan, kendisi ortalarda görünmeyen ve anlatılanlardan çokça eğleneceğimizi garanti eden bir karakterdi Bartu. Umulanı verdi mi peki?.. İtiraf etmek gerekirse, evet. Ayrı bir dinamik kattı mı? Kesinlikle... Peki, her bölüm böyle bir karakter çekilir mi? İşte büyük bir soru işareti...


Ailesinin kendisinden yaka silktiği kadar var Bartu. Olumlu olarak sayabileceğimiz tek bir yanı dahi olmayan karikatürize bir karakter. Çok konuşan, çok yiyen, çok pis, çok kaba, çok anlayışsız... Ne kadar olumsuzluk isterseniz onda. İzlemesi ilk bölüm için keyif verdi ama böylesi bir karaktere uzun vadede katlanılabilir mi hiç bilmiyorum. Sadi Celil Cengiz şahane bir performans ortaya koymuş. Birkaç bölüm içerisinde biraz yumuşatılırsa karakter, bir fenomen bile olabilir. Bu haliyle mi? Sadece tüm çocuklara, "Bak anne-baba sözü dinlemezsen ileride böyle bir şeye dönüşürsün!" diye örnek gösterilebilir. Aman eksik kalsın dediğinizi duyar gibiyim...


Gelecek bölüm fragmanı yine evlere şenlik. Gökçe'nin Demir'in peşinde hafiyeliğe çıkışı ve ardından yaşananların onları nereye taşıyacağını merak etmiyorum dersem yalan olur. Ve bir de o yüzüğü işaret olarak görmek de nesi gerçekten? Demir bu kadar abartmaz herhalde? Keseriz o baklavalarını!..

Beklenen Kral

1 yorum :

  1. kaana sönük karakter demişsiniz ama asıl demir baklavaları dışında bişeyi olmayan düz bir karakter kaanın insancıl gökçeyle eğlenen yardımcı olan anlaşan birçok yönünü görüyoruz ama demir karakteri klasik zengin faktör ve kaan serseri tavrı kaarizması ve gizemiyle çok daha ilgi çekici bir karakter

    YanıtlaSil