17 Ocak 2017 Salı

İçerde: BU NE CESARETTİR YARABBİ!


Bir döngü halini alınca bazı şeyler, gerçekten kabak tadı verebiliyor. Ne kadar böyle tabir etmeyi sevmesem de, tamamen öyle. Olay içinde olay, oyun içinde oyun durumunun artık bir son bulması gerektiğine inanıyorum İçerde'de. Çünkü artık gösterilen her şeyin ardında, başka bir boyut arar olduk. Ve nitekim yanılmıyoruz da. Ancak şahsen ben yanılmamaktan yoruldum...

17. Bölüm


Sarp'ın Umut mücadelesini tamamen bıraktığı bir sürecin içerisindeyiz. Farkındaysanız, her bölüm en az on kez andığı ismi şimdilerde neredeyse hiç anmıyor. Karşısına çıkan biri sorarsa, belki. Tüm ilgi, alâkası Melek'e kaymış durumda. Dizideki neredeyse tüm erkek karakterlerin öyle ama Sarp için durumun biraz daha farklı olması gerekir bence. Başlangıç noktasına tekrardan dönmesi ne kadar mümkün bilemiyorum ancak artık kardeşi için kötülerle mücadele eden bir Sarp izlemediğimi biliyorum. Bu rahatsız edici bir dönüşüm. Ve karakterle aramızdaki etkileşimi zedeleyecek ölçüde de önemli bir hata. Zira biz Sarp'ın kardeşini bulma mücadelesini sevdik. Onun için itibarından vazgeçişini izledik. Onun için aylarca hapiste yattığını gördük. Ve şimdi sadece Melek için çaba sarf ediyor...


Polisiyelerde aşk yaşayan baş karakterler olmasını severim. Ama her polisiye dizide böyle olması taraftarı değilim. Çünkü asıl amacından bir yerden sonra ister istemez seni saptırıyor. Ve asıl amacın uğruna değmeyecek bir karanlığı resmediyorsa bu durum, daha da vahim. Sarp'ın aşk hayatı bu kadar derin olmamalı. Onu daha çok kardeşi için mücadele ederken izlemeliyiz. Melek için endişelensin, aşkını da istiyorsa yaşasın ancak, kardeşini ardında bırakıp birçok saçma riske girmesin. Fragmanda gördüğümde, Rus ruleti sahnesinde bir dümen çevireceğini anlaması zor olmadı. Zira amacından sapmanın dışında, Melek için kendi ve canından çok sevdiği annesi ile kardeşinden vazgeçmiş olurdu-ki bunun adı gerizekalılıktır. Şimdiye kadar örneğine pek rastlamadığım, ütopik bir hamleyle kurşunu silahtan çıkartmış olması iyi fikir yani. Tabi dediğim gibi, fazla ütopik. Melek için gözünü bu kadar karartabileceğini Celal'e göstererek ne elde edecek onu da anlamadım. Açıkçası yersiz bir gövde gösterisiydi. Sadece itibarını korumuş oldu ki, ona 'aşırı delilik' de diyebiliriz. 


Bundan sonraki süreçte umarım yeniden eski formuna dönmüş bir Sarp izleriz. Mert ile geçtiğimiz bölüm sonu karşı karşıya gelişinden de bir şey çıkmamışken, az biraz ondan da şüphelenmesi gerektiği artık apaçık ortada. Ondan önce Yusuf müdür şüphelendi ki, bu da normalde olan bir şey değil. 17 hafta geçti, onca plân, onca operasyon, onca delil çöp oldu; akıllarına ancak Mert'in içerde olabileceği fikri geldi. Halbuki Aslan'ın evinde buldukları birkaç hat, iki deste para Celal'in adamı olduğundan emin olmalarına yetmişti(!).. Sarp kaydın silinmiş olduğunu duyduktan hemen sonra, Mert'in bilgisayarında bulunmasından şüphelenmeliydi. "Füsun teyze için, Eylem için" masalını da kimse yemesin rica edeceğim. Çokça desteklediğim bir sevgi ve aşkı böyle kullanmayın. Tamam Mert sevdiğim bir karakter ama bu kadar karda yürüyüp izini belli etmemek de fazla takdir edersiniz ki...


Her bölüm ölen ya da yeniden ortaya çıkan kötülerimize gelirsek; bu hafta onların arasına Yaşar dahil oldu. Ana konu zerre ilerlemesin de, bu kötüler çıksın çıksın ölsün. Hatta öyle kötü olsunlar ki, uyuşturucu ticareti yapan Celal'i dahi sempatik göstersin... Coşkun'un daha akılcı hareket eden bir adam olmasını bekliyordum. Fena çuvalladı. Ayrıca Melek'i kaçırttıktan sonra dövmeye kalkması da, tekrardan iticiliğini katmerlemiş oldu. Flashback marifetiyle zaten ne kadar cani bir adam olduğu her bölüm tekrar tekrar gösteriliyor. Günümüzde de bir benzerine gerek yoktu. Ölür mü peki?.. Hayır. Tıpkı Alyanak gibi, kolay kolay ölmeyecek yan karakterlerden birisi. Zaten Melek, Celal'in eline atıldı ve bu ölmesinin önüne de geçecek gibi. Gelecek bölüm ayrıca Mert'in kırdığı bir pottan, annesiyle ilgili gerçeği de öğrenecek. Coşkun'dan ayrıca bir şekilde bunun öncesinde Celal'in öz babası olduğunu öğrenmiş olma ihtimali de var. Yani her türlü Coşkun ve taktaktakatak'ı bir süre daha olacak. Ama kıro olmaya direnen görüntüsüne rağmen, İstanbul beyefendisi diksiyonuna sahip Yaşar için aynını söylemem çok zor...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder