12 Ağustos 2014 Salı

Kaçak Gelinler: Aşkın her hali



İzlemesi oldukça keyifli, hakkında yazması ise zevkten zevke sürüklemeli Kaçak Gelinler'in sekizinci bölümünün analizini kaleme alacağım bugün de. Alacağım almasına ama hakikaten hava çok sıcak ve nemli... Sanmayın ki bir tatil yöresinden yazıyorum bu satırları; gayet evin -klasik adıyla- oturma odasından yazıyorum. Sonuç olarak bir deniz var tabi, bununla avutabilirim kendimi ben de... Sizin şehrinizde deniz yok mu?.. İyi tarafından bakın, deniz yoksa nem de yoktur. Her güzelliğin bir bedelinin olduğu gibi, denizli şehrin bedeli de bitmek tükenmek bilmeyen nemdir malumunuz... Bu neme karşı pek bir doluyum da ben, bu konuda yazdıkça yazabilirim. O yüzden nem konusunu kapıyorum ve analizime başlıyorum... 

Diziyi geçen bölümde, işbaşı yapan Şebnem'in çalıştığı ofiste bırakmıştık. Patronunun ayda yılda bir uğrayan veliahtı, şansa daha Şebnem'in ilk iş gününde holdinge gelmişti... Gelmişti gelmesine ama bu kişi de kimdi?.. Böyle bir muallaklar, bir muallaklar... Geçen ki yazımda da demiştim ya; sanırsın İngiltere Kraliçesi patronu şövalye ilan etmeye geliyor... Herkes yollarını açıyor, önünde şekilden şekle giriyor, yolları gözleniyor... Tabi hepsi bir sır perdesi içerisinde yapılıyor. Biz bu veliahtı görmüyoruz, meraktayız... Kim ola, kim ola... Elbette, Selim ola... Daha Şebnem'in holdinge görüşme için geldiği ilk andan beri bildiğimiz bir durumu neden bu kadar sündürdüler bilemiyorum. Deşmeyeceğim de bunu, bugün pek didikleyici günümde de değilim zaten.  Neyse, dizi ofisten içeri giren ve Şebnem'in ağzını açık bırakan bu veliahtla bölüm sonuna gelmişti...

Sekizinci bölüm

Bölüm başladığında önce büyük bir şok geçirmiştik hepimiz. Meğersem, söz konusu veliaht Selim'miş... "Hadi be!" dediğinizi duyar gibiyim. Aynen ben de öyle dedim zaten ilk gördüğümde... Ben Kerem Bürsin ya da Ekin Koç falan çıkar sanmıştım, bu veliahtın altından ama öyle olmadı... Lütfen, heyecanı bir kenara bırakın ama artık... Biliyorum bu şokla bu kadar heyecan olağan ama sakin... İğnelerimizi güzelce gediğine koyduğumuza göre(!), hadi devam edelim şimdi analizimize... Selim'i karşısında gören Şebnem elbette -o bilmiyordu girmekte haklı- şoka girmiştir. Her yerde karşısına çıktığı yetmezmiş gibi şimdi de emrinde çalıştığı adamın oğlu olarak karşısına dikilmiştir...  Tam seri laf sokmaları başlayacakken, gelen patron bey oğlunu da almış ofisine geçmiştir... Şebnem tabi düştüğü durumdan ötürü halen şoktadır...


Almilla ise çalıştığı yoga merkezindeki Önder ile dışarı bir şeyler içmeye çıkmıştır. Elbette, peşlerinde de Özgür vardır. Girdikleri kafede, Özgür'ün bir adamı çevirip; onların masaya yönlendirmesi sonrasında altından ne çıkacağını merak ediyordum ki, Özgür yapacağını yapmıştı. Almilla'ların masasına giden adam Önder'e, önceden kendisini kandırmış bir dalavereci gibi davranmaktadır. Önder bu duruma bir anlam verememiştir ama Almilla ufak bir göz gezdirme sonrası ortamda gözüne ilişen Özgür'le durumu kendince açıklığa kavuşturmuştur. Tabi hiç bir şey çaktırmadı, ne olursa olsun kıyamıyor malum kendisi Özgür'e... Birkaç dakika sonra da masaya garson geldi... Bu seferde motorunun çekildiğinin haberini alan Önder, telaşla mekanı terk etti... Almilla biraz önce oturduğu yerde gözleriyle Özgür'ü aramaya başladı tabi. Tam kalkmış olduğunu görmüş ve kafasını çevirmişti ki, kendi oturduğu masada Özgür beliriverdi... Almilla'nın çok güzel sözlerle, Özgür'ü yerin dibine sokması ve mekanı terk etmesi bir olmuştu... Kız şimdi bir yerde haklı yani...


Ege, elinde çiçek kafeye doğru ilerlerken, siyah bir minibüs yol kenarında durmuş ve içerisinden inen iki tane adam, onu kollarından sürüye sürüye zorla arabaya bindirmişlerdir... Bir süre sonra ise -ki bu sürede bir güzel dövmüşler- kafenin önüne getirip arabadan attılar Ege'yi... Tam Kainat'a ona karşı olan hislerini anlatacakken; Ege'yi gören Kainat'ın masadan kalkıp gitmesi ve Ege'ye yardıma koşturması sonrası bozulan Can, içerisinde uzun zamandır dillendiremedikleriyle çekip gitmiştir oradan... Ege'nin sürekli tonu ve şekli değişen eziklerine müdahale ederlerken; dedikodu gurmeleri İzafet ve Memo orada belirivermişlerdir. Memo'nun derdi fotoğrafını çekip, internette paylaşmakken İzafet'in bugün iyiliği üzerindedir... Ege'nin evinde kaldığı arkadaşının da kendisini araması ve artık evinde kalmasını istemediğini söylemesi sonrasında sokakta kalan Ege'ye kucağını açan ise İzafet'ten başkası değildi. İzafet her bölüm senaryoya gittikçe daha fazla dahil oluyor. Bence olmalı da, kesinlikle senaryonun dinamiklerinden kendisi ve onun olduğu sahneler izleme keyfini katlamakta... Bu arada, Ege'nin başına gelen bu durumların sorumlusunun Nermin olduğunu not düşeyim...

Şebnem işten çıkmadan önce aradığı Arda'ya kendini aldırtmıştır. Arda'nın Selim yüzünden birden ilgisinin artmaya başladığı Şebnem'e karşı tavırları gerçekten pek hoş. Bir dediğini iki etmemeye özen gösteriyor ve Şebnem'in bunu tüm sınırlarıyla zorlamasını izlemek pek keyifli. Zira bundan böyle her sabah işe onu Arda götürecektir ve akşam işten çıktıktan sonra da Arda tarafından alınıp, eve getirilecektir. Tabi sabahları uyanmakta zorlanan prensesimizi de, gerekirse o uyandırmak zorundadır. Ah Arda, aklın varsa o nikah masasından kaçtığından daha hızlı uzaklaş oradan diyeceğim ama kaçan nasıl da kovalanıyor değil mi?..


Halsizlikte tavan Ege'nin kollarına girerek İzafet'lere götüren Kainat ve Almilla'nın cılkı çıkmak üzeredir. Kendini iyice salan Ege'yi taşımak ikilimiz için tam bir işkence halini almıştı ki, İzafet'lerin kapısına gelmişlerdi. İzafet'in muhteşem misafirperverliğiyle karşılaması yetmezmiş gibi hiçbir kör noktası olmayan kamera sistemiyle(!) kendilerinin geldiklerini kimsenin görmediğini teyit etmesi kızları oldukça etkilemişti...


Ege'yi orada bırakan Almilla ve Kainat aşağıya inmişken; uyuyan Ege'nin başında bekleyen İzafet'in hayali ekranlarımızı süslemeye başlamıştır... Geçen bölümlerden birinde daha böyle hayal gören ve kahkahaları beraberinde sürükleyen İzafet, yine aşırı "çekici" olduğu hayallerinden birisine daha dalmıştır... Ege'nin yattığı yerde kendisi yatıyordur ve hastalığının şımarma evresindedir... Pek tabi dizinin dört yakışıklı erkeği; Selim, Can, Ege ve Özgür'de onun iyileşmesi için didinmektedir... Etrafında dört dönen erkeklere kur yapan İzafet'in ise keyfine diyecek yoktur... Ah, İzafet; çok üzülüyorum sana ama gülmekten de alamıyorum kendimi düştüğün durumlara... Tam hayalinin en ateşli yerindeyken ise annesi telefon etmiş ve hayali yarıda kesilmiştir...

Ege'nin İzafet'te kaldığını öğrenen Şebnem ise tahmin edeceğiniz gibi haline hiçbir şekilde üzülmemiştir... Hatta akşam İzafet'lere topluca gittiklerinde, Ege'nin düştüğü duruma demediğini bırakmamıştır. Seri laf sokmaların ardından ise Almilla ve Şebnem kalkmış, bir geceye partiye giden Seniha dönmeden eve gitmek istemektedirler.


Onlar tam gitmiş, bizimkilerde yatmışken; İzafet'lerin kapısı deliler gibi çalınmaya başlamıştır. Uyanan üçlümüzü ise kapıda bir sürpriz beklemektedir. Seniha gelmiştir ve onu gören İzafet ve Kainat kaldırdıkları gibi Ege'yi saklamanın peşine düşmüşlerdir. Kapıyı açtıklarında ise azarlanacaklarını sanarlarken; doğruca telefona koşturan Seniha polisi aramıştır... Gece partiden dönen Seniha eve girmeye çalışan birisini görmüştür ve hırsız olduğu anlaşılan bu kişinin ise an itibariyle başı derttedir... Ancak, durum hiç de görüldüğü gibi değildir. Seniha'nın hırsız sandığı kişi, Almilla'ya  sürpriz yapmak isteyen Özgür'den başkası değildir... Polislerin gelip doğruca karakola götürdüğü Özgür, oldukça çaresizdir. Almilla'yı aramasının ardından durum netleşmiştir ama Seniha'nın hiç de gidip onu çıkartmaya niyeti yoktur. Ancak, bizimkilerin ağlak suratlı hallerine dayanamayıp, karakola gitmeyi kabul etmiştir. Parmaklıkların ardına düşmekten son anda kurtulan Özgür ise yapmak istediği romantiklikle, Almilla'yı etkilemeyi başarmıştır ama Şebnem'in dürtmesiyle kendine gelen Almilla yine beş karış surata bürünüp, karakoldan ayrılmıştır...


Tüm bunların üzerine sabah olmuştur ve Arda Şebnem'i uyandırmadığı gibi kendi de uyanamamış ve Şebnem'i almaya gitmemiştir. Almilla'nın uyandırdığı Şebnem ise bu sırada küplere binmekle meşguldür. Aradığı Arda'nın dünyasını burnundan getirdikten sonra ise yola koyulmanın vakti gelmiştir. Kızlardan yardım almayacağına dair kendisine söz veren Şebnem, tüm teklifleri ve dolayısıyla taksiyle işe gitmeyi reddedip; hiç denemediği başka bir yolculuğu deneyecektir... Aynen düşündüğünüz gibi, Şebnem dolmuşa binmiştir ve resmen dolmuşta terör estirmektedir. Yanında dikilen tüm adamları o daracık mekanda dahi kendinden uzaklaştırmayı başarmıştır. Tabi bu sırada hem şöförü hem de telefon eden Arda'yı da haşlamayı ihmal etmemektedir. Ah, Şebnem bir tanesin... Holdinge vardığında ise onu bir sürpriz deryası beklemektedir... Arda, Selim, Seniha, Müfit, Tekin (babası) ve kızlar seri halde çiçekler göndermişlerdir...

İki gündür Can'a ulaşamayan Kainat'ın aklına çalıştığı kanalı aramak gelmiştir ve bu telefon görüşmesi sonrasında, Can'ın kanaldan atıldığını öğrenmiştir... Üzerine bir de, kendileriyle röportajı geri çevirmesi ve kanal imkanlarıyla kardeşini getirtmesinin kovulmasına sebep olduğunu duyunca oldukça da üzülmüştür... Tam bu sırada onu kovan editörün telefonunu Müfit'e buldurttuğunu sanarken biz o, Nermin'in numarasını buldurmuştur. Nermin'le bir kafede buluşup Ege için hesap soracakken; Nermin'den gelen karşı atakla neye uğradığını şaşıran Kainat orayı derhal terk etmiştir. Nermin ise aslında kiracısı gözüken Ege'den birikmiş kiralarını almanın, yani onu süründürmenin planları içerisindedir. Avukatına hemen talimat vermiş ve o da işe koyulmuştur...


Patronuyla bir yemeğe katılan Şebnem'i ise bir sürpriz beklemektedir. Yemekte kendilerine Selim'de eşlik edecektir. Grantuvalet giyinmiş bir şekilde gelen Selim'in, kendisinin sadece omzuna dokunması ancak, diğer kadın müşterinin elini öpmesine oldukça içerleyen Şebnem'in şalterleri atmak üzeredir. Sürekli kadınla bir kur halinde olan Selim'e gözlerini belerte belerte bakmayı ihmal etmez ama Selim'in niyeti zaten, onu kıskandırmaya çalışmakken bu belertmeler bir işe yaramamaktadr. Tabi onun da imdadına sürekli arayan Arda yetişmiştir. Bu durumda da iş birbirlerini kıskandırma düellosuna dönmek üzereydi ki babası ve konuklar oradan ayrıldılar... Şebnem'le baş başa kalan Selim ise her zamanki gibi rutin didişmelerini yaşamaktadırlar...


Akşam olmuş Şebnem'i ısmarlama bir isteme töreni beklemektedir... Arda'ya kendisini Seniha'dan istemesini şart koşan Şebnem, istediğine kavuşmuştur... Arda elinde çiçek, çikolata gelmiştir. Tam kızlar kahve hazırlarlarken Kainat'a bir mesaj gelmiş ve kitlenmiştir. Daha sonra ise aceleyle evden çıkıp yola koyulmuştur...


Bölüm boyu oldukça içerlediği Kainat'a tepki olarak geçen bölümde reddettiği, Toroslar'da on beş günlük belgesel çekimi teklifini Can, kabul etmiştir. Tam hazırlanmışken, Özgür'ün eve gelmesi sonrası vermek istediği son dakika haberini aslında yine son dakikada ama gitmesine bir müdahale olma ihtimaliyle vermiştir... Özgür onu gitmemeye ikna edememiştir ama Kainat edebilirdir... Kainat'a mesaj atan Özgür ise elinden geldiğince Can'ı oyalamaya çalışmaktadır ama ne çare... Kendisini almaya gelen araba kapıdadır... Can tam Özgür'le vedalaşmış ve arabaya binmişken villanın kapısında Kainat'ın içinde olduğu taksi belirmiştir... Ve arabalardan inen ikilimiz karşı karşıya gelmiş, sekizinci bölümün perdesi inmiştir...

Aşkın her halini gördüğümüz Kaçak Gelinler, yine olağanüstü bir bölümle karşımızdaydı anlayacağınız. Bu bölümün karşılığında ben de destan yazmış bulunmaktayım... Haftaya karakterlerimizi hangi maceraların beklediğini tahmin etmek fragmandan az-çok kolay ama biz yine de aynı merakı ve heyecanı yitirmeden yeni bölümü beklemeye devam edelim derim...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

twitter.com/BeklenenKral
BeklenenKral@gmail.com

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder