19 Ağustos 2014 Salı

Ulan İstanbul: Bir de zorlamasa


Bir hafta soygun, bir hafta Ceyhun'dan paçayı kurtarmak üzerine işleyen senaryosuyla Ulan İstanbul; soygun sahneleri olmadan da iyi iş çıkartabileceğini göstermiş oluyor. Bu hafta yayınlanan dokuzuncu bölümde de konu, Ceyhun'un ofisine koydukları dinleme cihazını o fark etmeden geri alabilmekti. Bunun için çevirmedik dolap, kullanmadıkları duygusal enstantane kalmadı... Dizinin dokuzuncu bölümüyle ilgili analizimize başlayalım öyleyse...

Dizi, sekizinci bölümde Kandemir'lerin arabasıyla yolculuk eden Ceyhun'un, arabanın tavanından sarkan dinleme cihazı antenini bulması ve durumu didiklemesi anında sona ermişti. Bu sefer nasıl bir yalanla sıyrılacaklarını çözememiştim ve açıkçası çözülemeyecek kadar da zorlama bir yalandı savurdukları...

Dokuzuncu bölüm


Ceyhun bu cihazla kimi dinledikleri konusunda Kandemir ve Bahadır'ı sıkıştırmaya başlamışken, hemen bir yalan buldular elbette. Shan Li'nin onları dolandırdığından şüphelendiklerini ve onu hem dinleyip hem de kamera sistemiyle izlediklerini söyledi Kandemir. Bunu da hemen notebook üzerinden görsele döktüler... Çok mu zorlama bir bahaneydi bu derseniz; ne yazık ki evet... İlk defa bir işten sıyrılma yöntemlerinin bu kadar zorlama olduğuna tanıklık ediyorum. O değil, her işi dara düşenin Shan Li'yi ateşe atması da ayrı ilginç... Ceyhun elbette inandı bu yalana ve bundan sonrası için özellikle Shan Li için zor bir dönem başlamıştı. Adamı fişlemişlerdi ve bir polis olarak Ceyhun'un bu olayla ilgilenmemesi imkansız. Bakalım, Shan Li'nin başına daha neler gelecek...


Ceyhun'un ofisinin boşaltılacağı ve bakıma alınacağını duyan Kandemir, durumu hemen bizimkilere söylemiştir ve plan içinde planlar başlamıştır. Önce Karlos, dinleme cihazını almak için Ceyhun'un ofisine gitmiştir ancak, tatlı dili Ceyhun'u resmen kendisine bağlamıştır. Ceyhun bırakın ofisten bir süreliğine ayrılmayı, çalan telefonlara bile bakmamaktadır. Bizimkinin sohbeti o kadar iyi işte... Elbette bunun sonucunda da, dinleme cihazını alamadan evin yolunu tutmuştur...


İkinci denemede ise sıra Yaren'dedir. Ayarttığı Şehriban'la birlikte, Ceyhun'un ofisine giden ikili; yanlarındaki muskalarla Ceyhun'u kazadan beladan korumaya gelmişlerdir. Tabi Şehriban buna inanmaktadır ama Yaren'in niyeti baştan belli... Ceyhun elbette, alışılagelmiş bir şekilde ilk seferde bu teklifi reddetmiştir ama daha sonra kıyamayıp, Yaren'in uydurduğu ritüelleri gerçekleştirmeye başlamışlardır. Bu ritüeller ise gözleri kapalı tutarak, kendi etrafında dönmektir(!). Yaren ise o sırada, onların gözlerinin kapalı oluşundan nasiplenip; masanın altından dinleme cihazını almaya çalışmaktadır. Ama ne çare, Ceyhun bir süre sonra fire vermiş ve gözlerini açtığında masanın altına eğilmiş Yaren'i görmüştür. Yaren'e ne yaptığını sorduğunda ise aldığı cevap; açtığı elleriyle, "dua ediyorum"dur. İkinci planda elde patlamıştır anlayacağınız... Plana Ferdi de dahil olmak istedi ama Kandemir, Ceyhun'la aralarındaki sürtüşmeden ötürü onu saf dışı bıraktı. Derya'nın görevi ise ikinci planda, Ceyhun'u karakoldan uzak tutmaktı...


Ceyhun, yılın polisi seçilmiştir ve ikinci planın odak noktası da budur. Bizimkiler gün boyu Ceyhun'u karakoldan uzak tutacak bir plan hazırlamıştı. Yılın polisi seçilen Ceyhun için, mahallece bir kutlama düzenleyeceklerdi ve bu kutlamaya katılması için Ceyhun'u ikna edecek isim Şehriban'dı... Eve gelen Ceyhun; annesi, Maşuka ve Fatma üçlüsünün arasına düşmüştür yeniden. Bu sefer de yapmak istedikleri şey, nazar çıksın diye Ceyhun'a kurşun dökmektir. Ceyhun, elbette direnmektedir ama ağzından girip burnundan çıkan Şehriban'a daha fazla dayanamamış ve bunu da kabul etmiştir. Kurşun döküldükten sonra ise nazar duası yapacaklardır ancak, Ceyhun'un da, müdüre bir olayla ilgili brifing vermek için karakolda olması gerekmektedir. Yani Ceyhun, gitmekte diretmektedir. Ama ne mümkün gitmek... Şehriban bu seferde, "beni sevmiyorsun, beni dinlemiyorsun" diyerek fenalaşmış numaraları yapmaktadır. Tabi ikna edemedikleri Ceyhun, gitmekte kararlıdır. Onu kızdırıp zaman kazanmak için bu sefer de Şehriban, "Çişini yaptın mı oğlum?" demez mi... Artık gözlerimden yaş gelmeye başladı bu sahnelerde. Şehriban ne fena bir kadınsın ya, bitiyorum sana... Gözlerinden ateş fışkıran Ceyhun, sonunda evden dışarı atmıştır kendisini. 


Atmıştır, atmasına ama garip bir şey vardır... Camdaki mabedinden hiçbir şekilde ayrılmayan Servet, camda yoktur. Ceyhun, endişeli gözlerle etrafına bakınarak onu ararken; sokağın her iki tarafından eli pankartlı ve slogan atan mahalleli gelmektedir. Tabi bu kalabalığın önünde, Yaren ve Karlos ikilisi bulunmaktadır. Mahalleli, bando eşliğinde Ceyhun'un yılın polisi oluşunu kutlamaktadır... Bu sırada içeride saklanan Servet de cama çıkmış ve bu kutlamalara eşlik etmektedir. Ceyhun, bu kutlama karşısında oldukça duygulanmıştır ama hemen gitmesi gerekmektedir. Etrafını ablukaya alan ve bizimkilerin bahçesine kadar onu sürükleyen mahalleliyi ise elbette geçemeyecektir...

Ceyhun, karakola gitmek için büyük bir mücadele vermektedir ancak, herkes de dört bir koldan gitmemesi için o mücadeleye eşlik etmektedir... Mahallelinin toplandığı bizimkilerin bahçesinde herkese mangal sefası verilmektedir. Onur konuğunun kaçmasına yardımcı olmak içinse yardımcısı Esra, orada belirivermiştir. "Müdürün oldukça kızgın olduğunu ve kendisini götürmek için geldiğini" söyleyen Esra'ya eşlik eden Ceyhun, yine gitmek için ayaklanmıştır. Şehriban ise gitmemesi için son çare olarak, göz yaşlarını kullanmaktadır. Bunun karşısında da, Ceyhun için gitmek artık imkansızdır... Bu sırada Yaren'de, Şehriban'ı almış ve sürpriz için hazırlanmaya gitmişlerdir. Asıl bomba ise yoldadır... Derya'yı görmeyi kafaya koyan yakın arkadaşı, oturdukları semtteki tek Çin lokantasını bulmakta hiç de zorlanmamıştır. Shan Li'nin ise eve kadar kendisine eşlik etmekte hiç zorlanmadığını söyleyebilirim... Tam Esra, Ferdi'ye, "çıktığın biri var mı?" diye sorduğunda; Ferdi'ye "enişte" diye seslenen Derya'nın arkadaşı gelivermişti... Bundan sonrası ise tam bir çok bilinmeyenli denklem gibiydi. Her şey arapsaçına dönmek üzereydi ki; Derya'nın son andaki müdahalesiyle bu tehditte ortadan kalkmış oldu... 


Ve işte, Şehriban'ın oğluna sürprizine sıra gelmişti... Yaren, Şehriban ve Karlos, eski Türk pop müzik grubu Beyaz Kelebekler olmuş ve onların "Sen gidince" şarkısını seslendirmektedirler. Uğraş Güneş, bu sefer de Adile Naşit'e selam çakmıştı yani bu sahneyle... Ceyhun ise bu sürpriz karşısında oldukça duygulanmıştır... Tiyatrocuların sesleriyle de oynadıklarını düşündürten şekilde, hep güzel sesli olmaları kesinlikle bir şans değil bana göre. Zeynep Kankonde resmen devleşmişti, işte tam da bu sebeple o mini sahnede. Nasıl bir cevherin bugüne kadar popülerlikten uzak hayat yaşadığını yüzümüze vurmuştu sanki ve bunu yapmakta da çok haklıydı... Zeynep Kankonde, bundan sonra kesinlikle ekranın aranan yüzlerinden birisi olacaktır... Bu sahnenin sonrasında eğlence sona ermiş ve Ceyhun'u karakoldan uzak tutmayı başarmışlardı...

Şimdi ise sıra, Ceyhun'un ödül töreninde çalışanlar masayı götürmeden dinleme cihazını oradan almak vardı. Buna hazırlanmak için ise eğlenceden sonra herkes restoranta geçmişti. Ofiste planın ayrıntıları konuşulurken; yine çok zorlama bir şekilde bilgisayar kilitlenmişti. Karakolun krokisini incelemek içinse yapmaları gereken bu durumda eve gitmekti. Derya ve Ferdi dışında herkes eve gitmek için yola çıkmış, ikilimiz ise donmuş bilgisayarın başını beklemek için kalmışlardı(!).. Şansa, dükkanı kapatacak olan Shan Li içeride kimse kalmadı düşüncesiyle ofisin kapısını kitleyivermesin mi? Aman yarabbi... Bu ne şanstır böyle(!).. Bu zorlama sahneyi protesto ediyorum ve içeriği hakkında ayrıntı vermiyorum... Ferdi ve Derya ikilisinin birbirine karşı yumuşadığını söylemem yeterli olacaktır...


Karlos ve Yaren  ise kokoreç yemeye gitmişlerdir. Birbirlerinden hoşlanan ikilimizin sohbetleri ise kesinlikle görülmeye değerdi... Didişmeleri bile şeker ötesi olan Karlos ve Yaren'e ise rahat veren yoktu. Önce Bahadır'ın rahatsız ettiği ikilimizi şimdi de Ferdi aramıştı... Kilitli kaldıkları restoranttan kurtarmak için gelmelerini söyledi Ferdi ve bahtsız ikilimiz romantizm yaşayamadan ayrıldılar oradan... Daha sonra restoranta gelip, Ferdi ve Derya'yı oradan kurtardılar(!)..


Ve sonunda, ödül töreninin olacağı gün gelmiştir... Uzun müdür konuşmalarının ardından Ceyhun'a bir plaket verilmiştir. Bu sırada Karlos ve Ferdi ise karakolun içerisinde Ceyhun'un ofisine gitmenin hazırlığı içerisindedirler... Tuvalete gitmiş ve giydikleri tulumlarla çalışanların arasına karışmışlardır... Karlos tabi her zamanki gibi, kabadan da öte birisi olmuştur. Kocaman pala bıyıklar ve bıyıklarından da kocaman martı kaşı ile deyim yerindeyse kendisini bulmuştur. Bir çeşit, Nirvana'ya ulaşmaktı yani onunkisi...


Ceyhun, aldığı plaketin ardından bir konuşma yapmak üzere sahneye gelmiştir ve önce babasını anarak başladığı konuşmasında, daha sonra tüm yaptıkları için annesine teşekkür etmeyi ihmal etmemiştir... Oldukça duygusal geçen bu konuşmanın ardından ise Şehriban, hüngür hüngür ağlayarak ayakta oğlunu alkışlamaktadır. O ne abartılı ama içten bir ağlamadır öyle... Zeynep Kankonde, döktürüyor efendim; bu bölüm durduramadık kendisini anlayacağınız...


Konuşmanın ardından, kutlama faslına geçilmiştir. Ceyhun'un ise tam o sırada ofisine gidesi gelmiştir. Tabi, Derya'da hemen peşindedir. Bu sırada, Ferdi ise ofisine girmiş ve dinleyiciyi almakla meşguldür. Ceyhun'u karşısında gören Karlos, büyük bir şoka girmişken; peşinden Derya'nın gelişi, olayın dramatikleşmesini önleyecektir... Karlos'un, Ferdi'nin içeride olduğu noktasında uyarması sonrasında işe Derya, ne olursa olsun onu ofisten içeri girmekten alıkoymalıdır... Tam içeri girecekken ardından Ceyhun diye seslenmiş ve dinleme cihazını alan Ferdi'yi çıkarken görmesin diye, Ceyhun'un dudaklarına yapışmıştır... Bölümün perdesi ise bu sahnede aşağıya inmiştir... 

Bu bölüm oldukça zorlama sahnelerle geçmişti ama yine de izlemesi oldukça keyifli bir bölüm vardı kesinlikle ortada. Bakalım şahane ekibimiz, haftaya hangi soygun planının tam kalbinde yer alacaklar...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

BeklenenKral@gmail.com

3 yorum :

  1. 1- Gerçekten de zorlamaydı bazı yerler. Derya ile Ferdi size diyorum. Niye bilgisayarın başında bekliyorsunuz, adam olacağı yok işte. Bu sahnede tüm suçun Shan Li'de olduğu gösterilmesi gerekiyordu, ama asıl kabahat FerDer'deydi. Derya'nın Ferdi'nin omzunda uyuması için böyle bir ortama ihtiyaç yoktu bence...
    2- Shan Li'ye de çok acıdım. Başka bir şekilde izah edebilirlerdi, ama gittiler attılar suçu saf adama. Ceyhun zaten boş durmaz. Umarım bu olay sonraki bölümde unutulur da, başına bir şeyler gelmez garibimin... :)
    3- Sonunda Malatyalı tehdidi olmadan aşklarını doyasıya gösterdi Yaren ve Karlos (kendisi adının C ile yazılmasıyla itiraz ediyor da). En azından Bahadır ve Ferdi arayana kadar. Ama atışmaları bu sefer çok çok daha hoşuma gitti sanki. Bu arada Yaren, Karlos'a gerçek adını sorduğunda inkar etti. Bak şimdi meraklandım. İnşallah gelecek bölümlerde ortaya çıkar.
    4- Bahadır hala etkisiz eleman gibi dolanıyor ortalıkta. Herkesin hikayesini bir şekilde öğrendik, ama o hala yabancı kaldı gözümüzde. 10. bölüm olmuş, hala hikayesini öğrenmekten. Her şey de FerDer değil ki be kardeşim? :)
    5- FerDer demişken, Yaren evin balkonundan onlara bu adla seslendi ve aşkın hayranlarına da tatlı bir sürpriz yapmış oldu...
    6- Şehriban, gitgide "modern Adile Naşit" halini alıyor. Hal, hareket ve tavırları çok benziyor ona. Bence Beyaz Kelebekler sadece bir başlangıçtı. Daha çok şey yaşanacak. Karakterin rolünün gitgide artmasıyla daha bir sever oldum onu.
    7- Maşuka yine bomba gibiydi, ama Uğraş Güneş Fatma'dan da birçok malzeme çıkacağını anlamış olmalı ki, daha fazla rolü vardı.
    8- Geçen bölümün yazısında yazamamıştım, ama Servet'in ilk sahnede Muhtar'a laf sokuşu oldukça iyiydi. Gereken yerlere gitmiştir sanırım... :)
    9- İlla öpüşmek mi lazımdı? Evet Derya, bu sefer sözüm sana. Başka şekillde dağıtabilirdin dikkatini, ama sen gittin öpüştün onunla. Ferdi de sürekli afra tafra halinde, başını şişirmesin de ne yapsın?
    10- Karlos ve Ceyhun'un muhabbeti gerçekten de komikti. Vallahi öyle bir muhabbet açıyor ki, herkes kapılıp gidiyor içinde... :)
    Aslında 10 tane daha madde var. Ama hepsi bir yoruma sığmadı. Evet gerçekten de öyle oldu. Ben de iki parça halinde vereceğim yorumumu, artık başka çaresi yok. Sevgiler... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, kaldığım yerden devam ediyorum upuzun yorumuma... :)
      11- Servet'i evin içine, tek bir pencereye hapseden şeyin de ne olduğunu öğrenebilirsek iyi olacak. Ben kutlama için çıkmasını bekledim, ama olmadı. Bir dahaki sefere artık... :)
      12- Dediğim gibi Ferdi özellikle son bölümlerde bir afra tafra içinde. Oflayıp puflamalar, gereksiz ithamlar derken karakteri bizden soğutmazlar inşallah...
      13- Bunların hepsi bir böceği almak için oldu şaka maka. O kadar kutlamalar, şarkı muhabbeti, sadece küçük bir böcek oldu. Sinek küçük, ama mide bulandırıyor işte. O böcük (Karlos'un deyişiyle) bulunsaydı daha çok sorunla uğraşırlardı çetemiz.
      14- Geçen bölümde dikkat çeken bir mesele olan Kandemir ile Meltem'in fotoğrafının esamesi dahi okunmadı bu bölümde. Ceyhun ile Esra olayı çözmek için o kadar yırtınırken, meselenin unutulmuş gibi bir anda atlanması çok da hoş olmadı, ne yalan söyleyeyim...
      15- Hayati ile Karlos, Cemile'yi yine gözü bağlı şekilde dışarıya çıkardılar, ama o korkup bizimkilerin evine kaçtı. Kadın nerede, ne yapıyor, nerede saklanıyor, hiç birini öğrenemedik. Gelecek bölümde çıkar diyorum kokusu, ama atlanma ihtimali oldukça yüksek. Tüm o hengame içinde bir de onunla mı uğraşacaklar. Bu arada Beyti Engin de dünya evine girmiş. Allah bir yastıkta kocatsın...
      16- Ceyhun'un konuşması gerçekten de duygusaldı. Şehriban ağlamasın da ne yapsın Allah aşkına. Zeynep Kankonde, sana, oyunculuğuna, sesine, karakterinin kurnazlığına ve tatlılığına hastayım... :)
      17- Esra demişken... Bu bölümde de kafasını asfalta sürtmek ve kendisini bombayla imha etmek istedim. O rahatlığa diyecek söz bulamıyorum gerçekten de. Olur da, sonraki bölümlerde bir operasyon sırasında hayatını kaybetse üzülmem, hatta göbek atarım... :)
      18- Bir dahaki yazının adı "Ulan İstanbul: Kıvırma üstüne kıvırma" olsun. Gerçi her bölümde içine düştükleri zor durumlardan kurtulmak için kıvırmak zorundalar, ama bu bölümde tavan yaptı gerçekten de. Büyük ihtimalle gelecek bölümde de kıvırmanın Allah'ını göreceğiz...
      19- Bu arada Derya'nın yakın arkadaşının adı Serpil. Onu da Leyla ile Mecnun'dan hatırlayabileceğiniz Neslihan Aker oynuyor, belirteyim. Son olarak onun da rolü biraz artsa iyi olacak...
      20- Sonraki günlerde hangi dizileri yazacaksınız? Biliyorum her hafta aynı soru, ama merak ediyorum işte. Ruhumun Aynası ile Güzel Köylü'yü şimdiden merakla bekliyorum. Kanallarla ilgili yazılar olsa yine, mesela Show TV'de olduğu gibi. Ya da her kanalın yeni sezon projelerine şöyle bir göz atsanız. Şimdiden merakla bekliyorum... :)
      20 tane şey yazdım, ama inşallah unutmamışımdır bir şey. Bu arada Kanal D, kaldırırsan diziyi... Gerisini söyleyip seviyemi düşürmek istemiyorum. Ama her şey bu kadar güzelleşmişken bitirilmesi hiç de hoş olmaz. Eylül de yaklaşıyor ama, bakalım neler olacak. Sonraki yazılarda görüşmek üzere. Sevgiler... :)

      Sil
    2. Yine çok güzel bir sıralama yapmışsınız ve her konuda katılıyorum size. Bahadır'a ben de adaletsizlik ediyorum hiç bahsetmeyerek ama adamın doğru dürüst bir sahnesi bile yok ki. Sanki Uğraş Güneş'le sorunları var ve o da gıcıklık olsun diye hapsetti onu minübüsün içerisine. :) Ben artık başka bir fikir yürütemiyorum çünkü... Ne hikayesi ne de doğru düzgün bir sahnesi var ve görebildiğim kadarıyla bu herkesin sorun ettiği bir durum.

      Cemile'nin sahnesi üstünkörü geçildi. Hayati, Karlos'un yatağının altını kurcalarken yakalandı ya Karlos'a o sahnede Karlos ben onu eve götürdüm dedi. Yani geçiştirildi resmen o durum.

      Bir dahaki yazımda bölüme uyarsa söz, başlığı dediğiniz gibi atacağım. :) Bu arada Ruhumun Aynası'nı bu akşam yazacağım. Normalde Kaçak Gelinler'i yazacaktım ama hem Ruhumun Aynası'nın final yapacak oluşu, hem de Kaçak Gelinler'in bu bölümünden pek hoşlanmayışım bir dahaki haftaya sarkıttı onu. Onun dışında, Güzel Köylü'yü yazıcam ve Kanal D'nin de ikinci yazısı var. Cumartesi de Kiraz Mevsimi. Show Tv ve Kanal D'den sonra sıra Star'da olacak bu arada. Haftaya da onun artıkçılıktan geldiği boyutu analiz edeceğim.

      İlginize çok teşekkür ederim. Bu arada tabletten yazıyorum, eksik gedik yerler olduysa affola.

      Sevgilerimle...

      Sil