16 Ocak 2015 Cuma

Kocamın Ailesi: Yanacaksam seni de yakarım


Soruların yavaş yavaş cevaplarını bulduğu, kötülerin cezalandırılmaya başlandığı bir dönemeci yaşıyoruz, Kocamın Ailesi'nde... Özellikle de son iki bölümde birçok düğümün çözülmesi noktasında adımlar atıldı. En son dün akşam yayınlanan 28. bölümde de, ateşin en harlı yerinde yanan olarak gözüken sadece zerzevat-Rıza- değildi...

Büyük takıntıları olan bir psikopat olarak tanıdık biz zerzevatı. En başlarda ailenin çevresinde dolanmasının rahatsız edici oluşu, daha sonra insanı sinir ettirecek raddelere erişmişti. Zira artık sadece etraflarında dolaşmıyor, içlerinde yaşıyordu. Bu yalan uzun sürmedi ama bu sefer de büyük bir kovalamaca başladı ve zerzevatın nerede olduğu ya da varsa işbirlikçilerinin kimler olduğu Ar ailesi tarafından hep merak edilen sorular oldular. Onlar bu merakı yaşarken her şeyden haberi olan ve onu saklamak mecburiyetinde kalan Şeniz, aslında en büyük acı çeken taraftı. Karakterin geçmişten gelen çok büyük acısı olduğu besbelli. Bunun yanında yaptıklarından pişmanlık duymadığı da ama yine de gelinleri olduğu aileyle kötü olmama derdinde. O böylesine bir çıkmazın içerisinde debelenirken, artık aileyle arasına bir mesafe girecek. Çünkü ateşe çekilen zerzevat, kurtarmadığı sürece onu da kendisiyle birlikte yakmak derdinde... 


Aileye yaşattığı onca acıdan sonra şehri terk etmesi gerekirdi aslında ama o Şeniz'in yanına yerleşmeyi seçti. Yetmedi, kafasına taktığı Güneş'in her an peşindeydi. Polis onu yana yakına arayıp bulamazken, o Güneş'in peşinde fink atıyordu. Arsızlığı doruk seviyeye ulaştığında ise yersiz bir hediyeyle nasıl bir psikopat olduğunu kanıtladı. Tabi karşısındaki kişinin gözü kara birisi olduğundan pek de haberi yoktu. Güneş zerzevatın dillendirilen adının Rıza olduğunu duyduktan sonra, uzun zamandır aradıkları Rıza Bakır'ın o olduğundan şüphelendi ve ta ta! kendince bir plan devreye soktu. Peşinde olduğunu bildiği zerzevatı bir kumpasa getirdi ve sonunda o da yakayı ele verdi. Neye uğradığını şaşıran zerzevatın hali görülmeye değerdi bu sahnelerde. Belirtmek gerekir ki, Murat Okay karakterin hakkını çok güzel veriyor...


Zerzevatın aileye bir iyilik yapması beklenemezdi aslında ama Şeniz'in gözünü korkutmak uğruna, ilk defa düzgün bir şey yaptı... Hakan'ın, Pelin'i almak için açtığı velayet davasında Şeniz'in avukatıyla ona yardımcı olduğunun öğrenilmesine çok sevindim. Bundan sonraki süreçte aileyle arasına girecek büyük soğukluğun onu daha fazla kinlendirme ihtimali de oldukça yüksek bu arada. Zerzevatın oradan çıkması için elinden ne gelirse yapacağından eminim. Tabi bundan sonraki hamle, Tarık'ın gerçek kimliğinin ortaya çıkmaması için verilecek mücadele olacaktır. Bir süre için bu gerçek bastırılabilir muhtemelen ama şuan ki akışa bakarsak, Tarık'ın aslında Engin olduğu gerçeği çok da saklanmaz gibi geliyor bana. Senaristlerimizin son birkaç bölümdür verdiği enerjiden bunu alıyorum ben. Tabi bu gerçek ortaya çıktığında, zaten içerisinde hafif bir kuşku barındığını düşündüğüm Güneş'in ne yapacağı da ayrıca merak konusu. Kendisi onlarla geçinememe noktasında Yonca'dan daha istikrarlı bir çizgiye sahip malum. Açıkçası buna ben bir anlam veremiyorum. Tamam Hikmet de, Mukadder de evin diğer kızları da biraz dik başlı ama Güneş'in her konuda oldukça tahammüllü bir çizgi sürdürürken, onlarla karşı karşıya geldiği her konuda cozutmaya başlamasına aklım ermiyor. Hani batırıyorsa da, yalnızca tek bir taraf batırmıyor iğnesini... Annesi ölen Güneş, Esma'yı annesi yerine koydu tamam da oğlunu kaybetmiş ve bunun acısını yıllardır içerisinde yaşatan Mukadder'le neden etkileşim kuramadı bilemiyorum... 


Mukadder'in yaşadığı evlat acısı malum çok büyük. Ailenin diğer aile fertlerinden daha derin ayrıca ama artık onun da annelik içgüdüsünü yeniden aktive etmesi gerekiyor. Hani nasıl zerzevatın oğlu olmadığından gayet emindi, Tarık'ın oğlu olabileceği ihtimaline biraz tutunmalı bana göre. Tarık'ın evlatlık olduğunu şuan için sadece Zafer biliyor ve öğrendiğinden beri bunu hiçbir şekilde dillendirmedi. Mukadder'e bir şekilde söylediğinde, annelik içgüdüsü tavan yapsa ne şahane olur ama.. Onları anne-oğul olarak izlemek gerçekten çok etkileyici. Tabi bunda karakterden çok, oyuncuların etkileşiminin payı var. Gözleriyle dahi konuştuklarını düşünürsek hem de... 


Bir başka kayıp yaşamış anne, Esma... Yonca'nın ölümünün ardından artık iyileşti, Güneş'i de onun yerine koydu ama Tarık'la birlikte olduklarını öğrendikten sonra, Tarık'ın evinde yeri olmadığını düşünmeye başladı. Şimdi bu düşünceye ilk bakışta hak vermemek elde değil. Tabi aralarındaki bağın da ne kadar kuvvetli olduğu ortada. Tarık'ın onu ölen eşinin annesi olarak görmediği açık ve asla oradan taşınmaması gerektiğine inanıyorum. Yonca'nın ölümü ardından oraya taşındığında ne kadar sevindiysem, bir o kadar çok üzülürüm gidişine. O her ne kadar şimdilik bunu aklına koymuş gibi görünse de, bu fikirden vazgeçeceğine eminim. Hele de Güneş'le bu konuda konuştuktan sonra... Zira Esma'nın oradan taşınması demek, senaryoda çok yer bulamayacak ve bizi gülme krizlerine sokamayacak demek... Bunu kabul edemem, kimse de etmez eminim...


Evlat acısı yaşayacağı çizgiyle sürekli haşır neşir olan bir başka isim de Tülay... Pelin'in önce kaybolması, sonra da Hakan'ın açtığı velayet davası her şeyi bir çıkmaza sürükledi onun için. Hele de mahkeme ön kararının Hakan'dan yana kullandığında bu acıyı iki kere derinden hissetti... Tüm bunlar tamam da, Pelin'in psikolojisi bozulacak diye onu kaybetmeyi göze almasını anlamıyorum ben. E sen demeyeceksin Hakan'ın seni aldattığını ve aleyhine görünürken her şey, mahkeme Pelin'i ona verecek. Pelin bu durumda tam da sakladığın o gerçeğin içerisine düşmeyecek mi?.. Bilip de yanında olmasından daha çok acıtmaz mı bu canını?.. O değil, bizim afacan bir şekilde her şeyi öğrendiği halde Tülay hala mahkemede bu gerçeği saklamaya çalışıyordu. O kendi içerisinde bu anlamsızlığa düştü ama avukatı onun aldatıldığını öğrendikten sonra saklamayarak çok doğru bir hamle yaptı. Hakan'ın lehine sonuçlanacak gibi görünen dava bir anda Tülay'ın lehine döndü. O çok istediği sonuca ulaşmışken, Hakan'ın düştüğü durum onun gibilere ders niteliği taşıyordu...


Biraz da aşkın doruklarında gezinen ama bu bölümde biraz çıkmaza giren Gülay ve Miray ikilisinin aşk defterine bakalım derim ben... Miray ve Fatih arasındaki birlikteliğin önüne İpek set çektiğinden beri, aralarında o istenen aşk bir türlü yaşanamadı. Üzerine bir de şimdi oynadığı oyun, her şeyi mahvetmiş gibi görünüyor. FaMir'ciler her ne kadar bu manzara karşısında oldukça kızmış gibi görünseler de bence içlerini ferah tutsunlar. İpek'in özellikle dünkü bölümde yaptıklarından sonra suyu iyice ısındı. O önlerinden çekildikten sonra da artık Fatih'in kendini çok iyi anlatması lazım Miray'a. Aynı manzarayla karşı karşıya kaldığında nasıl bir tepki vereceğini hesaba katarak ama. "Bana güven" masallarına girmemesi yararına olur. Zira Miray'ın artık o çıkışlara vereceği cevap daha sert olacaktır. 


Gülay ve Can cephesinde ise geçmişin gölgesi dolanıyor. İlk bölümlerde Gülay'ın nasıl bir haleti rühiyede olduğu malum. Bir gün onla bir gün başkasıyla çıkan ve kendisini aldatan erkeğin hıncını alan birisiydi. Bu süreçte de Can'ın yakın arkadaşıyla aynı gönül eğlendirme safhalarından geçti. Daha sonra çocuk onun gerçek yüzünü öğrenip çekip gittiğindeyse, geri döneceği çok belliydi. Nitekim daha sonra Gülay ve Can arasında yaşanan elektriklenme aşka dönüştüğünde, Gülay başlardaki o yakışıksız huyunu sona erdirdi ve gerçekten düzgün bir sevgili oldu. Aralarına hala girmeye çalışan ve oldukça da güçlü bir etken olan Esma'dan sonra ise çekip giden o arkadaş geri döndü. Bir süre ne yapacağını bilemeyen Gülay, en sonunda her şeyi Can'a anlattığında da ondan normal bir tepki geldi. Zira o süreçte Can, arkadaşının neler yaşadığını yakından görmüştü. Şimdi bir çırpıda o gerçeği gerisinde bırakamaz gibi geliyor bana. Tabi bırakması gerektiğini de not düşmeliyim buraya... 

Kocamın Ailesi bize evrende var olan her türlü duyguyu vaat ediyor ve bunu o kadar dozunda kullanıyor ki insan eleştirmesi gerekli noktaları bile, daha az sivri dil kullanarak belirtme ihtiyacı hissediyor. Bundan sonraki süreçte dizinin sapacağı yol ne olur tam kestirmek imkansız ama elbette senaristlerin kalemine güvenim tam. O zaman bekleyelim vede görelim derim ben...

Beklenen Kral

5 yorum :

  1. Çok güzel hocam yorumlarınız başarılar diliyorum takipçinizim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim beğenine, her zaman beklerim. :)

      Sil
  2. çok güzel yorumlamışsınız hocam tebrikler başarılar :)

    YanıtlaSil
  3. Harika bir yazı olmuş emek büyük ben de elçin arkadaşa katılıyorum ....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, sizi de her zaman beklerim. Sevgiler. :)

      Sil