3 Ekim 2015 Cumartesi

Kiralık Aşk: Anlatmak mı zor, dinlemek mi?


Zorunlu bir bayram arasının ardından, iki haftalık özlemimiz dün gece son buldu. Defne'nin bir türlü Ömer'le konuşamaması ve özellikle de Sude noktasındaki yanılgımı kenara koyduğumda, keyifli bir bölüm izlediğimizi söyleyebilirim. Bu arada, o 'açılamayışın' altında bir neden yatıyor olma ihtimali de çokça yüksek...
 
15. Bölüm


Ömer ve Defne arasındaki ilişkiyi bir tırpan misali ayıran Neriman'ın, ne planlarından ne de fikrinden cayacağı yok onu artık çok net anladık. Ama Necmi'nin onun üzerinde hiçbir etkisinin olmamasına şaşırdığımı söyleyebilirim. Hani o yüzük çıktıysa, hafif bir değişim beklerdim ben. Onca yıllık evlilikten bahsediyoruz neticede. Tamam zaten birbirlerine çok da büyük bir sevgiyle bağlıymış halleri yoktu. Lakin ne bileyim, sanırım evli olmadığım için bu durumu daha fazla dramatize canlandırıyorum zihnimde. Adam sana posta koymuş o kadar sen git, hâlen Defne ile uğraş. Pes...


Defne de ne yapsın, iki arada bir derede kaldı. Neriman'ın gece baskını sonrası tekrardan Ömer'in asistanı olmasını lehine kullanabilir sandım ama o da olmadı. Bu noktada umut veren tek şey, Defne'nin inatla her şeyi itiraf etmek istemesiydi. Normal şartlarda, Ömer bir kere geri çevirdiğinde daha karşısına çıkma cesareti gösteremezdi ama Nihan'ın bu konudaki gazlamaları baya bir işe yaradı. Tabi bunca mücadelenin sonunda, bir bölüm boyu tek bir adım yol katedilememesi de can sıkıcıydı. 


Ömer'in ona sürekli posta koymasının nedeni, aslında her şeyden haberdar olması olabilir. Sanki bildiği gerçekleri, nasıl bir tepki vermesi gerektiğine emin olamadığından duymak istemiyor. Dağ evine gittiklerinde Defne itiraf etseydi, o aşk bulutları içerisinde -bunu zaten bildiğinden- tepkisi de büyük olmazdı ama bir kaçma hali sonrasında iş ciddiye bindi. Karakteri buna müsaade etmeyebilir gibi geliyor. Yani şahsen ben, bu konuşturmamalarını başka türlü yorumlayamıyorum. Çünkü bir yerden sonra 'çocukluk' gibi durmaya başladı üzerinde. Tamam kızmış olabilirsin, o gidişin ardından yıkılmış da olabilirsin. Lakin bir dinle be adam, kız yana yakıla sana neden gittiğini anlatmaya çalışıyor...


Eğer tahmin ettiğim gibi olmazsa, devreye giren Deniz faktörüyle tüm dengeler yeniden değişebilir. En güçlü rakibinin oğlu olması bir yana, onun ayrı bir takıklığı var Ömer'e. Hali tavrı sadece ayakkabı sektöründe birden en tepeye çıkmasına bir tepki gibi durmuyor. Yasemin'den istediğini alamazsa, rotasını Defne'ye çevirebilir. Bunun ilk adımını da gelecek bölüm fragmanında tüm açıklığıyla gördük. Ha Defne ona yüz verir mi? Asla. Ama Ömer'le arasında yeni bir gerilim yaşanması için de buna gerek yok. Bir söz bile büyük bir etki doğurabilir, yeni olaylar için...


Defne'nin de Ömer'in de oturup, kendilerini dinlemeye kesinlikle çok ihtiyaçları var. Mesela her asansör sahnelerinde bu imkan ellerine veriliyor ama yerini de bulmuyor. Daha önce Koray'ın engel olduğu o imkan, bu bölüm Ömer'in onu dinlememek için elinden geleni yapmasıyla kayboldu. Bir sonraki denemede ne olacak ayrıca merak ediyorum. O asansör bir bozulup ikisi içinde kalsa, konuşmaya da mecbur kalsalar yaniiiii diyorum...


Sinan'ın tıpkı Necmi gibi ilk bölümlerdeki tavır ve hareketlerinden eser yok. Daha oturaklı bir karaktere doğru evrildiği kesin. Bunun ona çokça yakıştığı ve böyle daha çok sevgiyi hak ettiği de kesin. Ömer ve Defne arasına girip, oyunlar oynayacağından emin olduğum zamanlar için kendisinden özür diliyorum yani. Hiç beklemediğim bir şekilde geri çekildi ve şimdi de ikisinin bir araya gelmesi için Nihan Defne'yi nasıl gazlıyorsa o da Ömer'i gazlıyor. Tabi bunca şey yaptıktan sonra, yine kalbi kırık bir aşık adam olarak karşımızda duruyor. 


Yasemin'e duyduğu ilgisi bir bölümde sona eren, ardından da Defne için kalbi atmaya başlayan Sinan'ın onu Yasemin'de olduğu bir çırpıda unutması imkansız kabul. Bunun baş nedeni Defne'nin bambaşka bir karaktere sahip olmasıyken, şimdi onu Yasemin'in karakterine çok yakın bir aşkla mücadele bekliyor gibi... Sude konusunda çok erken konuşmuşum ben. Altından bambaşka bir hikâye çıkar sanıyordum ama çocukluk aşkının hezayânlarıymış Amerika'ya gitmesinin sebebi. 


Onun yaşadığı aşk kırıklığı yüzünden Sinan'dan köşe bucak kaçacağını düşünürken, dibine dibine girmesine şaşırdım açıkçası. Sinan'ın kendini geri çekme gayreti ise olağanüstü. Lakin günün sonunda bunu başaramayıp, aşkın kollarına salınacakları ise kesin. Neriman'a oldukça benzer huylar taşıdığını ilk bölümden belli eden Sude'nin bu sefer onu elinden kaçırmamaya niyetli olduğu da ayrıca kesin. Anlaşılan onun karakterini tam olarak çözene kadar Sinan için biraz daha üzüleceğiz... Ha bu arada, o etrafın buharlı banyodaymış gibi olduğu eskiye dair görüntülerde Sinan şimdiki halinden daha yaşlı görünüyordu. Dip not olarak belirtmek isterim. Bir de Melisa Şenolsun hoş gelmişler...


Aşk için insanların elinden geleni yapmasından, ister istemez hep etkilenirim. O sebeple Yasemin'in içerisine girdiği değişimden oldukça memnunum. Gönlünü İso'ya kaptırdıktan sonra bambaşka birisi olma yolunda ve ikilinin içerisine düştüğü aşk da ilgi çekici kıvamda. İlk kez duduş duduşa da verdiler ya aman da aman diyeyim ben duruma... 


Sadece Deniz'in onların da ilişkisine limon sıkma ihtimali var, onu da sanıyorum İso bir süre sonra püskürtecektir. Bu arada hiç anlamadığım konu, Yasemin'in neden Deniz Tramba'dan bu kadar çekindiği. Sanırsın elli leşi olan bir seri katil. Ona yüklenen bu gizin altından ne çıkacak ayrıca merak ediyorum. Yasemin ondan böylesi çekinirken, ister istemez İso'ya da hak etmediği şekilde davranırken buluyor kendini. Sonunda pişman olacağı şeyler yapmasa pek iyi olur yani...


Değinmeden geçemeyeceğim karakterimiz, Koray... Alacağı ödülün havasını atmadığı an, kişi olmadı bölüm boyu. Hele törende ismi açıklandığında, sanki haberi yokmuş gibi şaşırması yok muydu? Deli olma sebebi... Neriman'ın Necmi ile ayrıldıklarını öğrendiğinde, onun yüz katı fazla tepki verecek kıvama gelmesi de ayrıca on numaraydı. Buradan çıkan sonuç şu, Koray'a düşman olan yandı ama dostu olan dünyanın en şanslı insanı. Seviliyorsun Koray, senin gibi çatlak bir dostum olmasını sana bayılan milyonlar gibi ben de isterdim. Ama yok işte. O yüzden her cuma sırf Koray için bile ekran karşısına oturabilirim...


Gelecek hafta fragmanı, Ömer ve Defne arasındaki o kaçar hâle son vermek açısından güzel bir viraj alınmış gibi gösteriyor. Tabi hemen bir sonuç çıkar mı? Açıkçası sanmıyorum. Bekleyip, görelim derim...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder