22 Aralık 2015 Salı

Güneşin Kızları: Sadece kime dönüştüğüne bak...


Biyolojik açıdan aile sahibi olmakla, kimin yanında büyüdüğün arasında dağlar kadar fark olduğunu kanıtlayan bir bölümle ekrana geldi bu hafta; Güneşin Kızları. Evet, Haluk Ali'nin öz babası değil. Lâkin öylesine bir etki bırakmış ki üzerinde, Ali'nin bunu öğrendiğinde tamamen ona dönüşümünü izledik. İçindeki küçük Haluk'u dışarıya saldı, herkesi çıldırma noktasına getirmeyi de başardı. Şükür, Selin'in aklına zehir-bir o kadar da tehlikeli- bir plân geldi de sonunda Ali bey akıllandı...

27. Bölüm


Ali'nin geçtiğimiz bölüm silah bulup da, Haluk ve Sevilay'ın gözleri önünde kendini vurmak istemesini açıkçası hiçbir yere koyamadım. Hâlâ da aynı noktadayım. Zarar vermek istediği anne-babasından tamamen bağımsız olarak, aslında en büyük cezayı kendisine kestiğinin farkında bile değildi. Tam da bundan gelen fragmanlarda gösterilen cenaze ile herkesi bir merak aldı. 


"Ali mi, Haluk mu, hatta Melisa, Elif, İnci ya da Ahmet mi?" soruları etrafa doldu, taştı. Şükür ki, kimse ölmemişti. Psikolog seansında her şeyin, Ali'nin bir haftadır gördüğü kâbus olduğunu öğrendik. Şansına geçtiğimiz bölüm elini arabanın camına geçirdi de, senaristler tekrara düşülmüş olmasın diye o kurşunu çerçeveye isabet ettirdi. Yoksa üzerine bir de katil olmanın eşiğinde gezinecekti...




Haluk'un babası çıkmamasına tepki olarak bir dönüşüm içerisine girmesi, tamamen ona dönüşmesi kısmı ise çok güzel bir mesaj verdi. "Doğurmakla mı, büyütmekle mi anne olunur?" derler ya, tam olarak o noktaya parmak basılmıştı. Ali, öz babası olmayan Haluk'a dönüşmüş ve bu soruya cevabını vermişti. Başarılı bir uygulamaydı. Tolga Sarıtaş'ın, Haluk'a kendini bu kadar benzetebilmesi de keza... Obsesif olan Haluk'la karakoldaki sahnelerinde, karolara eşit basma dürtüsünü bile dakikalar içerisinde benimsedi. Siz baba-oğulsunuz işte, var mı bundan öte tespiti?..






Elbette Haluk'a benzemesi, sıra sıra sorunlar doğurmakta. Normal bir rol modelden bahsetmiyoruz. Şirazesinden çokça kaydı Ali. İnsanlara ruhen zarar vermeye başladı. Yersiz eleştirileri, bitmek bilmeyen dürüstlükleriyle, boğazlanmasına ramak kalmıştı-ki, bu dertten en büyük muzdaripliği çeken Selin'in konuya el atışını izledik. Tabi riskli bir ders verme yöntemiydi; kabul. Ali akıllanmak bir yana, daha da delirebilirdi. Plânın başarıya ulaşmasıyla, gelecek bölümden itibaren daha tutarlı bir Ali izleyebileceğiz. Haluk'la artık tam bir baba-oğul kıvamında bile izleriz belki ikisini, kim bilir...


Haftalardır değişim içerisinde olan bir de Savaş var mâlumunuz. Bu değişim, olabildiğince kötü yönde ilerlemekte. Genelde ortayı bulan bir karakterken, sürekli sorun çıkartan bir karaktere evrildi-ki, bu da ona hiç yakışmıyor kesinlikle. Onun böylesi bir değişim gösterdiği yerde, Nazlı ise tam tersi bir yumuşama içerisine girdi. Savaş ne yaparsa yapsın, hemen onu affetme eğiliminde. Evet, ona olan aşkının tüm kızgınlıkların çokça üzerinde olması güzel. Ama bu demek değil ki, seni yerin dibine soktuğunda da hâlâ devam etmelisin bu tavra...


İki karakterin bu garip dönüşümünü düzeltecek bir gelişme bu bölüm geldi. Savaş artık kesinlikle Nazlı'nın kıymetini bilmeliydi ve bunun yolunun kıskançlıktan geçtiğini, iki bölüm önceki bar sahnesinde görmüştük. Şimdi daha uzun süreli bir kıskançlık dürtüsü bekliyor gibi onu. Yiğit, pek de kısa ömürlü bir karakter olacak gibi durmuyor. Yani artık kendine çeki düzen vermesi şart. Her kızgınlığında, Melisa'nın yanında bitmemesi de şart. "Beni yönlendirmeye çalışıyorsun" diyip, yersiz atarlardan kaçınması ise iki kere şart. Nazlı'nın avucunda olduğu düşüncesinden ne kadar kısa sürede uzaklaşırsa, o kadar iyi yani...


Nazlı sonradan benimsediği 'vurdumduymaz' halini sürdürürse, her şeyin yoluna girdiğini görmeye başlarız. Öbür türlü ikisini de elektrik direğine bağlayıp, yüksek voltajla akıllandırmamız gerekecek gibi...



Geçtiğimiz bölüm, dizinin en başından beri kuşku duyduğumuz bir konu da aydınlığa kavuştu. Rana allem etti kallem etti, tüm gerçeği sonunda öğrendi. Biz de bu bölüm, Güneş'e tecavüzü nasıl gerçekleştirdiğini öğrendik. Haluk bundan sonra mükemmel bir karakter olsa da, ortaya çıkan geçmişi bir türlü durdurmayı başaramayacaktır. Her şey ortaya çıktığında ise olaylar, olaylar... 


Güneş bir kere yıkılacaksa, kızlar iki kere yıkılacak. Peri, bambaşka bir dünyaya ait olduğu gerçeğiyle daha da kırılıp bölünecek... Bu tecavüz meselesi ne zaman ortaya çıkar bilemiyorum ama karakterlerin altından kalkması çok zor bir mesele olacak. Bolca sürüneceğiz anlayacağınız. Bakalım, zaman ne gösterecek...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder