20 Mart 2016 Pazar

Güneşin Kızları: Öyle bir final olur ki...


Ne diyeceğini, ne yazacağını bilemediğin anlar vardır... Bilgisayarın başına oturduğumdan beri bu hisle yanıp kavruluyor içim. Bir garip hâl içindeyim, içinden çıkamıyorum... Güneşin Kızları 39 bölüm süren macerasını sonlandırdı. Ama bu öyle bir sondu ki, şimdiye kadar benzeriyle çok az karşılaştık. Nasıl oldu, nasıl gelişti, nasıl bitti hiç anlamadık. Ekranda 'final' yazıyordu ama biz sıradan, herhangi bir bölüm izliyor gibiydik. Neden böyle oldu, madem bir son söz konusuydu en azından biraz daha üzerine eğilemezler miydi bilemiyorum ama onca emeğe, akıtılan tere haksızlık edildiğini düşünmeden edemiyorum...



39. Bölüm -Final-

Son bölümlerde uzun uzadıya sıkıntılar artmaya başlamış, içinden çıkılamaz bir sürecin içerisine girmiştik zaten. Böylesi bir sonun yaklaştığı çok iyi tahmin edilebilecekken, neden üzerinde çok da iyi çalışılmamış bir final izledik anlamıyorum. Final dediğin bölüm başından sonuna durağan, kendini tekrar eden bir sürü sahne ve olayla geçmez, geçmemeli. Sıradan bir bölüm izliyormuş gibi hissetmekten biraz daha fazlası olmalıydı; ama olmadı... Hâl böyle olunca da Türk dizi tarihinin en başarısız finallerinden birisini izlemiş olduk. Geriye kalan tek şey, şahane performanslarıyla bizi kendilerine hayran bırakan oyunculuklar oldu...

Selin ve Ali


Selin'le Ali arasındaki uyum en başından beri hep ilgi çekiciydi. Birbirleriyle sürekli didiştikleri, hiç anlaşamadıkları ilk bölümlerde dahi durum böyleydi. Bizi sürükledikleri aşkları, bu ilgi çekici yanını hiçbir zaman kaybetmedi ama o kadar lüzumsuz ve kendini tekrar eden sorunlara bulaştılar ki, hep bir mücadele izlemek zorunda kaldık. Bu mücadelelerin en iyi yanıysa, birinin mutlaka olayı yumuşatmak için çaba sarf etmesiydi. Yılmadan, kendini affettirene dek, pes etmeden... 


Finalde de bunu izledik. Selin'in öğrendiği Sevilay gerçeği zaten evlendikleri günden beri sallantıda olan ilişkilerini büyük bir kopuşa sürükledi. Eğer Ali son anda polis marifetiyle yollarını kesmeseydi, bir bilinmezi tasvir etmek zorunda kalacaktık ikisi için de. Şükür ki, sonunda barıştılar ve mutlu bir sonu izledik onlar adına. Lâkin belirtmeden geçemeyeceğim nokta, birlikte oldukları sahneden sonra Selin'in işini görmüş gider bir hâle sokulmasıydı. Madem kendini o adama sundun, bu ne olursa olsun onu affettiğin için olmalıydı. "Bir tur yatalım, sonra nasılsa terk ederim" kafasında değil... Ne diyelim, bizim bilmediğimiz bir Selin tarafı daha varmış belli ki. Son bölümde gösterdi kendini...

Hande Erçel ve Tolga Sarıtaş'ı içtenlikle tebrik ediyorum. 39 bölüm boyunca bize şahane performanslar izleme şansı sundukları için de ayrıca teşekkürler. İkisini de en kısa sürede başka yapımlarda izleme imkanı bulacağımıza ise eminim...

Nazlı ve Savaş


Nazlı ve Savaş cephesi hep bir hır-gür, çatışma halindeydi. Savaş asi, serseri ruhlu bir delikanlı, Nazlı ise yine asi, sert mizaçlı ve dik başlı bir genç kızdı. Daha ilk bölümde erkek okul arkadaşını benzetmek suretiyle, bize bunu çok da güzel kanıtlamıştı. Onların Selin'le Ali'den farkı da bu noktada başlıyordu. İkisi de inat olunca, bir tarafın pes etmesi, arayı düzeltme mücadelesi de işe yaramayabiliyordu. Çoğu zaman ikisi de 'inadım inat' takılıp, birbirlerinden uzaklaşmaya bahane arıyordu. Kendilerini üzdükleri yetmezmiş gibi, bizi de üzüyorlardı. Eninde sonunda bir kavuşma bekliyordu lâkin, onlardan çok biz çekiyorduk ızdırabı.


Melisa sebebiyle sürekli kopma noktasına geldi ilişkileri. Birbirlerine aşık olduklarını haykırdıkları her seferinde karşılarına dikiliyor ve başka bir olayın diyetini ödetiyordu. Savaş'ın sihirlenmişçesine ondan uzak kalamamaları da haliyle buna tuz biber ekiyordu... Şükür ki sonunda onların da payına, sırılsıklam oldukları yağmurun altında mutluluk düştü. Haluk'un babaları olduğu sırrını ondan sakladığı için Nazlı yine Savaş'a küstü ama finalde onlar da artık mutluluğun gölgesine sığınmıştı... 

Burcu Özberk ve Berk Atan'ı da içtenlikle tebrik ediyorum. İki çılgını çok güzel oynadılar ve 39 bölüm boyunca bize hissettirdiler. Onları da kısa süre içerisinde başka yapımlarda izleyeceğimizden eminim...

Güneş ve Haluk 

İlk bölümden beri saklanan ve ortaya çıksın diye beklediğimiz sırrın kahramanlarıydı onlar. Şahsen bende yerleri hep ayrı oldu Haluk ve Güneş'in. Ne kadar deli, sosyopat, ruh hastası ve psikopat (ne ararsan) olursa olsun özellikle Emre Kınay'ın şahane performansı sebebiyle Haluk'u hep çok sevdik. Başı dara düştüğü her seferinde de istemeye istemeye bir yanımız hep onun için üzüldü de... 


Tecavüz meselesi biraz ağır kaçmıştı kabul etmek lazım. Her şey tamam da, bu Güneş'le aralarındaki bağı tamamen kopartacak bir adımdı. 10-11. bölümlerden beri ben Nazlı ve Selin'in onun kızları olduğuna inanıyordum zaten ancak, beklenen hazin sonu tasvir etmesi kolay değildi. Hele de bunu öğrenenler ilk olarak Rana, Savaş ve Ali'yken. Her şey aleyhine dönmüşken, Güneş'i kendine yakın tutmak imkansızdı Haluk için. O imkansızı olur kılmaya çalıştıkça da ipler daha çok koptu. Ve sonu muhtemel bir ölüm...


Gençliği, tüm değerleri, üzerine titrediği her şey bir günde tümden değişmiş bir karakter Güneş. En başında böylesine sancılı bir karakter çizilmişken, Haluk'un sırtına bu kadar ağır bir yük yüklenmemeliydi. Takıntılı, delicesine tutkuları olan birisi tamam ama tecavüz meselesi ağırdı. Nitekim, tam da beklediği etkiyi yarattı. Evrim Alasya'nın şahane yorumladığı Güneş, gerçekten bir dirhem farkı olmayan tepki yoğunluğuyla bize onca yılın acısını yaşattı. Geçirdiği trafik kazası sonu olacak diye üzülürken, dizinin sonu geldi çattı ve belki de onu kurtaran, bize bir bölüm daha şahane performansını izleme şansını veren de o oldu. Ama belirtmeden geçemeyeceğim, böylesi bir gerçeğin ardından karakter koskoca iki bölüm boyunca komada kalmamalıydı...

Emre Kınay ve Evrim Alasya'ya sadece şapka çıkartılır. Her ikisine de şahane performansları için teşekkürler... Kalbimin bir yanı Haluk ve Güneş'in de mutlu bir sonu hak ettiği gerçeğiyle hep yanıp tutuşacak. Bu da onların şahane performanslarının bizde arta kalanı.

Ve diğer karakterlerimiz


Diktatör eğilimleri olan, topuzuyla müsemma Rana, "Ayy Rağğnaa ablaağğ" söylemiyle dilimize pelesenk olan, yemediği halt kalmadığı halde başı hiçbir derde girmeden, kafası rahat bir son yaşayan İnci. Samara'ya neden özendiğini hep merak ettiğimiz, tüm sırrın başlama noktası olan ama bir anda ortalardan kaybolan Ahmet. Selin'in bir zamanlar çılgın platoniği olan, sonradan Tuğçe ile tatlı-daha çok sert bir ilişkiye mahkum olan Emre. En çok sinir olduğumuz iki karakterden biriyken, birden Selin'le kanka olarak gözümüze girmeyi başaran ve hep mutlu olmasını isteyeceklerimizden Tuğçe. 

Bitmedi...


Haluk'tan aşağı kalır yanı olmayan saykoluktaki Sevilay. Savaş'ın ölen eski sevgilisi olarak hayatımıza giren, sonra birden Haluk'un annesi yerine koyduğu için öldü gösterildiğini öğrendiğimiz ve o günden sonra Savaş'ın peşinden asla ayrılmayan ancak sonunda avucunu yalamak zorunda kalan Melisa. Bir görünüp on yok olan, iyi-kötü arasındaki ince çizgide nerede durduğunu kendisinin bile bir türlü anlayamadığı Mert. Peri'nin sevgilisiyken, anlamadığımız sebeple ortalardan yok olan ikinci kişi Can. Sevilay'ın eski kırığı, Ali'nin babası, yersiz kini ve tipiyle hiç oturmayan karakterinin tezatında bizi de boğan Levent. 

Bitmiyor...


Ablalarının gölgesinde kalsa da, Güneş'e tam benzerliğiyle hep takdir ettiğim Peri. Amaçsız bir şekilde yaratılan, yer aldığı bölümler boyunca bu amaçsızlığını taçlandıran, sonunda kimsenin de varlığından haberdar olmadığı şekilde ortalardan kaybolan Doruk. Tecavüzün uzunca süre mağduru olmuş, aslında dilsiz şeytan oluşuyla bu yaftalanmayı da çokça hak etmiş, sonunda eşek cennetine yol almış Zafer. Ali'nin takıkları Elif ve Didem. Ve Nazlı'nın bir ara gönlünü kaptırdı, kaptıracak telaşında harmanlanan ama yine birden ortadan kaybolan Yiğit... Güneşin Kızları'nın başarılı diğer yüzlerine can veren tüm oyuncularımıza da emekleri için teşekkürler.

Yarım ağız belki ama...

Başta Sadullah Celen olmak üzere, Deniz Dargı ve Cenk Boğatur'a da teşekkürler. Senaryo sebebiyle çokça eleştirdim ama bunun böyle olacağını bile bile yazdıkları da aşikâr. Ne olursa olsun ellerine sağlık demek düşer bize biten işin ardından.

Güneşin Kızları fandomu!

En büyük teşekkür ise bıkmadan usanmadan dizilerinin arkasında duran. Bir ara ayrı gruplara bölünüp birbirleriyle düşman olsalar da final kararıyla yeniden bir olup büyük işlere imza atan Güneşin Kızları fandomuna. Ne güzel sahip çıktınız, ne güzel emek harcadınız. Sizi izlemek, takip etmek inanılmazdı. Emeklerin en büyüğü de kesinlikle size aitti; var olun, hep olun...

Naçizane...

Ve son olarak, 39 hafta boyunca yaptığım bölüm yorumlarımda bir hatam, kusurum olduysa affola. Yeni hikâyelerde görüşmek dileğiyle...

Hoşçakal Güneşin Kızları, hoşça kal...

Beklenen Kral

5 yorum :

  1. Finali izlerken hep acaba sen nasıl buluyorsundur diye düşündüm, bu yazıyı da sabırsızlıkla bekledim. Özgün, tarafsız ve derin yorumlarının her haftası için ellerine saglık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Görkem. İçim aslında çok buruk. Böyle bir sonu, böyle bir finali hiç hak etmedi. İnsan ne yazacağını da bilemiyor başında ama bir kere yazmaya başlayınca da bitmek bilmiyor içindekiler. :)

      Sil
    2. Sanırım beklediklerinden erken gelen final ekibi biraz şaşırttı. 8 reytinglerden 2lere düşmek şok oldu. Apar topar geldi sondaki bölümler. Ahmet, Doruk, Yiğit, Levent başta olmak üzere hikayeleri tamamlanmamış çok kişi var. Bir cinayet var üstü örtülü kalan. Ve temelsiz itişmelerle ziyan edilen, aslında çok elektrik, bol tutkuyla devam ettirilebilecek Ali-Selin aşkının yarımlığı var elimizde. Ekranın gördüğü en iyi genç çiftti. Neyse; aldık diziyi 'sevdiklerimiz' arşivine kaldırdık :))

      Sil
  2. Bence dizideki çarpık ilişkilerden dolayı bir yerlerden ayar yiyip sonlandırılmıştır. Hayatımda izlediğim tek Türk dizisiydi heralde. Saçmalıkla dolu olsa da izlettiriyordu. Bence kesin gizli ve büyük bir ayar var. Böyle aniden bitmez yoksa.

    YanıtlaSil
  3. keşke eskileri yad eden bir final olsaydı en azından derinliği ve sürükleyiciliği nedeniyle hiçbir türk dizisinin fragmanlarını bu kadar beklemedim hiçbir dizide bu kadar saat saymadım yazın ne güzel derin ve sürükleeyici bölümleri vardı dizinin ali ve selin gibi karakterler ilerleyen bölümlerde linç edildi en aızndan buj karakterlerin geleceğini görmeliydik fianl deniliyorsa dediğiniz gibi sıradan değil hatta en etkileyici bölüm olmalı çünkü kapanış ..

    ve biz bunu göremedik karakterler in sonu ne oldu ali travmalarından arınabildimi ? naısl bir gelecekleri oldu herşey izmirde başladı ve nerede bitti küsüp barışıp sarılmak hikayeyi bitiren bir finalmi ??

    ihanete uğradım sanki benim için bu dizi yaz zamanıdır , mükemmel bir uyum linç edildi yarı kaldı çoğu şey hoşçakal güneşin kızları hoşçakal ali ve selin o uyumu hiç bozmayın ve yaralrınız yine sonsuza kadar birlikte sarın

    YanıtlaSil