17 Ekim 2017 Salı

Söz: Hüzün = EyFet


Bazen ne yaparsan yap, olmaz. Ne kadar mücadele verirsen ver, başladığın yerde bulursun kendini. Adım attığını sandığın her seferinde, aslında bastığın büyük bir boşluktur ve sen sadece karanlık bir dehlizde savruluyorsundur... Eylem'le Fethi'yi izlerken tıpkı böyle düşünüyorum. Her bölüm başlarına gelenlerin daha da kaotik bir hâl alması bir yana, gerçekten bunu izlerken az biraz sıkılıyorum. Bir çiftin bahtına sürekli hüzün mü düşer? O çiftin başında her an böyle ölümün gölgesi mi kol gezer?...

17. Bölüm


İlk sezon bu durum açıkçası pek batmıyordu. Olması gereken böyle bir hâl çünkü. Biliyorsunuz bir askeri dizi izliyoruz ve aslında bu kadar aşktan bahsedilmesinden hoşlanmıyorum. Ancak bizlere sunulan buyken, yapılanlara ses çıkartmadan da duramıyor insan... Fethi, Eylem'i kalbinden vurduğu anda bir şeyler tamamen değişti sanki. Aşkları, mutlu olmaları zaten imkansızdı ama hiç bu kadar anlık mutluluk yaşamaktan da alıkoyulmuyorlardı. Göründükleri her sahnede başka bir kriz var. Nereye kadar böyle sürecek bilemiyorum ama birkaç dakika da olsa yan yana olabildikleri, her şeyi unutup aşktan konuşabildikleri sahneler rica ediyorum artık. Gelecek bölüm fragmanında bunu dövüşerek gösterecekler belli de, biraz da dile gelsin aşkları. Yeter savaşarak anlaştıkları...


Eylem'in bu insan müsveddelerinin yanında olmasının nedenini bu bölüm net şekilde öğrendik. Dünyanın dört bir yanında terör eylemi yapmayı planlıyorlar ve o yerlerden birisi de, Paris. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar öğrenene kadar görevini sürdürme niyetinde o da bu sebeple. Lâkin, bu uğurda ölüme yürümesi de az biraz acımasızlık. Hem kendine hem de Fethi'ye... Zira Fethi görevde bir asker ve başka bir komutanı olsa başında, onu etkisiz hale getirmediği ve durumu şansa bıraktığı için görevinden dahi azledilebilirdi. Bunun olmaması için de hiçbir sebep yoktu bence. Ama hem Hafız hem Yavuz hem de Erdem olabildiğince alttan aldılar ne olursa olsun. Durumun daha da kötüleşmesinin önüne geçmiş oldular. Bir sonraki sefere de aynısını yaparlar mı peki? Hiç sanmıyorum... Eylem artık daha sağlam adımlar atmalı. Kendini terörist liderine kanıtlamak için olmadık işlerin başına koşmamalı... 


En önemlisi de, kapıya arkası dönük vaziyette başkalarıyla telefonlaşmamalı!.. Yahu koskoca saha ajanı, telefon görüşmelerini nasıl yapması gerektiğini bilmiyor mu? Kapıya en uzak yere gidip, gözünü de kapıya dikerek sessizce konuşsa olmaz mı? Hadi dizi izliyoruz, mesajlaştırmak istenmiyor diyelim; en azından o süreç böyle kurgulanamaz mı?.. İlla kapıda pusu kurmaya gerek yok, Eylem'in konuşmasına o an kapının önünden geçen herhangi biri de rahatlıkla kulak misafiri olabilir. Bize böyle bir karakter sunuyorsanız, onun tüm gerekliliklerini de yerine getirmeniz gerekmekte. Bakalım, o adamı nasıl def edecek. Herhalde bu sefer direkt öldürmek suretiyle kurtulacak elinden. Olmadı kel terörist çeker vurur herifi. Göz de koydu hazır Eylem'e. Fethi ciğerini deşmeden adamın mesele toptan çözülse bari...




İlk sezon bize çok korunaklı, her konuda atik ve kötü olduğu kadar da akıllı bir Büyük bey izlettiler. Kendisini hiç göremedik ama hali, tavrı, Çolak'ın durumu falan net bunu hissettiriyordu. Sonradan ne oldu da bu sezon böyle bir Büyük bey izlemek zorunda bırakıldık gerçekten merak ediyorum. Cihan Ünal'ın performansına zerre laf etmiyorum, yanlış anlaşılmasın. Lâkin, kesinlikle ilk sezon yaratılan atmosferin çok dışında bir karakter vardı karşımızda. Ve bence çok erken, aynı zamanda da kolay bir şekilde öldürüldü. Büyük beyin daha çok hikâyesi olmalı, en önemlisi de Yavuz'un kalelerini teker teker yıkmasının  onu nasıl aciz bir hale getirdiği gösterilmeliydi. Şimdi neden birden herkese görünür oldu, neden lap diye de öldü; verilecek doğru düzgün bir cevap yok. Ne diyelim, hayırlısı. Sevgili Ünal'a emekleri için teşekkürler...


Gördük ki, Büyük bey terörist lideri olmak dışında hiçbir konuda iyi değilmiş. Hiç yoktan iyi bir baba olabilirdi ama meğersem kendi canı söz konusu olduğunda, kızının canını hiçe sayacak bir karaktermiş... Bahar şimdiye değin bunu nasıl hiç hissedemedi bilemiyorum ancak, başına gelenlerin sorumlusunun o olduğunu öğrendiğinde yüzleştiği acı gerçeğin canını çok acıtacağı kesin. Her ne kadar gelecek bölüm fragmanında ona bunu yapanlara, yani doğrudan Yavuz'a bela okusa da tek gerçek bu. Babadır, ne olursa olsun konduramaz insan ama böyle baba düşman başına dahi çok fazla... Tüm bu olanların sorumluluğunu üstlenecek, bundan sonra da onu omzuna yük edecek Yavuz içinse çıkış yolu görüldüğü gibi yok. Her bölüm vicdanına ya da omzuna başka bir yük yüklenmezse, senaristlerimiz rahat etmiyor mâlum... 


İmkansız aşk ekseninde Eylem'le Fethi'ye yakın olan Nazlı ile Ateş'in durumu ise hâlâ belirsiz. İyi bir şey oldu, Ateş'in Nazlı'ya karşı hisleri olabileceği ihtimali belirdi Erdem'de. Sanki öyle çok keskin bir tepki de vermeyecekmiş gibi hissettirildi. Ben öyle algılamak istemiş de olabilirim tabi. Ama Güler'in reddedişi, olabilecek naif bir tepkiyi de yok etti. İlişkinin imkansızlığına derin bir çentik atmış oldu... O konunun refah göreceği yok. Nazlı'nın az burnunu sürtmesi taraftarıyım ben de doğrusu. Madem gül gibi oğlanı buldu da bundu, şimdi de kendini affettirmenin yollarını bulsun...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder