31 Ocak 2018 Çarşamba

Ufak Tefek Cinayetler: Kaderden kaçamazsın da, Merve'nin şerrini ne yapacağız?..


Kader dediğimiz şeyin esiri olmadığınızı düşündüğünüz hiç oldu mu? Başınıza gelen kötü şeyleri onun üzerine yıkmak bir çeşit kurtuluş gibi değil mi sizin için de?.. "Kaderden kaçamazsın", çok sevdiğim bir dostumun sıkça sarf ettiği bir söz. Şahsen ben de zaman zaman aynısını düşünüyorum ama bazılarının kaderi alt etme gücü olduğuna da inanıyorum... Tabii kadere rest çekebilme gücüne sahip olduğunu düşündüğüm insanlara hayranlıkla baksam da, nereye kadar mücadele edebileceklerini sorgulamıyor değilim. Evet, gidişatı belirli süreliğine değiştirebilirsin. Lâkin, sonunda her şey yine kaderin istediği gibi gelişirse ne yaparsın? Merve bu sefer de, kaderi alt etmeyi başaracak mı?..

14. Bölüm


Geçtiğimiz haftaki yorum yazımda da bahsetmiştim, Oya ile Serhan'ın şimdiye değin tam bir çift gibi olamadığından. Aralarına sürekli bir şeylerin girdiğini ve çok uzaktan bir aşk yaşadıklarını da... Öyle düşünürsünüz ya da düşünmezsiniz, sizin bileceğiniz iş. Ancak ben bu durumu, bölümü izledikten sonra kaderin üzerine atmaya karar verdim. Nasıl, gençliklerinde onları hep aynı ortamların içerisine sokmuş ama kendilerinin bir adım atmalarını beklemiş, şimdi de öyle yapıyor gibi. Bir adım atma cesaretini göstermelerini bekliyor. O andan sonra tam da çizdiği yolu onlara sunacak sanki. Geri kalan her şey önemini yitirecek. Ve sadece aşk kazanacak... Buraya kadar okuduğunuz kısım içerisinde Merve'nin olmadığı bir dizide geçerli olabilir ancak, önce onu yazayım. Sonra da, kaderle olan mücadelesinin sonsuz bir çıkmaza sürükleneceğe benzediğini de not düşeyim. Yani, bu saatten sonra Serhan'ı elinde tutmak için yapacağı her şey, hem kısa hem de uzun vadede sadece kendisine zarar verecektir. Onu tekrar eve döndüremez demiyorum bakın, sadece yine Oya'ya gitmesini engelleyemez. Daima Serhan'ı gözünün önünde tutamayacağına göre, kader bildiğini okumaya devam edecektir...




Kaderin evlilik kurumuna saygısı yok mu yani? Bu kadar mı kötücül?.. Şunu kabul edelim, Serhan manipüle edilerek nikah masasına oturtulmuş bir adam. Onu avı olarak gözüne kestirmiş Merve'nin ilmek ilmek işlediği bir proje. Ortada aşk yok demiyorum ama o aşkın da bu projenin bir parçası olduğunu unutmamak lazım. Gerçek hisleri, benliği ve varlığıyla kendine aşık etmediği bir adamla evlenen Merve'yi, "Evlilik kurumuna hakaret, kimse aldatılmayı hak etmez" diye savunmayın rica edeceğim. Daha önce de söylemiştim, burada esas aldatılan Serhan'dan başkası değil. O yüzden onun şimdi yaptığına tam olarak aldatma olarak bakamıyorum. Hele, o zamanlar bir oyuna kurban gittiğini tümden öğrendiğinde karşı karşıya gelmemek için bile ayrı bir efor sarf edeceğini düşünüyorum. Merve'ye olan sempatinizi ya da sevginizi bir süre için kenara bırakın. Gerçekten hak etmemiş olur mu?.. Bir insanın kalbini avuçlarının arasına alıp, sadece kendin izin verdiğin müddetçe yaşamasını sonsuza dek sağlayamazsın. Hiçbir şey olmasa, bir süre sonra kalp bir daha hiç atmamaya karar verir. Ne yaparsan da fayda etmez sonrasında...


Oya ve Serhan birbirleri için biçilmiş kaftanlar, gençliklerinde dahi sevdikleri ve ilgi duydukları şeyler aynıymış; hep aynı yerlerde bulunmuşlar. Kader bir yere kadar elinden geleni yapmış yani ama Merve de hiç boş durmamış. Zamanında aşık olduğu adam için yakın arkadaşlarından birine kapkara bir iftira atmaktan çekinmemiş birisinin, şimdi de sevdiği diğer adamı elinden alacağını öğrendiğinde daha kötülerine cesaret edeceğiyse kesin... Meğersem, geçmişte Pelin ile kafa kafaya verip Oya'nın ipini çekme girişiminde bulunmasının sebebi; Edip'e olan platonik aşkındanmış. Yani, kendisiyle hiçbir zaman ilgilenmeyecek Edebiyat hocasından da aynı zamanda intikam almış, bir taşla iki kuş. Ancak, dün yediğin hurmalar bir zaman sonra elbet mabadında kaşınma yapıyor. Sonunda Merve ile Pelin için de kaşınma vakti geldi, çattı... Çok güzel, bomba bir sahneydi. Onlarca kez yeniden izleyebilirim, o derece. Özellikle de Edip'in Oya'nın intihar ettiğini, bu yüzden bir daha çocuk sahibi olamayacağını söylediği kısım için ne desem eksik kalır. Herkes o kadar şahane tepkiler verdi ki, biraz önce gülen gözlerimde yaş birikmeye dahi başlamıştı. Diğerleri değil de, Arzu'nun o zaman sessiz kaldığı için şimdi duyduğu hüzün; görülmeye değerdi.


Boşa dememişler, "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" diye. Her ne kadar iddiaları kabul etmemiş olsa da, bu suskunluğunu aklamıyor. Zira, suskun kaldığı için aslında onay vermiş sayılıyor. Şimdi o zamanki yaşlarında olan Nilay'ın ona yaklaşımı ise beklediğim gibiydi. Her ne kadar sonradan gidip Burcu'yla ahbaplık mertebesine çıkmaya kalkmış olsa da; öyle. Tabii orada Mehmet'in de katkısı büyük. Burcu'dan nasıl usandı, nasıl boşandığına pişman olduysa bir güzel savundu Arzu'yu. Nilay'ın ikna olması da uzun sürmedi. Hatta evde masraftan istifade bir pişmanlık gösterisi de sergiledi Mehmet ama ben Arzu'nun o kadar şirazesinden kayacağına inanmak istemiyorum. Gider de Mehmet'e dönerse, bunca çektiğini kabullenmiş olacak. Göreceğiz bakalım ne yapacak... Bu arada, işleri toparlayabilir mi bilemiyorum ama sanki bu konuda inat edecek gibi. Bir müşteri arayıp onunla çalışmak istediğini söylediğine göre, Meriç Acemi yeşil ışığı yakmış demektir. Serhan'la azılı rakipler olursa, bak sen...


Aşkları bir yalan üzerine kurulu ikinci çift, Pelin ile Taylan. Tamam, Taylan karakterinde birinin Pelin gibi bir karısı olması dahi çok lüks ama bu nihayetinde kandırıldığı gerçeğini değiştirmiyor. Merve'nin, "Sen Serhan'a git, o zaman Merve'yi ben zorlamıştım de; ben de gidip Taylan'a Pelin'i ben zorlamıştım diyeyim" plânının ucunun şahane bir oyuna dokunmasıysa kesinlikle şans değil. "Ya huyundan, ya suyundan" diye boşa dememişler. Merve'nin yanında Pelin de ister istemez kendini entrika konusunda iyice geliştirmiş. İntihara kalkışıp, hapları içtikten sonra hemen ambulansı aramasına ise ne desem bilmem... Taylan'la eskisi gibi olmaları için güçlü bir neden gerekiyordu, o neden sağlandı. Açıkçası bu olmasaydı da, Taylan'ın uzun vadede Pelin'le ayrılma inadında direneceğini sanmıyorum ben. Paranın kaynağı Pelin iken hem de... Günün sonunda kazananlardan birinin Pelin olmadığını kimse söyleyemez. Hem Taylan yanında hem de Serhan'ın Oya'ya deliler gibi aşık olduğunun farkında. Bahtsız Merve...


Şimdi böyle söyledim diye, kendisine üzüldüğümü falan sanmayın. Evet, karakteri bir yanımla seviyorum ama çok kötücül ve kibirli olduğunu da unutmam mümkün değil... Serhan'ı yeniden kazanmak için elinden geleni yapacağı kesin, lâkin gençlik zaafına karşı koyup koyamayacağı kısmı muallâk. Gelecek bölüm fragmanı bu noktada biraz kafa karıştırıcı. Edip'le mutfak sahnesinin nelere gebe olacağını çokça merak ediyorum. Yine de uçuk beklentilere kapılmamak gerektiğini belirtmem lazım. Unutmayın, Merve esas güce aşık. Ve o gücü, gençlik yıllarındaki platonik aşkına değişeceğini hiç sanmıyorum. Yani, kaderden kaçılmaz belki ama bu söz söylenirken, Merve'nin hiç hesaba katılmadığı kesin...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder