20 Mart 2018 Salı

Siyah Beyaz Aşk: Birbirinizi bu kadar yaralamasanız?..


Hata yapmayanımız yoktur. Bilerek ya da bilmeden, bir şekilde sonradan pişman olacağımız adımlar atmışızdır hep. Başımızı duvarlara vurmak istediğimiz anlar da az değildir, hayatlarımızda. İnsanız hepimiz sonuçta ve esas önemli olan da hatalardan ders alabilmektir. Aynı hatayı tekrar tekrar yapmanın seni bir yere taşımayacağını eninde sonunda görürsün nihayetinde. Aynı şekilde davranmanın sana bir şey kazandırmadığını anlarsın. Sadece sana değil, ona da bir şey kazandırmadığı ortadaysa eğer; hatalardan ders alma vakti gelip çatmıştır. Örülmüş duvarlar varsa yıkman, aşılmaz yollara gitmişsen geri dönmen gerekmektedir artık. Hiçbir hatayı ve yanlışı, başka bir hata ve yanlışla düzeltemezsin zira. Peki, ya zaten düzeltmek istemiyorsan?..

22. Bölüm


Abisi öldükten sonra görece değişen bir Aslı var kaşımızda. Sadece fikirleri değil, hali ve tavrı da oldukça değişken bir karaktere evrildi. Sonraki adımını kestiremediğimiz birisine dönüştü. Bu bilinmezlik, giz sevenler için iyi olabilir ama ben bunca hafta izlediğim karakterin bu kadar kestirilemez olmasından az biraz rahatsızım... Onu anlayışla karşılamak noktasında tüm çabayı göstermeye hazırım. Düşüncelerinde, bir yanıyla haklı olduğuna da inanıyorum. Ama benzer şekilde, tüm bunların zamanının çok öncede kaldığına da inanıyorum. Eğer Aslı, Ferhat'la zorla evlendikten birkaç hafta sonra o bugün rahatsızlık duyduğu aşka hemen düşmeseydi, bugünkü sınamaları o zaman yapsaydı; şimdi her şey bambaşka olabilirdi. Hem "Sen hastasın Ferhat ama ben de doktorum" diye büyük bir söz etmemiş olurdu hem de biz başladığımız noktaya geri dönmemiş olurduk...


Tabii şimdi Aslı ilk zamanki haline döndü de, Ferhat mükemmel bir karakter mi oldu? Hayır. O da çok farklı değil Aslı'dan. Tamam, tam olarak eskisi gibi değil. Gerektiğinde alttan almayı başarıyor ama mesela, baba olacağını öğrendikten hemen sonra kuracağı ilk cümlenin, "Umarım aldırmak için geç kalınmamıştır" olmamasını beklerdim. Şimdi bu durumda, Aslı'nın gidip de bebeğini aldırmış olmasına kızabilir miyim; bak onu da hiç bilemedim... Bölüm boyunca bir iç hesaplaşma izledik Ferhat'tan. Baba olamayacağına kendini ikna etmeye çalıştı, durdu. Diğer tüm karakterler de ona bilmeden babalık subliminali yaptı. Günün sonunda ne oldu? Yine her şey için çok geç kalmış bulundu...




Aslı'nın bebeği aldırmış olduğuna inanmıyorum. Saat tam yediyken, birden dokuza gelmesinin de yine bir Erkan Birgören metaforu olduğunu düşünüyorum. Ne yani Ferhat öyle kapıda, "Kapıyı açın layn!" diye bağırarak bekledi mi iki saat boyunca? Arabayla içeri dalardı yahu hiç bir yol bulamazsa... Hem arabayla içeri dalsa ne, direkt tankla girse ne; ne diyecek Aslı'ya? 'Ben bir eşeklik ettim, aldırma bebeğimizi. Söz ben mükemmel bir baba olacağım' mı? Buna kendini dahi ikna edemiyorken daha, Aslı'yı ikna etmeyi başarabilecek mi?.. Babasını kâbusunda gördüğü an itibariyle mesela, fikrinin tümden değiştiğini görmeyi isterdim. Baba olmayı istediğini en azından bize söylemesini. O da olmadı... Ne bileyim, bir yanım Aslı'nın bebeği aldırmasını istemiyor ama bir yanım da şu durumda başka çaresi yoktu diye düşünüyor. İçinden çıkılmaz bir girdaba savrulduk yine efenim, dertliyim...


Ferhat'ın eline güzel bir fırsat geçmişti, o üzerine konuşmak istemeyeceğim kadar 'zoraki' kaza sayesinde. Aslı zaten içten içe bunu hissediyordu ve öyle afaki de şaşırmadı öğrendiğinde. Ama Ferhat da öyle afaki şaşırmadı baba olacağını öğrendiğinde. Gözlerinin dolmasını isterdim, duygusal bir adam nihayetinde. Bu durumu derhal fırsata çevirmesini beklerdim. Evet, kendinden iyi bir baba olamayacağını o an yine düşünebilirdi lâkin, önünde dokuz ay gibi kocaman bir zaman vardı. Olması gerektiği babaya dönüşebilirdi pek âlâ. Buna inandırabilirdi kendisini de, Aslı'yı da... Çocuğu aldırma fikrini ortaya atmasının toparlanacak bir yanını bulamıyorum. Hele hastaneden çıktıktan sonra arabada birbirlerini yaralamak için var güçleriyle mücadele etmeleri bambaşka bir durumdu. Bebeklerinin olacağını öğrendikleri ilk saatlerde, AsFer'in bu sahnelere imza atacağını aklımın ucundan dahi geçirmezdim doğrusu. Anlayacağınız Aslı ne kadar hatalıysa, Ferhat da o derece hatalı. Ve birbirlerinden olumlu geri adım beklerken ettikleri harala gürele kavgalarla, her seferinde kendilerini daha derinden yaraladıkları da bir gerçek. Çünkü, ikisi de olabildiğince inat...


Cüneyt meselesinin vardırıldığı noktadan, şaşkınım ama şikayet etmeyeceğim. Her ne kadar yine dört ayağının üzerine düşmüş olsa da, Ferhat'la ya da Aslı'yla uğraşmadan kendine Azad sayesinde tek hedef olarak Namık'ı belirlemiş olması güzel. Uzun vadede kendisinin bir halta yarayacağını zannetmiyorum ama en azından AsFer'den uzak kalmış olur... Bu süreçte keşke Gülsüm'den de olabildiğince uzak kalsa ve sürekli onu parmağında oynattığını görmesek. Zira eni sonu bu durum ortaya çıktığında yanlış anlamaya olabildiğince açık olacak ve Abidin'in bu yüzden üzülmesini istemem. Zaten ikilinin birlikte sahneleri tıpkı AsFer sahneleri gibi olabildiğince törpülenmişken, bir de bu gerilime gerek olduğunu sanmıyorum... Sanıyorum dizilerdeki genel sorun 'evlilik'. Senaristlerimiz karakterleri bir kere evlendirdikten sonra, daha öyle çok yan yana sahneler yazmayı sevmiyor. Bu da hep kötü karakterlere yarıyor. Burada bari böyle olmasın artık...


Aslı zor bir kararın eşiğinde, şimdi bir de yeğeninden çekecek görünmekte. Şahsen dizide yeterince onunla uğraşan karakter olduğunu düşünüyor ve bu kıza gerek olmadığına inanıyorum ama beni dinleyen kim... Normalde oldukça sakin olduğunu bildiğimiz Ustura'nın onu gördüğünde hırlaması da, karakterin Aslı'nın başına açacağı dertlerin önizlemesi gibiydi. Artık sonu nereye varacak göreceğiz... Yeter'in İdil'i alt etmesi ise bölümdeki en sağlam sahnelerden birisiydi. Her ne kadar ilk anda tam da istenen etkiyi yaratamamış gibi dursa da, bundan sonra Namık'ın İdil'e yaklaşımı asla eskisi gibi olmayacaktır. Bu da uzun vadede İdil'i oldukça üzecek gelişmelere gebe... Bir de Azad'ı tanımasının Yeter'e ne gibi bir zararı olacağını düşünüyor anlamıyorum. Namık'ın kıskanıp da onunla görüşmesine engel olacağını falan düşünüyor olamaz herhalde? Evin giriş kapısında dakikalarca taksiyi durdurup Azad ile Yeter'i izlemesi ve korumaların 'bu kadın neden hâlâ burada duruyor, şu kapıyı da örtelim artık' dememesi kadar amaçsız olur bu, kanımca... Ne diyelim, hayırlısı. Zorlu bir gün olan pazartesi iki yeni rakiple daha da zorlu. Umarım Siyah Beyaz Aşk bundan sonraki haftalarda bu gerçeğin daha farkında bölümlerle karşımızda olur...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder