21 Haziran 2014 Cumartesi

İlker Ayrık'ın 'Çarkıfelek'i


Özellikle Mehmet Ali Erbil'le özdeşleşen bir program aslında Çarkıfelek ve ondan sonra sunanların da onun kadar başarılı olamadığına inandım hep. O yüzden bir başkasının sunumuyla Çarkıfelek'i daha önce hiç izlememiştim. Aslında bunun altında, formatın zamanla oldukça eskimiş olmasının payı da vardı. Yeni versiyonuyla Kanal D'de yayınlanmaya başlayan ve İlker Ayrık'ın sunduğu Çarkıfelek'te ise diğer Çarkıfelek'lerden farklı bir durum var...

İlker Ayrık, Kanal D'de oldukça yüksek izlenme payına sahip ve çokça sevilen Ben Bilmem Eşim Bilir ile programcılığa başlamış bir isim. Bu konuda ne kadar yetenekli olduğunu da kısa süre içerisinde Türk izleyicisine kanıtladı ve evlerimizin haşarı çocuğu imajını yarattı. Gerçekten de öyleydi; yerinde duramayan tavırları, sürekli gülmeye iten hareket ve söylemleriyle Ben Bilmem Eşim Bilir izlemek büyük bir zevkti..

Daha sonra ise, İlker Ayrık'ın artık Çarkıfelek'i sunacağını öğrendik. Açıkçası hatalı bir tercih yaptığını düşündüm ilk duyduğumda. Yaz ekranı için Ben Bilmem Eşim Bilir tekrar uygun olmazdı belki ama başka bir yarışma formatı mı yoktu sanki?.. Bu soruna da başka bir çözüm getirmişlerdi. Programı daha çekici kılmak adına, yarışmacılarının kredi kartı borçlarını ödemeyi vadettiler. İşte burada da katılım noktasında voleyi vurdular. Zira, Türk insanının en büyük dertlerinden birisi, her ay bankaların keyfi faizlerle şişirdiği kredi kartı borçlarıydı. Elbette yüksek bir başvuru oranıyla karşılaştılar ve yarışmanın işleyişinde de bazı farklılıklara gittiler...



Aslına bakıldığında, yine üç yarışmacı çark çevirmekte ancak, bu yarışmacılar stüdyoda bulunan 20 kişilik yarışmacı grubu içerisinden bir makine tarafından otomatik olarak belirlenmekteler. Bunun yanında her etabın sonunda, ekrandaki metni tamamlayan yarışmacıyla Kartıfelek oynanmakta. %0'dan %100'e kadar kart borcunu ödemeyi vadeden bu çarkı üç kere çevirme hakkı olan yarışmacılar, gelen yüzdelerden birini seçtiğinde hemen; temsili bankaya gitmekteler ve orada bulunan bir bankacı tarafından, Kartıfelek çarkında üç seferden herhangi birinde seçilen yüzdeye oranla, kredi kartı borçları silinmekte. Bunun yanında bir de Çarşı var ancak, yarışmacıların kredi kartı borçları kapanmadan, aldıkları puanları Çarşı'da harcamalarına izin verilmiyor. 3 etabın sonundaysa, yapılan mini yarışta ekrandaki kelimeyi bilen ve en yüksek puanı toplayan yarışmacıyla final etabı oynanmaya başlanıyor. Burada yine Çarkıfelek'in eski formatı işlemekte. Yarışmacıdan, önce içerisinde çeşitli ödüllerin ve arabanın olduğu renkli zarflardan birini seçmesi isteniyor, daha sonraysa yarışmanın verdiği; "BCDYZİ-PÇTK" harflerine karşılık kendi seçtiği üç sessiz bir sesli harfi söyleyen yarışmacı; ekrandaki kelimenin beliren harflerinden 10 saniye içerisinde tahminde bulunmaya çalışıyor. Ve sonunda ekrandaki kelimeyi doğru bilirse, seçtiği zarftaki hediyenin sahibi oluyor.

Eski Çarkıfelek'ten farklılıkları var ancak, bu izlemesinin keyifli olduğu anlamına gelmesin. Bilmiyorum, sizler ne düşünüyorsunuz bu konuda ama ben açıkçası İlker Ayrık'ın mükemmel sunumuna karşılık yarışmayı izlemekten hiç keyif almadım. Program çok donuk, arka fonda bulunan ve Var Mısın Yok Musun? havası katılmak istenmiş, sırasını bekleyen yarışmacılarla diyaloglar bile kotaramıyor sıkıcılığı ve durağanlığı.

Fatmagül Fakı deseniz, belki henüz alışamadığından yine çok donuk ve İlker Ayrık'ın tüm muhabbet kurma çabalarına rağmen, hep bir yerde tıkanıyor konuşmaları. Fatmagül'den istediği ve beklediği etkiyi alamayınca, İlker Ayrık şakaya vurarak o anki handikabı unutturmaya çalışıyor.



Ben Bilmem Eşim Bilir'le olsaydı keşke, İlker Ayrık yaz ekranında. Evet belki iyi bir tercih olmazdı ama Çarkıfelek'te şimdiye kadar aldığı reytinglerden daha iyi sonuçlar alacak olduğu gerçek. En azından orada çiftlerin çatışması, atışması, yiyişmesi(!) ve birbirleriyle ilgili komik anıları bile reytingde yüksek bir yeri garantilerdi. Çarkıfelek'le insanları borçlarından kurtarmaya çalışılan niyet çok iyi ancak, borç senin benim borcum değil ve borçlarda öyle on bin, kırk bin falan değil. Bin lira, iki bin lira, bilemedin üç bin lira... Yani kredi kartı, çok yüksek borcun altında olanlara pek dokunulmamış anladığım kadarıyla. Al oraya kredi kartına on beş bin lira borcu olan birini, onu yarıştır. Onun bu borçtan kurtulacağı için gireceği heyecan da bizim heyecanımıza karışsın. Ama sen aylık maaşı kadar toplam borcu olan ve bu borçları da hep keyfe (kozmetik, teknolojik, giyim-kuşam ve diğer alışverişler) odaklı yarışmacıları yarıştırınca, seyirciyi içine çekemiyorsun. Seyirci, Var Mısın Yok Musun? formatında olduğu gibi hikayelere bağlanamıyor. Yani bu durumda, arkada o yirmi kişiyi oturtmanın da bir manası kalmıyor.

İlker Ayrık'ın kanına kim girdi bilmiyorum ama şimdilik olmadı gözüküyor Çarkıfelek. Ne kadar değiştirilmeye çalışılırsa çalışılsın, eski formatı bir yerinden yakalıyorsun ve programdan uzaklaşıyorsun ister istemez. Belki zamanla, İlker Ayrık'ın sempatisi yine program ve formatın önüne geçer ama o iki bin, üç bin borçlu yarışmacılarla yürümez bu iş.

Koyun oraya büyük borçların altında ezilen insanları, hem onları bu yüklerinden kurtarın hem de istediğiniz reyting oranlarını; yaz ekranında izleyecek bir şey bulamayanların son tercihi olarak değil, gerçekten sevilen bir program olmayı başararak, yakalamaya başlayın. Değil mi ama?..

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

twitter.com/BeklenenKral
BeklenenKral@gmail.com

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder