16 Haziran 2014 Pazartesi

Reyting Sisteminin Adaletsizliği


Televizyon izleme alışkanlığı özellikle son yıllarda, tüm dünyada oldukça artan bir ivmeye sahip... İşin içinde dönen milyarlarca dolar olunca, çok da şaşılacak bir durum değil bu aslında. Türkiye'de de televizyon ilk çıktığı yıllardan, bugüne oldukça revaçta... Günümüzde, neredeyse onsuz bir evi bulmanın imkansız olduğunu söylesem pek de yanlış olmaz. Elbette istisnalar da kaideyi bozmaz...

Televizyon izleme kültürünün geçmişi çok da derin değil aslında. İlk siyah-beyaz televizyonların üzerinden asır geçmeden de derinlik algısına sahip olacak bir konu değil ama hem televizyonlar, hem de içerisindeki yayınlar bugün büyük bir pazar... Özellikle, yayın tarafında reklam verenlerin başı çektiği bu pazarın, ağası paşası da evinde reyting ölçüm cihazı bulunan "denek"ler..

Sağlıksız Bir Ölçüm Sistemi


 

76 milyonluk ülkede, iki bin deneğin evindeki cihazlar belirliyor, televizyon sisteminin kaderini. Neye göre, nasıl ve ne şekilde seçildiklerini bilmiyorum ama bugün kölesi olunan reyting sistemi için; böylesi bir uygulama benimsenmesi onca emekçi adına büyük haksızlık!.. 

Diziler, yarışmalar, programlar, haberler... Hepsinin kaderi bu seçilmişlerin elinde... Her hafta izlediği programı, o hafta katılan konuğu bu deneklerden 200'ü sevmese ve aslında izleyeceği varken, başka kanala geçse; bak sen başımıza geleceklere!.. Çok zor işler bunlar... Hele hele geçmiş dönemde yaşanan ve halen bir sonuca varmayan, adliyelik reyting olayları gösterdi ki; çok da güvenilir taşlar üzerine oturmamış bir yapı bu. 

Bu bana da, sana da haksızlık yani... Ben, 200 tane denek o akşam canı sıkıldı, kafası attı izlemiyor diye neden olayim gül gibi programımdan?..

Milyonlarca televizyon izleyicisini nasıl olur da, seçilmiş iki bin temsil eder?.. O zaman seçimler öncesi araştırma şirketlerinin yaptığı gibi bir anket yapsın devlet, seçtiği iki bin kişiyle(!), onlar da belirlesin siyaseten kaderimizi madem. Ne gerek var, milyonlarca kişi oy sandığına koştursun?.. Evet, birbiriyle alakasız bu iki konu ancak aynı yola çıkmıyor mu?..

Alınan Reytinglerden Farklı Olan Sosyal Medya



Bugün, Leyla İle Mecnun-işin içinde biraz da siyaset var-, Behzat Ç., Ben de Özledim, Sana Bir Sır Vereceğim, Üsküdar'a Giderken gibi fenomen diziler, sosyal medyada devleşmiş ve rekorlar kırarken, alamadığı reytingler yüzünden bitirilmediler mi?.. Hangisi kötü diziydi?.. Hangisi gerçekten bitmeyi hakediyordu?.. Peki bu diziler çok ama çok düşük reytingler alırken, nasıl olurda Twitter'da, Facebook'da bu kadar sükse yapıyordu?.. İki bin denek izlemedi diye; Facebook hesabında beş yüz bin takipçisi olan, sadece bir bölümü için binlerce twit atılan bir dizi nasıl bitirilir?.. Bunu aklınız, mantığınız alıyor mu?.. Hem banane o iki bin deneğin, canı benim izlediğim diziyi izlemek istemiyorsa?.. Ben izliyorum, ben! Banane diğerinden, ne izlemek istediğinden!.. Ben izleyeceğim dizinin kaderi için, dua mı edeceğim; o iki bin benimle aynı diziyi izlesin diye? Olmadı totem yaparım. Nasıl fikir?..

Umutsuz Arayışlar
Sadece; Digiturk, D-Smart, Tivibu abonelerinin alıcılarına bir sistem tanımlanıp reyting ölçümü yapılmaya kalkılsa, en az 4 milyonluk denek demek... Daha sağlıklı ve istikrarlı veriler elde edilmez mi sizce de?.. O reklam pastası ve yiyenleri daha adaletli seçilmez mi?.. 

Bugün reytinglerde çok istediği yerde olamasa da, reklam geliri en yüksek olan tek yapım var o da; Yalan Dünya.. Onda da, Gülse Birsel'in işlerini izleyenlerin nasıl bir kitle olduğunun reklam verenler tarafından bilinmesinin ve reytinglerin bundan ikinci plana atılmasının payı yok mu?.. Biz her yapımcı, her senarist için böyle bir kitle mi tayin edeceğiz de, deneklerimizin keyfi ikinci plana atılacak?..

Mevcut reyting sistemi ne yazık ki hiç adaletli değil ve her geçen gün yeni bir yapım yok olurken; hiç ahlaklı da işlediğini söyleyemem... Benim, senin izleyici olarak; onların da set çalışanı, emektar olarak bu adaletsizliği daha fazla yaşaması gerçekten de haksızlık değil mi?..

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

twitter.com/BeklenenKral
BeklenenKral@gmail.com

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder