15 Temmuz 2014 Salı

Ulan İstanbul: Çok bilinmeyenli bir denklem


Bir önceki yazımda, Ulan İstanbul'un fenomen olma yolundaki ilk adımlarını analiz etmiştim. Oldukça keyifle kaleme aldığım bir yazıydı ve dizinin ana dinamikleri, karakterleri ve oyuncu kadrosu üzerine derinlemesine olmasada değinmiştim. Bugün de, dizide yaşanan çok bilinmeyenli bir denklemi değerlendirmeye ne dersiniz?..

Son yazımda, ikinci bölümdeki altın klozet aşırma olayında bırakmıştık en son karakterlerimizi ve aradan geçen iki bölümde; daha büyük ve kapsamlı işlere bulaştı, kendileri...  

Aslında klozeti aşırma olayları tam bir trajediye dönüşmek üzereydi... Yanlarında getirdikleri tahta kasada, altın rengine boyadıkları klozet var zannederlerken, aslında mahallenin kendileri için düzenlediği; "Hoş geldin" eğlencesinde açılmak üzere, muhtarın hazırlattığı Gazanfer Nevizade'nin büstü vardı. Yaşadıkları şok, büyük trajediye sevk olunurken; imdatlarına Kandemir'in yetişmesiyle çakma altın klozeti takıp, orijinalini de kapıp bir macerayı daha kazasız belasız atlatmışlardı...

Ama durumları pek de parlak değil. Ceyhun'un başında olduğu Hırsızlık büro amirliği, 100 bin lirasını aşırdıkları futbolcu Estaban'a bu tuzağı kuranları bulmanın peşinde. İşleri oldukça zor ve yeni yeni gelişmelerle daha da zorlanacak gibi...

Yer altı dövüşlerinde yem olmaya az kala

100 bin liralık klozeti, değerinin yarı fiyatına ancak okutabilen çetemizin artık daha büyük paralar kaldırma zamanı gelmiştir. Zira, böyle azar azar biriken parayla Ali Rıza'nın hapisten çıkması için gereken kefareti toparlamaları imkansızdır... Kandemir'in aklına hemen geçmişindeki bir dolandırıcı gelmiştir. Yer altı dövüşleri tertipleyen ve hep istediği kişinin kazanıp, servetini her geçen gün biraz daha katlayan bu kişiyi kandırıp; ellerindeki tüm parayı ikiye katlayacaklardır... Karlos ve Yaren, Rus milyonerleri oynayacak, Derya ise bir şekilde dövüşün yapıldığı mekana sızıp hemşirelerden biri gibi davranarak; yenilmesini istedikleri adama, Bahadır'ın hazırladığı ilacı içirtecektir... Kağıt üzerinde çok iyi işleyen plan, uygulamaya geçtiğinde ise sıkıntılar bir bir baş göstermeye başlamıştır...

Önce, Ceyhun'un bir arkadaşı Derya'nın yanında arayıp, gidecekleri mekandaki dövüşe onu davet eder. Durumun vehametini hemen kavrayan Derya ise kendine yanık Ceyhun'un, daha önce reddettiği sinema teklifini bu sefer kendisi ona eder. Böylece ikili sinemadayken, plan tökezlesede işleyecektir. Ama ne yazık ki tek sorun, Derya'nın gelemeyecek olması değildir. Dövüşecek adamlardan birisi, polisler tarafından götürülmüştür ve plan suya düşmek üzeredir. Zira, dövüşecek başka kimse kalmadığından dövüşü tertip eden dolandırıcı adam tüm paranın üzerine yatacaktır... Burada da devreye Ferdi girdi ve diğer dövüşçüyle ringe çıkmak için kendisi gönüllü oldu. Bizimkiler istemesede, başka çareleri yoktu... Ferdi ringdeydi ve çok fena dayak yemekteydi... Tam son yumruğu yemiş artık nakavt oldu diye beklenirken; rakibi Ceyhun olarak belirivermesin mi?.. Bizim Ferdi, karşısındakini Ceyhun yerine koyup; yumrukları bir bir indirince, beklenenden bambaşka bir son gerçekleşmişti... Ferdi adamı nakavt etmişti ve bizimkiler gecenin sonunda paralarını ikiye katlamanın mutluluğu içinde, oradan sıvışmışlardı...

Saadetin oldukça pahalı olan zincirleri...

Tabi bu para kefarete yine yetmemektedir. Daha büyük bir kaynak bulmanın vakti ise gelmiştir... Ülkedeki birçok emekçinin paralarını, daha fazlasıyla geri döneceği vaadiyle alıp onları dolandıran bir saadet zincirinin başındaki ismi çarpacaklardı şimdi de... Fikir iyi, hoştu ama bu adam hakkındaki dolandırıcılık iddiaları sebebiyle hapisteydi ve çıktığında onu hapisten alarak planı tıkır tıkır işletmek hiç de kolay olmayacaktı... Yine bin bir dolap kuran çetemiz, adamın cezaevinin arka kapısından çıkacağını öğrenmiş ve Karlos başta olmak üzere pusuya yatmıştır... Tabi, Karlos'un pek de pusuya yattığı söylenemez... Karlos, cezaevinin arkasına gelip adamı alacak olan yardımcısını oyalamak ve yoldan geri döndürmek için Jandarma kılığına girmiştir ve bir süre sonra gelen adamlarla girdiği, komik ve eğlenceli diyalogların sonunda onların gözünü korkutup, yoldan geri döndürmeyi başarmıştır. Planın birinci kısmı bitmiş ve ikinci kısmı başlamak üzeredir böylece. Adam hapisten çıktığında, Ferdi ve Derya yanına gelip; yardımcısının onları gönderdiğini ve kendisinin, cezaevinin önündeki gazetecileri atlatamadığı için gelemediği yalanına adamı inandırmışlardır. Adamı kandırıp, arabaya bindiren ikilimiz, adamın kuşkularının ayyuka çıkmasına kısa süre kala; verdikleri içkinin içerisindeki uyku hapı etkisini göstermiş ve adamımız olduğu yere yığılıp kalmıştır...


Planın üçüncü ve can alıcı kısmı da böylece başlamıştır. Adamı bir hastane odasına benzettikleri mekanda, yatağa kelepçeli bir şekilde bırakan çetemiz; adam uyandığında, Türkiye'nin tamamına yayılan bir "Mahmut"(!) virüsü nedeniyle binlerce kişinin öldüğünü ve özellikle toplu halde bulunan mekanlarda bu hastalık daha çok yayıldığından, onu müşahede altında tuttuklarını söylemişlerdir. Adam önce inanmamıştır ama kurdukları tezgah öyle böyle olmayan Nevizadeler, haber yayınına kadar düşünmüş ve Bahadır'ın ağzında maskeyle sunduğu haber bülteniyle(!) adamı avuçlarının içine almışlardır. Hastalıktan kurtulmak için, büyük paralar vadeden dolandırıcı; yanındaki hasta (Karlos) iyice kötüleşip öldüğünde ise paraların yerine kadar söylemeyi ihmal etmemiştir... Ve plan tamamlanmış, verdikleri adreste yer alan tüm parayı alan ekibimiz ise bir düzenbazlığın içinden daha başarıyla çıkmışlardır...

Çok bilinmeyenli bir denklem
İşte; "çok bilinmeyenli bir denklem" de tam olarak burada başlamaktadır... Ali Rıza'yı hapisten kurtarmak için, bunca planın ve riskin altına giren çetemiz; Robin Hood misali iyilikler yaptığından bu paranın denkleşmesi biraz güç olacak gibi... Üçüncü bölümde, böbrek yetmezliği olan bir çocuğun ameliyat masraflarını karşılamak için büyük bir meblağı gözden çıkartan, Nevizadeler bu bölümde ise saadet zincirinin sahibi adamdan çarptıkları paraları, bu saadet zincirine güvenip de tüm paralarını yatıran ailelere gizlice geri dağıtmışlardır... Bir araya gelmelerinin amacı, Ali Rıza'yı hapisten kurtarmaktır ama içlerinde taşıdıkları Robin Hood nedeniyle, yardıma muhtaç olanlara ve dolandırılanlara yardım etmekten geri duramamaktadırlar. Bu denklem devam ettiği sürece, paranın birikmesi de hayli bir zaman alacaktır haliyle...

Zenginden, ihtiyaçları kadarını alan tatlı ve iyiliksever Nevizadeler'in, tek felsefeleri anlayacağınız bu değildir. İçlerinde taşıdıkları meleklerle, ne olursa olsun yardıma muhtaç olanlarında yanındadırlar... Günümüzde böyle insanları kırk yıl arasak bulamayız, bizler de kendimizi ancak Ulan İstanbul'la avutabiliriz anlayacağınız...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

twitter.com/BeklenenKral
BeklenenKral@gmail.com

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder