16 Ekim 2014 Perşembe

Kaçak Gelinler: Nereden nereye...


Uzun zaman sonra, yeniden bir Kaçak Gelinler analizi yazmaya hazırım... En son 30 Ağustos'ta, dokuz ve onuncu bölümlerinin birlikte analizini yapmıştım ve değişen senaryo grubuyla birlikte, hikayeden de oldukça uzaklaştım... Engin Elgün'ün başında olduğu senaryo grubunun çıkardığı on bölümlük performans çok başarılıydı. Bundandı ki, dizinin en yüksek reyting aldığı dönemler de bu zamanda saklıydı. Evet, on birinci bölümden itibaren yeni sezona girmiştik ve büyük rakiplerle boy ölçüşmek zorunda kalmıştı dizi ama en azından aldığı reytinglerin daha yükseklerde olması, Engin Elgün'ün başarabileceği bir şeydi... 

Yapılan büyük yanlışlar
Güneşi Beklerken'i de yazmış olan yeni senaryo grubunun, özellikle hikayenin odak noktasına Kainat'ın ailesini getirmekle büyük bir hataya düştüğünü söylemek zorundayım. Ekin Atalar, Ayşin Akbulut ve Atasay Koç'un kaleme aldığı son altı bölüm boyunca, tek beğendiğim on birinci bölümdü. Dizinin Tv8'e geçmesi ardından, insanı sinir eden bir karakter olarak sunulan Kainat'ın babası yumuşatılmış olsa bile, hala onların hikayede olmaması taraftarıyım. Kimsenin ekmeğine göz dikmek gibi bir niyetim yok elbette ama dağdan inip bağdakini kovmak misali, kızların evine kapak atıp; sonra da onlara misafir muamelesi yapmaları çok saçmaydı. Kainat'ın buna izin vermesi en başta çok saçmaydı zaten... Madem aileni yanına almak zorunda hissediyorsun, çık ayrı bir eve... Kızların bu durumdan "sevgi pıtırcığı" misali rahatsız olmaması da ayrı ilginç. Hadi Almilla böyle konularda toleranslı birisi ama Şebnem'in duruşu pek normal değil... Tabi geçtiğimiz bölümün başında, adama "misafirliğin kısası makbuldür" diyerek gönderme yaptı ama yeterli mi?.. Elbette değil...

Yaratılan zorlama konular
Şimdi de tefeci meselesi peydah oldu... Sadece Kainat'ı takip etmek ve gördüğü yerde sıçıp sıvamak için evden çıkan adam, ne ara İstanbul'da tefeci buldu da binlerce lira para aldı bilinmez. Ama bu yeni atraksiyonun çok zorlama olduğu ortada... Senaristler Kainat'ı bir şekilde Can'la karşı karşıya getirmek zorunda hissediyorlardı da, bunun bu zorlama tefeci hikayesi üzerinden kurgulanması saçmaydı... Paraya ihtiyacı olan Kainat, Ege'nin şansa! tam o sırada Nermin sayesinde ayarladığı dizide bir başrole muhtaç kalsın da ve Can'la araları iyice bozulsun maksat... Vay vay vay!..  Hele hele iki bölümdür Ege'ye bir star havası verilmeye çalışılıyor ki, bu da çok komik... Zira daha birkaç bölüm önce bu adam gazetelerde boy gösterebilmek için, Kainat'ın kaçak gelin imajını kullanmıyor muydu?.. Bu ne Nermin'miş arkadaş, yaptığı bir tehdit sonrası Ege'yi resmen gazetelerin köşelerinden düşmeyen birisi yaptı... Adam uysal başlıyken, hiçbir faydası olmuyordu demek ki!..

---

Şimdi karakterlerimize derinlemesine bakalım...

Şebnem ve Selim

Bu ikili dizinin en başından beri birbirini çekiyor zaten ama son bölümlerde özellikle daha bir çeker oldular. Bu yüksek voltrana rağmen, Şebnem'in inatla Selim'e posta koyması biraz ironi olsa da, egosunun bunu yaptırdığını biliyoruz sonuçta. O yüzden çok da göze batmıyor bu kovalamaca... Şebnem'in iyi bir iş kadını olduğunu görüyoruz son dönemde ancak, şirkette babasıyla girdiği iddia sebep çalışana kadar ki sürede Selim'den çok da farklı değilken; şimdi onu iş yerine tutundurmaya çalışması yersiz... Hani en başından beri böyle bir imajı olsa neyse, sonradan vede zorla plaza kızı oldu sonuçta. Şimdi Selim'i vurdumduymazlıkla suçlamak, kendisini inkar etmesi demek tam da bu durumda... Aslında bu mücadelenin altında hem sınırsız şirket olanakları hem de Selim'i kızlardan uzak tutmak var da, insan kendi kalesine gol atarak da çaba sarf etmemeli yani... Bu arada ikilinin Hülya'yı alt etme çabaları ve bu sıradaki yakınlaşmaları iyiydi. O Hülya meselesine aşağıda ayrıca değineceğim, bu arada!.. Daha önce demiştim, yine diyorum. Bu ikili sevgili olduklarında böyle izleme keyfi vermeyecekse bize, hep böyle sürsün ilişkileri... Ne tam sevgili ne de tam arkadaş... İkisinin arası idealdir efenim... Bu arada Şebnem'in replikleri resmen yerlerde... Ya şu işe çeki düzen verin ya da arayın bir ara Elgün'ü ve "nasıl replik yazsak doğru olur" diye en azından yardım rica edin...

Almilla ve Özgür/Akif

İşte koşulsuz aşkın gücünü gördüğümüz bir ikili... En başından beri bir Akif Tatlıcı'dır gidiyor ve en sonunda, Almilla'nın yana yakıla aradığı Akif Tatlıcı oldu; Özgür... Yazık yahu adama... Sırf aşkı için tüm hayatını geride bıraktı gibi bir şey... Bu devirde böyle bir şeyi kimse yapmaz-ki yaparsa da salağın önde gidenidir-. Özgür'ün verdiği bu mücadele sonunda meyvesini verecek zannetmiştik ama olmadı. Onları bir araya getiren ise en büyük rakibi Önder olmuştu. Tabi bir araya gelmeleri sonrasında, Özgür'ün de ne kadar görgüsüz birisi olduğunu gördük aslında... Adam neredeyse şehrin her yerine Almilla ile ilgili bir şeyler yazacak... Gazete, dolmuş, bilboard, zeplin... Almilla izin verse her yerde yazacak aşkı. Halbuki söz vermişti ona herkesten bir süre birlikte olduklarını saklayacağına... Kız daha evden çıktı, tek tek herkesi haberdar etti... Öyle ki, radyodan Almilla'ya şarkı gönderecek kadar çığrından çıkmıştı... Restoranın menüsündeki her yemeğin Almilla ismi almasından hiç bahsetmiyorum bile!.. Özgür dizinin Şebnem'den sonra, en komik karakteri şüphesiz ve onun olduğu sahnelerde insan gerçekten eğleniyor. Uzunca zamandır verdiği mücadeleyi kazanıp, Almilla ile kavuşması o yüzden beni ayrı bir mutlu etti... Almilla da uzun zamandır içinde sakladığı duygularını dışa vurdu da rahatladı. Yazık kıza, zaten senaristler onu iyice kafayı enerji işleriyle bozmuş salak bir kıza bağladı! üzerine bir de açıklayamadığı büyük bir aşkla dolu geziyordu. En azından düzgün bir adım atıldı karakteri adına bununla birlikte... Görgüsüzlükte nirvana yaşayan Özgür'ün de ayrıca bundan sonra daha neler yapacağını da merak etmiyor değilim... 

Kainat, Can ve Ege üçgeni

En başında Ege için İstanbul'a kaçan kızdan eser yok şimdi malum. Uzunca süre dirense bile kabul etmek için, sonunda Can'a olan ilgisini dışa vurabildi... Vurdu vurmasına ama bu sefer de Ege azdı kudurdu. Şu zamana kadar saf ve -ünlü olmaya çalıştığı zamanlar hariç- iyi yürekli olarak gördüğümüz Ege'den de eser yok şimdi... Adam, Nermin'e bile kumpas kurar oldu... Can'dan ayrılsın diye gazeteci ayarlayıp kendilerini çektirebilecek bir gücü vardı da madem, neden ilk bölümlerde ekrana çıkabilmek için o sıra kaçak gelin diye ünlü olan Kainat'ı malzeme yapmaya ihtiyaç duyuyordu?.. Aradan geçen zamanda oldukça popüler oldu demek ki!.. Tabi her şey bir yana bu yaptıklarıyla, aslında tamamen Kainat'ı kendisinden uzaklaştırdı... Kainat'ın mücadelesi ise bambaşka... Annesi, kardeşi derken; bir de babası çıktı ortaya... Eve de bir güzel yerleştiler ama Kainat'ın buna ses çıkarmaması da diğer kızlara yaptığı büyük bir ayıp aslında... O evi sen tutmadın ya da sen bulmadın ki?.. Tamam ayrı eve çıkma fikrini ateşleyen sen oldun da, evi ayarlayan Önder'di... Yani birinin söz sahibi olması gerekiyorsa o da, Almilla idi... Madem anan baban gelmiş, al onları da çık ayrı bir eve... En azından sıfatlarını daha az görürdük biz de... Can'a gelirsek, o da suçsuz günahsız bir yavru kedi gibi... Kızı kendisine sevgili yapmak için uğraştı didindi, şimdi de yüzüne bakmıyor. E be adam, sen bu Ege'nin nasıl bir karakter olduğunu en başından beri bilmiyor musun?.. Acaba elde edince Kainat'ı aşkın mı soğudu nedir?.. Daha önce kızı Ege'nin karakteri konusunda uyarmaya çalışan sendin, şimdi aynı uyarılara sen ihtiyaç duyuyorsun... Kainat'ı daha fazla peşinden koşturmasın bence, Ege atakta bekliyor ve Kainat'ın da değişken fikirli olduğu malum; kaptırırsın ve de apışırsın Can'cım...

Seniha ve Müfit

Yine en başından beri birbirini çeken bir çift... Geçmişte yaşadıkları ayrılık sebebiyle, en başlarda özellikle Seniha'nın Müfit'e yaklaşımı dondurucu misaliydi ama sonunda bir araya geldi ikilimiz. Bir ara Seniha'nın, evden taşınma ve İzmir'e yerleşme meselesi oldu ve diziden ayrılacak diye korktum ancak, öyle olmadı. Sırf evle ilgili bir anlaşmazlık yaşandığı ve Seniha karakterinin evden çıkışının hazırlıkları için böyle bir durum yaratıldı sanıyorum. Malum, son üç bölümdür kendisi Müfit ile birlikte yaşıyor. Oturduğu olarak gösterilen ev ise Sil Baştan dizisinde Murat Dalkılıç'ın evi olarak kullanılıyor şu sıralar. Sanırım ev sahibi ile anlaşılamadı ve hikayeye böyle bir yön verildi. Yersiz ama en azından bu durum, Müfit'le bir araya gelmelerini sağladı. Bu arada, son birkaç bölümdür peruk takıyor sanırım kendisi. Çünkü kafasında saçtan ziyade yabancı bir kütle taşıyor gibi duruyor. Nedenini bilemiyorum ama kötü bir gerekçe sebebiyle böyle olmadığını umuyorum. Yoksa eleştirim için oldukça üzülürüm... İkilimizin şehvet dolu aşkını, dizi boyunca sürdürmesini diliyorum...

Nermin

Dizinin kötü karakteri kendisi ama öğrendik ki ulu orta her yerde görüştüğü, evinde birlikte yaşadığı, her şeyi beraber yaptığı Ege'yle yasak bir aşk yaşıyormuş... Buna da ne güldüm ne güldüm... Şu zamana kadar birlikte, her yerde yemedikleri halt kalmamış ama Nermin'in boşanmak üzere olduğu kocası duymamış öyle mi?.. Ne kadar salak bir zenginmiş o öyle... Parasını hibe etmek istiyor olacak ki Nermin'e, hiç peşine dedektif taktırma ihtiyacı bile hissetmemiş... Ki şu zamana kadar gördüğümüz, dedektif tutmasına bile gerek olmayan bir ilişkilerinin olduğuydu... Şu sıralar süt dökmüş kedi misali takılan Nermin'in en kısa sürede Ege'den hıncını alabilmesini dilerim...

Hülya

Hülya'nın en başında senaryoya, bir şirketin ortağı olarak dahil edildiğini hatırlıyorum. Yani, Selim'lerin şirketiyle organik bir iş bağı vardı sadece. Daha sonra nasıl oldu da şirketin bir çalışanı oldu anlayamadım... Hele hele, sırf bir ihaleyi almamaları için bunca zaman mücadele vermesini hiiiiiiç anlamadım... Bu kız gayet ılımlı, Selim'e her konuda yardımcı olmaya çalışan ve üzerine sevgili de olmaya çalışan birisiyken, on dördüncü bölümde zaten bir sevgilisi olduğu ve sırf onunla kurduğu bir tezgah yüzünden şirkete girdiğini görmek sarstı beni... Hala kendime gelemedim hatta efenim!.. Löp diye de ayrıldı zaten diziden, nasıl gelicem kendime bilmem...

---

Kaçak Gelinler, benim yaz ekranında en sevdiğim diziydi. Bunu birçok yazımda dile getirmiştim de ama ne yazık ki yeni senaristlerimiz dikiş tutturamadı bir türlü... Star TV'nin zamanında aldığı onca reytingi bir kenara itip, üvey evlat muamelesi yaptığı dizinin Tv8'e geçmesi ile birlikte rahat bir nefes aldım açıkçası. Zira, kanalın en az yirmi bölüm yayında kalma garantisi verdiğini biliyoruz. Senaristler biraz olsun kendisini düzeltse, daha bir izlenesi olacak gözümde ama artık en sevdiğim dizi değil ne yazık ki Kaçak Gelinler... Bunda da sadece onların payı var... Haklarında olumlu bir şeyler yazmak isterdim ama olması gerekenler dışında, yarattıkları olumlu tek bir fark bile yok ki ortada... Aksine düşen reytingler, oluşturdukları büyük ironiler ve sorgulanması gereken birçok açık var eleştirilmeyi bekleyen... Yani yine de ılımlı dile getirdim bence maharetlerini... Dilerim kaçıncı bölümü yazıyorlarsa, onunla birlikte diziye bir çeki düzen verirler de heba olmaz güzelim proje.

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

twitter.com/BeklenenKral
BeklenenKral@gmail.com

6 yorum :

  1. Bu yazını hiç beğenmedim ama ben bu kadar yumuşak yazılırmı bu yeni senariste dümdüz giydirmek gerek kaçak gelinler benim tek sevdiğim türk dizisiydi gerçekten olmuş bu dizi güldürüyor diyordum kaçak gelinleri 12. Bölüme kadar 1 hafta boyunca fragman bekliyordum resmen hergünüm kaçak gelinlerden bahsetmekle geçiyordu o şımarık kız şebnem artık yok şebnemin o yaratıcı benzetmeleri konuşmaları yok dümdüz bi kadın haline döndü resmen almila desen aklı başında bir karakterken kızı giderek saflaştırıyorlar kainat hani komple al kainatı ailesini egeyi canı çıkart diziden daha iyi selimde şebneme eskisi gibi laf sokamıyor şebnemin egosu tamamen kayboldu eski cafe daha güzeldi bi kere rüya vardı küçük kız o cıktı mesela ayrıca o evde 3 ü kalcaktı hepsinin ayrı odası olcaktı selim can özgür gidip gelcekti dizi komediden çıktı drama doğru gidiyor resmen ya o kadar iyi oyuncu kadrosuna yazık ya bir salak senarist yüzünden ama ben çok sinirliyim ilk defa bir diziyi bu kadar saplantılı sevmiştim ;( :'(

    YanıtlaSil
  2. Bu arada yazını beğenmedim derken sert bir dille yazmanı beklediğim için yoksa yazı analizler yine çok güzel ancak ben diziye çok sinirliyim o yüzden kusura bakma yanlış anlamanı istemem :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Bu yazını hiç beğenmedim" dedikten sonra yazdıklarınla, senaristlere çok giydirmediğim için böyle düşündüğünü anlaması zor olmadı. O yüzden de alınmadım merak etme. Karakterlere duyduğum saygı var ve yapılan yanlışları kin kusarak göstermek istemedim... Anlamak isteyen, zaten ince ince giydirdiklerimle de anlar... :)

      Senaristler de farkındadır zaten ellerinde olduğu süreçte dizinin ne hale geldiğinin... saçma ironilerle örülü ve zorlama konulara gebe birçok olayın bir araya geldiği şimdiki haliyle ilk on bölümlük halini kıyaslama olanağı bulduklarında açıkça fark ortada zira...

      Bıraksınlar yazmayı demeye elim gitmiyor, ekmek meselesi bu sonuçta ama umarım düzeltirler kalemlerinin yönünü... Zira, böyle sürmesi halinde kimsenin saygısı kalmayacak artık diziye...

      Sevgilerimle... :)

      Sil
  3. Galip Derviş ve Aramızda Kalsın da olacak mı acaba? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu akşam Aramızda Kalsın'ı yazacağım. Pazartesi için normalde Kiraz Mevsimi'ni yazıyorum ama bu hafta Galip Derviş'i yazacağım. Zira, Kiraz Mevsimi de iyice b*ka sarmaya başladı. Bakarım iyi bölümse, olmadı onu da pazara yazarım.

      Sevgiler. :)

      Sil
  4. Şebnem karakteri için bile izlenirdi o dizi ama şimdi o yaratıcı replikleri yok başını unutacagin kadar uzun konuşurdu bu da yok ayrıca rüya karakterine noldu kaçırdım galiba ben orayı . Ama ben ruya selim ve sebnemin konusmalarinida çok seviyordum

    YanıtlaSil