1 Aralık 2015 Salı

Güneşin Kızları: Aşk bu olmamalı...


Bir tarafta hayal kırıklığı, bir tarafta mutluluk. Bir tarafta bilinmeyen onlarca soru, bir tarafta hiç olmadık bir viraj... Güneşin Kızları'nda yine her türlü duygu ve olay vardı. İçinden çıkılamaz dediğimiz soruların cevaplarına da baya yaklaştık. Hatta birisi itiraf olundu bile. Peki ya Selin'in kırılan kalbi? Ali sergilediği bin bir gereksizliği toparlayabilecek mi?..

24. Bölüm


Ali ile Selin arasındaki ilişki her geçen hafta biraz daha düğüme dolanır oldu. Ali'nin tutarsızlığı ve içindeki büyük aşkla can acıtmaya meyletmesini anlamak artık zorlaştı. Tamam, sevgi görmemiş bir çocuk. Görmediği sevgiyi dört dörtlük sunamaz da haliyle ama bu bile isteye can acıtmasına da sebep olamaz. Her ne sebep olursa olsun, sevdiğin insanın doğum gününü mahvetmeni de açıklayamaz...


Selin oldukça saf bir karaktere sahip. Ali ne yaparsa yapsın, en ufak bir güler yüzde yelkenlerini hemen suya indiriyor. Sanırım Ali'nin cesaret aldığı şey de bu. Evet, bir hata yaptı. Elif'in sorunlu geçmişini ortaya çıkartmamalıydı ama özür dilemesini de bildi. O kayıtların silinmesi için elinden geleni de yaptı. Neden dinlemek yerine saldırmak, hesap sormak. "Gerizekalı" diye söylenmek, neden?.. Elif'in durumu daha nereye kadar kanırtabileceğini bilemezken, cidden sıkılmaya başladım ben bu işten...


Ali'nin kendisine çeki düzen vermesi gerekiyor. Sığınabileceği hiçbir sebep de kalmadı ardında. Selin'in onun için ne kadar fedakârlık yaptığını görmesi lazım. En ufak olayda, en şiddetli depremi yaratması sıradanlaştı. Mâkul tepkiler vermeli ki, kendisini bulsun. Bu pek de o değil zira... Burada biraz senaristlerimize de dokundurmak isterim. Ali'yi tam bir 'öküz' yapmanın mantığı yok bence. Bugün attığım bir twitte, "Ali aşık olunca masumlaşıyor" dedim ve bir sürü fandom cevap ya da alıntıyla, "masum mu?" diye sordu. Evet, Ali başlarda masumdu. Ve ben onu tekrar öyle görmek istiyorum. 


"Ben bir rüya görücem sandım, sen ben uyumadan uyandırdın..." Selin, net haklı!.. Ama haklı olmak yetmiyor, bunun kabul edilmesi şart. Ali'nin onu kaçırıp, "Sen benim sevgilim olana kadar seni bırakmıcam" demesiyle de bitmiyor. Her aradığında koşa koşa Elif'in yanına gidip, her dediğine kanmaması da lazım. Bakalım, belki bir umut. 


Ali ve Selin arasında ne kadar sorun varsa, Savaş ile Nazlı arasında her şey bir o kadar dört dörtlüktü. Hatta iş öyle bir boyuta geldi ki, bir ömürlük ilişki ortaya çıkıverdi... Savaş'ın istediği zaman nasıl da romantik bir erkek olabildiğini gördük. Nazlı'nın ise o atarlı hallerinin, aşkla atan kalbinin etkisiyle nasıl da yumuşadığına tanık olduk... 


Savaş'ın annesinden yadigar kalan tek şeyi, hiç düşünmeden Nazlı'ya vermesi çok şık bir hareket. Aşkını dile getiriş şekli de... Nazlı'nın bundan sonra Melisa'yı kesinlikle dert etmemesi gerekir. O yine bin bir pisliğin altına imza atacaktır ama Savaş'ı elde edebilmesi milyarda bir ihtimal bile değil...


Nazlı ile Savaş'ın mücadelesi daha çok, hayat noktasında olacak bundan sonra. Mertoğlu ailesinin tüm imkanları, hatta mal varlığından vazgeçen olarak Savaş'ı pek de kolay günler beklemiyor. Fikrinden cayacağını pek sanmadığımdan, onunla birlikte Nazlı'nın da mücadele vermesi şart. Bakalım, aşklarıyla yoğurulmuş mücadeleleri nasıl olacak...


İnci'nin geçtiğimiz bölümün sonunda kafayı çekip de, yatağının altında sakladığı 'Türkan' resmiyle sergilediği şov inanılmazdı. Hani "yürek yemiş" derler ya, tam da o hesap. Bu bölüm ise pişman oluşunu gördük. Ama pişmanlığını dile getirirken, suyu daha da bulandırdığı gerçeğiyle karşı karşıyaydık... Resmin yapıldığı tarihte Haluk'un da orada olduğunu öğrenmesiyle Güneş'in aklı bir karıştı. Üzerine de Rana öğrendiği takıntıyla ilgili kafasını daha çok karıştırınca, Haluk'un konteynırının yolunu tutmasından doğal bir şey yoktu. Tabi Haluk bu, kulağına kesinlikle bir şeyler çalınmış ve orayı boşaltmıştır...


Geçtiğimiz bölüm yorumlarımda Levent'in yaptırdığı DNA testinin sonucunu Ali ne kadar geç öğrenecekse, Haluk'un da o kadar erken öğreneceğini düşündüğümü dile getirmiştim. Nitekim öyle oldu. Lâkin, düşündüğüm gibi Levent değil de itirafı yapan Sevilay'dı... Onun itirazlarına karşı gelemeyerek ortaya bir yem atıp susan Levent, Haluk'un kafasının nasıl dümenler çevirdiğinden haberi yok sanırım. Sevilay'ın karşısına dikilip iki kuşkulu, üç kızgın bakınca kadın patır patır öğrendi sanıp döküldü. Ali'nin öz oğlu olmadığını öğrendiğinde de baya yıkıldı. Bundan sonra ideal bir baba figürü olarak göreceğiz gibi onu. Gerçekten garip olur. İnsan elindekinin kıymetini kaybedince anlar diye boşa dememişler neticede...


Ve yine neticede, Selin ve Nazlı onun öz çocukları olabilir. Bu teze de biraz olsun yaklaştık. Güneş'in hayallerinde gördüğümüz o tecavüz anının öncesine, bu sefer Haluk'un hayâllerinde gittik ve o sırada onun da orada olduğu kanıtlandı. Şimdi iş, yaptığı tecavüzün ortaya çıkması. O defter nasıl aralanır bilmiyorum ama ortaya çıktığında kesin kez kıyamet kopacaktır. Beklemedeyiz...

Beklenen Kral

1 yorum :

  1. Kralcmm uzun bir aradan sonra yorumlarını okuyabilmek çok güzel .Bu dizilerin çoğunu izlemem ama senin resim ve yazılarn diziye izleyici çekiyor bence başta ben yani .Geçen yıl tesadüfen seni fark ettim iyikide farketmişim :-) Bu arada sürekli yakışıklılar felan diye başını şişiriyorum çapkın birisi değilim çok şükür bi sevdiğim var sapık felan değilim bunuda söyleyimde .Kalemine sağlık iyiki varsın .Elçin :-)

    YanıtlaSil