Güneşin Kızları: Bedel ödeme vakti şimdi kimde?.. - Beklenen Kral

28 Şubat 2016 Pazar

Güneşin Kızları: Bedel ödeme vakti şimdi kimde?..


Yıllarca gerçek bildiklerinin farklı, onun üzerinden edindiğin kinin, nefretin ve dinmez acının bir çırpıda dindiğini düşün. Sonra o kinin, nefretin ve acının yeni gerçekle birlikte, çok büyük bir aşkla sevdiğin, hatta uğruna yaşadığın şehri değiştirdiğin adama aktığını... Hangisine üzülürsün; ziyan olan aşkına mı, yoksa o adamın senin artık düşmanın olduğuna mı?..

36. Bölüm


Güneş'in üzülmesi gereken konular bununla da sınırlı değil. Hayatının -yeniden- tümden değişmesine sebep olacak bu gerçek yüzünden o kadar çok şey yaşamış ki, şimdi ne yapsa, ne dese yeri. Bu saatten sonra Haluk'la birlikte olabilmesi imkansızken, onun barışma mücadelesinde yaşanacaklar da önemli. Kendini affettirmek için adam dağa kaldırttı Güneş'i. Bundan daha öte bir ruh bozukluğu olabilir mi? Her sıkıştığı zaman olduğu gibi tekrar hastalığını, yaşadıklarını bu tecavüzün merkezine koydu ama ruhsal durumu her şeye kılıf olabilecek durumdan çıkalı çok oldu. Haluk suçlu ve ne yaparsa yapsın affedilmeyi kesinlikle hak etmiyor.


Tabi hâl böyle olunca, dizi sanki finale yürüyor gibi bir his oluşmuyor da değil içimde. Tüm gerçekler tek tek ortaya çıkıyor. Güneş-Haluk ilişkisi tamiri olmayacak bir kırılma yaşadı ve bunun üzerine eklenebilecek şey çok az. Hikâye dallanıp budaklanmaya çok açık, bu bir gerçek ama yine de bu kuşku önemli bir yer edindi bölüm bittiğinde bende... Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim Alilerin telefonu çekmezken, Haluk'un ki nasıl çekti? Yoksa onlarınki EzikCell iken, Haluk'un ki LiderCell olarak ormana da mı baz istasyonu dikmişti?.. 


Evrim Alasya şahane bir performans ortaya koymuş ve bize Güneş'in acısını resmen sonuna kadar hissettirdi. Oynamayıp, yaşadığı o kadar belliydi ki yüzü gözü dahi şişmişti. Emeklerine sağlık demeden geçemeyeceğim... 


Bakalım Güneş'e çarpan kimdi? Arabada sarı saçlı birisi var ama bu direkt Sevilay mı, yoksa onun yaptığı düşünülsün derdinde olan peruk takmış başka birisi mi göreceğiz. Sevilay arabada olup, başkasının sürmüş olabileceğini düşünenler de yok değil. Yani bir sürü teori var ama hangisi gerçek şimdilik muâllak. Yeni bölüm fragmanında hissettirilen ölüme dair hiç konuşmayacağım bile. İhtimal vermiyorum pek...


Bu bölümün dinamikleri üçe bölünmüştü. Bir diğer cephedeki Selin'in kritik durumu ise vurucu noktalardan birisiydi. Haluk'un -başına kötü şeyler geleceği garanti- adamı sayesinde yaptıkları kazadan ölümle burun buruna gelerek çıkan Selin'in yaşadıkları, aslında bizi Ali ve Selin aşkına biraz daha bağladı; inandırdı. Birbirlerine ilk ne zaman aşık olduklarını itiraf etmeler. "Senin için ölürüm" demeler. Ali'nin aşkı istediği için söylediği şarkı derken; hiç de romantik olmayan sahnelerde aşkın içerisine hapsolmuş bulduk kendimizi. Ve belirtmeliyim ki, bu sahneler çok gerçekçi çekilmişti. Özellikle Selin'in yaşadığı acı çok net hissediliyordu.


Lâkin aynı şeyleri hastane çekimleri için söyleyemeyeceğim. Selin'in son anda kafasını sağa atıp bayılması sonrası, o ana yakışır biraz daha gerilim yaşatılabilirdi. Belki bu kadar dram fazla olur dendi bilemiyorum ama özellikle Ali'nin hastanede o çırpınışını, dev oyunculuğunu bir kez daha görmek isterdim... 


Uzun zamandır beklenen bir mesele vardı. Bölümün üçüncü dinamiği aynı zamanda kendisi... Daha önce de çok dudak dudağa geldiler ama hiçbirisi bu kadar anlamlı ve etkileyici olmamıştı. Evet, Savaş ve Nazlı ikilisinin yağmur altı öpüşmesinden bahsediyorum. Yaşadıkları onca ayrılıklar, kırgınlıklar derken; sonunda yeniden bir aradalar. Melisa sebebiyle en başından beri yaşamadıkları kalmadı. Karakterin bitmek tükenmek bilmez inadı sebebiyle olan hep Nazlı'nın aşkına oldu. Çünkü Savaş her seferinde Melisa'nın tarafında duruyor ve saçmalıyordu. Ama artık o da buna dur demenin zamanının geldiğini düşünecek olmalı ki, Amerika yolculuğunda Melisa'yı yalnız bırakıp Nazlı'ya koştu. 


Güzel, şimdiye kadar ki en gerçekçi öpüşmeleriydi ve özellikle de Burcu Özberk'in artık kıpkırmızı olmuş parmaklarından ne kadar üşüdükleri, zorlandıkları da anlaşılıyordu. SavNaz fandomun isteğini yere getirmek için ne kadar emek sarf ettikleri ortada. Yalnız bana dört saat süren çekimler boyunca öpüşmediklerini söylesin biri; gerçekten ayıbbb yani...


Şu zamana kadar ki en etkilendiğim iki üç bölümden birisiydi. Su gibi aktı ve nasıl sonuna geldik hiç anlamadım. Umarım reytinglerde de karşılığını almayı başarır... 

Bakalım, Haluk'un karşısındaki düşman sayısı daha ne kadar artacak?..

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder